sonsyal medya hesaplarıma son bir kaç bişi ekledim efenim..ama oralardan beni dürterseniz görmem.. ben yokum sanal iletişim babında bir yerlerde.. mazur görün.. arayıp soran yazan ses çıkaran yok zaten uzun zamandır gerçi de, olsun… ben de sessiz olmaya karar vereli bir süre önceydi.. siz de sessiz olmaya devam edin.. bir tatlı huzur almaya.. pardon yanlış söyledim; bir tatlı sessizlik almaya geldim, karanlıktan.. ah karanlıktan…
Etiket: #hap.erler
-
erişime kapanmıştır
e-posta var yersen: girdap@riseup.netbu blogta yer almayan baya bir şeyim de, neyim? metnim falan, şu adreste efenim, onları da bureye alcem nefes alabilmeye devam edersem:zonksal ketyalar:insta: @girdapzackunthatowface: @unthatowtwit: @unthatowyoutube kanalım açık arada bişiler tühtühlerim.. bu blog da açık tabe, gugle amca blogspot hizmetini sonlandırmadığı sürece, bendeniz gitse bile…youtube: @girdapzackunthatowhadi çav belladonna -
taşınma işlemleri
bu blog artık güncellenmeyecektir.
whatsup/telegram vs kullanmıyorum, bilginize. telefon, sms, signal ve e-posta var. sosyal medyayı da iletişim amaçlı kullanmıyorum.. iletişim için, e-posta var, yersen..
e-posta: girdap@riseup.net
bu blog güncellenmeyecek sadece, kendi abuk sabuk işlerimle uğraşmayı bıraktığım falan yok.. aşağıda adresini verdiğim, bu yılın başlarında açtığım yeni yerime taşıyorum buradaki içeriği. gerekli açıklama da o adreste var. zaman içinde, yıllar önce var olan müzikli yazılı dosya paylaşımlı ve çok kapsamlı ve katmanlı olan e-zine’nime tekrar dönüşür orası. bu blog ihtiyaçlarımı karşılayamıyor zaten. oradan dikizleyebilirsiniz, güncellemeleri. işportaya dönebildiğim vakit de duyuru geçerim.
bu blogta olan içerikleri de oraya taşıdıkça buradan sileceğim. en sonunda da, benim kaplumbağa hızımla, sanırım beş altı yıl içinde, bu blog, komple kapanır..
yılın başlarında açtığım, yeni yerimin adresi şudur;
https://www.unthatow.xyz/
stay underground, do it yourself, fuck copyright
güzide bir şarkı da bırakıp, bu blogun son girdisini bitirelim..
“While some choose to live the life of perfection
I choose to roll with an Underground Connection”Assassin “Undaground Connexion” feat Supernatural
https://odysee.com/@Rap:4/Rockin%27-Squat—Supernatural:4
-
broken pencil röportajı
amerika ve kanada’da basılı olarak yayınlanan broken pencil isimli dergiye verdiğimiz röportajın türkçesi aşağıda..
röportajın ingilizce olan orjinal linki ise şudur: Printing Without Permission: Global Zines from Turkey https://brokenpencil.com/news/printing-without-permission-global-zines-from-turkey/
Sizin kelimelerinizle. İzmiryer6 distro nedir? Göreviniz nedir ve ne yaparsınız?
merhaba. öncelikle röportaj teklifiniz ve böyle köklü ve 25 yıldır
yayın hayatına devam eden bir yayının varlığından haberdar olmak bizi
sevindirdi. izmiryer6 distro, içerisinde bir çok farklı alanda (etkinlik
/ yayıncılık / dağıtım ağı / aktivizim vs) alt label bulunduran bir
bağımsız sanat kolektifidir. ilk olarak 2000 yılında kendi ürettiğimiz
işleri, kendi kendimize fanzin olarak basmak ve dağıtmak amacı ile
ortaya çıkmıştır. öncelikli misyonumuz, kendi işlerimizi kendi
kendimize, herhangi bir sansür/redaksiyon vs uğramadan ve başka bir
aracı yayımcı/dağıtımcıya ihtiyaç olmadan kendi imkanlarımızla
dağıtmaktadır. bunun yanı sıra, benzer dünya görüşüne sahip olduğumuz
veya ortak paydalarımız olan yayıncı/sanatçı/kolektif oluşumların
işlerini de (fanzin / kaset/poster/afiş/cd/video vs) hem arşivimizde
yıllar sonra bile tekrar basılabilir, dağıtabilir olarak bulundurmak hem
de güncel yayınlanan işleri uzun süre dolaşımda tutmayı hedefliyoruz.
bunun yanı sıra, bugüne kadar bir çok fanzin sergisi, fanzin festivali,
söyleşiler, eylemler, radyo yayınları düzenledik. yayıncılık anlamında
en büyük idealimiz; bizim gibi, ürettikleri işlere devletin veya yayıncı
kuruluşların müdahale etmesini istemeyen insanlara hem yayıncılık hem
de dağıtımcılık anlamında, herhangi bir maddi çıkar gözetmeden kolaylık
sağlamak ve bunun yanı sıra, sokakta bir varolma ve eylemlilik
mücadelesi sürdürmektir.Bu proje nasıl başladı ve büyüdü?
ilk olarak 1996 yılından beri, elime geçen her türlü mataryeli
(fanzin / kaset / cd / vcd / vs) arşivlemeye başlamıştım. o sıralarda da
amacım yayıncılık ve dağıtımcılık yapmak idi. ardından 2000 yılı
haziran ayında, kendi ürettiğim işleri digital olarak yayınlamak için,
“street punk” kelimesinden türeterek “sokak edebiyatı” adında bir
kişisel site açtım. bununla beraber kağıt üzerinde ilk fanzin
denemelerine başladım. ardından 2002 yılı ile beraber, graffiti, street
art ve underground/alternatif müzik içerikli ilk fanzinimiz ile,
işlerimizi basılı olarak da başka insanlarla paylaşmaya başladık. zaman
içinde, internetin de, özellikle sosyal medyanın, bu kadar baskın
olmadığı ve yüz yüze temasın, sokakta etkileşim kurmanın daha öncelikli
olduğu zamanlarda, bizim gibi düşünen bir çok insan ile düzenlediğimiz
etkinliklerde tanıştık ve bu sırada da, gerek güncel olan gerekse,
türkiye’de yaşlarımızın yetmediği dönemlerde yayınlanan fanzinlere
ulaşmaya ve tekrar basıp dağıtmaya başladık. etkileşimler ve özellikle
internetten ziyade, sokakta açtığımız işporta tezgahımız sayesinde,
gerçek hayatın içindeki temaslar neticesinde, büyüyüp, bugünlere
gelinildi. hala devam ediyor oluşumuz da, bizler kadar eski zamanlardan
beri yayıncılık yapan ve özellikle bandrolsüz ve ISSN almadan, tamamen
underground olarak kitaplar da basan solucan fanzin (istanbul kadıköy
merkezli) ekibi ile dayanışmalarımız ve birlikte düzenlediğimiz
eylemlerin ve etkinliklerin katkısı, büyük pay sahibi. sizin de kabul
edebileceğiniz gibi dayanışmalar ve ortak işler olmadan bir projeyi
sürdürmek, zaman zaman tıkanıklara yol açabiliyor.İzmir ve Türkiye’deki zine kültüründen biraz daha geniş olarak bahsedebilir misiniz? Kimler zine yapar ve zine okur, ve nerede?
türkiye’de ilk olarak, aynı yıl ve ayda, yani 1991-mayıs ayında
laneth ve mondo trasho ile, birbirinden habersiz olarak iki arkadaşımız
-çağlan tekil(r.i.p), esat cavit başak- türkiye’nin ilk fotokopi ile
üretilen yayınlarını çıkarmıştır. söz konusu iki yayına, o dönem bir çok
insan eşlik etmiş, içerik göndermiştir. o yayınların peşinden, 90’lı
yıllarda, ağırlıklı olarak underground müzik üzerine, bir miktar da
edebiyat/felsefe/lgbtt/grafik/çizgi roman/fotoğraf üzerine zine’ler
yayınlandı. 2000’li yıllara gelinildiğinde, digital yayıncılığın biraz
daha cazipleşmesi sonucu, söz konusu yayınların bir çoğu e-zine olarak
dönüşüm geçirdi veya bu yayınlarda işlerini üreten insanlar kendi
açtıkları alanlardan (blog-web site vs) işlerini yayınlamaya başladılar
ve fanzinler basılı yayıncılık olarak bir süre sayıca azalsa da e-zine
olarak çoğaldı. zannediyorum, 2013 yılındaki “gezi isyanı” sonrası
zine’ler türkiyede geniş bir şekilde tekrar yayıncılık alanında
çoğalmaya başladı. burada, türkiye’de giderek otoritesini ve gerek
gazetecilere gerekse sanatsal işler üreten insanlara ciddi bir
baskı/sansür uygulayan totoliter bir algıya sahip iktidarın etkisinin
olduğunu es geçmemek gerekiyor.türkiye’de 90’lı yıllarda daha çok punk ve metal müzik kültürünü
benimseyen paylaşan insanların ağırlıkta olduğu, daha çok altkütürel
müzik öğeleri ile harmanlanan bir fanzin kültürü vardı ve konserlerde
açılan stantlar da mevcut idi.günümüzde ise, özellikle son üç dört yıldır, zine’ler daha çok
edebiyat içeriği ile ilerliyor ve şairler, öykü/roman yazarları
çevresinde ilgi görüyorlar. okuyucular da genel olarak bu kesimden
çıkıyor. ancak bunun yanında, hala alternatif ve orjinal işler üreten
-örneğin mitoloji üzerine bir yayın olan cosmic zion zine gibi-
yayıncılar, sanatçılar ve yazarlar mevcut. bunun en iyi örneklerini ise
son yıllarda ekibimizden etrafi, tek sayılık tamamen kişisel ve her
sayfası ile el yapımı işler üreterek vermiş idi. ayrıca bu soruları
birlikte cevapladığımız efe tuşder’in de yine mors alfabesi ile ürettiği
ve sayfaların backgroundunu da kendi görsel kolajları ile ürettiği bir
zine anılabilir.daha çok, zine’leri mekanlarında bulunduran barlar cafeler aracılığı
ile yayınlar dağıtılıyor. bir kaç arkadaşımız hala konserlerde stand
açmaya devam etmekte.izmir’de ise ben, 2000 yılından beri çeşitli yerlerde ve son altı
yıldır da düzenli olarak izmir/alsancak bölgesinde sokakta tezgah
açarak, gerek kendi işlerimizin, gerek 90’larda yayınlanan gerekse
güncel olan veya başka ülkelerden yayınları kendi imkanlarım ile
basarak, insanlara ulaştırmaya ve bu sırada yüz yüze temas kurarak,
başka projelere ve eylemliliğe dair yoldaşlık ve fikirdaşlık edebilecek
insanlarla temas kurmaya/tanışmaya devam ediyorum.Distronuzda punk / karşı kültür zinlerinin bir karışımı var,
aynı zamanda politik ya da anarşist zinler de var. Bu ikisi arasındaki
ilişki nedir? Türkiye’deki diğer zine altkültürleri nelerdir (çizgi
romanlar, sanat yayınları, kişisel zinler vb.)? Nasıl bağlantı
kuruyorlar?punk/karşı kültür zine’leri ile politik ya da anarşist zine’leri
üreten kişiler zaten, dünya görüşü olarak birbirine uzak
kişilerden/sanatçılardan/yazarlardan çıkan işler olmuyor. o yüzden
aralarında zaman zaman etkileşimler de doğuyor. türkiye’de son yıllarda
açıkçası edebiyat içeriği dışında çok fazla ve farklı alt kültürler
açısından zine’ler üretildiğini söylemek zor olur. ancak özellikle punk
veya metal alt kültürlerini benimseyen zine’ler ve zine üreten isimler,
daha çok konserlerde bir araya geliyorlar. ayrıca sosyal medya
üzerinden, zaten küçük bir grup olduğumuz için neredeyse herkes herkesi
en azından ismen tanıyor ve çeşitli şehirlerdeki arkadaşlar kentimize
geldiklerinde, gerek konser kapsamında gerekse gezmek olarak, bir araya
gelmemiz, buluşmamız kolay oluyor. aynısı bizim için de geçerli. yıllık
olarak, 2009’dan beri, o yıl üretilen veya elimize ulaşan işlerin azami
miktarda baskısını alarak, ankara ve istanbul’da bir zine toplantısı
düzenliyorum ve bugüne kadar bu toplantılardan güzel etkinlikler,
eylemler, sonrasına dair neler yapabileceğimiz üzerine projeler ile,
hala süren dostluklar/dayanışmalar doğdu. bizim kişisel rahatsızlığımız
sadece, her şeyin internet ve sosyal medya/digital yayıncılığa
evrilmesi, söylemlerin de yayıncılığın da eylemlerin de giderek digital
ve dolayısıyla sanal bir şekle evrilmesi (sadece güncel olan karantina
kapması ile olan dönüşümden değil, yıllardır süre gelen evrilmeden
bahsediyorum) örneğin street art/graffiti/stencil sanatı da, zine’lerden
uzak bir eylem değil. görsel bir çalışmanı sokaktaki bir duvara işlemek
o yüzden benim algıma göre daha doğru bir yöntem. o yüzden bu
bağlantıların daha çok sanaldan çıkıp, gerçek hayatın içinde ve
özellikle kendi açtığımız bar/cafelerden, mekanlardan çıkıp sokakta yüz
yüze temas ve etkileşimlere, dayanışmaya eskiden olduğu gibi dönmesi
üzerine bir çabamız var. bu noktada olumlu dayanışmalar da son iki
yıldır daha fazla oluyor.Siyasi durumlar göz önüne alındığında, baskı ve sansür
gerçekten karmaşık konular olmalı… Projeniz hangi zorluklarla karşı
karşıya?herhangi bir resmi kurumun izni/haberi olmadan yayınlarımızı kendi
kendimize bastığımız için ve büyük bir kitleye de hitap etmediğimiz
için, şimdilik siyasal anlamda ciddi bir sorun ile karşılaşmadık. ancak
işlerimizi basılı olarak sokakta dağıtmaya çalıştığımız için, zaman
zaman, zabıta ile ciddi problemler hatta işlerimizi elimizden alıp ceza
kesmeleri gibi problemler yaşadık. son dönem daha da sık olmak üzere,
bekçiler ve polisler ile, yayınlarımızı sokakta görünür olarak
dağıttığımız için, ve bu sırada özgürce kendi müziğimizi açıp kendi
içkimizi içerken, zaman geçirdiğimiz için problemler yaşıyoruz.
türkiye’de ise bu konuda bizden çok daha geniş kitlelere hitap eden
muhalif yazarlar/sanatçılar/gazeteciler veya bağımsız yayınevleri ve
medyalar sonu davalara/hapsetmeye kadar giden çok ciddi sansür ve baskı
ile karşı karşıyalar.bizim en büyük sorunumuz, maddi olarak işlerimizi sürdürebilmek
noktasında yaşadığımız sıkıntılar ve aktivizm noktasında sokakta var
olma çabamızda bir takım problemlerden oluşmakta. işlerimizi basılı
olarak yayınlamak, maalesef zaman zaman zorlayıcı bir süreç olabiliyor
ancak, kendi kendilerine basma imkanı olan insanlara da veya online
olarak okumak isteyenlere, pdf versiyonu olarak işlerimizi gönderdiğimiz
için, bu sorunu bu şekilde aşabiliyoruz.İnsanlar çalışmalarınızı nasıl destekleyebilirler, sizinle
nasıl iletişim kurabilir ve daha fazlasını nasıl öğrenebilirler? Tabii
ki okuyucularımız çoğunlukla İngilizce konuşanlar ama onlarda benim gibi
onlarda daha fazlasını görmek heyecanlı olabilirler.şu an, aktif olarak işleyen bir websitemiz malesef yok ancak yakın
bir süreçte, 2014 yılında kapanan e-zine’mizi tekrar devreye sokacağız,
içerisinde sadece türkçe metinler değil. türkiye’de üretilen görsel
çalışmalar, street art, graffiti, stencil işleri ve türkiye’deki
underground/altkültürel müzik çalışmaları hakkında bilgiler ve linkler
ile, çok eski zamanlarda üretilen müzikal çalışmalardan örnekler de
olucak.bir süredir, digital mecralarda sosyal medya üzerinden, ürettiğimiz
işlerin kapaklarını veya içeriklerini yayınlıyoruz. ayrıca yurt dışında
üretilen işleri, türkçe’ye çevirerek zaman zaman yayınladık ve buna hala
talibiz.okuyucularınız, çalışmalarımıza en büyük desteği, şimdilik ingilizce
ve fransızca’ya çevirebildiğimiz kısa tanıtım metnimizi çevrelerindeki
insanlara ulaştırarak yapabilirler. ayrıca e-posta üzerinden iletişim
kurarak, işlerimizin digital versiyonlarını veya elimizde bulunan başka
yazarların/görsel sanatçıların/kolaj çalışmalarının vs vs işlerini talep
ederlerse, kendilerine gönderebiliriz. yayınlarımızı kendi bölgelerinde
basıp dağıtmak isterlerse de, bizlerden herhangi bir izin almalarına
gerek yok, “do it yourself” felsefesi temelinde hareket ettiğimiz için,
işlerimizde copyright gibi bir unsur barınmıyor.2013 yılından
beri aperiyodik olarak düzenlediğimiz uluslarası fanzin festivali’ni
2021 yılı yaz ayında izmir’de düzenlemek istiyoruz. corona ve karantina
yasakları neticesinde bu yılki planımızı bir yıl erteledik. katılmak
isteyenlerle, izmir dikili’deki bir alanda çadırlı kamplı müzikli bir
kaç gün geçirmekten mutluluk duyarız.işlerimizi takip etmek isteyenler detaylı bilgileri @izmiryer6distro
eki ile sosyal medya platformlarından edinebilirler. ayrıca amerikalı
zine’leri de türkiye’de basıp dağıtmaya (gerek güncel gerek eski)
talibiz, dünyanın bir çok bölgesinden bir çok türkçe olmayan yayınları
da, türkiye’de basıp dağıttık bugüne kadar. dayanışmayla.peace, love, révolte
2020 mayıs ayında gerçekleşen röportaj, derginin 2020 kış sayısında basılı olarak yayınlanmıştır.
-
"kocaman şehirde insan bul"
Mass Appeal: What started as a humble graffiti ‘zine in 1996 would
soon grow to be one of the most trusted outlets for youth-spawned urban
culture. Today, Mass Appeal is a media collective led by authentic
voices and inspired minds. We are a platform for radical creatives who
are transforming culture.
—
dünya çapında sayısız (saymaya
başlarsak sıkılırsınız da) örneği bulunan bu tip girişim ve kolektifleri
bizim (24 yıldır) gerçekleştirememiş olmamızın nedeni: “kocaman şehirde insan bul” constantine mesut / https://youtu.be/yqKFqlA-5G4bundan sonraki süreçte başkalarının ürettiği işleri de (Taxidermia Fanzine ve SOLUCANFANZ.in
ve bizim için ömrümüz boyunca dağıtılacak başka bir takım eski zine’ler
hariç) basıp dağıtmıyoruz. pdf veya posta iletmeyiniz. biz talep
etmediğimiz sürece yazı da göndermezseniz seviniriz.. herkes kendi
kendine kendi küreğini parlatsın. “new do it yourself method..” en
güzeli..sokakta boş boş beklemeye devam ediyoruz. CSNS Yayımları‘ndan
yeni iki üç şey var. para bulursak cuma birer kopya basçaz. üçer kopya
idi basım adetlerimiz, bugün itibari ile bire düştük. seneye hiç
basmayız.. elimizde kalanları -tamamını yani- soba kullanan varsa kışın
göndeririz ama. : )peace love révolte (bu da yalan- ama: “yaşadığımız yalanlar üzerine verilmiş akıllı kararlar” – pac)
-
4. kitabı da pdf'den salacam – soore basarız.. bu da duyuru metni
4.
kitabı da üç vakte kapakları ile pdf olarak salacam. kapak ve arka
kapağı Hakan Kamışoğlu abim’den alıcam.. üçüncüyü geçen hafta
salmıştım.. zamanında kapaksız olarak hazırdaki 9 kitabımın 7’sini pdf
olarak verip ilk ikisini ciltli karton kapaklı, kendi kendimize bastık
gerçi ama, para bulursam hepsini basaram aynı yol ile. gerçi sipariş
gelip, o siparişler 20’ye tamamlanıp ücreti de peşin verilse gene
basarım. onar-onbeşer kopya olarak yüzü aşkın bastık yaptık zamanında
ama şu ara zor.. : ) he bir de o yayınevi bu yayınevi önermeyin,
ricadır.. ☺️4. kitabın adı “şiir değil bu” bu da içeriğin “savunma” isimli bölümünden bir pasaj:
-tanıdık olan birkaç şair-
bir kitapları olan, eski arkadaşlarımı düşünüyorum şimdi
pardon
arkadaşım diyemem onlara
ve onlar da beni arkadaş olarak görmüyorlardır sanırım
tanıdık diyelim
birkaç kez görüşmüş olmak
birkaç ayak üstü sohbet belki
bir iki ortak arkadaş
ve sürekli olarak onların gözünde
bu yarışta saf dışı kalması gereken benitiraz etmiyordum elbette
yarış onların yarışıydı
seyirci bile olmak istemiyordum bu yarışta üstelik
ama yine de
zaman zaman
gözüm kayabiliyor ya da
gözümün içine sokulabiliyorlardıbirkaç yıl önce tanıdığım
birkaç şair adam söz konusu
hâlâ zaman zaman tanışıyorum böyleleri ile
eskiden de olduğu gibi yani
fanzinleri ya da siteyi görüp veya
bir ortak arkadaşın benden ona veya ondan bana
bahsetmesi sonucu gerçekleşen tanışma fasılları
ve ardından gelen övgüye gelmeyen karşılık“iyi yazıyorsun” diyor
“eyvallah” diyorum, hepsi bu
yalan söylemenin gereği yok
ya da “sen de kötü yazıyorsun ben de” deyip
ortama gerçek bir kurşun sıkmanın
ki her seferinde
üstelik çok kısa bir süre içinde
gözlerindeki değerim sıfıra iner
ki normaldir bu
şu yazarı biliyor musun bu kitabı okudun mu şu dergiyi gördün mü
uzar gider sorular ve ben hepsine seri halde “hayır” derim
“hayır bilmiyorum”
“hayır okumadım”
“hayır görmedim”
sonra karşındaki insanın
aslında bir edebiyat muhafızı olduğunu fark edersin
ve yıllar sonra ya da birkaç ay içinde
bu adamın bir kitabı yayınlanır
ve sen bu kitabı
kitap çıktıktan yıllar sonra fark edersin
yıllar sonra bir gün karşılaşınca yolda
“napıyorsun”
“iyilik sen”
ve birkaç saniye içinden konu
onun unutulmaz şaheserine döner
“bir kitabım çıktı”
“haberim yok”
“birkaç yıl oldu, ufak bir yayınevi”“güzel bir duygu olmalı” dersin
onun adına düşünerek
çünkü ona göre
benim asla ulaşamayacağım
bir zirve noktasıdır bu ve
tek kitabı olan
yitip giden
ve yine de konuşmaya devam eden
seni hiçe sayan
ve üstelik artık bir kitabı olan bu adam
“sen neler yapıyorsun” der “fanzinlere devam mı?”
ufak bir alay vardır bu soruda ve
hâlâ devrimden söz ediyordur sana
hâlâ mücadele
iktidar karşıtı
savaş karşıtı
ayrım ve sömürü karşıtı
bana da karşı
kendi dışında her şeye karşı hatta
ve hâlâ çalışmıyor
bir gün bile çalışmamış bir insan
işçilerin adına
onların haklarını haykıran
şiirler yazıyor sağda solda
yeraltı edebiyatı nasıl olmalı diye sana konferans çekip
üzerine sanattan dem vuruyorlar
sanki çok sikimdeymiş gibi yeraltı edebiyatı
ya da sanat
sıkıcı bir konuşma
ama kaçış şansın yok
işim var dersen
gideceğin yere kadar seninle gelirler
benimle konuşmak değil niyetleri
ben bok kafalıyım
o da devrimin tanrısı
bunu ispat etmek ister sana
sonunda sabrın taşar ve
bak dersin
anlıyorum seni
son kutsal kitabı yazan bir peygambersin sen
ama benim eve gidip uyumam gerekiyor
çalışıyorum ben
bir işim var
senin savunduğun işçilerden biriyim ben
izin ver bana
kafamı dinlemeye ihtiyacım var anlıyor musun?
ve üç kuruş için günümün yarısını heba ederken
kendi haklarımı savunmaya zamanım kalmıyor
sen bunu benim için yapıyorsun
benim için yazıyorsun sen
bense kıçımı göstermek için yazıyorum
ama şimdi gitmeliyim
“siz hep böylesiniz” der ardından
“kendinizi bi bok sanıyorsunuz”bir daha onunla görüşmeyeceğiz muhtemelen
kaç tane kaldı bilmiyorum geriye
beş mi altı mı
izmirli tanıdık şairler
şimdilerde bir kitapları var her birinin
ve arada sırada onları yolda görür
üç beş nasihat dinlerim
kimisi otuz beş kırkında
kimisi benle yaşıt
ve maddi sıkıntıları yok
ruhsal sıkıntılarının kaynağı ise
hak ettikleri yerde olmadıklarına dair olan
saf inançlarından geliyor
çoktan keşfedilip yaldızlanmaları gerekiyordu
etraflarında hayranlar topluluğu
on beş yirmi kitap
ve görsel şölenbazısı yanlış ülkedeyim der
bazısı suçu çarpık yayıncılık sisteminde arar
bazısı kendisine yeterli şansın tanınmadığını öne sürmekte
ama her birinin tek sıkıntısı
hak ettiklerine inandıkları yerde olamamak
ki haklı olabilirler de bu konuda
bilemiyorum
ben hak ettiğim yerde miyim bunu da bilmiyorum
edebi anlamda hak ettiğimi almaktansa
çalıştığım sikik işlerde görmek isterim hak edileni
fazla mesai ödemesi ya da zamanında maaş gibiedebiyat muhafızları beni öldürebilir
ve evet evet evet
bu bir şiir değil
kafamı sikip durmayın lütfen
ve yayınlanmayı da hak etmiyorum
bu doğru
ama lütfen artık
her seferinde karşıma çıkıp
bana edebiyattan ve
o harikulade yazarlığınızdan
dem vurmayınöfkesi yatışıyor veda ederken
“içelim bir gün” diyor
“içeriz” deyip dönüp uzaklaşıyorum
içer miyiz harbiden?
ama bu kez de
bara girmeden önceki konumuz
ne kadar sıkı bir içici olduğunuz yönünde gelişecek
birkaç bira sonra
sarhoş bir adamı çekmek zorunda kalacağım
“içeriz” diye yalan söylüyor
ve evime geliyorum
bir daha karşılaşmayız umarım
ne onunla
ne diğerleri ile7ağustos2008
-
şanımız ölüyor
diSStromuzdan telgraf var:
kanada ve usa’da yayınlanan dergiye röportajımızı verdik efenim. her şey (tüm dünyada hatta evrende olup biten
)
kontrol altında.. röportaj yayınlanınca da ses eder, ileride de kendi
platformlarımızdan hem türkçe hem ingilizce olarak yayınlar ve basarız..
zaten bizi başta fransa olmak üzere güney amerika ve usa ile kanada’da
çok severler. fransa’da yolda kime sorsan tanır bizi. nantes
sokaklarındaZack
fanları mesela. istatistik bilem var. bi kendi ülkemizde meşhur
olamadık.. hep sizin suçunuz, bizi meşhur edin, magazin programlarına
çıkmak, sansasyonlara malzeme olmak ve fanboylarımız fangrrrrlerimiz ile
nefret edenlerimiz arasında sanal üzerinden yaşanacak kavgaları
fiskimizi yudumlarken izleyip gülmek bizim de hakkımız.. söke söke
alamıyoruz, yardımlarınıza ihtiyacımız var bu konuda..
foto eski tüklanımızdan..İzmiryer6 distro haber atmasyon servisi huşu içinde sundu. röportaj atmasyon değil gerçi. fransadaki namımız da.


-
tanrı bunun neresinde? pardon şeytan mı deniyordu? karıştırmışım..
“disziplin” yeni zine. yarın sabah bayram namazını müteakip, ekranlarınıza konuk olacak. bir Taxidermia Fanzine
feat izmiryer666 diSStro bestesidir…. : ) hazır bir iki rötüş kaldı
sadece de, sabah sabah şeker yemeye filan evinize gönderelim diyoz
çocuğu.. : ) -
retro (street zine) haftaya çıkıyor efenim..
Emin Aga’ya ithafen hazırladığım ve kendisinin her sayıda bir playlist ile açılışını yapacağı, aksamaz ise, 9haftada1 periyodlu olan, italyan fanzin mafyası nüfus memurluğuna, RETRO street zine & Zebelliyat ismi ile kayıtlı fanzin için içeriklerinizi, zokağa çıkmama yasağı bitene değin, yani dilediğiniz zaman girdap@riseup.net adresinden gönderebilirsiniz.. ancak “adım adım zokağa çekme yasağı” bitene değin, yani pazar gece 00:00’a kadar iletmeniz halinde, ptesi zabahından alacağım çıktılar sonrası elde kes biçlerime takviye olacağından, ilk sayıda yayınlanma şansı elde edebilirler. edemeyedelirler tabii. yayın politik A’ma uymaz ise basamam..içerikle; yazı çizi, abaküs takvimine bağıl fonksiyonlu gündemden bağımsız her türlü ivme, müzikal sinemasal veyahut herhangi bir sanatsal akım veya insan/topluluk üzerine güzelleme/röportaj/izlenim olabileceği gibi, bizzat bu güzellemelerin digital kayıtlarından da (mp3/avi/mkv vs) olabilir. elde nakış tekniği ile hazırladığınız işleri, iyi çözünürlükte tarama şansınız yok ise, posta adresimi isteyip (ki blog’da yazıyor), gönderebilme şansına sahipsiniz.. soru görüş ve önerileriniz için, DM ihbar hattını kullanabilirsiniz.. baskı parasına destek olanların kulakları ölene değin dert görmesin. amin.fanzinin içeriği; müzik/sinema ve zebelliyat (edebiyat değil abi) ile, bir takım ulvi olma derdi peşinde koşmayan görsel işlerden oluşmaktadır. yanında dvd vermemiz olasılık dahilindedir.. gönderilen işler redaksiyona/edit’e tabii tutulmaz ancak aşırı harf hatalı, göndermeden bir kez bile okunmamış baştan savma işleri, cildi bozar.. asayişi bozsa keşke.buraya kadar okuma zahmetine katlananların, e-posta adreslerine, fanzinin “degital” versiyonunu talep etmeleri halinde, pdf olarak ışınlanması düşünülecektir.. açık link pdf vermiyorum, nedenlerim de karakutumda muhafıza edilmiyor, açık ve net yani.cuma namazını, (görünmez) maskeli kılmanın güzel vatanımıza ihanet olmadığını ancak dinimizde riyanın en büyük günahlardan biri olduğunu hatırlatır, görünmez maskelerin corona bitimi de, öncesinde de olduğu gibi takılmaya devam edeceğinin bilincinde olduğumuzu bilmenizi isterken, “evde kalın” çığırtkanlarından uzak durmanızı salık veririz.. selametle.bu iş ile birlikte, bir çok başka iş de çıkacak.. olley.müzik dinleyek o halde: -
işportal faaliyetler yeni dönem
işportamızın ara verip tekrar başlayacağımız (virüsmanik dönem bitmese de başlayacağımız, başka bölgede açmaya başladı zaten yan tezgah arkadaşlarım) yeni döneminde, tezgahımızda yıllar yıllar yıllar önce de olduğu gibi kaset/cd bulanacak.. bir fark ile: çooğ eskiden olduğu gibi korsan değil. orjinal direkt.. kanal bulduk bu konuda geçen hafta.. üstelik orjinal (zaten hiç korsan kitap işinen girmedim de) kitaplar için de kanal bulduk, elimdeki tüm kitapları kışın satmıştım, grubu ya da üç kağıt tezgahımızı yerinden takip edenlerin bileceği üzre..eğer, verimli geri dönüş alırsak. yani kaptan köşkümüzdeki şarabımız eksik olmaz da üzerine de para arttırabilirsek, seneye ve öteki daha öteki senelerde de kaset/cd işi devam eder.. ve hatta tr’de müziklerini “fiziksel kopya” ile dağıtan müzisyenlerin de, her zaman olduğu gibi sokakta, parasal geri dönüşlü dağıtımcılığını sürdürürüz. pek kalmadı gerçi öyle müzisyen. olsun..durmak yok, yoldan çıkmaya ve çıkarmaya devam..he plak soranlar oluyor iki senedir. o işe girmiyom, yüküm ağır oluyo zaten.. bir de tezgahta plak satamam abi.. zorlar. taşıma sonrası heba olmasın çantada pahalı pahalı plaklar. zarar etmeyek yok yere.. çantamı bırakabileceğim güvenilir ve alma/bırakma saat sorunu yapmayan yer bulursam olursa belki.. bırakmam için mekanı gece yarısı kapatan yer lazım. bir de bırakırken yüzünü somurtmucak mekan sahibi.. yoksa yer çok.. başıma gelenlerden sonra, saçma minnet duygusu beklentisi ve almak isterken girilen tripleri kaldırmıyo bünyem😔 -
E-zine patlar
euro dolar kuru, falan fişmekan.. kiraladığımız server’ın aylık tazminatını ödeme kanalımız tıkandığından, patladı. blogdan devam.. kendi kendimize konuşmaya : ))






