Blog

  • between us and the light

    between
    us and the light

    evden
    çıkmama konusunda kendi kendine yemin etmişti adeta. insanlarla
    görüşmemek konusunda da. balkona dahi çıkmıyor, camdan bile
    bakmıyordu. güneşi görmeyeli, havanın kapalı mı yoksa açık
    mı olduğunu bilmeyeli, yaklaşık 786 gün olmuştu.
    bu
    hale nasıl geldiğini bilmiyoruz karakterimizin, bize kalırsa
    kendisi de bilmiyordu. bu, aniden oldu. en son eve girdiğinde, bir
    daha çıkmayacağım gibi bir karar ile girmiş değildi, böyle bir
    karar vermiş de sayılmaz aslında, yani ortada kendi kendine
    verilen bir söz, istem, and içme, ya da bu tip bir şey söz konusu
    değil.
    sadece,
    günlerden bir gün, öncesinde olan ekstrem bir şeyin olmadığı
    günlerden bir gün, eve girdi ve bir daha dışarı çıkmadı.
    bakkal için bile. odasından dahi sadece tuvalet ihtiyacı için
    çıkıyordu ki o da odanın kapısının bir metre kadar çaprazında
    idi ve evin ortasındaki ışık almaz güneş görmez holdeydi.
    kendi odasının panjurlarını da hiç açmıyor, annesi açmak
    isteyince de engel oluyor, hatta odasının florasanını bile anca
    odada kaybettiği ya da telefonunun fenerininin ışığının
    yetmediği zamanlarda açıyordu. telefonunu da açmıyordu gerçi,
    yaklaşık 300 gündür, daha doğrusu uçuş modundan çıkarmıyor,
    uçuş modundayken de sadece wifi açık kalıyordu. insanlarla
    iletişim sağlayan tüm uygulamaları da yaklaşık 300 gün kadar
    önce silmişti.
    bak
    o gün bir karar aldığını söyleyebiliriz işte. telefonunu bir
    daha açmamaya karar verdiği gün yani. aslında kesin bir karar da
    sayılmazdı bu ama, yine de, önce tüm sosyal medya uygulamalarını
    silmiş sonrasında da whatsup, e-posta ve benzeri, insanların
    kendisi ile iletişim kurmasını sağlayacak uygulamaları,
    siteleri, her şeyi hem de her şeyi def etmişti hayatından.
    neden
    yaptığını sorarsanız ben de bilmiyorum, yani henüz.. çünkü o
    güne daha gelmedik. ama gelecek kaçınılmaz olarak, bu hissiyat ve
    arzuyu, her geçen gün baskın kılıyor.
    peki
    napıyorum evde, pardon yanlış yazdım. peki napıyor karakterimiz
    evde diye soracak olursanız yine koca bir hiç ile karşılaşabiliriz.
    kitap okuyorum diyordu başlangıçta, yine evden çıkmadığı
    ancak insanlarla iletişim kurmaya devam ettiği dönemlerde ama tüm
    kitaplarını, tümünü, hepsini, tamamını, sahaf olan yakın bir
    dostuna, istanbula, kadıköye, göndermişti, gelecek olan parayı
    dahi düşünmeden üstelik. film mi izliyor? pek sayılmaz. izlediği
    oluyor ama hissiyatsiz ve donuk bir halde hikayeden çok, mimikleri,
    yüz ifadelerini, ses tonlarını yani duyguyu anlamaya çalışarak.
    hissetmeye değil anlamaya. burası önemli. bunu porno izlerken de
    yapıyor. elini aletine hiç götürmeden izliyor, insanların
    sikişmesini, siki kalkmadan. klipler izliyor sonra. yine duyguyu
    anlamaya çalışarak. bakın burada hissetmeye de çalışarak
    diyebiliriz, çünkü son zamanlarda, epey epey uzun bir “son
    zamanlarda” söz konusu burada, hiçbir şey hissetmiyorum. pardon
    yine yanlış yazdım, hissetmiyor kahramanımız.
    kahraman
    mı? kahraman demeyelim, yanlış anlayanlar olabilir. her konuyu
    bilinçli olarak, yani kasten, yanlış anlamaya meyilli insanlar,
    çoğunlukta. ya da anlamazdan, duymazdan gelmeye meyilli, diyelim.
    bu ikincileri daha çok gibi sanki. ki kendisi de buna zorluyor bir
    süredir kendisini. hiçbir şey hissetmiyor olabilir ama anlamıyor
    deyil. anlam ve his birbirinden bağımsız olmamasa bile iki ayrı
    kutuptur. his önce gelirdi onun için, anlam ve mantığı sikip
    atmıştı, çocukluğunda. sonra hissettiği şeyler zihnini sikip
    atınca, psikolojik enfermasyonu bir hayli karıştı ve
    halüsinasyonlar görmeye başladı, hala görüyor. hah işte bakın,
    aslında yalnız da sayılmaz kendisi. odasının içinde ki ölü
    insanlarla yaşıyor. ölüler ve hayaletler ile. bir de hiç
    yaşamamış, bu dünyaya doğarak gelmemiş desek daha doğru olacak
    burada, kişilerle. bir de anne abla ve yeğen ile.
    2022
    yılı şubat ayındayız. iş aramayı bırakalı çok oldu
    elemanın. tamı tamına 23 ocak 2018 yılından beri işsiz. tam
    olarak da 17 nisan 2019’dan beri iş aramıyor. engelli raporu alıp
    son şansını engellilerin iştirak edebildiği kpss’de denemişti
    ama o da fos çıkınca, evde pinekleme oyununu iyice uzattı. rutin
    olarak gözüktüğü psikiyatri servisine de gitmiyor artık.
    öyküler
    yazıp duruyor kafasından. kafasından evet. kelimelere dökmeye de
    ihtiyaç duymuyor artık. karşı duvarında ona bakan bir pac ve bir
    matilda posterinin az sağ ve az üst tarafında ki akrebi izlerken,
    yelkovan değil akrep, müzik dinliyor. kulaklıktan. son ses. hep
    aynı şeyleri dinlediği de söyleyenebilir ama galiba uzun uzun bir
    zamandır sadece müzik piyasasını takip ediyor kendisi, bir de
    porno sektörünü. tamı tamına 3 senedir, yani eve kapanmadan çok
    çok öncesinden beri de mastürbasyon yapmadı ama. sadece gözlere
    bakıyor, yüz ifadelerine, ses tonlarına, ve senaryolu filmlerden,
    porno olmayan senaryolu filmlerden söz ediyoruz, daha gerçek
    buluyor o spontane gonzo filmlerinde ki duygu ve ruh halini. gerçeği
    aradığını da söyleyebiliriz ve burada siz hep bir ağızdan
    “yanlış yerde arıyor denyo” da diyebilirsiniz. ancak hemen
    karşı koltukta oturup büyük bir öfke ile gözlerini
    kahramanımıza dikmiş olan halüsinasyondan seçil, bir siktir
    çekmesine neden olur elemanın size. gerçek nedir, ne ile beslenir
    sorusunun cevabını, bi gram acid kullanmamış, burnundan
    yanlışlıkla halüsinojen bir şey kaçmamış, bir insan, idrak
    edemez, diye düşünüyor. düşünüyordu.. artık pek fazla
    düşünmüyor da. düşünmemeye doğru evriliyor zihni. yavaş
    yavaş. önce hissiyat kayboldu. şimdi de yavaş yavaş, düşünceler,
    fikirler, kelimeler ve anlamlar kayboluyor.
    annesi
    için üzülüyordu bir zamanlar, daha doğrusu onun bu haline annesi
    üzüldüğü için üzülüyordu, artık bu durumu da siklemiyor.
    bütün gün 23 inçlik koca ekrandan 23 inçlik penisleri emen
    hatunların göz bebeklerine bakıyor. bir de, müzik dinliyor.
    demiştim ya. bir de, filmler diziler izliyor, daha çok orta doğu,
    balkanlar, uzak doğu, slav ve kuzeyli kardeşlere ait filmleri.
    amerikan sinemasından da dizilerinden de nefret ediyor. onları da
    izliyor arada tabii de, canı yeşil perdeli vizörler ile bol
    efektlerle ve saçma sapan senaryolarla milyar dolarlar nasıl ziyan
    ediliyor görmek isterse canı.
    intihar?
    bir zamanlar yazdığı tüm öykülerin sonu intihar ile biterdi.
    yarattığı karakterlerin yüzde doksanı intihar etmiştir.
    bekliyor. hepsi bu. şimdilik… sadece.. bekliyor. beklemeye devam
    edip etmeyeceği belirsiz. bunu biliyor sadece. her şey belirsiz
    tanrısını satayım. her şey.
    ha
    bir de, geçenlerde, yine, sadece dünyada olup biten isyanları,
    eylemleri takip etmek için bir sosyal medya hesabı açmıştı
    kendisine, fake olanlarından. evet, yıllardır yaptığı şeylerden
    biri de bu. isyan haberlerini, görüntülerini, takip etmek. biri
    istikamet verse, koşarak çıkar aslında evden. gaz bombalarının
    önüne atar kendini. sadece, inanmıyor artık. bir şeylerin,
    yaşadığı ülkede değişebileceğine.. dünyada? pek tabii. buna
    inancı katıksız hala. belki de inancı olan tek şey de bu kaldı
    ortada. hissetme duyusunun tamamen silindiği, anlamlarında birer
    birer içinden uçuverdiği bir süreçte, geçmişe bir mektup
    göndermiş oldu.
    ve
    tam bu sırada, özlem, bir sigara uzatıp, “yeter” dedi,
    “şarkıyı değiştirelim artık, abim nerde kaldı lan, torbacı
    paket mi oldu yoksa bizim, başka yerden mi alıcak malı?”
    bilmiyorum”
    dedim. şey pardon, yine yanlış yazdı. pardon, yine yanlış
    yazdım. yine yanlış yazdım diyecektim, bir önce ki, “yine
    yanlış yazdı” da..

    içe ve karmakarışık hikayelerimin, sonu.
    31
    ekim 04:30
    *başlık
    możdżer, danielsson, fresco’a ait bir albümün adıdır, bu yazı
    da dinlenen track ise “pub 700”, o albümden.

    h1 { margin-bottom: 0.21cm; }h1.western { font-family: “Liberation Serif”, serif; }h1.cjk { font-family: “Noto Sans CJK SC”; font-size: 24pt; }h1.ctl { font-family: “Lohit Devanagari”; font-size: 24pt; }p { margin-bottom: 0.25cm; line-height: 115%; }

    [youtube https://www.youtube.com/watch?v=6PJD-QpGxz4]

  • Pinero – türkçe alt yazılı


    2016 yılında açtığım, macerası beş ay süren dükkana adını veren, Miguel Piñero
    nun biyografik filminin altyazısını senkronladım, hiçbir sürüme altyazı uymuyordu, elime 2003 yılında geçen vcd ise iyi de olsa türkçe dublaj olan 360p bir versiyon idi.. upload bana ait..
    Pinero Tükkan:
    https://www.facebook.com/pinerotukkan/

    Download link:

    [youtube https://www.youtube.com/watch?v=P3omQ5gs5w4]

  • u.n.p.z

    bu sayfa şu adrese taşınmıştır https://unpz.blogspot.com/

  • bir playlist: zack4evalution

    bir playlist: zack4evalution



    not: şarkılar rastgele seçilmemiş ve dahası rastgele sıralanmamıştır!
  • zebelliyat30

    zebelliyat30 final sayısı – pdf


    ve ara ara atacağım tüm eski işlerin adresi https://issuu.com/girdapzackunthatow




  • Miguel Piñero

  • female mc's.. playlist

    yorumlarda epey bir şey var zamanla da gelecek

    https://www.facebook.com/laespiridiondelpueblo/posts/131408351544362

  • sipariş takas elden illettimcilik a.ş

    ankara ve istanbul; istediğiniz bir fanzin var ise, iletin fanzinin adını soyadını hangi sayı olduğunu, elden ileteyim geldiğimde.
    listem şurede, ve bunların dışında da, elimde bir sürü 1991 #mondotrasho ve #laneth‘den bu yana çıkan yerli, bunun dışında bir sürü çokçana yurtdışı her dilde zine var.
    sipariş takas elden illettimcilik a.ş sundu
  • 10. Fanzin Durnesi (Ankara-İstanbul)

    son 10 yıldır olduğu gibi, bu sene de, araştırmacı fanzincicilik görevimiz gereği durnemize çıkıyoruz.

    24-26 eylül arası Ankara
    27eylül-5ekim arası İstanbul (uzayabilir)
    6 ekim-12 ekim arası Ankara (uzayabilir)

    fanzin takası yapmak ya da fanzin edinmek olmadı bir bira ısmarlamak isterseniz, iletişim: 0536 397 8275


    detay: https://www.facebook.com/events/798687353867934/