Etiket: günlükenzi

  • kendi gelemeyenler hayaletler yollasın

    bi gün bi barda içiyorum. etkinliğimiz sonrası. ya zine sergisi, ya
    da atölyesi. zaten etkinliğin başından beri içiyorum, gündüzden
    başlamışım. underground poetix fest’e zaten o dönem çulsuzum diye evinde
    kaldığım arkidişlerimin dolaptaki biralarına çöküp sabaha kadar içip
    sarhoş gitmiştim. başka türlü çekemiyorum etkinlik metkinlik. her neyse.

    etkinlik bitti. millet dağıldı. ama benim kafam bir şeylere takıldı.
    bende kalsın. iç babam iç. o dönemki sevgilim de somurtup duruyor
    içişime. millet var. masalarda. ben tekli sandalyede oturmuş içiyorum.
    standı bile toplamamışımki, işporta tezgahımı sadece bezi alıp evime
    gittiğim de çoktur. neyse. sarhoşlukla da ilgisi yok bunun. 14 mart günü
    bi gram sarhoş değilken bırakıp hepsini sokağa geldim eve.

    uykusuzum. feci halde. gece vardiyasından çıkmış hiç uyumadan mekana gelmiş, standı açmış, başlamışım içmeye. gece oldu.

    sandalyeden düştüm. otururken. basit. sağlam düştüm ama. kendi kendime.
    birileri güldümü hatırlamıyorum. umrumda da değil. ama güldüler
    galiba.. kendimi rezil ettiğime dair hatunla atıştık sonra. olur öyle.
    ederim! daha öncekilerin hepsi ile de sorun oldu bu zaten. herkes bi
    Özlem olamıyor. neyse..

    kulaklığımda bu şarkı vardı düştüğümde.
    mekanda çalanı dinlemiyordum evet. bunu açmama da izin vermezlerdi, o an
    için en azından..

    sonra kayra’ya anlattım meseleyi. dikkat abi
    kendine dedi. hayatta kal. (“ayakta” demedi, hangi kelimeleri seçtiğiniz
    çok önemlidir biri ile konuşurken, hele ki böyle bir mevzuda.
    kelimelerinizden bilinç altınızı/üstünü/dışını/içini/ okurum, doğru
    söylüyorum. kelimeler önemlidir. zihnin dışa açılan bir kaç kapısından
    en önemlilerinden biridir. gerçi en önemlisi gözdür)

    “sen de abi” dedim. “bu hayattaki en önemli dostlarımdan birisin benim için”.

    öyle.

    bunu şimdi neden anlattım? şarkı çıktı. aklıma geldi o gün. o gece.. o ertesi sabah.

    Farazi V Kayra – Mevsim Olmayan Mekanlar VI: Kar feat. Vinyl Obscura

    [youtube https://www.youtube.com/watch?v=KzQgGIYm0OY]

  • what is the heaven

    Trainspotting Update: Buy life. Buy a job. Buy a career. Buy a family. Buy a fucking big telephone, Buy washing machines, cars, compact disc players, and electrical tin openers. Buy bad health. Buy your friends. Choose leisure wear and matching luggage.
    FUCK, DIY and wondering who i are on a everyday. 
    Buy your future. Buy life… But why would you want to do a thing like that? … 
    Geriye Dönüşler Update: bütün gün uzanıp gözlerin kapalı, uyumadan, müziği duyarak, ruhuma denk şarkılar çalan bir radyodan gelen seslerle, yerine getirmek zorunda olduğun hiçbir şey olmadan, tek başına.. cennet tanımım bu kadar basit, bu dünyadaki gelecek hayalim de.. hayatım boyunca en çok yaptığım şeyin bu olması da bu yüzden.. giderek de daha çok yapıyorum.. galiba bir gün tüm hayatım bundan ibaret olucak, tek yaptığı arada bir frekansı ya da listeyi değiştirmek olan bir insan; yemek su tuvalet ve bulaşıklara ayrılan zaman dışında. kafasının içindeki halüsinasyonlarla başbaşa.. bir şeyler için verilen mücadele ne kadar göze boş gözükürse, bu eylemin süresi de o kadar artıyor.. quelle est la révolution pour vous? qu’en est-il de l’utopie?  paradis?  révolte.  et pour quoi?

  • gül gül öldük

    anı ile karışık anektod: iki sene önce. benim yaşlarımda (otuzların son yılları) bir hatun tezgaha geldi. tezgaha bakıyor.sonra gözü benim kitaplara gitti. kendi yazdıklarıma yani. fiyatını sordu.dedim 20 lira. bunlar niye pahalı diğerleri ucuz dedi (5-10 fiyat. bir kaçı 50-100 onları sormadı) dedim ben yazdım kendimiz basıyoz vs. maliyet yüksek. aldı ikinci kitabı. ayağa kalktı. okuyor rast gele. sayfaları. dizeler var. kahkalarla gülüyor. ama nasıl kahkaha. hayret ettim. felakat acılara garg olduğum bir dönemin mahsülü onlar çünkü. on onbeş dk filan hem okuyor hem gülüyor, yoldan geçen de bakıyor garip garip. ki kötü bir özelliktir bu bakış olayı. neyse. aha dedim şarabı alacaz galiba,sattık kitabı. “ben bunu dönüşte alayım” dedi, “kaça kadar burdasın.” dedim en erken 23:15 veya sabaha kadar duruyorum. dönüşte alayım. gitti. biz de kahkalardan aldığımız keyfimizle kaldık (keyiflendirdi yani beni de, cidden, ama acı var o kitapta) dönmedi, almadı, bir daha görmedim. sokaktan sık geçen biri ise hatırlarım abi. simayı. isim hafızam bok gibi, sima hafızam sağlam. neyse bu arada bazı başkasının ya da benim, gülünecek hiçbir yanı olmayan postlarına da gülücük atanlar var. ama yüzde doksana doksan beşe komik gelmez yani. 
    he ben de ortada hiç bi bok yokken, mesela film izlerken bir iki üç beş kişi ile veya yalnız, alakasız yerde kahkaha atarım, millet de neye güldüğümü anlamaz. anlatmam da. bireysel o. 
    güzel yani.. gülebiliyo olmak da.. 
    o hatun gibi “dönüşte uğrarım” olmasın.. dönülmez akşamın ufkundayız çünkü. şaka değil. zamanı gelince zaten haklı çıkçam da. zaman makinem var benim. gördüm geleceği. zemt ışınlanma teknolojiisi ile de geziyom dünyayı. galaksiyi. simetrik/asimetrik evrenleri.. biliyonuz. dönüşte uğranılmayacak zamanlar. yol bitiyor. “geriye dönüşler” de..