Yazar: girdap
-
Rap Müzik, Kelime Haznesi, Epidemanic Dünya ve Yeraltı Kültürü üzerine kısa bir zırvalama
uzun yazcem, müzikten girip virüsten devam edip, zihin/algı/şuur/kelime ile orta yapıp, en son yeraltından çıkan.. okuyan olursa, “ya tutarsa” hesabı, önce söz konusu e.p linkini verem: https://www.youtube.com/playlist?list=PLCTtIudAmKdW96JrIUwpKsY6wt0e_iUQZE.P’den kısa bir kesit videoda. 20Mart2020’de yayınlandı. Sadece bu yılın değil, 30 yıllık Türkçe Rap tarihinin, (bilinen ilk kayıt 89’da) lirikal açıdan en güçlü, en iyi alt metinlerini barındıran, sound olarak da gayet “gerçek hip hop” diyebileceğimiz alt yapılara sahip… üstelik, içinde bulunduğumuz “virüsmanic” dönem itibari ile de dikkata değer görüşler barındırıyor.. gel gelelim, her zaman olduğu gibi, bilinmiyor, dinlenmiyor, tıpkı son dört beş hatta belki on yıldır yayınlanan gayet sağlam sayısız yeni işlerin (sadece rap türünde değil, sadece müzikte de değil) sallanmadığı gibi. (10K dinlenmeden falan bahsetmiyorum 300-500 gibi rakamlardan bahsediyorum ki, 10 yıl önce yayınlanmış olup hala 1000’i aşamayan bu şekilde en az 1000 tane gerçekten harikulade track sayabilirim)Oysa baktığımız vakit, herkes rap dinliyor gibi görünüyor artık, üstelik herkes üstüne üstlük başka bir açıdan da hem filozof hem en “asil” anarko (lise dönemlerimde 90’s de, 2000’s başları üniv’de benle taşak geçen bazı metalci ve punk’lar veya milliyetçi/sağcı hatta etliye sütliye karışmayanlar dahil) rap trend imiş. (anarkoluluk da öyle gerçi, veganlık da, feministlik/pro-feministlik de)çağımızın başka bir sikko trendi olan spoRtify’da da, youtube oranlarının hadi iyimser olarak 10 katı olduğunu düşünülelim ki gerçeğin bu olmadığını üstelik bir takım şirketlerin hem politik hem ekonomik çakallıklarının hüküm sürdüğü alanlar olduğunu da biliyoruz tüm digital platformların.. (netclicks türevleri dahil)sayılar çok mu önemli? burada takınılan yer, sayı, rakam. dinlenme oranları heeeç değil. ki madem önemsiz, son iki aydır, insanlar neden gene “sayıya” dönüştükine? ki asıl rap dinleyicisi olan kitlem de fakebook’ta değel, twit de zaten. bu metni bloğa atıp oreye link atıcam zaten. ileride çıkması, dünyaya meteor çarpma ihtimalinden bile düşük olan musikili fanzinimin yeni sayısına kısa pasajlar bunlar..rica ediyorum.. rap dinliyor iseniz, ucundan kıyısından, es geçmeyin.. atlamayın.. bu ve benzer işleri.. mesela Bendis var, Notra var. Forte var.. orchi, milis, impala.. daha kayıt almamış ama yavaş yavaş ısınma turlarına başlayan 14-18 arası isimler var..sokağa adım adım çekme yasağını” tamamlarız, bu işleri bir takım kendince haklı sebeplerle bırakanları da işin içine katarak saymaya devam edersek, geçelim.he şimdi Çorona bitkisi veya sevimli virüsümüz gündem iken bu mu derdin diyen olacak. banane çakma virüsten, olmayan salgından.. bugüne kadar var olan “intihar salgınını” “açlık salgınını” “hayvan ve doğa katliamı salgınını” “savaş salgınını” dünyanın çoğu bölgesinde epidemi oranı giderek artan “kadın cinayetleri salgınını” önemsemeyip, kendisinin ve sevdiklerinin canı yanacak ya da ülkesine vatanına milletine veya o çok bi işimize yarıyormuş gibi ülke ekonomisine zeval gelecek diye.. virüsmanik olmak çok doğru sanki… veyahut yangına mal sokarcasına (kaçırırırcasının aksine) bütün ZANATSAL üretiminizi online ebegümecine aktarma telaşı ya da bir an önce ” #EvdeKal ” Lanetine gatkı amaçlı ilhamların çoşması çooğ doğru sanırım.. şu altı günlük digital garantinamdan sonra, bu hesaptan devam edip, (isimden güme gitmezse) profil fotosunu da hep Arky üzerinden seçip tüm diğer platformlarda da; bu yaşımdan sonra -hiçbir ürettiği işi -yeni gelen “aha gadın ekleyek” kafalı içi boş- çoğunlukça siklenmeyen trend bir sosyal plasenta, (pardon platform) halüsinasyonu (pardon hesabı) olmaya karar verdim. sabah sabah twitten “aha wu tang dinleyen kadın” diye dm almak kolay değil.. sabırlıyım gene.. abisi hiç görmemiş wu tang dinleyen kadın. bir de mc abimiz. rap yapıyor yani.. “9 yaşından beri dinliyorum” dedi bir de..buraya kadar dirayetle okumaya direnen varse, (evet “varse) şunu sorucam.. bu ülkede, yani DünKine Cumhuriyetinde, herkese 9 yaşında “rap dinle uleyn” diye vahiy mi iniyor; asla toplistime giremeyen bir kaç şarkısı dışında da sevemediğim ama rap müzik adına verdikleri emekler adına saygı duyulması gereken Sagopa&Ceza ikilisinin yerüstüne çıktıkları yıllardan sonra? bana 11 yaşımda izmir yerel kanalı SkyTv’den geldi “rap dinle” vahiyi.. sonra yavaş yavaş ilerledik, son on yıldır cerahat ve cahillikle kaplanan bu kültürün yolunda.. iniyosa, benim yeğenlerin bebelere de insin.. en küçük yeğenim 11 oldu hala tık yok.. diğerlerine indiremedik zati de.. büyüdüler keratalar.yoruma cevaplarınızı bekliyorum.. 9 yaşında inen vahiy, 26 yaşına geldiğinizde, bir başka müzikal virüs olan Massaka fanı olmanıza yol açtıysa, buradan kültürel, sosyolojik, politik analize bile giderim de, gerek yok..#SevdeKal en azından #EvdeKalamayanlarAşkına #EvindeSessizKal hani yakınlarım ve ülkedeki birçoğusu işçi #SokağaÇıkmaYasağınaRağmenİşeGidebiliyor da! olmadı ücretsiz izin hatta işten şutlanma başlarına geliyor..#AdımAdımSokağaÇekmeYaSSağı yani durum. tüm dünyada..tek başıma uğraşmak zorunda olmasam bir çok isimle bağladığım röportajları filan da gerçeğe dönüştürüp musikili fanzinimi de, hazırlayacaktım bu aralar da olmuyor işte.. başka karın ağrıları mevcut bünyede..burada yazdıklarımın, dinlenme oranlarından öte gayet başka bir politik düzlemde eşleştirdiğim bir gündemim var, ona sonra girecez. adım adım..twitter’da her önüne gelen “Hip Hop Head” oldu zati, ya biosuna ya sabitesine yazıyor.. ama müzik üzerinden, sinema üzerinden, (çoooğ yaşa netcliks ve vb.) tv ile erişilemeyen algılar da kültür zehirlenmesine gebe. üstelik zehri kendimiz üretip kendimiz pazarlıyoruz artık… kelimelerin tükendiği, kelime haznelerinin sığlaştığı yerde, tabii ki içi boş görsel ve “kendini gösterme” çabalı insta en popüler Zonksal Mania, T-Rap de en popüler müzik zafiyeti olur.. çünkü kelimeler giderse, o hiç kelimelere gerek kalmadan hissiyatını veya fikriyatını verebildiğin sanatsal işler de üretilemez hale gelir.. bak bu sefer zanatsal demedim-ZanAAtsal işler ayrı ama, onu kast etmiyorum.anlatabiliyor muyum? buraya kadar okuma sabrını gösterip zaman ayıran var ise tekrar sorayım, 9 yaşında bu ülkede insanlara “Allah’ım emri peygamberin kavli ile rap dinle çocuğum” gibi bir vahiy mi geliyor?Oku (İkra) OUTDinle: orta kararİzle(yici ol): INazzz sonra: Kendini İzle: Trend!Welcome to “Mirror Age”…do you under fake starlit you or do you yourself understand YOU..…Ex Mottodo it yourself | stay underground | fuck copyrightNew Motto:Do It KILLself | sLay kandırgrand | Fuck All Right!not: Rap müzik dünyanın en derin ve en büyük kütüphanesidir. üstelik 2002’den beri soulseek üzerinden ücretsiz erişimi de olan dünyanın en büyük ve en derin online kütüphanesidir.. 93-95 arası keyfiyetten yasaklanılmaya çalışılmadı bir takım bahanelerle. elbet tr’de de, hiçbir elit kaygı gütmeden gözü kapalı isyana teşne olabilen, varoşlardaki dimağları zehirleme hacmi ve gücüne, tüm dünyadaki gibi ulaşacaktır. her şeye geriden takip edip bir de kaseti başa osmanlıya sarma çabası güden ülkede olmak başa bela..Ep Linkini tekrar verek: -
E-zine patlar
euro dolar kuru, falan fişmekan.. kiraladığımız server’ın aylık tazminatını ödeme kanalımız tıkandığından, patladı. blogdan devam.. kendi kendimize konuşmaya : ))
-
"biraz kimsesiz kalabilir miyiz lütfen?" herkes için geçerli..
daha önce de face’de ileti olarak yazdım.. ama şu an başka bir ruh hali ile tekrar geçiyorum.
eski, yani şu hesaptan ” Girdap “şu an kullandığıma geçerken en son Arkana’nın fotosu profil resmi olarak kaldı. sonraki gelişmelerden de inadına değiştirmedim, her gelen arkadaşlık isteğini de inadına onaylıyorum, hemen ardından mesajlar mesajlar. cevap da yazıyorum kimseyi işletmeden. nereye varıcak bilmiyorum.. sadece merak ediyorum. ama biri “sana aşık oldum dedi” eşcinsel misin? dedim ki oladabilirdi, yadırgamam, “yoo hayır” şeklinde ama devamında sert bir tepki verdi, bi profile bak istersen diğer fotolara dedim sonra özürler yağdı. biri de yurt dışından yaşıyor, benle elele verip dünyayı kurtarıcak, sonra duvarlara herkes adımızı yazıcakmış. komik mi!? bana komik gelmiyor, eğlenmiyorum da, nereye varıcak, 450-500 sayısını 11 yıldır aşmayan arkadaş listem, 5000 limitine ardından takipçi sayım on bine filan çıkıcak herhalde orada ama, ben bu durumdan eğlenmiyorum. fazlasıyla da rahatsızım üstelik. sadece nereye varacağını merak ediyorum. başka bir çok şeyden de rahatsızım gerçi. sanal dünya bana giderek giderek giderek daha fazla, iyi gelmemeye başladı. soulseek iyi ama. orada her şey net. dolambaçlı yollar yok. günün her saati oradayım zaten..
çoğunluğu okuyan eden, belli bir birikime, hadi o sevmediğim tabir ile: “entelektüel seviyede” olduğunu en azından birilerinin veya kendilerinin düşündüğü ve bir çok ortak arkadaşımında (en azından ark listesi bazında) olduğu, solcu-gominist-anarko-kemalist kısaca o birilerinin aşağıladığı insanlardan farklı davranmayan ama farklı bir politik algı tutum söyleme sahip olup, diğerlerini de büyük olasılıkla aşağılayan (tahmin bu, tahmin de bulunmama izin var öyle değil mi?) insanlar olabilir, kendileri de o kesimden sadece içi boş kuru bir “muhalif” olmakla “ayrılan” bahsettiğim “yığın.” olmayadabilir. ben sıkıldım.
zaten sıkılmıştım da epey bir zaman önce, geçen sene, sonra yazın, sonra geçen kış ortası.. ama bir noktada, “dur” demesi de lazım insanın kendisine..
arkana’ya da dedim, senin fotoları kullanıp bi de insta’da fake hesap açsam türkçe yazsam ama, izin veriyon mu? fenomen olup reklam filan alayım bare ileride, şarap parası çıksın. “kafana göre takıl” dedi. “la madem öyle para gönder de içek” dedim. “ne parası lan, benle mi kazandın” dedi, cimri çıktı… şaka tabii.. neyse..
zannediyorum ve umarım, bir süre, kısa ya da uzun, bir süre, sosyal medya platformlarında olmucam. GNU tabanlı sosyal medyalar ve, irc/soulseek, private torrent kanallarındaki forumlar hariç diyelim. onlarda da rahatsızlık veren durumlar yaşanmıyor zaten. daha çok, gerçek paylaşım ve dayanışma üzerine kurulu yapılar olduğu için.
iletişim için iletişmek isteyenlerce, var ise yani, iletişmek isteyen, telefon e-posta sitenin “illetişim” kısmında yazıyor.
olmayan salgınla mücadelesinde başarılar herkese.. bir gün bir çok ülkede planlandığı gibi, karantina sonrası eylem gibi şansımız varsa, oralarda olurum, umarım olur, umarım olurum değil, zaten olurum da, umarım öyle bir şansımız olur ki bu algı ile de umudum az.
yeni bi zine vs yaparsam da, siteye eklerim zaten pdf’ini ama taratamıyorum yaptıklarımı, fotokopyacım da tükkanı kapattı, virüs dalgasına, üniv de kapalı olunca. du bahalım. corona geçer de (ki kısa vadede sanmıyorum) sokaklara çıkılmaya başlanırsa da, tezgahta olurum, müzik, alkol, ve fanzinlerle..
peace..
love
RÉVOLTE
“beni kavganıza çağırın” 😉
diğer siteden de farklı bişiler paslarım arada, e-zine. bura sadece yazı mazı gönderileri için.
…
kelime kelime tane tane.. aşağıdakiler.. zaten bugüne kadar 10bin sayfa yazı, 100 saatten fazla kendi kendime konuştuğum radyo yayını yapmışım. kendi cümlelerime bile yabancılaştım. o yüzden müzik:
bir playlist, isyan umut, barış ve aşk’ı içinde sentezlediğim, kendim için:
https://www.youtube.com/playlist?list=PL1pJioMITRUY22DQ3c5VQ8AXGhHuFBN92
-
hem ora hem bura hem cuvara hem niagara
bu blogchaini kaldırmamaya hem oradan hem buradan yeni/eski verileri, ortaya çıktığı tarih itibari ile aktarmaya karar verdim. bilginiz olsun. ancak burada sadece metinlerimi paslıcam.
he bir de yavrum, face mase twit insta’dan iletişim ağını kestim, dm filan bakmıyorum yani.. slsk, lastfm, e-posta, adını bile söylesem ilk kez duyacağınız underground ve politik, GNU tabanlı sosyal medyalar, ve tabii ki, irc üzerinde iletişimli halde takılmak daha güzel..
e-zine link: https://girdapzack.unthatow.appboxes.co
he evet gene taşındım, digital evlerimden, alışkanlığımdır, nedenini bir kaç kişi biliyor zaten. böyle iyi. onların da adresi şu:
https://www.facebook.com/yahyavural
-
geriye dönüşler season 2 / part 2 / ep1 "entre les zemt"
“artık hep bir arada olucaz” dedi seçil. “seni asla bırakmıcaz.”
çok yalnız hissettiğimi söyledim ona. ağlıyordum. kapalı kapalı. duman altı odamda bir başıma. telefon kapalı. ışık kapalı. her şey kapalı. zihnim uçuş modunda iken.
“tamam” dedi seçil, “geçti.”
“zırlamayı kes lan” dedi tuncay, “çek şundan bir nefes” cigarayı uzattı.
kendi odamda, dünyadan bir haber olarak yaşama kararı aldığımda beş yaşındaydım. hiç çıkmıyordum sokağa. çıkmak istemiyordum çünkü orada canavarlar, bukalemunlar, ad sinekleri ve yılanlar vardı. zehirsiz olup zehirli taklidi yapan.
“arılar güzel ama” demişti o zamanlar zack, ilk arkaşım, zihnimin içinde bir ses olarak var olan. “arılar güzel” demiştim karşılık olarak “beni hiç sokmadılar.”
sonra zorla gönderildim okula. sonra zorla çıkarıldım evden. sonra zorla gitmek zorunda kaldım oraya ve buraya, okullarına ya da fabrikalarına. bir de askere. ama hep bir sığınak buldum kendime. bulmuştum. bulmuştum ya da var etmiştim bir şekilde. ama artık çıkmak istemiyordum kendime inşa ettiğim, duvarları impermeabl ile kaplı olan odamdan. hiç yalnız hissetmiyordum orada kendimi ben. tekrar geri dönmem gerekiyordu. tekrar saklanmam. tekrar hayaletlerimle başbaşa kalmam. ama gelmiyorlardı pezevenk çocukları.
“tamam” dedi özlem “sakin ol adamım, burdayız işte, geçti gitti”
“gitmemeliydin” dedim ona. “gitmemen gerekiyordu.”
çakmağı gösterdi, elindeki. sallayarak, gülümseyerek,
“bunu senden çalmam gerekiyordu bebeğim, o yüzden gittim, anlattım ya. unutmuş olamazsın”gülümsüyordu bunu söylerken ama ağlamam kesilmiyordu. hız kazanmıştı. titriyordum. bir nefes daha çektim hastalıklı ciğerlerime. 3. pnömotoraks operasyonunu da geçirebilirdim. hiç dert değildi. öledebilirdim. bu sikimde olmazdı. sadece, annemden önce ölmek istemiyordum. sonra da yeğenimi bahane ederdim belki. belki sonra da devleti, devletleri, alayının yıkıldığını, tüm üst düzey düzenbazların idam sehpalarında, altları asit dolu bir havuza düşmek üzere, boyunlarındaki iplerinin bağlı olduğu sandalın batışını görmeden ölmemek mesela. bahane çoktu hayatta kalmak için ve hiçbiri feyk değildi benim için. feyk olan insanlardı. kaçmıştım hepsinden. yıllarca.
“tamam girdo” dedi refik, rüya gelcek birazdan, eleman gecikmiş varış noktasına
eleman derken torbacıyı kast ediyordu.
idil iyi mi dedim
iyi iyi dedi annnesine bakıyor evinde
tamam
pencere çaldı
esçümento, arka bahçede nöbet tutuyordu pezevenk her türlü tehlikeye ve yılanlara karşı
açtı panjuru refik, kalanı uzattı cuvarının ve kapattı tekrar
seçil “müzik?” dedi gülümseyerek.
“kaset çalarım bozuldu” dedim“sikerim kasetini de çalarını da” dedi tuncay “hala 2000 yılında mı yaşıyon lan puşt. internetimiz var ya lan”
“keşke hiç yeni yıla geçmeseydik çocuklar” dedi özlem “hiçbir zaman hiçbir yıl başında yeni yıla geçmeseydik”
“hatta” dedi seçil, “her yıl yeni değil de eski yıla girseydik”
“doğru lan” dedim, ağlarken bir anda kahkaha atarak “hakket ya, 2000 yılından başlayarak yapsaydık bunu züber olurdu”
“hala şansınız var” dedi arky, tartışmanın başından beri, kapının girişinde oturmuş, kulaklığı kulağında, yeni albümü için çalışıyordu, elinde kağıt kalem. sihirleri olduğunu biliyorduk, “yılı falan geçin, her gün bir gün önceki tarihe uyanabileceğimizi biliyorsunuz”
“nası” dedim aşklarımdan birine
“sence bunu yapmamız doğru mu?” dedi arky
“bilmem arky” dedim “zemt’e kaçamıyoruz o malum, giriş çıkışlara kalın bir set örmüş sikik merkez gezegen, onu aşamıyor muyuz hakket ya?”
“yakalanırız” dedi refik, “sonra da ağzımıza sıçarlar”
“sence bunu yapmamız doğru mu” dedi tekrar arky, öfke ile bakıyordu gözlerime, “dünya bu haldeyken, zemte de gidemiyoruz diye, geçmişemi kaçmamız gerekiyor sence?”
“bilmiyorum” dedim, “ben çok yoruldum”
panjur tekrar çaldı. açtı refik. rüya idi gelen. yüklü miktarda toz amfetamin, etil alkol ve anason ile. bir de biraz şarap, on litre kadar, tütün çarşaf arap kağıdı filan getirmişti. yüklü miktarda.
“parayı nerden buldunuz siz ya” dedim tuncaya dönerek, onun başının altından çıktığı kesindi.
“kırsaldaki yazlığında karantinaya giren bir kodomanın şehirdeki lüks dubleksine daldık”
“bardak alayım” dedim verdiği cevabı umarsamaz bir şekilde
“sen otur” dedi özlem “ben alırım”
şarapları doldurdu rüya
no pain no gain’i açtı seçil, döngüye alarak, mp3 arşiviminden.
sigara üstüne sigara
kapalı kapalılar
camlar örtük
sonra uyanmadım
hayır uyanmadım çünkü
bir rüya değildi gördüğüm
“o hayranıma işime karışma demeliydin” dedi arky
“senin hayranın o kızım” dedim “banane senin kibirli fransız hayranlarından. dilini bildikleri halde, anlamıyorsa seni, suç benim mi? uğraşamam valla”
“boşverin” dedi seçil, “napıcaz onun düşünelim”
“bir süre daha çıkmayacağız” dedi tuncay “zamanı var ağızlarına sıçmamız için. önce zemte koydukları dış kalkanı delmemiz lazım”
“doğru” dedi seçil şarkıya eşlik etmeye ara vererek “onu delmeden bu dünyada bir bok yiyemeyiz”
“zamanı var” dedi arky, “hayatta kalın yeter. telaşa mahal yok. çok içmeyin bir de, ayık kalmanız lazım”
26.03.2020 – 10:35
-
taşınma sonrası, eski eşyaları toparlamaca
yavaş yavaş bu blog içeriğindeki herşeyi yeni e-zine götürmeye başlıyorum, taşıdıkça silicem. en sonunda tamamen silenecek, bilginize.
yeni evimizin adresi: https://girdapzack.unthatow.appboxes.co/
-
taşındık
bu blog artık ve nihayet miladını tamamlamıştır. yeni sitemize alalım sizi: https://girdapzack.unthatow.appboxes.co
açılış/sunuş yazısı:
“Sevmedim Söylediklerini”
2014 yılı eylül-ekim gibi, geniş kapsamlı bol içerikli, çok
kişilikli, e-zine’miz, parasızlıktan patlayınca, aynı yılın sonuna
doğru, bir kişisel bir de ana label için iki blog oluşturmuştum,
blogspot dalgasından. her ikisine de, geriye dönük, güncellemelerle
geçmişte olan biteni nakletmiştim. ancak tabii ki, kapanan e-zine gibi
işlevsel değildi. o günden bugüne değin de bir türlü, zihnen organize
olup da, siteyi oluşturamamıştım. ara ara girişsem de, hevesizlikten ve
bazı çalkantılı durumlardan, hep başlanıp yarım kalmıştı. bu yüzden
sadece, artık var olmayan eski iç iletişim şeyimizde duyurmuştum sitenin
yapıldığını.
bu kez, geriye dönüşsüz (“geriye dönüşler?”) bir şuuriyete
eriştiğimden ve ürettiğim(iz) 20 yıllık işi/eylemliliği/varoluşsal
sezgileri/yokoluşsal kaygıları sitenin içeriğine iki-üç aya upload
edeceğimden emin olduğumdan kelli, e-zine’nin henüz tamamlanmamış
halini, herkese açık bir şekilde duyurmak istedim. neden bu kez eminim?
çünkü efenim, uzun bir süre önce, artık tamamen ve edebiyen ve ebediyen,
sosyal medya kullanmama kararı aldığımdan ötürü, oralardaki geçmiş bazı
içerikleri de buraya kopyalarak, o faslı da bir an önce sönümlendirme
telaşımdan mukabil, ve ve ve dahası dahası dahası, geçenlerde kişisel
blogumda, 1 kasım kararları diye süslü bir başlıkla ilettiğim bir takım
dönüşümlerimin sonucunda, 23 ocak 2018’den beri bi ileri üç geri giden
ruhsal dengesizliğimi kendi içimde absorve ederek, kendi işime bakma
gayretimin bir sonucu olarak, şu siteyi bir an önce bitireyim de, bu
esnada da yeni işlerimi de sadece buradan duyurup, sessiz sessiz kendi
kendime kendi halimde oyalanayım istedim. yani tıpkı eskisi gibi.
(“geriye dönemeyişler?”)(böyle eksantirik cümleler kurmama
alışkın olanlar için sorun yoktur, ki bu basit, bunu takip edemeyip
kafam düzüldü ne diyon hacı diyorsanız, hiç bulaşmayın bana, ben neyi
deyip neyi diyemediğimden gayet eminim, bok atmadan önce, dilini içine
sok ve başka bir şeyle meşgul ol baby)
bu e-zine’de neler olacak diyorsanız, eskisi gibi çoğul yapılanmada
olamadığımız için bir tek benim ürettiğim işler olacak. tek istisna
olarak distromuzun yurtdışı temsilcisi Efe Tuşder’in nanelerine
erişebileceksiniz. he arada bazı hoşuma giden sağda solda gördüğüm
bişiciklerin duyurusunu da geçerim, ki derinlikli arşivime bağlı olarak
bir çok, pek kimseciklerde olmayan musikiler ile izlenesi şeyleri de
paslarım. eskisi gibi yani. blogda bunu yapamıyor oluşumun nedeni,
server yetersizliği ve minik alanlar ile drive/cloud gibi nanelerle
uğraşmaya enerjimin olmayışı. onun dışında bugüne kadar üretilen yazı
çizi radyo yayınları görsel işler, videosal bazlı bir takım hevesler,
konur, sadece basılı olarak lanse ettiğim, pdf olarak sunulmasını hoş
görmediğim zırvalarımın bilgisini kapağını adını soyadını hacmini
iletirim, edinip edinmemek size kalır.
şimdilik, yavaştan, geçmişe dönük olarak, siteyi güncelliyorum. 20
yıllık tefarruatı hazmetmek kolay değil. o yüzden ağırdan giderek,
düzenli bir şekilde, yavaş yavaş, tahmini nisan mayıs’a kadar geçmişin
dökümünü burada sunmayı tamamlamış olucaz. o esnada yeni bir şeyler de
üretirsek, yaparsak edersek duyarsak görürsek, atarık..sosyal
medyanın her alanında ki her türlü boşluğumda, yakın bir zamanda
kaybedilecektir, iletişimde ya da dikizlemede kalmak isteyenler için,
burası var sadece..eyvallah..
[youtube https://www.youtube.com/watch?v=iLENL7hgy3Y]
-
"Kalemde bir sıfat yok uykudan umar medet"
bugün paylaştığım (zonksal medyalarda) “şiirdeğilbu” türündeki bestelerim 2008/2009’dan.
2009 eylülde bırakmıştım bu işleri, 2 sene sonra döndük. hata etmişiz. 2015’de Aşkın Yücel Seçkin istifa ederken emekli olmuştum, Istanbul International Zine Fest‘te
olamadık. istifa etmek, ya da istifra da olabilir, en iyisi..(ardımdan yapılacak yorumların sikimde olmadığını da biliniz, esat
abinin (nova kozmikova) “iki cennet” olarak anlattığı anısını
hatırlamama neden olursunuz sadece, yanlış anlamlandırmalar yanlış
ithamlar yanlış hafızalanmalar)eyvalle..😉
-
"İnatla cayıyorum akla her gelen satırdan"
2007’e keşfedip ardından röportaj yaptığımdan beri,en yakın arkadaşım (Kayra(of Gına))bir zamanlar ya arayarak ya yazarak az kafasını düzmedim, sarhoş
kafalarla, uzun zamandır yapmıyorum gerçi, iççek para da cümle kurcak
hal de yok. o konuşuyor gerçi hala şarkılarla[youtube https://www.youtube.com/watch?v=FGC8-UgUQZM]




