Kategori: polidize

  • sabaha 26 kala

    ## sabaha 26 kala. ##
    ön bilgi: Ahmed al-Sharaa, Abu Mohammed al-Golani > Hey’et-i Tahrîrü’ş-Şâm (HTŞ) > AL-Nusra> ed-Devletü’l-İslâmiyye (IŞİD), Al-Qaeda (El-Kaide) (wikipedia yönlendirmesi sadece)

    demeç 1:
    Trump: “Suriye Devlet Başkanı çok sıkı çalışıyor, kendisi çok güçlü ve çetin birisi. Orada dünyanın en tehlikeli teröristlerinden bazıları var ve onları o gözetiyor.”
    demeç 2:
    ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack:

    “Suriye’nin artık DEAŞ Karşıtı Koalisyon’a katılan, Batı’ya yönelen ve terörle mücadelede ABD ile işbirliğini yapan meşru bir hükümeti var. Bu durum, ABD – SDG ortaklığının gerekçesini değiştiriyor. SDG’nin DEAŞ ile mücadelede desteklenen birincil güç olma konumu ortadan kalktı.

    …………………………………………….

    soru: düne kadar ABD ordusu, resmi internet sitelerinde işid’e karşı mücadelede SDG’yi müttefikleri olarak tanımlanıyordu. ne değişti? trump&rte ortaklığı size anlatıyor?

    el cevap:
    el-kaide, işid benzeri örgütleri besleyip büyüten silahlandıran ve kontrol eden güç, mezapotamya’yı yaklaşık yüz yıldır kana bulayan güç, filistini kana bulayan güç, iran’da ki mevcut rejimi sovyetlere karşı tesis edip şimdi indirmek isteyen güç, arap halklarının tamamında diktatörleri önce destekleyip sonra bir kısmını indiren güç, osmanlıyı yıktırıp kemalist rejimi kurdurtan, şimdilerdeyse kemalist rejimi sonlandırıp yeni bir uyduruktan müslüman, türk-sunni  kontrolünde yeni osmanlıcı, kindar bir ümmetçilik ile kapitalist emperyalist AKP rejimini onayan aynı güç, aynı merkez.

    bu merkezin yeni aktörlerinden ve zihniyet ikizlerinden biri olan RTE&AKP ve yandaşları ile öte taraftaki Trump&Netanyahu ortaklığı ve onların paydaşları değil sadece sorumlu.. çok daha tepelerde arayın kuklaların iplerini tutan elleri. o güçler firavunlar zamanı mısırda da, amerika’da da köleyi köleye dövdüren, sanayi sonrası dönemde şef amir köleleri işçi kölelerin başına diken merkezle aynı.

    sistemin tüm çarkları birbiri ile bütünleşik bir şekilde dönüyor sadece yüz elli beş yıl değil belki elli beş bin 26 yıldır, gelişip dönüşerek, güçlenip giderek merkezileşerek. bankacılıktan, haritada çizilen sınırlara, bizi din millet renk cinsiyet ideoloji, sınıf diye kutuplara bölüp, fikirsel olarak çatıştırarak veya kanlı savaşlarda ölüp öldüren biri haline dönüştürerek..

    ve giderek katılaşan yüksek teknolojili gözetleme sistemlerini güvenlik bahanesi ile inşa edip özgürlüğümüzü göz ardı eden; iklim bahanesi ile toprağımıza tarlamıza suyumuza havamıza göz dikerken fabrikaların, maden inşaat şu bu vs firmalarının, yüksek teknoloji şirketlerinin,  doğayı sömürmesini görmezden gelen ve görmemizi istemeyen, pandemi bahanesi ile sağlığımızı hiçe sayıp bir dizi yasakla ve kurallarla yeni bir toplum modeline hazırlayan, aynı güç, aynı merkez.


    komplo teorisi diyenlerin beynini komple ele geçirmişler zaten, onlar düzene hizmet ederken hala sistem karşıtı olarak geçinerek, siktirip gidebilir hayatımdan!!! işporta tezgahıma gelirlerse ben bizzat kovarım, zahmet olmaz.

    …………………………………………….

    öz savunma ve karşı saldırı:
    hüdapar’ın, el-kaidenin, işid’in zihniyet ikizi RTE ve avanesi nezdinde katli vacip bir müslümanım, tao ve islam’ı sentezleyen Allah’a ve anarşi’ye gönül vermiş, bu yüzden onların bağnaz görüşlerine göre mürted bir varlığım; ama her ne olursa olsun onların ve elçilerinin tanrılık ve bekalık iddiasını red ediyor illallah’tan önce “la ilahe” diyorum. ilah yoktur. hele hele insan ilah hiç yoktur. olmamıştır. olmayacaktır. olamayacaklardır. istedikleri kadar devletin bekası desinler. bekalık iddiası şirktir.


    özet ve çağrı:
    dünyanın neresinde olursa olursa, hangi varlığa yapılırsa yapılsın, zulme ve katliama karşı olmayanlarla beraber yeni bir dünyayı kuramayız.

    haksızlık kimden gelirse gelsin, zalim baban da oğlun da kardeşin de eşin de olsa, aynı kara parçasına hapsedilip milliyet diye uydurma bir şey ile ırkdaş olduğun iddia edilen biri de zalim olsa, senin çıkarına gelse de onun zalimliği, bu uğurda ölme öldürülme pahasına karşı olacaksın diye öğrendim ben. o yüzden yerzünün zalimlerine karşı mazlumların yanında durmayan ve “ama” ile başlayan cümleler ile savunmaya geçenlerle beraber saf tutmaya devam edip ortak bir dünya düşü kuramayız.

    ukrayna-rusya savaşındaki masum varlıkların yanında (insandan hayvanına bitkisine yaprağına toprağına suyuna kadar); filistinin yanında; iran halkının yanında; amerika’da ki tüm gerçek amerikan yerli halkları, ve afro-amerikanlar, latinler, göçmenler ile ICE’a karşı olan herkesin yanında; ve rojava’nın yanında;  suriye’de zulme uğrayan tüm varlıkların yanında (insan, hayvan, bitki veya kürt türk, arap, alevi, sunni, durzi, yahudi, hristiyan vs ayırt etmeksizin o bölgedeki tüm grupların yanında;

    durmayanlarla….

    işid tohumlarının zulmüme karşı, herhangi bir varlığın özgürce yaşama hakkını savunmayanla beraber yeni bir dünya kuramayız.


    TRUMP&RTE ortaklığı ile maskelenen çok daha büyük bir projenin karşısında net bir politik tavır takınmayan veya hala hiçbir şey olmuyormuş hala her şey günlük güneşlik denizlik kumsallık ormanlıkmış tatil mevsimindeymişiz gibi dünyada sanıp kendini öyle bir yaşam sürüp, düzenin, sistemin, gezegendeki 26 bin yıldır süren sömürü düzeninin değişmesi için mücadele etmeyenlerle, bu saatten sonra yollarımı ayırma kararı aldım. yeter artık. yeterli yani. hala her şey yolundaymış gibi yaşıyorsanız, yaşayın. ona lafım yok. bir gün sizin özgürlüğünüz için de mücadele ederiz. o ayrı. ama zaman kaybettirip üstüne enerjimizi düşürdüğünüz aşikar.

    izmir’de 14 yaşımdan beri yerel olarak verdiğim mücadelede; fikir ayrılıklarımızı bir kenera itip, ortak paydalarımızda buluşarak, özgürlüğümüzü ve zalimlerin zülmüne karşı herhangi bir varlığın yaşam hakkını ve özgürlüğünü elinden geldiğince savunan gezegenin dört yanında bir dolu kardeşlerimiz olduğunu görüyor duyuyor hiisediyor ve biliyoruz.

    umutsuzluk ve mutsuzluk için zaman yok.

    gecenin en koyu hali sabaha en yakınlaşıldığı andır.

    “depresif insanlarla bel bağlarsak dünyayı değiştiremicez kuzen” arky rabia

    “isteseniz de istemeseniz de dünyayı değiştiricez” arky rabia

    peace love révolte

    ZEM’t Galaxyz’Zzz BolOrdusu
    yatay düzey kumandası zackEVA of UnPz Crew

    *görsel: UnPz Crew broşür 2007 sürümü kapağı.


    28 01 26 0426

    09 08 47

    ….

    ps: 01ocak33-29dokuz54

  • always 1312 all states are killer

    polis 1: kadın bir trafik polisi beni az önce kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçirdi “gel beraber geçelim” deyip arabaları durdurarak. ki ben zaten yürüyüp geçiyordum beklemeden (buca heykel tarafı, işlek bir cadde – hastane dönüşü bunalmışım zaten ki genelde ben arabaları sallamam, arkadaşlarımın azarından da fenalık geldi bu konuda) 

    polis 2: “Caddenin karşısında yürüyordum. 17. Cadde ve Broadway. Polis memurları beni kaldırımda durdurdu ve kimliğimi sordu. İsmim konusunda beni terlettiler. Memurlar ‘Yerini öğrenmelisin’ dediler. Beni kırmızı ışıkta geçmekle suçluyorlardı.

    Beni neden böyle küçük bir suçla suçladıkları konusunda söyleniyor ve tartışıyordum. Ben de bağırmaya devam ettim, bana cezamı vermelerini ve işime devam etmeme izin vermelerini istedim. Sonra bir de baktım ki yüzüm betona gömülmüş, elim kelepçeli, yüzüm kan içinde ve tutuklanmaya direnmekten hapse giriyorum.” 1991-tupac amaru shakur

    dediğim gibi ben bugün zaten karşıya geçiyordum ve kendi kurallarını çiğneyen trafik polisinin kendisi idi, olabilir de.. bana iyilik mi yaptı? bu da olabilir.. ki ben zaten araba maraba sallamam geçerim. geçiyordum da.. benim başımda ilgilim olan bir mercii yok, kırk bin kere dediğim gibi, fanzinlerimde çok daha sert metinler kolajlar var, rahatsız olan kendisinin ilgilisi olarak kabullendiği merciisine şikayet edebilir.. 

    bugünkü mevzuya dönersek; hayatım boyu polislerden bekçilerden zabıtalardan güvenliklerden kısaca “üniFORMALİTE’lilerden kişisel olarak üstelik defalarca gördüğüm muameleri düşününce, bugün başıma gelen telafi etmez yaşadıklarımı, yaşadıklarımızı, yaşattıklarını. sadece bu ülkede değil, dünya çapında, o kurum bağlayasıca kurumların.. ki istifa etmeleri dışında hiçbir şey telafi etmez açıkçası.. istifa etmeleri de hemen telafi etmez.. bi sorgulamak düşünmek izlemek anlamak gerekir sonraki süreçlerini yaşantılarını vs.. 

    bugüne kadar düştüğüm karakollarda yaşadıklarım, iki farklı eski sevgilimi karakola çektinlerindeki yaşattıkları.. (birinde ben sonradan haberdar olup ağzımda sigara ile sorgusuz sualsız dalmıştım içeri kapıdaki zarbolara danışmadan, diğerinde sevgilimi alırlarken kavga edip kendimi de onla beraber aldırmıştım, başka alınmalar da var zaten, çocukluğumun ve ilk gençlik yıllarımın geçtiği kuruçayda çingene mahallesinde yunusların çingene arkadaşlarıma yaptıkları.. say say bitmez gerçi) 

    ha bak afyonda esat abime yaptıkları geldi aklıma da şimdi. daha düşünsem çok çıkar.. 

    ülkede ve bütün dünyada yaptıkları..öldürdükleri, sakat bıraktıkları insanlar.. bir kurum kötü ise, içindeki bazılarını kahramanlaştırıp “ama” diye aklayamazsınız.. behzat diye bir kahraman yaratıp dramatikleştirip, romantikleştiremezsiniz.. 

    bu konuda geçmişte uzun upuzun yazdım. tekrar etmicem. pac’ın ve benim kırmızı ışık maceramı anlatayım derken laf uzadı. üniforma fantezisi güvenliklerde de zabıtalarda da askerlerde de var.. suni bir güç elde edip kendini üstün görme kompleksinin ötesinde, sakatlanmış bir zihniyete yol açıyor bu fantezi. 

    kısaca, şiddeti tekelinde bulundurma hakkı olan devletin meşru şiddet güçlerinden birinin içinde masum kalamazsınız. iyi bir anne baba kardeş arkadaş dost olabilirsiniz ama o üniforma içinde emir kulusunuzdur, müslümansanız da şirk koşuyorsunuzdur. ve tekrar söylemem gerekirse, defalarca ve defalarca, “kul” kelimesi “köle” anlamına gelir ve “osmanlı torunuyuz” diyen şahısların, kendi dedelerini dedelerinin dedelerinin dedelerini osmanlı hanedanı ve padişahlar, kulu olarak kabul ediyordu, osmanlı tebaası, osmanlı hanedanı ve dolayısıyla padişahın kulu yani kölesidir.. kendilerini de allah’ın yer yüzündeki gölgesi olarak görürlerdi. topkapı sarayında bu arap alfabesi ile hala yazar.

     e tabii böyle bir gelenekten gelince, yeni padişamızın her emrini, kulu olarak uygulayanlardan birine “sen allahın kulu değil emir kulusun” diye bağırınca kışın izban alsancak girişinde, devreleri kısa süre yanmış, bi yasağı çiğnemişti..

    oluyo öyle şeyler, çok da şaapmamak, çizgiyi bozup, romantik hezeyanlara gebe kalmamak lazım.

    net tavır. fuck ortayol! 

    ACAB!! all states are killer

    ama elbet bir gün onların içlerinden de bir kısmı rüzgar dönüp, terse akan dip akıntı yüzeyi ele geçirip suyun akış yönünü değiştirince, taraf değiştirecek.. o ayrı mesela, bu yazının konusu değil. 

    peace love révolte rabia

    girdo zackEVA undatoe

    5 6 25 11 39

    her metne sabit dipnot: kelime hatalarından, eksik veya fazla yazılmış harflerden sanchez sorumludur. redaktörüm olur kendisi. gözden kaçırdığı bir şeyler mutlaka vardır. kendisi ile spam@unthatow.xyz adresi üzerinden e-posta yolu ile temas kurabilirsiniz. ancak tdk’yı kılavuz edinenlerin imla hassasiyetleri ve diğer edePiyasal karın ağrılarınız için başvurabileceğiniz bir ilgili mercii yok. aslına bakarsanız benim başımda ilgilim olan bir mercii de yok, Allah ya da diğer adı ile Tao dışında. 14 yaşımdan beri katıldığım edePiyat oyunlarında aldığım ödülleri satarak geçimimi sağladığım yönündeki iftiralara itibar ediniz ama.. hadi çav belladonna!

    ..

  • acab-A

    politik biri olduğunu dillendirip dururdu her yerde, yürüyüşlere katılır, hiçbir etkisi ve sonucu olmayan eylemlerde bulunurdu. çevresindeki insanlara hep gündemden haberler verir, gündemi de yakından takip ederdi. okur okur okurdu. şiddetten uzak durulması gerektiğini, haklı iken haksız duruma düşülebileceğini de ısrarla dillendirirdi katıldığı eylemlerde, en ufak bir kıvılcım çıkma ihtimalini bertaraf edebilmek için.. kendince haklı olabilirdi.. olsun bakalım.

    adı akif idi. ilk adı mehmet ama onu kullanmıyor. ona kalsa akif’i de kullanmayacaktı. babası, sahip olduğu fikirleri ilan için oğluna isim koymakla yetinmiş, oğlu da babasına karşı gelebilmek için elinden ne gelirse yapmıştı. “gomünist oldu bizim oğlan” demekten çekindiği için konu komşuya rıza, -rıza bu arada babası oluyor akif’in- onu üniversitede ilk iş izmir’e göndermişti. “uzak olsun da ne bok yerse yesin gavat” demişti annesine akif’in rıza amca. annesinin adını henüz koymadım bu öyküde ki kısa sürücek bir öykü için öyküye ve söz konusu ailenin hayatına dahil olmayanların ismi ile uğraşmak istemiyorum. yormayın beni.

    okulu bitti akif’in. hiçbir zaman göz altına alınmadı. bir başarı sayılmaz bu. kaçmanın yolunu buldu daima. cesaret timsali değildi. sıvışmayı iyi bildiği de yoktu. daima geri planda kalabilmeyi becerdi sadece. ama hiçbir şeye derman olamayan yürüyüşlerden de geri durmadı.

    sonra sıra kpss sınavına geldi. girdi sınava. memur olmak istemiyordu. arkadaşı ona bir fikir daha verdi. babasının deyimi ile akif’in akıl hocası olan nazım, akif’e “son bir eylem daha yapmaya ne dersin” dedi. “riski yok, anlamayacaklar bile” dedi. bir eylemin neden yapıldığı anlaşılmıyorsa ne önemi var ki diye sormadı elbet akif. dinledi ve uygulamaya koydu.

    sınavda, şıkları, sırayla, a c a b olarak doldurdu. birinci soru a, ikinci soru c, üçüncü soru a, dördüncü soru b, diye giden bir a c a b sırası, son soruya kadar, arada beş ve beşin katlarını boş bırakarak. çıktı sınavdan. sonucunda hiçbir şey olmadı. ne sınavı kontrol eden otomatik sistem, ne de herhangi bir varlık, fark etmedi eylemini. tek sıkıntısı cevap kağıdının fotoğrafını çekememiş olsaydı. kanıtlayamayacaktı bunu.. sosyal medyasını şenlendirmiş ama yinede, bir çok kişi alkış tutmuş ona, beğeni ve yorum yağmış. ne sikime yarayacaksa sonucu olmayan eylemin sosyal medya yankısı.. demedim tabii böyle, beni onunla tanıştıran arkadaşa küfürler sakladım sadece.

    bu arada birkaç gün önce tanıştım akif ile, ballandıra ballandıra anlattı bana eylemini, iki üç ay önce mi ne girmiş. telefonla oynamakta, üst üste sigara içmek de kesmedi onun sesinin zihnimin duvarlarına çarpıp çarpıp duruşunu. zihnimin içindeki ping pong topları bile daha az rahatsız ediciydi.

    “bunun öyküsünü yazar mısın” dedi bana, daha sonra, o muhteşem eyleminin öyküsünü yazmamı istedi. ve onun öyküsünü doğal olarak.

    “olur” dedim, “iki kırmızıya çözeriz. sen biramı al gerisi bende.”

    para karşılığı yazmadığımı anlamış olmalı bu mini öykü ile.. ve kahraman olmak için değil de görünmez bir insan olarak var olmaya çalışırsa, gerçek huzuru bulacağını söylemek isterdim ona. ama sohbet uzamasın istemedim. biralarımı alıp, işim var dedim, ben kaçıyorum moruk. öykün birkaç güne hazır olur.

    annenin adı hatice bu arada. baba ile oğul arasında, sisteme hiçbir negatif etkisi olmayan bu politik inatlaşma savaşından en çok darbe alıp yorulan o idi. ne oğuldan yana oldu ne babadan, sadece kocasının ısrarı ile sandığı gidip yıllarca, pusulayı yırtıp cebine koyup çıktı kapalı perdelerin arkasından.. ta ki bir gün, kocasına da oğluna da posta koyup red ettiği güne kadar sandığa gitmeyi, politik bir bilinç dahi edinmeden, yaşadığı şartlara en saf hali ile ancak bu şekilde isyan ederek.. üşengeçlik değildi sandığa gitmeyişi, kızı rabia ile birlikte.. onları da başka bir gün anlatırım..

    beni akif ile tanıştıran da zaten kız kardeşiydi. bir inatlaşma ya da gösteriş için değil, içgüdüsel bir itki ile politik tavır takınmaya başlayan kardeşi. ne adından rahatsız ne de içinden çıktığı aileden. babasının nefretini daha çok hak ettiği bir gerçek sadece..

    babasına göre, hak ettiği, nefreti, bana göre değil, elbette, hak edişi….

    “keşke reisi dinleyip üç çocuk yapmasaydık, akif de kalsaydık” deyip duruyor rıza abi, en küçük kardeş muhammet ne olacak belirsiz çünkü hala. duaları ezbere okusa da..

    27nisan2022-0700

  • helikonomik class

    ekonomiye kafam pek basmaz ama
    geri zekalılar ordusuna karşı tahammül sınırımı zorluyorum hâlâ
    bir geri zekalı olarak
    burada bir dengesizlik hali görüyorum
    kim aptal bilmiyorum
    kim kandırılıyor
    kim üç kağıtçı
    gerçekleri görmemekte direnen kim
    inatçı olan kim
    ayırt etmekte zorlanıyor gerçeği artık zihnim
    
    muhalefet yapmak bana göre değil
    sadece şu var ki
    aptal yerine konmak
    gerçekten can sıkıcı ve
    aptal yerine konmayı
    hak edenler de var aramızda
    
    ve sayın başbakan
    iki gıdımlık yolu
    helikopterle giderek mi çözeceksiniz ekonomiyi bilmiyorum ama
    550 kişiyi sınır dışı etsek
    ülke zenginleşir diye düşünüyorum
    emekli eski 550’leri aç bırakırız yetmezse
    ama bu şekilde
    iki gıdımlık yolu
    helikopterle katetmek
    pek akıl kârı gelmiyor bana
    izmir’e uçakla gelebilirsiniz
    tamam pekala
    etrafınızdaki korumalarınız da kabul edilebilir diyelim
    ama allahın belası bir semtten
    bir diğer allahın belası semte
    helikopterle gitmek de neyin nesi!
    
    dün gece
    on dokuzda inen uçağınızdan
    yoğun güvenlik önlemleri ile indiniz ve
    siz helikoptere binerken sonra
    ben uçağınızı temizliyordum
    evet bunu yapıyordum ve
    birkaç yıl öncesinde de
    siz allahın belası rize’nin merkezin
    allahın belası ardeşen’e
    helikopterle geldiniz
    ve allahın belası korumalarınızdan
    biri de ben oldum o sırada
    buna mecburdum ama
    askerdim çünkü ve
    silahım bozuk olmasa
    sizi vurabilirdim
    helikopterinizi yere indirebilirdim
    yapmadım
    yapmadım çünkü
    bozuk bir silahım vardı
    ve geçen zaman içinde
    hiçbir şeyin değişmediğini gördüm dün gece
    
    helikopter
    allahın belası helikopterle
    allahın belası bir pistten
    allahın belası bir açılışa gitmek için
    hareket ettiniz
    kalkınma derken
    bunu kast ediyor olmalıydınız
    kalkınma
    helikopterle kalkmak falan
    nerdeyse komünistleri bile
    kendi safınıza çekeceksiniz
    
    ya tek gerçeği gören benim
    ya da gerçekten aptalım ve
    mesihe karşı deccal rolündeyim
    bunu diyor herkes
    iş yerimdeki herkes
    kral diyorlar sana
    
    bu söylediklerimden sonra da
    beni asma kararı alırsanız
    ben de kral olduğunuza inanıp
    size biat ederim
    af dilenmeden
    idam sehpasında
    
    04.mart09
    

    her metne sabit dipnot: kelime hatalarından, eksik veya fazla yazılmış harflerden sanchez sorumludur. redaktörüm olur kendisi. gözden kaçırdığı bir şeyler mutlaka vardır. kendisi ile spam@unthatow.xyz adresi üzerinden e-posta yolu ile temas kurabilirsiniz. ancak tdk’yı kılavuz edinenlerin imla hassasiyetleri ve diğer edePiyasal karın ağrılarınız için başvurabileceğiniz bir ilgili mercii yok. aslına bakarsanız benim başımda ilgilim olan bir mercii de yok, Allah ya da diğer adı ile Tao dışında. 14 yaşımdan beri katıldığım edePiyat oyunlarında aldığım ödülleri satarak geçimimi sağladığım yönündeki iftiralara itibar ediniz ama.. hadi çav belladonna!

    ..