Etiket: savunma

  • belirgin belirsizlikler

    bi çok
    kere
    ve bi
    çok yerde
    saçma
    sapan şeyler
    konuşmuş
    olabilirim
    sonrasında
    unuttuğum ya da
    biri
    tekrar ettiğinde
    arkasında
    durmayıp söylediklerimin
    abi
    geyik yapıyorumdur muhtemelen
    diyerek
    kestirip
    atabileceğim
    ki
    çoğu kez
    ciddi
    değilimdir söylediklerimde
    kendimi
    o kadar da ciddiye almayışımdan
    kaynaklanır
    bu
    karşımdaki
    insanı
    ciddiyetsiz
    buluşumdan değil
    hatta
    ciddiye
    aldığım biriyle daha çok
    ciddi
    konular üzerinde
    ciddiye
    alınmayacak sözler
    sarf
    edebilirim
    çünkü
    insanlar
    genellikle
    yanlış anlamaya meyilli olurlar abi
    özellikle
    hiç tanımadıkları birileri hakkında
    öncesinden
    arda kalan belleksel yığıntılar sayesinde
    karşılaştırma
    yaparak
    kesin
    ve değişmez
    yargılara
    varırlar
    ki ben
    de yaparım bunu
    ve
    önyargıları olan bir adam olduğumu
    dile
    getirdiğimde yadsınırım
    sanki
    hiç kimsenin
    hiç
    kimseye karşı
    tanımadan
    ve konuşmadan
    bir
    fikri oluşamazmış gibi
    ki
    konumuz bu değildi
    ki
    daha önce yazdım ben bu konu hakkında
    daha
    önce
    bi çok
    şey hakkında
    bi çok
    şey yazmışımdır
    ve
    saçma sapan şeyler
    olduğunu
    söylesem de
    kurduğum
    cümlelerin
    yazarak
    resmedilenleri kast ediyorum burada
    ve
    hatırlamasam bile sonrasında
    arkasında
    dururum
    biri
    konuyu açarsa
    bu
    yönde
    “evet
    öyle yazdım
    çünkü
    öyle düşünüyorum”
    ve
    neden öyle düşündüğümü
    sorgulama
    girişiminiz gelir hemen ardından
    açıklama
    yapmaya
    hiçbir
    zaman gerek duymadım
    bu
    anlamda hayır
    yazılmış
    ve kalmıştır o orada
    toparlayamadığım
    söylenilse bile
    bir
    bütündür
    içinden
    cımbızla
    çekilip
    alınan bir cümle için
    açıklama
    yapmamı beklemeyin
    “aa
    evet cinsiyetçi bir ifade olmuş” gibi
    sizi
    olumlayacak
    bir
    tepki vermemi de
    hatta
    mümkünse
    üzerinde
    tartışmaya veya değiştirilmeye ya da
    sizin
    deyiminizle ‘iyileştirmeye’
    gebe
    bir anlatımım olduğu yönünde
    fikirler
    beyan etmeyin
    a ama
    evet doğru
    tutarsızlıklarla
    dolu
    bir
    hayata sahibim
    iki
    gün önce ingilizce bildiğimi söylerken
    ertesi
    gün “hayır bilmiyorum” diyebilirim
    biliyorum
    dediğim günü de hatırlamam ve
    ardından
    ne biliyorum dediğim
    ne de
    bilmiyorum dediğim gün kalır aklımda
    gün
    kalır aslında ama
    pardon
    günler
    aklımda kalır
    yüzler
    de öyle
    kelimeleri
    unutsam da
    o
    gözlerin bana çağrıştırdığı
    çeşitli
    zamanlardaki farklı hisleri
    ya da
    bir hayli belirgin olan
    belirsizlikleri
    aklımdan
    çıkartamam
    belirsizliğin
    belirgin kılınıldığı zamanları
    ya da
    olayları
    ve
    hisleri
    sevmediğimden
    olabilir bu
    ve
    yine her şeyi birbirine karıştırıp
    hiçbir
    şey anlatamadığım
    yönünde
    gelecek olan eleştirilere
    kulaklarımı
    tıkayıp
    bir
    alt dizeye geçiyorum efendim
    bazen
    yo
    hayır bazen değil çoğu zaman
    ciddi
    değilimdir konuşurken
    size
    olmayan zamanlarım hakkında
    hiç
    yaşamadığım ve
    hiçbir
    zaman öyle bir kanıya kapılmadığım fikirlerle örülü
    masallar
    anlatabilirim
    güler
    geçeriz diye düşündüğümden olmalı bu
    güler
    geçeriz evet
    sonrasında
    unuturuz mesela
    ve
    ardından da karşıma
    aa ama
    sen geçen şöyle demiştin
    ya da
    iki sene önce şöyle düşünüyordun gibi
    bir
    hatırlatmayla çıkmazsınız diye hesap ederim
    ciddi
    değilimdir
    hiçbir
    zaman ciddi olamadım
    yaşadığım
    hayat içerisinde
    ciddi
    adımlarla yol alamadım mesela
    yerimde
    saydım
    geriye
    sardım
    ve
    dahası hiçbir zaman
    önceden
    planlanmış bir yol üzerinde
    emin
    adımlarla yol almadım
    kendimden
    emin oldum sadece
    hepsi
    bu
    hayır
    ingilizce bilmiyorum
    hayır
    cinsiyetçi değilim
    hayır
    underground takılmıyorum
    hayır
    anarşist değilim
    hayır
    entelektüel değilim
    o
    kitabı okumadım
    şu
    filmi izlemedim
    iyi bir
    müzik bilgim yok
    bilmem ne okulunun bilmem ne bölümünü de bitirmedim
    sıkı
    bir içici de değilim
    sigara
    sarmasını bile bilmeyen biriyim ben
    ama
    öyleymiş gibi yapıyorum
    yani
    bazen
    olmayan
    şeyler hakkında olabilecek kesitler sunuyorum
    sonra
    biri gelip
    beklediğim
    gibi çıkmadın deyince
    beklediği
    gibiymişim gibi rol kesiyorum
    ne
    beklediklerini biliyorum çünkü
    beklentisiz
    ama kararlı bir şekilde ilerlerken hayat içinde
    pusulaya
    ya da rotaya ya da frene ihtiyaç duymadan ilerlerken ben
    ne
    beklediklerini çoğu insanın
    neye
    ihtiyaç duyduklarını ya da
    en çok
    neyi arzuladıklarını
    neyden
    tatmin olup neyden haz etmediklerini
    ve
    hemen
    hemen her şey hakkında
    hemen
    hemen her şeyin farkındaymış gibi
    caka
    satarken birilerine birileri
    hiçbir
    şeyin farkında değilmiş gibi yapmak
    ya da
    ses çıkarmadan bir köşede oturup takılmak
    hoş
    oluyor
    anlamsız
    çünkü
    hemen
    hemen her şey
    hakkındaki
    hemen hemen her şey
    boşa
    tüm bu
    çaba
    kazanma
    hevesleri
    bir
    şeyleri ispat etme arzusu
    daha
    iyi yazma uğraşı
    daha
    iyi yaşama uğraşı
    bilmem
    ne hakkındaki bilmem ne uğraşı
    b o ş
    a
    o
    yüzden lütfen
    tekrar
    karşılaştığımızda
    bana
     “ya abi geyik yapıyorum ciddiye alma”
    gibi
    bir açıklama yaptırmayın
    gülüp
    geçelim
    sadece
    sayılı olduğunu bildiğimiz
    ama
    sayısını öğrenemeyeceğimiz
    günlerimizin
    kalanında
    yazılanlara
    gelince moruk
    arkasında
    durmayacağım
    ya da
    üç sene sonra yalanlayacağım
    hiçbir
    şey yazmadım
    son on
    senedir
    onları
    ciddiye alsanız
    varlığım
    için endişe duymak yerine
    fena
    olmaz
    çünkü sigarayı
    bırakmaya da
    ölmeye
    de
    niyetim
    yok
    30ocak14
  • handsome and gretal

    ölümsüz
    günler geride kaldı artık
    sonsuza
    dek hatırlanacak olan o
    dünyanın
    etrafında döndüğümüz günler
    herkes
    bizim etrafımızda dönerken
    kafamız
    dönerken
    cigaraları
    dönerken
    her
    gün düşsel anlamda köşeyi dönerken hatta
    yırtacağımızı
    sandığımız günler
    çalışmak
    yok
    uyumak
    var sadece
    takı
    tezgahı açar ve alkol paranı karşılarsın
    sigortanın
    önemi yok
    kiranın
    önemi yok
    “faturaların
    canı cehenneme” dediğimiz günler
    bir
    gün
    düş
    kurmayı bırakıp
    gerçek
    anlamda köşeyi dönüyor
    ve
    çıkmaz sokağa girdiğini fark ediyorsun
    birbirinin
    aynı olan koridorlar silsilesi
    ışık
    bir yanıp bir sönüyor
    güneş
    gelip gidiyor
    ay
    gelip gidiyor
    para
    gelip gidiyor
    sen
    de işe gidip geliyorsun
    her
    geçen gün
    bir
    öncekinin aynı
    hiçbir
    şey kalmıyor aklında
    tek
    bir kare görüntü yok düne dair
    unutmaman
    gereken tek şey
    ertesi
    gün kaçta iş başı yapacağın
    geriye
    kalan her şey
    ertelenmiş
    gün
    boyunca kafanda dolanan tek düşününce
    eve
    gidip uyumak oluyor
    eve
    gidip uyumak
    eve
    gidip uyumak
    bir
    an önce
    bugün
    bitsin
    bu
    hafta bitsin
    bu
    ay bitsin
    bu
    sene bitsin
    beklentisiz
    bir şekilde
    zamanın
    geçmesini beklemek
    hadi
    bir sigara yakalım
    beş
    dakika daha öldürelim
    bugün

    yerinde
    “sigara
    içmek öldürür” dedi adam
    ve
    ben de ona
    zamanı
    öldürür, demek istiyorlar, dedim
    ve
    iyidir zamanı öldürmek
    kazanacak
    bir şeyimiz kalmadı
    kaybedecek
    bir şeyimiz de olmadı
    ilerleyen
    dakikalarda
    skorda
    herhangi bir değişiklik beklenmiyor
    hayat
    maiden koşusundan farksız ve
    27
    sene önce yüksek ganyan verdiğimi biliyorum
    ama
    jokeyini öldürmek isteyen bir atım ben
    o
    yüzden üzerime bahis oynamak yerine
    gidip
    bir iş arayın kendinize
    yazarlık
    ölene
    kadar boktan işlerde çalışmayı gerektirir çünkü
    ve
    ancak öldükten 50 yıl sonra
    hâlâ
    adınız anılıyorsa,
    yazar
    olmuşsunuz demektir
    ki
    bunun da size
    bir
    yararı olmaz
    o
    yüzden Tolgur
    “yazılarımı
    onayla ya da bu işi bana bırak” demektense
    10
    sene önceme geri dönüp
    ardımda
    bıraktığım ekmek kırıntılarını takip et
    yok
    etmeden masaldaki kuşlar gibi
    yoksa
    cadı evleri, her ikimizin de ağzına sıçabilir
    yayınevleri
    mi demeliydim acaba?
    hansel
    ve gretel
    hikâyeyi
    biliyorsun
    ama
    yine de tekrar ediyorum
    kazanmak
    istiyorsan
    üzerime
    bahis oynama
    ben
    zaten kaybettim
    bir
    jokey durmadan kırbaçlıyor olsa da
    daha
    hızlı koşayım diye
    birbirinden
    farksız mesai saatleri
    birbirinden
    farksız günler
    birbirinden
    farksız insanlar
    birbirinden
    farksız satırlar
    aşağıya
    doğru akmakta
    zaman
    pardon
    sizinle tanışabilir miyiz?
    son
    yazın kıyaktı
    boktan
    yazıyorsun
    yazılarımı
    onayla
    izmir’e
    gelip seni becericem
    kendini
    ne sanıyorsun
    seninle
    sevişmek istiyorum
    birlikte
    yaşayalım
    hiç
    arkadaşım yok
    fanzin
    gönder
    sana
    daha iyi bir iş buldum
    sana
    gönderdiğim kitabı okudun mu?
    dün
    seni aradım, açmadın
    bir
    saniye
    bir
    saniye
    sessizlik
    bir
    sigara yakmam gerekiyor
    ölmek
    için
    on
    sene sonra görüşürüz

    19
    mayıs 2009
  • relax stella relax

    insanların
    senin
    hakkında ne düşündüğü ya da
    arkandan
    ne konuştuğu ile
    çok
    fazla ilgilenmeye başladığın anda
    gerçekten
    kendin olmaktan da
    ödün
    vermeye başladığın
    o
    tuhaf sürece giriyor olmalısın
    dedim
    ona
    ve
    ben bunu
    gerçekten
    hiç düşünmedim
    bir
    mekandasın
    konuşuyorsunuz
    saçma
    zırvalıklar
    bir
    kaç cümle kuruyor
    ve
    sonra üzerine
    kimse
    hiçbir şey demediği için
    “ben
    bi tuvalete gideyim abi” diyorsun
    geri
    döndüğünde
    birilerinin
    bir
    şeyler hakkında bir şeyler zırvaladığını görüyor ve
    yaklaşınca
    sustuklarına şahit oluyorsun
    daha
    sonra
    gecenin
    geç bir vaktinde
    mekandan
    ayrılırken
    durakta
    kalan son iki kişiden biri sana
    masada
    sen yokken dönen
    geyikten
    bahsediyor
    napayım
    diyorsun ona
    hakkımda
    ne düşündüklerini
    gerçekten
    ciddiye alıyor olsaydım
    kendim
    olamazdım
    ve
    ayrıca
    öğrenmek
    de istemiyorum bunu
    kafa
    bile yoruyor sayılmam yani
    ben
    kendimle ilgileniyorum
    insanların
    benim hakkımda
    ne
    düşündüğü ile değil
    ve
    sonra
    birden
    bire
    yüzü
    değişiyor kahramanın
    yani
    diyor
    onların
    senin hakkında
    düşündüğü
    şeyleri öğrendikten sonra bile
    onlarla
    görüşmeye devam edeceksin
    öyle
    mi?
    sen
    diyorum ona
    sen
    benim hakkımda ne düşünüyorsun
    susuyor
    ya
    da benim
    onlar
    hakkında ne düşündüğümü
    bundan
    bir ay önce
    sadece
    onların anlayacağı bir tarzda
    yazdığımı
    ve
    o
    yazının yer aldığı fanzini de
    kendilerine
    verdiğimi
    biliyor
    musun
    okumadılar
    okumadılar
    ve sonraki diyaloglarımızda
    kendilerine
    de söyledim
    muhteşem
    olduklarını onların
    benim
    aciz kaldığımı
    büyüklülükleri
    karşısında
    bu
    durumda aptal olan kim söyler misin?
    ben
    yine de dedi bana
    yerinde
    olsam
    onlardan
    uzak dururdum
    iyi
    insanlar olmayabilirler dedim ona
    ama
    bir şekilde
    bana
    verdikleri
    yani
    kazandırdıkları
    bilgi
    ve
    paylaşımları
    yadsıyamayız
    bu
    durumda da
    sene
    de bir veya
    iki
    kez takılıp
    derinlemesine
    analiz yapmadan
    bir
    kaç sigara paylaşmanın
    bir
    mahsuru olmamalı
    ve
    sözünü ettiğin gibi
    bir
    yakın ilişki de
    söz
    konusu değil
    onlar
    kendileri için
    ne
    düşünüyorlarsa
    ben
    de kendileri için
    onu
    düşünüyorum
    muhteşemler
    gerçekten
    gerçekten
    muhteşemler
    o
    kadar muhteşemler ki
    benim
    bir salak olduğumu düşünüyorlar
    ve
    ben de açıkçası
    buna
    gülüyorum çünkü
    ortada
    var olan bir gerçeğin
    farkında
    olmayan bir taraf
    diğer
    tarafı salaklıkla suçlarken
    gerçeği
    bilen taraf, onların
    ne
    kadar iğrenç ve
    kendini
    beğenmiş ve
    ikiyüzlü
    ve
    sahte
    varlıklar olduğunu, bilip
    bunu
    onlara söylediği halde
    hâlâ
    tutup
    “alo,
    abi görüşelim” diyorlarsa
    bu
    biraz
    kimin
    kime gerçekten ihtiyacı olduğunu
    ve
    kimin
    gerçekten aciz olduğunu
    hmm
    nasıl
    derler
    neyse
    demesinler
    hakkımda
    arkamdan söyledikleri
    kötü
    yani aslında
    gerçekten
    kötü
    ama
    birinin size
    ne
    olmadığını söylemesi
    onun
    gerçekte
    ne
    olduğunu ele veren
    bir
    ipucu taşıyabilir
    ve
    yüzüme aptal aptal bakıp
    hiçbir
    şey anlamadım dedi
    anlatılamadığımı
    söyledim bende
    boş
    ver
    dik
    19
    nisan 2009

  • kendimi beğenmiş

    belki fazla küstah
    ya da burnu büyümüş olarak
    değerlendirileceğim
    bu
    şiir olarak
    kabul görmeyen dizeleri
    yazdıktan sonra
    ama yazmak zorundayım
    yazmak zorundayım çünkü
    kendimi
    fazlasıyla mahcup hissetmeye başladım
    sizin o uzun
    ve anlamlı
    ve okunmaya değer olan
    ama okumaya fırsat bulamadığım için
    cevap bile yazmadığım
    postalarınızdan
    ki fazlasıyla
    iyi niyetli bakıyorum meseleye şu an
    ama aslında gerçek olan
    bu işin biraz da
    anlamsız olduğu
    çünkü 
    söz konusu sevgi veya nefreti
    hakkedecek olan bir adamın
    var olmadığı gerçeğini
    kanıksamamız
    her iki taraf için de
    rahatlatıcı olacaktır
    ben bunun farkındayım
    yani
    sizce kayda değer dahi olsa
    işe yarar bir şeyler yapmadığımın
    ben sadece
    kendi ruhumu kutsuyorum burada
    gördüğünüz üzere
    kendi üzerime yazıp çizmek dışında
    başka hiçbir şey yapmıyorum
    ve bir de bunun üzerine
    sizin benim üzerime karaladığınız
    övgü veya kin dolu
    kelimelerinizi çekmeye
    hiç ama hiç gücüm yok
    başka bir varlığa karşı duyulan
    hayranlık duygusunun
    nerden kaynakladığını bilmiyorum henüz
    ama ben hayran olduğum
    hiç bir koca ayağa
    uzunluğu en az bir sayfa olan
    mektuplar ya da
    e-postalar atmıyorum
    ya da onlara
    sırf laf olsun diye
    merhaba demek gibi
    alışkanlarım da yok
    ya da ya da ya da
    daha da kötüsü
    tutup ambjörnsen’e
    aramızdaki diyaloğa güvenerek
    “abi yarın ilk uçakla almanya’dayım”
    demezdim
    eğer almanya’ya
    gidecek olsaydım
    anlatabiliyorum umarım
    ve umarım anlayabiliyorsunuz
    ve umarım benim
    kendini beğenmiş bir
    domuz olduğumu düşünüp
    nefret etmezsiniz
    ki gerçekten ama gerçekten
    nefret etmeye bile başlasanız
    bu değişiminiz ve
    içsel tavrınızla ilgili bile
    bir üzüntü hissetmezdim
    ki işin doğrusu da
    bu olmalı bence
    yani gerçek çevrenizde bile
    var olmayan insanların
    size karşı olan tepkilerine göre
    bir duygusal değişim
    veya üzüntü içinde
    olmamak
    anlatabiliyor muyum?
    7 sayfalık posta da nerden çıktı john?
    benim o kadar vaktim yok
    benim sana o kadar uzun cevap yazabilecek kadar
    hassas ve düşünceli
    bir ruhum da yok
    kendini bana anlatma
    bunun yerine oturup
    bir şeyler karala mesela
    ve onu da bana gönderme lütfen
    okuyamam
    yani gerçekten okuyamam
    çünkü
    çünkü ben kitap bile okumuyorum pek fazla
    senin yorumun bu
    gözlerim hassastır
    egom şişmiştir
    ve kendim dışında
    hiç kimsenin yazdığına
    değer vermem
    bunu diyorsun bana sonra da
    ben de senin söylediğini tekrar ediyorum işte
    yazdığına karşılık
    hemen akabinde
    hiç bir cevap yazmadım diye
    ki sana cevap yazmak için e-postamı açtığım sırada
    okuyabileceğim kadar kısa olan
    bir nefret mektubu döşediğini görüyorum
    neden?
    çünkü insan bağımlılığı
    ve kendini
    kendinden daha üst gördüğün
    bir başka insana sunma
    ve değer görmeyi bekleme
    ve sonucunda
    kendini başka biri üzerinden olumlama
    ilk anda
    tamamen fiyasko ile sonuçlanmayacak dahi olsa
    sonucunda bir özgüven yitiminin
    açığa çıkmasına sebebiyet verecektir
    ki işin başında da
    o özgüven oluşmadığı için hissedilir
    karşı taraf tarafından olumlanma ihtiyacı
    umarım anlatabiliyorumdur
    ve umarım kızmıyorsundur
    insan insanın kurdu olmadan önce
    kendi kendinin kurdu olur
    bunu unutma
    ve başına gelen hiçbir şeyden dolayı
    tanrıyı
    anneni
    sevgilini
    veya arkadaşlarını suçlama
    her şey senin elinde
    sistemin izin verdiği ölçüde
    ve imkanlar dahilinde
    bir çok ihtimalden birini seçip
    kendi yolunda ilerleyebilirsin
    veya benim gibi
    tamamen kaybetmeyi göze alıp
    her şeye karşı durabilirsin
    seçim senin seçimin
    ve sonucu da sen belirleyeceksin
    sonucunda nasıl hissedeceğin de
    sadece sana bağlı
    hissettiğin duygular
    başına gelen olaylardan ve
    çevrendeki insanlardan çok
    sende var olan
    özgüven ve
    bilinç ile ilgilidir
    krishnamurti, bu sıralamayı
    deneyim – bilgi – bellek – düşünce – hareket
    olarak sıralar
    ben bu sıranın sonuna
    duyguyu ekliyorum
    ve bu evrede
    hissedilen acının
    gerçek nedenlerden mi
    yoksa
    kendini olumlatma ihtiyacını doğuran
    yanlış yalnızlıktan mı
    kaynaklanlandığı
    açığa çıkar
    yanlış yalnızlık diye
    sözünü ettiğim şey
    tam olarak yalnızlığı kanıksamaktan
    duyulan korku ile ilgilidir
    ve bu korku
    yaşamı zorlaştıran
    ve hareket alanını kısıtlayan
    ve içten gelen itkileri saklamamıza yol açan
    bir korkudur
    sonrasında
    bir öğretmen
    yol gösterici
    veya ideolojiye
    bağlı kalıp yaşamayı
    tercih edebilirsiniz
    oysa
    geçmiş geçmiştir ve
    gelecek henüz gelmemiştir
    an dışında var olan
    hiç bir gerçek
    tam olarak gerçek değildir
    ve anlık duygular dışında
    geriye kalabilecek tek şey, acıdır
    ve bu acıyı hissetmek yerine
    bir arayış veya
    kaçış içine girdiğimiz takdirde
    doğal sonuç
    bir başkasında
    kendimizi aramamıza yol açar
    ve hiç bir insan
    bir diğer insanın aynası durumunda değildir
    hepimiz farklı
    ve bir o kadar da dengiz
    ve denkliğimizi bozanlarla savaşmak yerine
    küçük meseleler üzerine
    birbirimizle savaşıyoruz
    evet evet evet
    senin için bir dâhiyim thomas
    kabul ediyorum bunu
    dâhi ben
    teşekkür ediyorum bu yüzden sana
    ama neden
    sadece teşekkür edebildiğim için
    yani nezaketen değil de
    içimden geldiği için
    bir teşekkür ettiğimde
    ağzıma sıçıyorsun bilmiyorum
    hayır biliyorum bunu
    bunu bilmeyen sensin
    düşüncenin farkında değilsin
    düşüncenin nasıl oluştuğunu bilmiyorsun
    bilincinin nasıl işlediğini
    nasıl hareket ettiğini
    ve neden acı çektiğini bilmiyorsun
    bunu sana öğretemem
    hiç kimseye hiçbir şey öğretemem
    çünkü deneyimler sonucu oluşan
    bilgi ve bilinç ve algı ve duygu
    öğretilebilir şeyler değildir
    o yüzden lütfen ama lütfen
    sen ve senin gibi insanlar
    önce sevip sonra nefret eden insanlar
    önce övüp sonra küfür eden insanlar
    her iki durum için de
    bir üzüntü veya sevinç hissetmediğim için
    beni suçlamasınlar
    ben ruhumu bıçaklayanlarla bile
    bir kavgaya tutuşmuyorum
    size karşı ne yapabilirim?
    asıl sorunum
    büyük başlarla benim
    büyük başların vurdumduymazlığı ve
    doğal yaşamı felç eden
    otoriter ve bencil
    düşünceleri ile
    epidemik bir mikrop gibi
    bulaştırıyorlar bu hastalıklarını
    en sıradan adama kadar
    onlarla savaşmayı yeğlerim
    sizin gibi mesnetsiz ve
    yüreksiz cengaverlerle
    kişisel bir savaşa girmektense
    ama bu uzun ve
    bir o kadarda sıkıcı şiiri
    yazmak zorunda kaldığım için
    kendimi rahatsız hissediyorum
    yani gerçekten rahatsız
    bencil
    düşüncesiz
    kaba
    ve insan bazen
    bazı durumlarda
    ve bazı insanlara karşı
    kendini veya
    çevresindeki bir şeyi
    korumak adına
    küstahlaşabilir
    ve küstahlık
    hakkedenlere karşı kullanıldığı takdirde
    işe yarar bir
    duvar örer
    ve o duvarın arkasında da
    yine aynı saçma hayatı
    tüm sıkıcılığıyla
    yaşamaya
    devam edersiniz
    yerinizde saydığınızın
    bilincinde olarak
    başka şansınız yoktur
    tanımadığınız
    hatta yüzünü bile görmediğiniz insanların
    hakkınızda düşündükleri için
    veya hakkınızda hiçbir şey düşünmedikleri için
    oturup kederlenmek
    gerçekten ama gerçekten
    tam bir saçmalıktır
    ve bu saçmalık
    kendi ruhunuzu
    ıskalamanıza
    ve kendi kendinize yarattığınız
    sahte bir üzüntüden dolayı
    acı çekmenize yol açar
    ve bu sahte acının nedeni
    gerçek acıdan ve
    içinde bulunduğunuz boşluktan
    kaçma çabasıdır
    ve genel durumun tersine
    bu gibi durumlarda
    kaçanı kovalayan bir
    başka kaçak
    takibe maruz kalmaz
    16 nisan 2009

  • fanzin yapmak isteyen birine

    insanlara
    bakıyorum.
    bana
    “ben
    de fanzin yapmak istiyorum ama
    zamanım
    yok uğraşmaya”
    diyen
    insanlara
    “bunca
    işe yetişebilmene
    şaşırıyorum
    doğrusu”
    diyebilen
    insanlara
    ki
    doğrusu
    yetişemiyorum
    da
    ama
    umursuyor da sayılmam bunu
    periyodu
    umursamıyorum
    dağıtımı
    umursamıyorum
    önceki
    sayıları umursamıyorum
    kendimi
    umursuyorum sadece
    kendi
    zevkimi
    elime
    aldığımda ilk kopyayı
    tadacağım
    hissi
    ve
    sonrası önemli değil
    ve
    öncesi unutuldu gitti zaten
    hiç
    satmayan dönemler
    elimde
    patlayan dönemler
    kimsenin
    yazı göndermediği
    gidip
    almadığı
    gözünü
    bile sürmediği dönemler
    şimdi
    buradayız
    2008’in
    son gününde
    ve
    insanlar durmadan
    yazı
    göndermeye
    resim
    göndermeye
    fanzini
    edinmeye
    tanışmaya
    ve
    arada sırada da
    silah
    çekmeye çalışıyor
    bok
    atmaya mesela
    eleştiri
    amaçlı başlayıp
    küfürle
    biten postalar
    ve
    hiç önemli değil diyorum onlara
    gerçekten
    hiç önemli değil
    öncesi
    veya sonrası
    hiç
    bir önemi yok
    şimdi
    buradayız
    2008’in
    son gününde
    ve
    ben de buradayım
    hâlâ
    aynı teraneyi
    gevelemeye
    devam ederek ağzımda
    do
    it yourself, do it yourself
    para
    yok
    kağıt
    yok
    uhu
    yok
    ve
    yine de yeni bir fanzinin
    hesabını
    yapıyorum kafadan
    36
    sayfadan 9 a4 diyorum
    50
    kopya çeksek ne yapar abi
    kabaca
    bir hesapla
    40
    diyor bana
    ve
    sonra tekrar
    adamın
    biri
    “bunca
    işe nasıl zaman buluyorsun” diyor
    “şaşırıyorum”
    napıyorum
    oysa
    boş
    boş bekleyip müzik dinlediğim zamanlar dışında
    ölümüne
    içtiğim ve sabahı kaybettiğim geceler dışında
    ortalama
    on saatimi sattığım mesailer için
    her
    gün tıraş olmak dışında
    koca
    bir hiç diyorum
    koca
    bir hiç
    elde
    var sıfır
    ve
    sonra dönüp ona
    “boş
    zamanlarında naparsın” diyorum
    “televizyon
    izlerim” diyor
    ben
    izlemiyorum
    “internette
    takılırım”
    ben
    takılmıyorum
    “msn’de
    geyik falan işte”
    onu
    da yapıyor sayılmam
    “ee
    sonra? dolu zamanların?”
    “ders
    çalışırım abi”
    hiç
    ders çalışmadım
    ve
    pek gazete okumam ayrıca
    kolaj
    içindir gazete
    film
    izlemem
    dizi
    izlemem,
    oradan
    oraya gezmem
    tabiri
    caizse
    ot
    gibi yaşayan benim
    evden
    işe işten eve
    ve
    sonra dönüp
    bunca
    saçmalık için bana
    başıboş
    fanzinler için
    “helal
    olsun” diyorlar
    helal
    olmuyor ama
    genellikle
    sonrası
    tam
    bir işkence haline dönüşüyor
    kitapevleri
    ile kavgalar
    fotokopicilerle
    pazarlıklar
    insanlarla
    anlaşmazlıklar
    ve
    sonra dönüp
    evde
    daima
    evde
    bir
    sonraki sayı için
    şapkadan
    tavşan çıkaran sihirbaz gibi
    okus
    pokus yapmak zorunda kalmak
    “her
    şey hâlâ aynı” diye yazmak
    kapkalın
    duvarlara
    bir
    adam daha geliyor
    “senle
    röportaj yapalım
    bir
    dergide köşem var”
    “yap”
    ilk
    soru
    sor
    “nasıl
    oldu da bu noktaya geldi bu işler?”
    bilmiyorum
    hiç
    bir şey yapmadım ben
    kimseyi
    kolundan tutup çekmedim
    gel
    bilader yaz demedim
    al
    şunu git evinde oku da demedim
    ben
    burada duruyordum
    ve
    herkes kendi geldi
    ve
    kendi kendine gidecek her şey
    on
    sene sonra
    ne
    olacağının
    bir
    önemi olmasa da
    şimdi
    tam burada
    hâlâ
    aynı şekilde
    ilerliyor
    işler
    ve
    sen o bardan o bara gezerken veya
    msn
    pencereleri arasında can çekişirken
    ben
    evde oturmuş sayfaları yapıştırıyorum
    tek
    fark bu dostum
    zaman
    olduğu yerde duruyor
    ve
    ben bir şeyler yetişsin diye
    deli
    gibi koşturmuyorum
    sen
    zaman bulamıyorsan
    bu
    aramadığın
    içindir
    o
    yüzden şimdi
    zamanının
    olmadığını söyleme bana
    çünkü
    öncelikle
    öğrenmen
    gereken şey
    fanzinin
    zamandan
    bağımsız bir şey olduğudur
    şimdi
    her
    ne yapmak istiyorsan
    yapmaya
    devam et
    ama
    bana
    tirişkadan
    bahanelere gömülü kalmış
    arzular
    sunma lütfen

    31.aralık.2008
  • hak etmiyorsun mu demiştin?

    itiraf
    ediyorum
    evet
    bu
    bir şiir değil
    ve
    ben de “şiirdir bu” diye bir iddia da bulunmadım
    sihir
    olduğuna dair bahse girerim ama sizle
    tüm
    gevezeleri hakkımda konuşturmak gibi
    ekstra
    bir özelliği var yazılarımın
    özel
    bir karışım bu
    “gevezeler
    için şiirler”
    pardon,
    “gevezeler
    için ‘şiir değil bu’lar”
    edebiyatta
    yeni bir tür yaratmama eşlik ettiniz
    teşekkür
    ederim
    adı
    “şiir değil bu”
    etkili
    bir tarz
    şiir
    dışında her şeye benziyor
    şiir
    dışında her şey mi?
    bir
    dakika
    şiir
    dışında her şey?
    buna
    da itiraz edeceğinizi hissediyorum
    ama
    değiştirmeyeceğim
    ve
    sizin gibi insanlar hakkında yazmaya devam
    ya
    da sizin gibi insanların hakkımda yazması için
    devam
    ediyorum yazmaya
    konuşun
    lütfen
    çok
    sessiz bu oda
    bu
    hayat
    bu
    adam
    hiç
    kimse yok geceye eşlik edecek
    birkaç
    vokal sadece
    birkaç
    tını
    etkili
    ama yalnız başına
    özel
    bir defile gibi
    özel
    bir konser
    gözlerini
    kapat ve izlemeye başla
    sonra
    adamın biri gelip
    yazacak
    hiçbir şeyim olmadığını söyledi bana
    sürekli
    aynı şeyleri tekrar ediyordum
    ve
    haklı olabilirdi olmasına ama
    girdap’ın
    ustalıkla yaptığı ikinci şey
    gerçek
    yazarların gülüp geçeceği
    ve
    hemen akabinde unutabileceği
    her
    türlü eleştiriyi ciddiye alıp
    bir
    cevap şiiri yazmasaydı
    ve
    en iyi yaptığım şeyi de ben değil
    yazacak
    hiçbir şeyim olmadığını söyleyen adam belirledi;
    “yazacak
    hiç bir şeyin yok
    ve
    başın sıkıştığında da
    yazmakla
    ilgili şeyler zırvalıyorsun
    ustalıkla
    yaptığın ilk şey bu
    ve
    bir de her türlü eleştiriyi
    saldırı
    olarak görüp
    savunmaya
    geçiyorsun
    bu
    da iki”
    evet,
    bunları söyledi bana
    ve
    şu an sayfalarca gider
    ve
    sürekli bu konu etrafında dönüp dolaşabilirim
    ve
    adımdan da anlaşılacağı gibi
    bu
    sarmal dokuyu o kadar iyi işlerim ki
    hipnoza
    düşersin
    beni
    çözdüğünü söylediğine göre
    bir
    sonraki cümlemi de tahmin ediyor olmalısın ultra-budala
    “hipnoza
    düşersin” den sonra
    yani
    genellikle bu kadar kesin ifadelerin sonrasında
    hemen
    bir olumsuz yargı belirtirim
    “ama
    yapmayacağım” gibi
    tarzım
    bu benim
    ve
    evet
    kabul
    etmeseniz bile
    bir
    tarz yarattım!
    ve
    oturmuş olmalı artık
    ama
    tekrarları
    kesintileri
    ve
    sarmal dokuyu
    bu
    kez es geçip
    kısa
    kesiyorum
    mesele
    gayet basit
    yazmak
    da öyle
    ve
    ben sürekli kolaya kaçan bir itim
    zora
    gelemem
    bu
    yüzden okulu bıraktım
    bu
    yüzden askere gitmeden önce
    seksen
    dokuz adet rapor alıp
    her
    türlü eğitimden sıyırdım
    ve
    şimdi de dostum
    çalışmak
    zor geldiği için
    böyle
    iki dakikada
    on
    dokuz cümle yazarak
    üzerinde
    fazla emek sarf edilmeyen
    öyküler
    ve şiirler ile
    köşeyi
    dönmeye çalışıyorum
    her
    köşe başında da
    bir
    hatunu sikmeye
    haklısın!
    kendime
    bir cennet yarattım
    ama
    hâlâ cehenneminizden çıkamıyorum
    kendi
    kendine yanman mümkün mü acaba, ultra-budala?
    evet
    evet dert yanmaktan bahsediyorum
    özür
    dilerim
    gerçek
    anlamda ateşte yanmayı hak eden bendim
    sarayları
    ve kadınları hak edense sen
    böyle
    dediğini unutmuşum
    dilersen
    hayatımı seninkiyle takas ederim moruk
    biraz
    kas yaparsın
    kadınlar
    yerine
    bavulları
    kucaklayarak
    günde
    on iki saat
    yarım
    metre bir ambarda
    asgari
    ücretle
    ter
    içinde kalarak
    ne
    dersin?

    07.ağustos.2008
  • 7.

    büyük
    ikramiyeyi kazanamadığın ya da
    zengin
    bir kadını kafalayamadığın sürece
    ölene
    dek çalışman
    kaçınılmaz
    dedi
    birçok
    iyi dönemlerin de oldu
    ve
    hayatının
    bundan
    sonraki evresinde
    geçmişte
    teptiğin fırsatlar
    tekrar
    önüne çıkmayacak
    ve
    piyango bileti de almazsın sen asla
    ya
    da bir kadın için para ödemediğin gibi
    para
    için bir kadına ödün de vermezsin
    her
    şey bir düşten ibaretti
    ve
    öyle de kaldı
    artık
    kaçınılmaz
    olan tek gerçekle
    burun
    buruna geldiğin zamandasın
    ölene
    dek sürecek olan vardiyalar
    emeklilik
    yaşı
    ortalama
    yaşam ömrünün
    kat
    kat üstündeyken
    üstelik
    doktorlar
    böyle
    gidersen
    birkaç
    yıl daha yaşarsın derken
    sen
    yine de
    alkol
    ve sigaraya devam edip
    ölmeyeceğini
    iddia ediyorsun
    ölümsüz
    olduğunu
    talihin
    senden yana olduğunu
    değil
    oysa
    ve
    ölümsüz de değilsin
    ve
    talih yüzüne gülse bile
    somurtarak
    sırtını döner
    ve
    bir çukur daha kazarsın kendine
    ya
    da tüm felaketler
    ardı
    ardına gelirken
    isyan
    etmekten öte
    yeter
    bile demezsin
    biliyorsun
    çünkü
    eğer
    isteseydin
    düşledikleri
    her şeyi yapabileceğini
    ve
    gücün vardı buna
    mühendis
    olmaya mesela
    ya
    da doktor
    hakim
    savcı
    olmadın
    ama
    olmak
    istemedin
    ve
    yazılarının
    beş
    para etmeyeceğini söyledi herkes
    fanzinlerinin
    bir
    boka yaramadığını
    adam
    olmayacağını
    “size
    ne!” dedin onlara
    kapana
    kısıldığını düşünürken herkes
    isyan
    ederken
    mutsuz
    olmayı sürdürürken
    sen
    yarattığın
    o küçük evrenin
    tanrısı
    olmaya devam ettin
    ufak
    bir oda
    boğuk
    bir tını
    nem
    ve rutubet
    alkol
    kokusu
    uhu
    kokusu
    duman
    altı geceler
    böyle
    iyiyim ben dedin
    böyle
    iyiyim
    şikâyet
    yok
    pişmanlık
    yok
    alınganlık
    yok
    her
    şey olması gerektiği gibi
    her
    şey hak ettiğim gibi
    kimse
    bana bir şey vaat etmedi
    ben
    kimseye bir söz vermedim
    siz
    şimdi orada
    mutsuzluktan
    inlerken
    ve
    elde edemediklerinizin
    düşünü
    kurarken
    bana
    gelip de
    boktan
    yazıyorsun demeyin
    ya
    da beş para etmediğimi
    biliyorum
    bunları
    bunları
    biliyorum
    hemen
    hemen her şeyi
    ama
    değişmeye ya da
    gelişmeye
    çalışmıyorum
    beynim
    kendi rayında ilerliyor
    yaşananlardan
    memnun olmasa da
    kendi
    halinden memnun
    pişman
    değil
    mutsuz
    değil
    mutlu
    değil
    hayal
    kurmuyor
    oyalanıyor
    sadece
    girdap
    oyalanıyor
    hemen
    hemen her şey bundan ibaret
    oyalanmak
    oya
    topu at
    ayşe
    zili çal
    seviyordum
    okuma fişlerini
    onları
    kesip kesip
    yeni
    cümleler üretmeyi
    ve
    hiçbir şey değişmedi aslında
    şimdi
    de gazeteleri kesip
    sonra
    yapıştırıyorum
    kolaj
    deniyor adına
    bir
    ilkokul çocuğu kadar
    mutlu
    olabilirim artık
    farkına
    vardığım şeyleri
    göz
    ardı edersem
    ya
    da sekseninde bir nine kadar
    mutsuz
    olurdum,
    istemediğim
    şeylerin peşinden
    iyi
    bir gelecek için koşup
    sonra
    pişmanlık çekseydim
    yapmadım
    ama
    bir
    kadın geldi
    bir
    kadın gitti
    elde
    var iki
    böyle
    düşündüm
    hâlâ
    böyle düşünüyorum
    kimseye
    küsmeden
    kimseye
    kızmadan
    anlamaya
    çalışmadan hiçbir şeyi
    ve
    aldırmadan geçip giden zamana
    dört
    duvar arasında
    kendimle
    ödeşiyorum
    size
    iyi bir şiir borcum yok
    boktan
    olması
    sadece
    beni ilgilendirir
    ve
    boktan olduğunu düşünseydim bile
    şifonu
    çekmezdim

    6
    aralık 2008
  • 6.

    insanlar
    geliyorlar
    tanışmak
    için
    tebrik
    etmek için
    teşekkür
    etmek için
    insanlar
    geliyor
    fanzin
    istiyorlar
    yazı
    gönderiyorlar
    kitap
    gönderiyorlar
    soru
    soruyor ya da
    yardım
    istiyorlar
    ne
    yapacağımı bilemiyorum çoğu zaman
    ya
    da ne söyleyeceğimi
    “eyvallah”
    ile yetiniyorum
    “sağ
    olasın” diyorum
    “elimden
    geldiğince”
    “hayır
    okumadım ama okumak isterdim”
    “kargoyu
    ben öderim”
    “röportaj
    vermiyorum”
    ve
    bazen uzuyor muhabbet
    bazense
    selamdan öteye geçmiyor
    ne
    söylemem gerekiyor?
    onlar
    da bilmiyorlar ne söyleyeceklerini
    “seni
    tanımıyorum galiba” diyorum
    “şey”
    diyorlar
    “şey..
    ben.. yazıların için..”
    boktan
    yazılar
    yüzde
    doksanınızın yüzüme tükürmesine neden olan yazılar
    duygu
    sömürüsü yaptığımı düşündürten yazılar
    bir
    kapitalist olduğumu düşündürten yazılar
    kadınlar
    için yazdığımı düşündürten
    bir
    kopya olduğumu
    sahte
    ya da
    geri
    zekâlı
    “hayır
    değilim” bile demiyorum çoğu zaman
    ses
    çıkarmıyorum
    unutuyorum
    isimleri
    unutuyorum
    yüzleri
    unutuyorum
    adresleri
    unutuyorum
    sürekli
    not tutuyorum yapmam gerekenler için
    ekmek
    alınacak
    elektriği
    öde
    kargo
    gelicek
    kargo
    gidicek
    emin
    abi’yi ara
    tıraş
    ol
    uhu
    al
    sürekli
    notlar
    hatırlatma
    mesajları
    yoğun
    bir işadamıymışım gibi
    telaş
    etmeden ama hızlı bir şekilde
    yetişmesi
    gereken işler sürüsü
    nereye
    koştuğumu bilmiyorum
    önüm
    karanlık
    sağım
    karanlık
    solum
    karanlık
    düşünmüyorum
    bile
    çoğu
    zaman düşünmüyorum
    nerdeyim
    ve napıyorum
    ne
    için bunca çaba
    çaba
    mı gerçekten
    azimli
    değilim diyorum
    hiçbir
    şey yapmıyorum diyorum
    sadece
    kendimle ilgili tüm mesele diyorum
    herkes
    kendinden bahsediyor zaten diyorum
    sabahtan
    akşama dek kendini anlatıyor herkes diyorum
    dün
    başına gelenleri
    geçen
    hafta başına gelenleri
    yıllar
    önce başına gelenleri
    bir
    arkadaşının başına gelenleri
    anlatmakla
    bitmeyen yaşanmış abideler silsilesi
    herkes
    bir anısını anlatıyor bir diğerine
    herkes
    kendinden bahsediyor
    her
    iş yerinde
    her
    arkadaş sohbetinde
    her
    bar taburesinde
    sonra
    biri geliyor ve
    hep
    kendini yazıyorsun diyor
    hepimizin
    yaptığı şey bu diyorum ona
    ve
    ben hiç konuşmuyorum

    yerinde hiç konuşmuyorum
    serviste
    hiç konuşmuyorum
    evde
    pek konuşmuyorum
    dinlemek
    de istemiyorum
    ve
    tekrar kendime bakıyorum
    hangisi
    benim diyorum
    harikulade
    işler çıkardığı söylenen girdap kim diyorum
    bu
    sizin uydurmanız diyorum
    harikuladelik
    bir olay yok diyorum
    seninle
    aynı yerde çalışmak isterdim diyor biri bana
    ve
    o kadar da popüler olmadığımı söylüyorum ona orada
    hiçbir
    şeyimi bilmediklerini söylüyorum
    kimsenin
    hiçbir şeyi bilmediğini söylüyorum
    ve
    günler peşi sıra dizilerken geçmiş haneme
    insanlar
    gelmeye devam ederken
    hayran
    olduğunu söylerken
    görüşmek
    ve konuşmak isterken
    hâlâ
    işyerinde ki
    o
    aptal soğuk sessiz adama
    susmasını
    emrediyorum
    ben
    hiçbir şeyden anlamayan
    ve
    hiç konuşmayan
    ama
    hızlı çalışan
    bir
    yükleme elemanıyım
    ve
    işyerinde kestiğim gazetelerden
    evde
    kolaj yaparım bayım
    getirisi
    yok
    ama
    televizyonunda bir getirisi yok
    siz
    orada ekrana bakın
    ben
    köşede işime bakayım
    uçak
    inince
    hep
    beraber boşaltırız
    yükleriz
    sonra da
    ve
    daha sonra siz anılarınızı anlatırken
    ben
    kedilerle oynarım
    siz
    izlediğiniz dizileri anlatırken
    seviştiğiniz
    kadınları yerden yere vururken
    hükümeti
    tartışıp dururken
    konuştuklarınızı
    akabinde unuturken
    ben
    kedilerle oynarım

    27.kasım.2008
  • tuvalet şiirden önemlidir

    iyi
    yazdığını söyler durur insanlar
    süpersindir
    akıcıdır
    kelimeler
    cümleler
    vurucudur
    ve
    övgü karşılığında
    eyvallah
    demekle yetinirsin
    mahcup
    hissedersin kendini
    bulamazsın
    söyleyecek başka bir kelime
    ama
    daha fazlasını bekler insanlar
    teşekkür
    etmeni belki de
    yazılarını
    beğendikleri için
    ya
    da yeni bir arkadaşlık ilişkisi
    tanışma
    faslı
    şu
    veya bu
    ki
    düşününce
    evindeki
    tuvalet kadar
    değeri
    yoktur hiçbir şiirinin
    ve
    ev kirasını ödeyemezsen
    o
    tuvaletten de olursun ama
    lağımda
    da yaşasan
    yazarsın
    yine de
    biri
    alıp basar hatta
    ya
    da sahiplenir
    “bunları
    ben yazdım” der
    başka
    bir internet sitesinde
    ses
    çıkarmazsın
    ve
    insanlar sorular sormaya devam eder
    ama
    sen sorduğun sorulara cevap alamazsın asla
    yazar
    durursun ve konuşur dururlar
    “yerinde
    olmak isterdim” derler
    ama
    söz konusu takas
    yaşadığın
    hayat
    ya
    da yaptığın işten ziyade
    o
    sikik şiirleri
    “ben
    yazdım” diye gösterme isteğinden ibarettir
    aldırmazsın
    buna da
    hiçbir
    şeye aldırmazsın artık
    ama
    238 yolculu
    amsterdam
    uçağının ambarına yüklediğin
    285
    parça bagajın içinde
    ‘118
    taksim 1’ etiketli olanını ararken
    bir
    yolcu uçmaktan vazgeçtiği için
    ettiğin
    küfrün hızı
    yazdıklarını
    sollar
    ve
    tam bagajı bulduğun onda
    yeni
    bir anons gelir telsizden
    yolcu
    tekrar uçmaya karar vermiştir
    son
    bir küfür daha savurur
    bulduğun
    bagajı yerine koyar
    ambarı
    en baştan düzenler
    kapağı
    kapatır ve inersin
    sonra
    eve gelirsin ve
    birisi
    sana
    “senin
    gibi yazmak için ne yapmalıyım?” der
    “bilmiyorum”
    dersin ona
    “iki
    yumurta kırıp karıştır mesela?”
    can
    sıkıntısından doğar şiir
    etrafında
    seni anlayan
    bir
    kedi bile olmamasından doğar
    kendini
    defolu hissedişinden doğar
    ki
    yıllar önce
    bir
    alıcısı vardı bunun ama
    artık
    her sanat ölü doğmakta
    ve
    günü kurtarabileceğin
    başka
    bir işin yoksa
    sürdürülmesi
    olanaksız edebiyatın
    o
    yüzden
    dilediğinizi
    dilediğiniz alabilir
    kullanabilir
    alan
    olursa satabilir
    ya
    da yeni baştan yazabilir
    ve
    hatta bok atabilir
    yırtıp
    atabilir
    ya
    da gelip ağzıma sıçabilir ama
    üç
    kuruş için zincirlendiğim
    mesai
    saatleri içinde
    ekstradan
    hortlayan her angarya
    bir
    küfre denk düşer
    sikik
    dizeler
    açlıktan
    ölecek durumda da olsan çıkar nasıl olsa
    ama
    işin yoksa
    açlıktan
    ölecek duruma gelirsin ve
    ben
    tekrardan sefilleri oynamak istemiyorum dostum
    ucu
    ucuna yeten bir yaşam kafi geliyor bana
    ama
    sen
    hastalık
    dolu bir yatakta yatan
    interneti
    ve bilgisayarı olmayan
    buna
    rağmen içen ve yazan biri olarak
    gerçek
    yeraltında yaşamayı sürdürebilirsin Tolgur
     “gerçek yeraltı benim” diyerek
    bok
    içinde yaşadığını da söyleyebilirsin
    biraz
    daha ileri giderek
    “ya
    bu yazıları onayla ya da bu işi bana bırak” da diyebilirsin
    ama
    unutmaman gereken şey;
    boktan
    bir hayatın
    ve
    bu boktan hayat üzerine yazmanın
    övünülecek
    bir yanının olmadığıdır
    ve
    “yeraltında yaşamak” diye tabir ettiğin
    o
    anlamsız benzetmeyi
    yeraltında
    olduğu söylenen
    bir
    çok insan bilmiyor
    umurlarında
    bile değil bu
    sadece
    yaşıyorlar
    kendi
    bildikleri şekilde
    kendi
    bildikleri düzeyde
    ve
    onları yeraltına iten
    ya
    da yeraltı olduklarını dile getirenler
    göz
    önünde yaşayıp
    insanların
    görmesini istemedikleri her şeye
    siyah
    kalın birer örtü örterek
    kafalarına
    göre etiketleyenlerdir
    medyadır
    mesela
    yada
    bestseller yazarlar
    akademik
    literatür
    bu
    arada
    bu
    şiir de beş para etmez evet
    ama
    ben kendimi
    çalıştığım
    yere
    saati
    iki buçuktan satıyorum
    ve
    daha fazla veren bir yer bulsaydım
    ben
    de onları satardım
    ama
    senin gibilerin
    bizim
    gibilere
    hiç
    bir şey satamayacağını
    yıllar
    önce dile getirmişti
    savaşı
    kazanan bir adam
    tekrar
    ettirtme:

    “sahtekarların bizi temsil etmemesini
    yeğleriz”
    28.eylül.2008
  • sokak edebiyatı

    yapmam
    gereken
    onlarca
    iş varken
    oturmuş
    şiir bekliyorum zihnime
    geleceğini
    biliyorum
    geldi
    belki de
    bu
    şiir mi?
    bu
    olabilir
    yani
    “bu
    bir şiir” demek istemedim
    “beklediğim
    şiir, bu olabilir” demek istedim
    o
    halde bir sigara yakmalı
    şiir
    sigara ile yazılır
    beyne
    gelen aşırı saldırıyı keser sigara
    ve
    dumanla geri gitmeyip
    boğulmuş
    ama sağ kalan saf kelimeler kalır geriye
    dumanla
    ayıklanmış kelimeler
    el
    işlemeye başlar
    yazar
    geçersin
    unutarak
    yazarsın
    bir
    sonraki kelimeyi bilmez
    bir
    öncekini hatırlamazsın
    uzar
    gider aynen bu şekilde
    düşünmezsin,
    ortaya ne çıkacak diye
    ve
    son satıra geldiğinde
    ya
    da biteceğini hissettiğinde
    bittiğinde
    kendi
    kendine bittiğinde şiir
    dış
    müdahale olmadan zihne
    sona
    erdiğinde
    tamam,
    dersin
    bir
    kez okuyalım
    okursun
    sonra ve sadece
    kelime
    hatalarını onarır
    geri
    kalanı olduğu gibi bırakırsın

    yayınlamaya gelir
    siteni
    açar
    girişini
    yapar
    ve
    gönderirsin
    pat
    diye girer en üstten anasayfaya
    uğraşmazsın
    birileri
    onaylasın diye beklemezsin
    ve
    bir kaç kişiye de vermişsindir bu hakkı
    onay
    beklemezler
    seçilmiş
    lavuklar mıdır onlar?
    neo
    gibi yani?
    bilemiyorum..
    sonra
    gelen yazılara göz atmak ister
    ama
    korkarsın çokluğundan
    kısa
    olanları hemen eler
    geri
    kalanı bekletirsin
    okuyacaksındır
    yakında
    ve
    okursun da
    ve
    her “sil” tuşuna bastığının sahibi
    “her”
    değil aslında
    içlerinden
    bazıları
    sana
    gelip
    “yazıma
    noldu” der
    “bilmiyorum”
    dersin
    “onaylanmamış
    olmalı herhalde
    hatırlamıyorum”
    hatırlamazsın
    gerçekten
    çünkü
    her gün mailine bir ton yazı gelmektedir
    ve
    yorum beklerler senden
    istemezsin
    yorum yapmayı
    sevmezsin
    işine
    gelmez bu
    çünkü
    iyi
    veya kötü bir şey söylersen
    bu,
    sana geri dönecektir
    “sen
    çok mu iyi yazıyorsun sanki?”
    “sen
    de çok iyi yazıyorsun abi”
    bu
    tip şeyler
    sonra
    bir de
    fanzin
    isteyenler vardır
    liste
    uzar gider
    ikiyüzü
    geçer talep
    ve
    “göndericem” dersin
    “göndericem
    biraz sabır”
    paran
    yoktur
    fotokopi
    çekemez
    çekince
    katlayamaz
    katlasan
    da kargoya gidemezsin
    ve
    sarktıkça sarkar dağıtım
    ama
    mutlaka gönderilir
    herkese
    ve
    mutlaka okunur
    her
    gelen yazı
    gecikmeler
    için sizden özür diliyorum
    ama
    kabul edersiniz ki
    herkes
    gibi benim de
    kendime
    ait bir hayatım var
    bu
    işten para kazanmıyorum ve
    para
    kazanmak için çalıştığım işten
    arta
    kalan zamanları ikiye bölüyorum
    sokak
    edebiyatı işleri ve
    girdap’ın
    gerzek yaşam biçimi
    girdap’ın
    gerzek yaşam biçiminde
    en
    büyük zaman
    oturup
    beklemeye ayrılmıştır
    oturur
    beklersin
    şiir
    gelsin diye değil ama
    ya
    da öykü gelsin diye değil
    hayır
    sadece
    beklersin
    duvarlar
    karşında
    fonda
    bir müzik
    elde
    sigara
    kül
    tablosu
    evet
    tablosu
    kül
    tablosu ağzına kadar dolu
    duruma
    göre çay kahve ya da alkol
    her
    şey bakkala yazdırılmıştır
    kendimi
    de birine yazdırsam diye düşünürsün
    benim
    yerime o yaşasın
    ve
    sonra
    evet
    bir
    sigara daha yakar
    ve
    bilirsin ki
    şiir
    yola çıkmıştır
    müziğini
    açarsın
    bir
    txt dosyası açarsın
    ve
    duvarlara bakarsın
    duvarlarda
    yazıyordur her şey
    dört
    duvar arasına sıkışmak iyidir çoğu zaman
    ve
    odada
    seksenbindörtyüz
    adet
    kağıt
    parçası birikmiştir
    her
    birinin üzeri
    karalanmış
    yazılmış
    çizilmiş
    kusulmuş
    sigara
    söndürülmüş
    kül
    atılmış
    içinden
    birini çeker
    ve
    bunu yayınlayalım dersin
    bilgisayara
    geçer
    ve
    kağıttan ekrana nakliye yaparsın
    oradan
    da siteye
    bazen
    öyle bazen böyle
    ve
    gerçekten içinden gelmez
    bir
    başka yayında onaylanmayı beklemek
    ama
    “sokak edebiyatı” gibi bir siteyi
    birileri
    kussaydı
    evet,
    kussaydı
    ben
    de sanırım denerdim şansımı
    çünkü
    benim ruhuma hitap ediyor olurdu
    yayınevleri
    mi?
    o
    bahsi çoktan kapattım
    dergiler
    mi?
    hayır,
    asla
    ama
    artık gerçekten
    insanlarla
    uğraşmaktan sıkıldım
    bu
    yüzden
    biraz
    bana da tahammül etmenizi bekliyorum sizden
    “fanzin
    nerde kaldı bilader?”
    “bilmiyorum
    eylül?”
    “hani
    ağustostu?”
    “param
    bitti, eylül?”
    uzar
    gider
    ve
    sanki
    parayla
    satın aldığı bir ürün
    evine
    teslim edilmemiş gibi gösterir tepkisini
    bakın,
    para istemiyorum
    sadece
    beklemenizi istiyorum
    ben
    de bekliyorum çünkü
    kitap
    okuyamıyorum
    gazete
    okuyamıyorum
    televizyon
    izlemiyorum
    -bilinçli
    bir seçim sonuncusu, evet-
    bir
    şikayet olarak almazsanız bunu
    ben
    de sizinkileri
    şikayet
    olarak almayacağım
    herkes
    hakkını arıyor
    herkes
    anlayış bekliyor
    herkes
    ilgi bekliyor
    ben
    de siz de onlar da
    tanrı
    bile ilgi bekliyor bir çocuk gibi
    ve
    ilgi göstermeyeni yakıcam diyor
    ben
    yakmıyorum
    tanrı
    da değilim
    olmak
    da istemezdim
    ve
    ayrıca
    benden
    hayatımı hacılayanlarla
    muhatap
    olmak da istemiyorum ama
    mecburum
    buna
    çalışmaya
    yani
    hayatımı
    hacılayan patronlar
    hayatımı
    hacılayan eski dostlar
    hayatımı
    hacılayan kadınlar
    herkesin
    bir hacılayanı var bu dünyada
    ruhen
    ya da bedenen
    çalıntı
    hayatlar
    çalınan
    hayatlar
    ayrıca
    kolunda
    simgem olan bir dövme taşıyan adamı
    bana
    sorup durmayın
    ya
    da diğer üstün kahramanları
    kimileri
    gider
    kimileri
    gönderilir
    kimileri
    gelir
    sokak
    edebiyatı burada ve
    temsil
    ettiği hiçbir şey yok “boşluk” dışında
    ve
    onun yarattığı boşluk
    hayatımızdaki
    tüm boşluklara nüfuz etmiş durumda
    benim
    öyle en azından
    geppetto’nun
    da öyledir
    yada
    kurşun kalem’in
    duvar
    dibi’nin
    güzedüşen’in
    fenris’in
    tezer’in
    demir’in
    gölge’nin
    tek
    tek sayamayacağım
    şiir
    uzamasın
    ama
    evet
    kimileri
    gönderilir aramızdan
    kimileri
    de çeker gider
    ve
    her iki ayrılma şeklinin de tek gerçek nedeni
    yazdığı
    gibi yaşamıyor ya da davranmıyor oluşlarıdır
    kısaca
    samimiyet
    kısaca
    saydamlık
    kısaca
    kısa olmak
    yazdığını
    ya da kendini ya da bir başkasını üstün tutmamak
    ve
    yazdığınız ile yaşadığınız

    değer değilse
    lütfen
    lütfen lütfen
    zamanınızı
    harcamayın
    er
    yada geç
    her
    şey patlar ve
    sizler
    de
    o
    gel-git safına üye olabilirsiniz
    ama
    buradaysanız
    ya
    da burada olmak istiyorsanız
    yazmaktan
    ziyade
    yaşamayı
    dikkate aldığımızı bilin
    ya
    da ölmeyi
    o
    yüzden tek satır yazmayan dostlarımız
    sokak
    edebiyatı tayfasında ölüyor bizimle beraber
    çünkü
    yazmak değil önemli olan
    yaşamak
    ölmek
    içmek
    ve takılmak bir kaç saat
    gelen
    gelir
    giden
    gider
    beat
    değiliz
    beat
    olmak istemiyoruz
    hiçbir
    şey olmak istemiyoruz
    anılmak
    bile istemiyoruz öldükten sonra
    bir
    şeyi başarma hırsından mahrum bırakılmış
    kendi
    ufak hayatlarında
    kendi
    gibi ufak insanları
    mıknatıs
    gibi çeken
    bir
    kaç kafası kırık elemanız sadece
    ve
    açığız herkese
    gelen
    gelir
    giden
    gider
    yazı
    arka planda kaldığı sürece
    daima
    içebiliriz
    gülebiliriz
    ağlayabiliriz
    ama
    şunu
    kanıksamak gerekiyor
    hiçbir
    şey yapmıyoruz
    sadece
    yazıyoruz
    sadece
    yaşıyoruz
    sadece
    ölüyoruz
    geriye
    kalan ne varsa
    nam
    şan şöhret para ünvan
    reklam
    poster röportaj haber
    onların
    olabilir
    herkes
    istediğini kazansın
    hakkettiğini
    değil
    istediğini
    kazansın herkes
    hakketmese
    de kazansın
    ben
    nobeli istemiyorum mesela
    hakketmeyen
    biri de kazanabilir onu
    ya
    da kitabım basılsın da istemiyorum
    ben
    basıyorum zaten kitabımı
    hakketmesek
    de, istediğimiz gibi yaşayalım istiyorum
    herkes
    için geçerli bu
    sessiz
    sakin kendi halinde
    o
    yüzden
    lütfen
    lütfen lütfen
    sevin
    yada sevmeyin ama
    övmeyin
    de sövmeyin de
    çok
    sıkıldım
    gerçekten
    sıkıldım

    24.ağustos.2008