WordPress’e hoş geldiniz. Bu sizin ilk yazınız. Bu yazıyı düzenleyin ya da silin. Sonra yazmaya başlayın!
Kategori: Genel
-
bi tık bitik tamamen bunalmış veya aşağıda ve geride
işportaya başladıktan sonra geçenlerde…
ve 15 aylık tamamen ölülükten ve belkide 5 yıldır ortalıkta pek olmadıktan, olamadıktan ve dahası 2018 23 ocak gecesinden sonra, 2 ocak 2024 tarihine kadar bir fabrika içine çalışmak için girmedikten sonra..dahası 2018’deki o fabrikadan tazminat hakkım için atılası imzaları atmaya gittiğim o mart ayı, bir daha fabrikaya girmeyeceğim sözünü kendime verip tam 6 sene bunun için deli gibi hem sokakta hem de net aleminde direnip, bir çok iş kurma denemesi ile, zaten var olan borcuma borç katıp, üzerine tüm motivasyonunu ve dahası dirençini kaybettikten sonra..torbacı bile olabilecek kadar çıkmaza düşüp intiharlardan dönüp, bir fabrikaya giriyorsun.. yıl 2024 ocağın 2’si.. ve zaman içinde ölüş moduna geçiyorsun (uçuş modunun ruhani versiyonu)zamanla 2025 yılı başı kendine gelip, sonra havaların düzelmesi ile işportaya da başlıyor, arkidişlere de görüşüyor, 4bin liraya yakın paraya kıyıp geri dönüşü olmayacağını bile bile, zine basıyorsun..eylemler de var ülkede sonucundan pek umutlu olmasan da.. dünyadakilerinden var umudun, hatta eminsin hep emin oldun, gördün, görüyordun, dünya değişecekti sadece zamanı vardı ve bu zaman azaldı. taş çatlasın 10 yıl kalmıştı ve çok büyük acılar da çekilecekti..elinden geleni yapacak ve bu çorbada ne olunabiliyorsa, ne olabiliyorsan o olacaktın, gerekirse bunun için ölmüş biri..gel gelelim şimdi, bir cumartesi akşamı fabrikada, çevreden gelen sesler maç muhabbetleri izlenen maç ile birlikte akarken, ve daha başka pek de hoş olmayan sohbetler, sigarana abanmak için kaçabileceğin başka bir alan yokken, ve izin alsan veya aniden sikerim işini deyip çıksan eve gitmek için; evine olan mesafesi, servisin çıkış saati olan 23:00’da binerek varabileceğin zamanı da aşıcak bir uzaklıkta olan fabrikada…benim burada ne işim var diyorsun..dün yeğene sordum evde biran var mı.. varmış içtim..bugün de abime giderim çıkışta alır içerim. ve abimin dükkanda da iki tane yuvarlarım..“üstümde yük olduğundan içmemek bi saçmalık” costove derdimle dertlenecek kimseyi göremiyorum bu karanlıkta..burada anlattığım derdimle değil.. 25 yıldır mücadele ettiğim derdimle....zihnimin içi çok karanlık.. biri ışıkları yakabilir mi?bubi tuzaklarıma takılıp beni sakat bırakmayacak biri?eskisi gibi genç enerjik ve neşeli olmasam dadönülebilir mi o zamanlara?ve artık siktiminin infoshop’unu siktiminin izmir’inde kurabilir miyiz? siktiminin diğer projeleri tekrar start alabilir mi? siktiminin broşürünü kimse okumuyor mu “peace révolte rabia” aşkına?restart için hiç heveslenme deniyorsa..teenage zamanlarımdan kalma ve hala üstüme olan The Prodigy sweet’imi giyipfirestarter da olabilirim tek başıma..sadece, kitsch bir sessizlikle karşılaşacağımı bildiğim sorularıbu karanlıkta sorma ihtiyacı hissediyorum..sorabilirim öyle değil mi?hepsi bu..dünya değişecek, isteseniz de istemeseniz de değiştireceğiz, uluslarüstü (arası değil) bir alanda her yerde, yerden yabanotu gibi çıkan varlıklar sayesinde.. sürekli olarak hakikatın arkına (farkına değil) varıp dönüşenlerle büyüyerek..gerçek izafidir hakikat tek.bunu bir görsel ile açıklamıştım vakti zamanında.. üç boyutlu algı dünyasında sana gerçek gelenle, yani kutunun içi ya da çehresi ya da dışından gördüğünün ile bir ya da bir kaç boyut üzerinden görülebileni arasındaki fark?do you under starlit me?sadece ve sadeceyerelde bunu sağlayabilecek bir ivmenin yakalanıp yakalanamayacağı ihtimali benimkisi..yoksa ben zaten 14 yaşımdan beri bunun mücadelesini tek de olsam veriyorum nigga..burası çok karanlıkbeyaz bir karanlık bubirileri karanlığımızı söndürebilir mi?dünyayı ateşe verme riskini göz ardı ederek.26.nisan.2025 – 2037zackEVA -
slogan yürüyüş forum ve doğrudan eylem
izmir’de ve belki de tüm türkiyede tırt ve asıl kötü olan, gerçekten bir şeyler yapmaya çalışan bireylerin özellikle belirtmek isterimki bireylerin, (tek başına ya da bir azınlıkla hiç bir şey yapmaya cesareti olmayan ama çoğunluk olunca slogan atıp evlere dağılan değil) yalnız bırakılması ve üstüne bu bireylerin bir araya gelmeme inadı.. ben izmir’de eylem haberi takip etmiyorum artık.. gece itibari ile kararım bu..
sokaktayım. daima olduğu gibi. yapmaya çalıştığım şeyin (en başta tek başıma, sonra bir kaç kişi ile, bir dönem çok iyi organize olan kalabalık bir grupla ve sonra yine bir kaç kişi ile ve şimdi en baştaki gibi tek başıma) yönü hedefi krokisi başı sonu ortası duruşu haritası taslağı belli ve bi yolum var.. bi çok kişi ve grupla bir araya gelme çabalarımdan da yıldım, gezi süreci yılmıştım, son bir ayda pes ettirdiler.. ve yoruldum. ve bıktım.. bu dayanışmayacağım ya da bir araya gelmeyeceğim veya davetlere ya da yapmaya çalıştığım(ımız) şeye destek olmak isteyenlere kapalı olduğum anlamına gelmiyor tabii ama, çoğu zaman görünen köy kılavuz istemediği gibi fareli köyün sahte kavalcılarına da kanmamak gerekiyor (örn: tkp, chp, bar anarşistleri, vs vs) “görünen köyün kavalcıları” ile yürümek lazım.. metaforlarım kapalı bu noktada ama metinlerde açmıştım geçmişte..
günaydın bu arada.. 🕊
-
önemli duyuru-işporta hakkında
ÖNEMLİ DUYURU: yarın işporta.. sadece takas geçerli yarına özel ve illa benimle değil, gelenler de kendi arasında takas yapabilir.. ben de kitap ve zine var. aynı yer alsancak kilise sokağı (zabıta’nın sonradan kendilerine prefabrikö mekan kurduğu ve ösym sokağı diye geçen yer ancak oranın adı mamutlardan önce kilise sokağı idi ki bize göre Korku Parkı İstasyonu adı. alsancak iskelesinden çıkınca tam karşı sokak)iletişim için şimdiden pas atabilir gelmek isteyen, gsm de verilebilir ancak whatsapp yok signal varve e-posta: girdap@riseup.net /sosyal medya dm’lerini bazen geç görebiliyorum ama yarına kadar özellikle bakarım bildirimleri açıp, gelmek isteyenler için.saat: 17:00’da sokakta olur, 17:30’da engeç, tezgahı açmaya başlarım. yer değişikliği ya da hiç olmadı çay çimlerde oturma bir yerde çay içme vs vs dahil, tezgaha dokunulmazsa da tezgah açık kalmak kaydı ile:17″00-23″00arası diyelim..edit 2: ben evden termus getiriyorum bu arada, her tezgah açtığımda.. senelerdir.. siz de böyle yaparsanız herhangi bir yerde de parayı dolaşıma sokmamış olursunuz o gün böylecenot:zabıta gene kanca takarsa ki takıcak.. iskele’nin kilise sokağına doğru yürüyüş tarafı ile, sahildeki yürüyüş yolu kesişiminin yakınına, çok az çapraza çimlere açıp denicem.. olmadı bi çay may içerük..peace love révolte rabia**ispanyolca öfke demektir, rabia ve bu anlamı ile kullanmaktayım#sokak #işporta #izmir #alsancak #takas -
pek yakın çok uzak
üç vakte beş ışık yılına kadar bura kalmak üzere unthatow nokta net adresine geçiyorum..
unpzcrew blog ise zemtgala nokta xyz adresine.. bilginiz ola..gardımı da alam kafa düzenlere: ışık yılı mesafe ölçü birimi evet efenim çakıyoruz biraz uzay zamandan.. ve hatta sadece kuantum paralel verenler vs değil.. ne dedik mamutlardan önce yazdığımız bir metinde:“paralel verenlerin adını, simetrik ve asimetrik verenler olarak değişecek ya.üzerine bir kaç galaksi daha vericez kabul edersiniz” ZEMt Galaxyz’Zzz madde ötesine geçiş teknolojileri başkansız birimi.. -
baş gargamel (#yorumlurepost)
baş gargamel
repost önsezi: receblerine yazdığım şiirlerden biri daha (2008) gerçi yazdıklarıma hep “şiir değil bu” dendiği için evet, “şiir değil bu” türündeki bestem için, şiir değil bu türündeki, baş gargamel’e attığım tühtühlerimden (çocuk oyunu bu tühtüh) biri için kaydırın gitsin aşağı okurken ekranı da..
kaydıraklarımızı kurup kayalım parklarda çocukken olduğu gibi.. o da bir eylem biçimi olabilir. 40 yaşına gelmişsin sen çocuk musun diyecekler. çocuğum ulan.. çocukluğumu hiç kaybetmedim ben! siz nerede düşürdüyseniz gidip bulup tutup elinden getirelim, çaldılarsa sizden çocukluğunuzu (ki bu da mümkün benim de 20-30’lu yaşlarımı fabrikalar çaldı, hala çalıyorlar) çocukluğunuzu çaldılarsa gidip alalım ellerinden zorla, döve döve, gerekirse, ağzını burnunu kırıp çalanların, ayaklarını gıdıklayıp saçlarını çekerek, vermiyorlarsa çocukluğunuzu.. şiddete karşıysanız eylem biçiminde, benden uzaksınız, kusurakalma..
Baş Gargamel
odada volta atıyorum şimdi
bir ileri bir geri
bir geri bir ileri
ne yapacağını bilmez bir şekilde
ve hiç bir şey yapamayacağının bilincinde
senin için uygun görülen asgari ücretle
sorun;
çalışmak zorunda olmak
ve yine de paranın yetmemesi
günde ortalama on iki saat
hafta da beş gün
bazen altı
ve bazen gündüz bazen gece giderek işe
ve her geçen gün biraz daha bıkarak
ve bırakamayacağını bildiğin halde
istifayı düşünmek servisi beklerken
sabahın dördünde
beş iş başı için
kimse yokken dışarıda
herkes uyurken
sinek kaydı yanaklar
yarı uykulu gözler
aç karnına üçüncü sigarayı içerken
ve on beş saat sonra evdeyim derken
beş iş başı
on sekiz paydos
on dokuz ev
bedenen bitik
ruhen bitik
tahammül sınırın çoktan patlamışken
yama dolu ruhunla
soğuktan titreyerek
maaşı hesap ederek
faturaları ve kirayı
ve biriken bakkalı
ve hiçbir şeye ilaç olmayan zamanı
nereye kadar derken
hiçbir yere gitmediğini biliyorken
yerinde bile sayamayıp
aynı odada
aynı tempoda
dakikalarca attığın volta
bir ileri bir geri
bir geri bir ileri
odamdayım şimdi
duvarlarımla baş başa
kesilmeyi bekleyen yüzlerce gazete sayfası
ve yapıştırılmayı bekleyen kolajlar ile
bir sigara sarıp
bir boklar yazıyorum
siz ne derseniz deyin adına
şiir ya da değil
ya da ölümün son hecesi
umurumda bile değil hiçbir şey diyorum
umurumda oysa
uçup giden günler
kayıp giden zaman
ve her geçen gün biraz daha
ayak uydurmakta zorlanan ruhum
hayatta kalma mücadelesi
bir şekilde kalırsın hayatta
iyi veya kötü
günleri yaşarsın
çalışarak ya da dilenerek
direnmekten vazgeçerek patronlara
sorun yaşam şartların değildir oysa
sorun
seninle birlikte yaşamaya çalışan insanların
çalışmana muhtaç olmasıdır
ve öyle ya da böyle
bir vefa borcun vardır onlara
yetmişindeki babana mesela
ve karışıp gitmeden o toprağa
balkondayım şimdi moruk
gecenin bir yarısı
elimde yazmayan bir kalemle
harflerin izini bırakıyorum kâğıtta
bir sigara daha yakıyorum
ve biliyorum yaşamanın
yazmaktan daha zor olduğunu
bir cümle için iki saat düşünerek
best-seller olan adamlara
yazmanın daha zor geldiğini de biliyorum
ve odada volta atıyorum işte
bir ileri bir geri
bir geri bir ileri
sonra duvarlara bakıyorum
sanki bir şey delip içeri girecekmiş gibi
kahrolası atlar
her geçen gün daha kötü koşarken
kuponlar peş peşe yatarken
ve tat almazken artık aşka dair cümlelerden
ağzına yapışan sigara kokusunu umursamazken
duvarlara bakıyorum
ve bir duvar daha görüyorum arkasında
sonra bir duvar daha
sonra bir duvar daha
ve başımızdaki gargamel
“kriz bizi etkilemez” derken
27 yıldır kriz geçirip
şirinleri göremiyorum
4.aralık.2008
ve bunun yazıldığı günden bugüne bir şey değişmedi, hala geçinemiyor fabrikada çalışıyor zabahın köründe ctesi pazar fark etmez alarma kalkıyor vardiyalı çalışıyor ve dünyanın değişeceğine dair arzumu kaybetmiyor bu çorbaya ne lazımsa o olmaya çabalıyorum. fuck peace i want justice. no peace o justice.
-
# vergilendirilmemiş kazanç kutsaldır #
en son bakkaldan ne zaman sigara aldığımı hatırlamıyorum, epey epey uzun yıllar önceydi. bugünse tütüncüden iki arap kağıdı aldım, biri arkadaşıma, yan tezgah. parasını da istemedim, o da vermeye yeltenmedi zaten, bi liranın hesabı mı olur?oysa bir dal sigaranın hesabı dönmeye başlamış gene twitlerde, her zamda aynı geyik; “bırakıyorum” “sağlığa zararlı” “tütün iççem” tripleri..alkol almazsam temizinden iki paket, alırsam miktara göre 3-4 paket içiyordum eskiden.. şimdi her şey dahil 40 liraya bir ay çıkıyor, sigara içme miktarım hiç azalmadı, nerdeyse 20 yıldır bi gram azalmadı. üstelik iki yıl önce gece öksürüğü dalgasından röntgen çekildim, ciğerler tertemiz, geniz kaynaklı öksürük dedi doktor.. geçti üç güne. onu da, o günlerdeki sevgilimin ısrarına çekildik… 74 yaşıma kadar anlaşmam var halbuki, ölmem. her neyse.sahte içki, yok pardon içkinin sahtesi olmaz, hatta devlet onaylı vergili ve destekli olmayan her şey en gerçektir, ev/el yapımı diyelim, içkiden de ölmedim çok şükür 20 yıldır (ölenler kör olanlar var evet ama biraz dikkat biraz güvenilir kanallar lütfen)sonuç olarak, bugün de her tekel zammı sonrası tezgah önü kulak misafiri olduğum muhabbetlerde gündem, “bırakçam”, “tütüne döncem” “azaltçam” idi.hala mı dönmediniz? gerçekten mi? isyanda mı etmediniz hiç bu duruma? hala mı? herhangi bir olumsuzluğa isyan etmeyi hiç mi içinizden bile geçirmediniz yoksa? kadere isyan dışında?bazıları da tütüne güvenmiyor, bana gelip tekel sigarasının daha sağlıklı olduğunu söyleyen denyoya beş yıl önce üşenmedim şu cam filtrelerden aldım, beş tütünün bıraktığı izi bir tekel sigarası bırakıyordu, eğer korkunuz buysa. üç hafta öksürük balgam, sonrası temiz.. hatta eskisinden daha temiz..daha az vergi vermek için elimden geleni yaptım hayatım boyunca, çünkü üç kuruşa minimal ihtiyaçlar bile karşılanmıyor yavru. yirmi yıldır işporta açarak vergisiz kazanç elde edip, bu esnada ara boşluklarda uzun/kısa vadeli (kış) 30 fabrika gezdim..bu şekilde hiçbir şey değişmeyecek, çünkü bu şekilde yaşayan ve düşünen insanlar olarak azınlığız, bunu biliyorum, ama en azından o sokakta saatlerce oturup, görünür olmak ve dokunmak, temas etmek (fiziksel temastan bahsetmiyorum) ve en azından günde bir kişinin aklını çelerek, ama uzattığım boş beleş fotokopiksel zilzuratlarla ama konuşarak, kendime artı bir ekliyorum… görünmek/dokunmak/temas etmek.bu esnada günde 10 kişiye fanzinin ne olduğunu anlatıp (son beş yıldır fanzin algısını da siktiler ülkede o ayrı) yirmi kişiye adres tarif edip en az üç kişiye sigara sarıp, 100 kadar insanın göz bebeklerinin içini görmeye çalışıyorum, hemen kaçırırlar gözlerini, ayrı..ve inatla, ve ısrarla, izmir’de kendine “anarşist” sıfatını yakıştıranlardan uzak duruyorum (bir kaç istisna hariç)çünkü kendi aranda kuram tartışmak, kendin gibi insanların takıldığı mekanlarda çene çalmak, ve barlara sıkışıp kalıp, içip sızıp sonra ertesi gün aynı döngüye hapsolmak, sizin de muhalif olduğunuz kesimden bir farkınız olmadığını gösteriyor bana..not: kendimi dillendirmek değildi maksatım.. bana son iki yıldır bok gibi giden çoğu zaman siftahsız eve döndüğüm tezgahı niye hala açık tuttuğum ya da takıya vs dönmediğim soruldu dün, yakın bir arkadaşımın yakın bir arkadaşı tarafından… “inat mı hobi mi heves mi vs vs”, ya da bir diğer her gün sinyal ile kimyasal peşinde koşan elemanın çarşamba sorduğu soru gibi “zengin piçi misin?”değilim, fakirem ben sizin kıstaslarınıza göre. benimse parayla hayatım boyu işim olmadı. param da hayatım boyunca pek olmadı.. ama hayatım zengin geçti hiç olmazsa..el cevap budur. uzun oldu. mazur görün..takı da yaptım bu arada 2001-2003 arası biliyorum yani işi. karşı da değilim, yan tezgahta gördüğüm en iyi hand made takıcı dostum varken bana düşmez o. he bu arada artık adres sorandan bir lira, “bunlar ne” diyene fanzinin ne olduğunu anlatmak 50 kuruş, adres sorup anlamayıp üç kere tekrar ettirenden 3 lira, gelip akıl verenden de 180 km hız alıcam – kaçmak için.. : ))—“on changera le monde que vous le vouliez ou non”“istesiniz de istemeseniz de dünyayı değiştiricez” Keny Arkanabugüne güncel not: 4nisan20254 ağustos 2019’da yazmışım bunu. bir süredir uzun bir süredir alkolü de bıraktım. yılda maksimum 4-5 güne tekabül eden zamanda, yani iki üç ayda bir, bir bira belki.. son beş yıldır.. en güzeli.. berrak zihin, uyuşmamış beden ve kafa..bir kutsalım yok bu arada, tehlikeli bir kelime o, sistemin güzel bir oyunu,
arapça kökenine bakalım: “Köken: Arapça: ق د س (k-d-s)
Anlam Kökü , Dokunulmaz, Temiz, Arınmış, Yücelik, tanrısal olarak yükseltilmiş, dünyevi olmayan.
arapça Kuds kökenine osmanlı zamanı sal eki eklenerek oluşturulmuştur, arapça mukaddes kelimesi halk arasında osmanlı zamanlı kutsal kellimesi olarak yaygınlaşmıştır. -
ehonomi çok eyii nöroergonomi çok kötü
ehonomi çok eyii nöroergonomi çok kötü
nasıl bir ek iş yapsak, bahis de bu hafta ne oynasak da 100-200 liraya 3-5 bin gelir mi diye deneyip yutulsak derdinde çalıştığım fabrikanın asgari ücret alan benim de dahil olduğum taşeron kısmı. daha zamlı maaşı bir kez aldık sadece. şimdiden yetmeyen.. ama isyanı HAK getire.. pardon, göklerden gelen karar ile isyan da yasaklanmıştır kesin.. tarihsel uydurma bedava her din ve millet işlerinde..geçinebilmek için günde 8 saat 6 gün vardiyalı çalıştığı halde buna ek bir bazılarınınsa iki iş yaptığı tanıdıklarım var ve toplamda 3 işte çalışıp günde 4 saat uyuyup çocuğunu göremeyen insanın fıkrasını anlatmamı ister misiniz? fıkra dedim çünkü, bunlar umrunda olmayan o tepetaklak gelesi yakın olan ve fakat tepemizde olduklarını zannettiğiniz halbuki kendileri de birer kukla olan iktidar veya muhalefet aktörlerine fıkra gelebilir, bugüne kadar yazdığım ve bundan sonra yazacağım, yaşadığım ve yaşayacağım, yaşadığımız ve yaşayacağımız her şey.. ama onlara da yaşatacaklarımız var elbet.. helalleşmeden üstelik. hakkımız helal değil, ve bu söz konusu falan da edilemez hatta.yine aynı fabrikada sendikalılar ise, hisse altın bitcoin ev araba alım satım, bahisde at yarışında çok çok çok yüklü kupon yapma peşinde..yıllık ortalama maaşlarda, onların yan hakları ve ikramiyelerini baz alınca sendikalılarla aramızda minimum (en düşük olan kesimi) 4 kat varken, ki bu fark 7-8-9 katına çıkabiliyor kıdemlileri ile.. dahası, sendikalıların mesaileri 3, duruma göre gece vardiyasında ise fazlasıyla katlanırken, bizimki pazar ve bayram dahil gece gündüz fark etmeksizin 1,5 ile çarpılırken. onlar gece vardiyasına sağlam prim alırken bizde günün her saati, ücret aynı iken. sendikalıların aldıkları hastalık raporlarında devletin kestiği iki günü şirket öderken. bizim ise 3 gün alırsak 2 gününe devlet el koyarken.. üstelik o vereceği bir günü de, çalışsam alacağım günlük net ücretimden daha da az veren devlet… e daha sayayım mı sabaha mı bırakacaksınız? karpuz da sever misiniz?ve şirket elinden gelse herkesi taşeron çalışan yapmaya çalışırken, sendikalı olmayan ama kadrolu (taşeron değil) bir temizlik çalışanı sendikaya üye olunca, şirket ve sendika anlaşıp, çalışanı sendikadan çıkartırken.. ancak aramızda kadrolu ve dahası sendikalı olup bizden dört kat fazla maaş alan ve her türlü yan haktan da yararlanan “hoca” lakaplı selam sabah vermediğim, ağız yoklayan ispyoncu patroncu bir temizlik çalışanı da varken, yani aynı işi yapmamıza rağmen dört katı mangır ve bir dolu yan hakkı olurken hocanın..ve bizim sendikalı olmamız imkansız iken ki bu da başka bir yazının konusu olsun sayın her şeyi çok bilen ve hayatında bir gün olsun fabrikadan içeri adım atmamış olduğu halde fabrika işçileri adına konuşup duran televizyonlara çıkan ve sürekli işçi hakları hakkında yazıp duran solcu olup bu işten para kazanan ve herhangi bir doğrudan eylemde pratiği olmayan enteDÜNtel yazar akademisyen zanatçı caNbazlarhangi sendikal mücadeleden hangi işçi haklarından hangi adalet ve kalkınmadan hangi cumhuriyet ve halktan hangi demokrasi ve eşitlikten hangi milliyetin hareketinden hangi dinin refah ve saadetinden hangi davanın hürlüğünden hangi işçinin ergonomisinden bahsediyor birileri? ben cahilem babol, fakirem, okumaya da gücüm yetmedi.. bilmem yani.. soruyorum sadece.. öğrenmek için.. başka bir kötü amacım yoktur.. uluslarası örgütlü ve bağımsız isyan çorbasında tuz karabiber salça odun kazan.. balta molotof c4 kanas meşale flama çakmak maske sprey kağıt kalem mürekkep toner kartuş uhu makas neşter video müzik resim kolaj yazı ses göz kulak his olmak dışında..son bir kaç sorum daha olacak birilerinin baş örtmenlerine ve bir diğerlerinin allahlarının halifesine.. (bu arada taoizmle islamı sentezleyen kendimce bir inancım var ve politik anlamda anarşiye de, tao allah yehova ya da hangi dilde ne ise o “her şeyi kaplayan ve hiçbir şey olan” tek varlığa bağlığım ilkokuldan beri gelmekte.. herhangi bir şeyin çisi çusu şucusu bucusu herhangi bir ideolojinin savunucusu olmadım asla ve anarşizm diye bir kelime de kullanmadım, çünkü anarşi bir oluş hali bir yaşam rutni bir hayat düsturu ve doğanın ruhu ve kosmosun şuurudur en yalınlığıyla.) sorularıma gelince at tırnaklarına:komşusu tokken aç yatmak mı? vekilleri olan hükümettekilerinin vergilerinizle, düzenbaz ihaleleri ile ve durmadan para basmaları ile zenginleşirken; vergilendirilmiş kazancın kutsal olduğuna inanmak mı? patronların senin emeğinle zenginleşirken iş ahlakı mı? pardon ama bu para işleri hangi din ve millet bakanlığına bağlı oluyor? merak işte.. fakir ve cahilem ben, dedim ya. okumam yok, yazmam var sadece… türkçeyi okuyamıyor ve kekeleyerek konuşuyorum, duyduğumu anlamada sıkıntım yok ama.. cevapları bekliyorum. dedim ya, okumam yok benim, sadece yazabiliyorum.. c4 seviyesinde hem de.. yersen..sinirlerime sakin olmama gerek yok sayın psikiyatrim, ilaçlarımı artırıp dayadınız yazdan beri kan tahlillerim düşük çıkıyor diye, iki ay önce.. ilacım var evet, sağolsun sigortalı çalışan olarak üste baya para ödesem de alabiliyorum hala onları.. relax stella relax.. çözüyor her şeyi ben.. ben çözünmesem de 6 yaşımdan beri.. mışıl mışıl uyuyorum ben… güneş batıdan doğunca uyandırın beni, tövbe etmeye ihtiyaç duymuyorum öncesinde.. isyanın hak olduğuna inanan ve, tao ile islam’ı sentezleyen katli vacip bir zındıkım gözünüzde biliyorum..çav belladonna..* “ehonomi çok eyii: otonom piyade/saian – varyate isimli parçadan alıntı. “İstemesen de kalkacak kazan / Otonom lobotomikal lirik yazıp azan / Gazetede sürmanşet yalan / ‘Ehonomi çok eyii, Alman’lar kıskandı’ falan”** nöroergomomi: ergonomi ve sinirbilimi birleştiren bilim dalı. ergomomi ise; insanın fiziksel ve psikolojik özelliklerini inceleyerek insanın makine ve çevre ile olan uyumunu doğal ve teknik olarak araştırma ve geliştirme çalışmaları topluluğudur. yunancada ergo iş, nomos ise yasa anlamına gelmektedir. (kaynak; wiki)*** stella: yazmaya başladığımdan beri hiç konuşmayan karakterimdir. hep aynı şekilde anarım kendisini: “relax stella relax” diye. psikiyatrist olur kendileri. bi sürü sabit karakterim var bilen bilir. onlar karakter de değil zati. hayaletlerim..hayal edin.. her şeyi riske atarak o hayalin uçurumundan zıplayın.. bencilce, kendinizi kurtarmaya yönelik veya bu hayatın içi boş keyfi hazlarına yönelik değilse düşleriniz, özgürlük aşk ve isyan için ise, uçarsanız bile düşmek yerine..27şubat25 1645(olaylar başlamadan çoğ önce yazmıştım..bloga ekleyip paylaşayım bare dedim.) -
tükürük (CSNS Yayımları – 2020 – ocak)
bastığım son zine bu. sonrası malum. var bişiler de gerek duymuyorum. bunu buraya koyasım geldi. hepsi bu.. öfkeye dair ve neden her şeyi (geleceğimiz ve hayatımız dahil) riske atıp isyan etmemiz, dünyayı değiştirmek için mücadele etmemiz gerektiğine dair bir zine. ben hayatım boyunca böyle yaşadım, kendime ihanet etmedim hiç olmazsa. güzel bir gelecek düşü ve kendini kurtarma mavrası adına.. fazla konuşmayayım..
tamamı el işi el yazısıdır efenim..
iyi istiraatler, servisten bunu demeden ineni dövüyorlarmış venüsün bir çorbanize SANAiyi çölgesinde..
hem online okumalık hem indirmelik: link (dropbox)
online okumalık: link (calameo)
ve kapak.. ve reklamlar ve hava durumu ve spor haberleri ve dizi. ve toplumun çoğu ne eylemleri umursar ne herhangi başka bir şeyi.. 1000 kişilik fabrikadayım, hem de izmir gibi bir yerde.. iyi bir örneklem gözlem için.. işçi sınıfı sokağa dökülmeden genel grev yapmadan, bir cacık olmaz.. türkiye işçi sınıfı da 100 yıldır zayıf karnesi ile sınıf tekrarı yapar.. nokta. ben de onlardan biriyim.. yine de bu fanzin dursun burada.. ben durmasam da olur..
