Etiket: Reviews

  • degitalizm

    2007 sonlarında, zaten inciğine cıncığına kadar bildiğim bir konuda sertifika almak için, kursa yazıldım, havadan bir para girince eve. 
    bugün biraz, aşı konusundaki, tutarlı ve bilime, araştırmaya dayalı bir kaç makale ve video ile oyalanırken, araya kaynayan “saçma” komplo teorilerine de denk gelince ki severim komplo, ciddiye alınacak minik bir kısmı dışında çöpe atabiliyorsan geri kalanını, eğlenceli oluyo. ama aklıma o kurstaki öğretmenim geldi bir kaç komplocu eblek zihnin teorisi sonrası.. doğal olarak konu gates’e dayandırılınca ki kendisi işin vizyon yüzü zaten, tıpkı bir çok politikacı ve liderin de vizyon yüzü olduğu, dünyayı yöneten güç denilenlerin de arkasında reptilianların olduğu gibi. şaka şaka, tek gerçek reptilianlar bir müzik grubu olan Reptilians From Andromeda benim için de. ; )
    öğretmen ve kurs ne alaka, şu: 
    kurs php ile ilgili. o dönem öncesi, yıl boyunca, içine javascript de ajax da gömüp, grafik tasarımını da kendim yapıp hazırladığım taslaklarla iş arıyoz, bulamıyoz. bildiğimiz şeyi bildiğimizi kanıtlamamız için resmi belge isteyen iş görüşmeleri ile muhatabız, gittik kursa.. 
    öğretmen feci microsoft fanı çıktı sayılır. tam olarak fanı değil de, tarafı “açık kaynak kodlu” yazılımlar değil. benim tarafım belli. viva linux.
    söylediği şu oldu: “bu linux’u kapitalist yazılımcılar çıkardı. hindistan gibi bölgelerdeki yazılımcıları, açık kaynak kodlu yazılımlara yöneltip, onların yazdığı ürettiği veya icad ettiği orjinal fikirleri kodları beleşe çalıp kullanıyorlar” 
    bir şey demedim tabii üzerine artık, koca sınıfta, on kişiyiz, yankı yapmasın haklı gerekçelerimiz diye, sustuk es geçtik.. ciddiye almadık, ama diğer her konuda yetenekli ve bir öğretmen olarak anlatım becerisi güçlü idi, hakkını da yemeyek, bildiğimiz şeyi bildiğimizi ispat eden belgeyi aldık yani sonuçta; )) 
    kısaca, eğer yeni dünya düzeni ile planlarla ilgili de, şu an günümüzde medyada (ailem izlio bazen denk geliom bu ara tv’de akıl sır ermeyen teoriler çok) ve çok aboneli kanallarda uzman kesilen “milli değerci” teorisyenler de, o benim 12 sene önceki öğretmen gibi, “bilgi” konusunda daha donanımlı olabilirler.. 
    ancak, önemli olan eldeki (zihindeki) malzelerle ortaya ne koyduğun, kısaca bakış açının yönünden ziyade görüş açının kaç megapiksel olduğudur. 
    zannediyorum o yüzden, yan tezgahımdaki okuma yazma bilmeyen işportacı kardeşim, çok daha iyi görüyor olan biteni.. 
    diyceklerim bu kadar efenim. bilgi önemlidir, ama şu aşağıdaki alıntım ile süslersem, kast ettiğim daha net anlaşılıp, bilgi fetişizminin değil, eylem (ki aktivistlik aslı) ve söylem uyumunun daha saygı duyulası olduğunu ifade ettiğim anlaşılır. 
    bunu neden yazdığıma gelirsek, bi yerde gene sscb güzellemesine karşı üç cümle kurup yanlış yerlere taşınınca mevzu, kendimi de savunmasız bulunca, yazasım geldi. Tuşder biliyor detayını zaten, ben ölünce anılarımı yazıp parayı vuracak kendisi.. ; )) 
    coronaydı, aşıydı, gatesti, windowstu, komplo teorisiydi derken olay soğuk savaş yıllarına kadar uzuyor, kaynakça kaynakçayı link linki getirince karşına vs vs.. biraz da kodlama merakın varsa gates dolaylı başka linkler çıkıyor karşına dönen diğer mevzular hakkında. (android/ios/sosyal medya/bilgilerimizi konumlarınızı verilemizi saklıyorlar paylaşıyorlar “artık” diye, daha önce yokmuş da yeni çıkmış gibi) 
    teori/bilim/felsefe/sanat vs vs bağımsız veya kendi ideolojisini/devletini/kültürünü ya da savunduğu hedeyi futbol takımı gibi bir fanatizm ile tutan bir kafadan çıkmıyorsa iyidir elbet ve resmi tarih resmi gündem resmi kurum resmi örgüt resmi medya resmi BELGE ise benim için değersizdir vs vs  bunun yerine yaşanan deneyimlere ve o yaşayış tarzlarının/bölgelerin/canlılığın gördüğü zararlar üzerine deneyimsel ifadeleri kaale alıyor olmak, öncelikli tercihim çünkü.. sonra bunu düzenleyip, meramımı uzun bir metne dökçem.. fanzin için. çala kalemden çıkarıp. tutarlılıklı.. verili merili.. 
    ne sscb imiş.. üzerine de ne google/apple imiş başka kafalarda arkadaş, bi kurtulamadık övülmesinden, hiçbir yanlışını dile getiremicez, dövüyolar: )) 
    .. 
    alıntı değil, kendi cümlen (veya ifaden/düşüncen, deneyimin de denilebilir)
    düşüncelerini
    sürekli olarak
    bir alıntıyla dile getiren insanlar
    aslında
    hiçbir şey anlatmıyorlardır
    çünkü
    öğrenilen bilgi
    yeni bir fikir oluşturmak yerine
    tekrarları geçerli kılmıştır
    ve bu durum
    annenizin anlattığı
    tarife göre
    yemek pişiremeyip
    misafirlerinize
    hazır çorba ikram etmenize
    benzer
    16.nisan.2009

  • Rap Müzik, Kelime Haznesi, Epidemanic Dünya ve Yeraltı Kültürü üzerine kısa bir zırvalama

    uzun yazcem, müzikten girip virüsten devam edip, zihin/algı/şuur/kelime ile orta yapıp, en son yeraltından çıkan.. okuyan olursa, “ya tutarsa” hesabı, önce söz konusu e.p linkini verem: https://www.youtube.com/playlist?list=PLCTtIudAmKdW96JrIUwpKsY6wt0e_iUQZ
    E.P’den kısa bir kesit videoda. 20Mart2020’de yayınlandı. Sadece bu yılın değil, 30 yıllık Türkçe Rap tarihinin, (bilinen ilk kayıt 89’da) lirikal açıdan en güçlü, en iyi alt metinlerini barındıran, sound olarak da gayet “gerçek hip hop” diyebileceğimiz alt yapılara sahip… üstelik, içinde bulunduğumuz “virüsmanic” dönem itibari ile de dikkata değer görüşler barındırıyor.. gel gelelim, her zaman olduğu gibi, bilinmiyor, dinlenmiyor, tıpkı son dört beş hatta belki on yıldır yayınlanan gayet sağlam sayısız yeni işlerin  (sadece rap türünde değil, sadece müzikte de değil) sallanmadığı gibi. (10K dinlenmeden falan bahsetmiyorum 300-500 gibi rakamlardan bahsediyorum ki, 10 yıl önce yayınlanmış olup hala 1000’i aşamayan bu şekilde en az 1000 tane gerçekten harikulade track sayabilirim) 
    Oysa baktığımız vakit, herkes rap dinliyor gibi görünüyor artık, üstelik herkes üstüne üstlük başka bir açıdan da hem filozof hem en “asil” anarko (lise dönemlerimde 90’s de, 2000’s başları üniv’de benle taşak geçen bazı metalci ve punk’lar  veya milliyetçi/sağcı hatta etliye sütliye karışmayanlar dahil) rap trend imiş.  (anarkoluluk da öyle gerçi, veganlık da, feministlik/pro-feministlik de) 
    çağımızın başka bir sikko trendi olan spoRtify’da da, youtube oranlarının hadi iyimser olarak 10 katı olduğunu düşünülelim ki gerçeğin bu olmadığını üstelik bir takım şirketlerin hem politik hem ekonomik çakallıklarının hüküm sürdüğü alanlar olduğunu da biliyoruz tüm digital platformların.. (netclicks türevleri dahil)
    sayılar çok mu önemli? burada takınılan yer, sayı, rakam. dinlenme oranları heeeç değil. ki madem önemsiz, son iki aydır, insanlar neden gene “sayıya” dönüştükine? ki asıl rap dinleyicisi olan kitlem de fakebook’ta değel, twit de zaten. bu metni bloğa atıp oreye link atıcam zaten. ileride çıkması, dünyaya meteor çarpma ihtimalinden bile düşük olan musikili fanzinimin yeni sayısına kısa pasajlar bunlar.. 
    rica ediyorum.. rap dinliyor iseniz, ucundan kıyısından, es geçmeyin.. atlamayın.. bu ve benzer işleri.. mesela Bendis var, Notra var. Forte var.. orchi, milis, impala.. daha kayıt almamış ama yavaş yavaş ısınma turlarına başlayan 14-18 arası isimler var.. 
    sokağa adım adım çekme yasağını” tamamlarız, bu işleri bir takım kendince haklı sebeplerle bırakanları da işin içine katarak saymaya devam edersek, geçelim. 
    he şimdi Çorona bitkisi veya sevimli virüsümüz gündem iken bu mu derdin diyen olacak. banane çakma virüsten, olmayan salgından.. bugüne kadar var olan “intihar salgınını” “açlık salgınını” “hayvan ve doğa katliamı salgınını” “savaş salgınını” dünyanın çoğu bölgesinde epidemi oranı giderek artan “kadın cinayetleri salgınını” önemsemeyip, kendisinin ve sevdiklerinin canı yanacak ya da ülkesine vatanına milletine veya o çok bi işimize yarıyormuş gibi ülke ekonomisine zeval gelecek diye.. virüsmanik olmak çok doğru sanki… veyahut yangına mal sokarcasına (kaçırırırcasının aksine) bütün ZANATSAL üretiminizi online ebegümecine aktarma telaşı ya da bir an önce ” #EvdeKal ” Lanetine gatkı amaçlı ilhamların çoşması çooğ doğru sanırım.. şu altı günlük digital garantinamdan sonra, bu hesaptan devam edip, (isimden güme gitmezse) profil fotosunu da hep Arky üzerinden seçip tüm diğer platformlarda da; bu yaşımdan sonra -hiçbir ürettiği işi -yeni gelen “aha gadın ekleyek” kafalı içi boş- çoğunlukça siklenmeyen trend bir sosyal plasenta, (pardon platform) halüsinasyonu (pardon hesabı) olmaya karar verdim. sabah sabah twitten “aha wu tang dinleyen kadın” diye dm almak kolay değil.. sabırlıyım gene.. abisi hiç görmemiş wu tang dinleyen kadın. bir de mc abimiz. rap yapıyor yani.. “9 yaşından beri dinliyorum” dedi bir de.. 
    buraya kadar dirayetle okumaya direnen varse, (evet “varse) şunu sorucam.. bu ülkede, yani DünKine Cumhuriyetinde, herkese 9 yaşında “rap dinle uleyn” diye vahiy mi iniyor; asla toplistime giremeyen bir kaç şarkısı dışında da sevemediğim ama rap müzik adına verdikleri emekler adına saygı duyulması gereken Sagopa&Ceza ikilisinin yerüstüne çıktıkları yıllardan sonra? bana 11 yaşımda izmir yerel kanalı SkyTv’den geldi “rap dinle” vahiyi.. sonra yavaş yavaş ilerledik, son on yıldır cerahat ve cahillikle kaplanan bu kültürün yolunda.. iniyosa, benim yeğenlerin bebelere de insin.. en küçük yeğenim 11 oldu hala tık yok.. diğerlerine indiremedik zati de.. büyüdüler keratalar. 
    yoruma cevaplarınızı bekliyorum.. 9 yaşında inen vahiy, 26 yaşına geldiğinizde, bir başka müzikal virüs olan Massaka fanı olmanıza yol açtıysa, buradan kültürel, sosyolojik, politik analize bile giderim de, gerek yok.. 
    #SevdeKal en azından #EvdeKalamayanlarAşkına #EvindeSessizKal hani yakınlarım ve ülkedeki birçoğusu işçi #SokağaÇıkmaYasağınaRağmenİşeGidebiliyor da!  olmadı ücretsiz izin hatta işten şutlanma başlarına geliyor..
    #AdımAdımSokağaÇekmeYaSSağı yani durum. tüm dünyada.. 
    tek başıma uğraşmak zorunda olmasam bir çok isimle bağladığım röportajları filan da gerçeğe dönüştürüp musikili fanzinimi de, hazırlayacaktım bu aralar da olmuyor işte.. başka karın ağrıları mevcut bünyede.. 
    burada yazdıklarımın, dinlenme oranlarından öte gayet başka bir politik düzlemde eşleştirdiğim bir gündemim var, ona sonra girecez. adım adım.. 
    twitter’da her önüne gelen “Hip Hop Head” oldu zati, ya biosuna ya sabitesine yazıyor.. ama müzik üzerinden, sinema üzerinden, (çoooğ yaşa netcliks ve vb.) tv ile erişilemeyen algılar da kültür zehirlenmesine gebe. üstelik zehri kendimiz üretip kendimiz pazarlıyoruz artık… kelimelerin tükendiği, kelime haznelerinin sığlaştığı yerde, tabii ki içi boş görsel ve “kendini gösterme” çabalı insta en popüler Zonksal Mania, T-Rap de en popüler müzik zafiyeti olur.. çünkü kelimeler giderse, o hiç kelimelere gerek kalmadan hissiyatını veya fikriyatını verebildiğin sanatsal işler de üretilemez hale gelir.. bak bu sefer zanatsal demedim-ZanAAtsal işler ayrı ama, onu kast etmiyorum. 
    anlatabiliyor muyum? buraya kadar okuma sabrını gösterip zaman ayıran var ise tekrar sorayım, 9 yaşında bu ülkede insanlara “Allah’ım emri peygamberin kavli ile rap dinle çocuğum” gibi bir vahiy mi geliyor? 
    Oku (İkra) OUT
    Dinle: orta karar
    İzle(yici ol): IN
    azzz sonra: Kendini İzle: Trend! 
    Welcome to “Mirror Age”
    do you under fake starlit you or do you yourself understand YOU..
    Ex Motto
    do it yourself | stay underground | fuck copyright 
    New Motto: 
    Do It KILLself | sLay kandırgrand | Fuck All Right! 
    not: Rap müzik dünyanın en derin ve en büyük kütüphanesidir. üstelik 2002’den beri soulseek üzerinden ücretsiz erişimi de olan dünyanın en büyük ve en derin online kütüphanesidir.. 93-95 arası keyfiyetten yasaklanılmaya çalışılmadı bir takım bahanelerle. elbet tr’de de, hiçbir elit kaygı gütmeden gözü kapalı isyana teşne olabilen, varoşlardaki dimağları zehirleme hacmi ve gücüne, tüm dünyadaki gibi ulaşacaktır. her şeye geriden takip edip bir de kaseti başa osmanlıya sarma çabası güden ülkede olmak başa bela.. 
    Ep Linkini tekrar verek: