Yazar: girdap

  • "hayalet gölgesi"

    bazen, bazı insanlar, hatta bir çoğu, yaşadığınız ve hiç de şikayetçi olmadığınız hayatınızı, yaşam tarzını, hadlerini aşarak, yorumla, tavsiyeler verme, eleştirme, hatta yoluna sokma cüretini gösterebilirler. hemen kaçın.
    hepsinden.
    alayından.
    ne kadar varsalar
    çevrenizde
    çünkü bir süre sonra bu durum
    giderek
    artar,  artar,      artar
    ve bir süre sonra içinden çıkılmaz bir hal olur..
    ve bunun nedeni
    kendilerini değiştiremedikleri için
    sizi değiştirmek istemelerinden kaynaklanır
    üzerinizde
    akışınızın tersi yönünde
    bir itiş gücü oluştururlar
    tavsiyeler ve görüşler
    hepsi iyi niyetledir
    sözüm ona
    vazgeçmeye niyetiniz yok ise eğer
    yürüdüğünüz yoldan
    sessizce ilerlemeye devam edin
    kısaca kaçın
    bu esnada bir kaç kurban da verebilirsiniz
    tüm iletişim kanallarınızı kapatarak
    ama başka bir şansınız yoktur
    evinizin kapısını dahi
    sıkıca kitlemekten başka!
    https://lastfm.freetls.fastly.net/i/u/ar0/33718d568a0a45b6b1b9fbffc82f0513.jpg
  • şanımız ölüyor

    diSStromuzdan telgraf var:
    kanada ve usa’da yayınlanan dergiye röportajımızı verdik efenim. her şey (tüm dünyada hatta evrende olup biten🤯)
    kontrol altında.. röportaj yayınlanınca da ses eder, ileride de kendi
    platformlarımızdan hem türkçe hem ingilizce olarak yayınlar ve basarız..
    zaten bizi başta fransa olmak üzere güney amerika ve usa ile kanada’da
    çok severler. fransa’da yolda kime sorsan tanır bizi. nantes
    sokaklarında

    fanları çoğunluk, marsilyada

    Zack


    fanları mesela. istatistik bilem var. bi kendi ülkemizde meşhur
    olamadık.. hep sizin suçunuz, bizi meşhur edin, magazin programlarına
    çıkmak, sansasyonlara malzeme olmak ve fanboylarımız fangrrrrlerimiz ile
    nefret edenlerimiz arasında sanal üzerinden yaşanacak kavgaları
    fiskimizi yudumlarken izleyip gülmek bizim de hakkımız.. söke söke
    alamıyoruz, yardımlarınıza ihtiyacımız var bu konuda.. 🥱🤥 foto eski tüklanımızdan..

    İzmiryer6 distro haber atmasyon servisi huşu içinde sundu. röportaj atmasyon değil gerçi. fransadaki namımız da. 😲


  • söylem niçin: Black Lives Matter

    söylemin, sloganın neden #BlackLivesMatter olduğu ve #AllLivesMatter olmadığı yönünde #SethRogen
    üzerinden bir tartışma dönüyor şu an USA genelinde.. söylemle sorunu
    olanların derdi başka. mesele de çok başka.hala anlamayan varsa
    açıklarız da: kendisinin ifadesi üzerinden küfür kıyamet bir yere dönmüş
    ortalık. açıklama da şu ve bir süredir tartışma sürüyor: “If this is a
    remotely controversial statement to you, feel free to unfollow me.”

    ben de ayn fikirdeyim açıkçası. bazı insanlar niyeyse ya türkçe
    bilmiyor ya algısı biraz karışık veyahut art niyetli. yüz yüze olsak
    çözebileceğimiz mevzuları büyüttükçe büyütenler istisna, onlarla
    çözülmez zaten de. bu slogan, beyazlar yaşamasın anlamına gelmiyor değil
    mi? inat ile, herkes yaşamalı diye tutturmanın anlamı yok ve bence
    herkes yaşamasın. mesela tepemezdeki virüsler yaşamasın abi.. var mı bu
    söylemle sorunu olan? vicdan yapan. ama onlar da insan diyen..

    mesela ben “iyi polis yoktur” diyorum, gelip “ama aile yaşamlarında
    şurada burada iyiler” deniyor. “iyi polis yoktur” demek, “bu insan iyi
    bir baba değildir, iyi bir kardeş değilidr” gibi komple yayılan bir
    algılama biçimine psiko-difransiyel isimli yeni ürettiğim argümanımla
    çözümlemelere gidemicem. karnım ağrıyor.. akademik bilgisi yeterli olan
    ilgilenir. ilgilenilmiştir de.. zamanında.. şimdi matematik kullanarak
    da anlatırım da, (tek iyi olduğum konu) seçil yasakladı matematiksel
    argüman kullanmamı : )

    mesela polislik mesleği için, verilen
    emirleri uygulamaya devam ettiğin sürece, iyi polis olamazsın. emirlerin
    dışına çıktığın anda da, (mesela eylemcilerin arasında katlan destek
    veren polisler gibi) o zamanda polislik mesleğinin gereğini yerine
    getirmiyorsundur yani yani artık polis değilsindir. o yüzden “iyi polis”
    olamazsın abi. o an mesleğinin gereğini yapmıyorsun, emre karşı
    geliyorsun. emir isyanları yatıştırmak veya kontrol altında tutmak değil
    mi? değilse bilelim.. hangi devlet bugüne kadar “aktivistlere destek
    olun, onlarla beraber takılın” diye emir verdi. var mı örneği? ben
    görmedim! kendi yandaşlarının eylemleri hariç ve o konumuz değil..

    o yüzden #BLACK #LIVES #MATTER
    bunun içine beyaz dı çinliydi uzaylıydı tavuktu köpekti kediydi
    eklemenin şu an gereği yok. onlar ayrı söylem olarak üretilir.. “all”
    eklemeye hiç gerek yok. çünkü bazı insanlar çok gereksiz! yoksa şunu da
    diyek : #virüslivesmatter olur mu? bence olur, olmayan virüs yaşıyor zaten.. kjndfjkndjkgn

    neyse.. söylemlerin arkasında, her şeyi genişletilmiş bir söyleme
    çevirme çabası ile karşı duruş tehlikelidir, şeytan değil oyalanmak
    önemsiz incik cıncık ayrıntılarda gizlidir.. ..sevgiler.

    peace, love, révolte

    not: isyanı fransızca diğerlerini ingilizce yazdığım için de, hani
    arapça kürtçe rusça çince uzaylıca diyen de vardır.. ayrıntılarda
    boğulmak, gerçeği ıskalamanın en bilindik tuzağıdır. daha çok tv
    izleyerek, bu tip binlerce tuzak keşfedebilirsiniz. ben almiim..

    harf ve kelime hatalarından, sanchez sorumludur ben değil..

     

  • haftalık analizler köşeceği – bölüm 1776 – dr. donete

    illuminatik difüzyonların, uzak galaksilerle kurdukları semiyotik bağlantılar neticesinde, nihayet dünyamıza ulaşan ultragalaktik federe devletinin gemileri, 1996 yılından itibaren, giderek artan bir şekilde, atmos-perimize anti-zopiklon yaymaktadır. bu sayede uyanan insanlık bilinci, bir sonraki aşamaya geçmeye giderek hazır hale gelirken, olayların farkında olmayıp olaylara karışan, yaşananlara isyan edenler ise büyük bir fırsatı kaçırıyorlar. artık reenkarne şansları da olmadığı için, ruhları sonsuza dek bir mum misali sönmüş olacaktır.
    gaztral seyahatlerimden edindiğim bilgilere göre, dünyamız 2056 yılından sonra, bok gibi bir yer olmaya başlayacak ancak o güne kadar, 2030’dan itibaren 26 yıl süren bir bolluk ve refah dönemi bizleri bekliyor. ardından samanyolu galaksisine hangi açıdan gireceğini henüz çakozlayamadığım, yecca ve mecca adlı periferik evrenin ırkları, dünyada yeni bir felaketler döneminin başlamasına sebebiyet verecektir kardeşler. 2056 yılına zaten daha önceki endokrinel analizlerimde de dikkat çekmiştim.
    peki mesih ve deccal mı? onlar çıktı be yavrum. şu an aramızdılar. herkes bir mehdi ve herkes bir deccal gibi davranmıyor mu sizce de? sadece kendileri farkında değil bunun, ama o kadar yıllardır analizlerimi takip eden okuyucularım olan siz şanslı kişiler artık, sayemde, tüm gerçekleri biliyorsunuz, öyle değil mi? değil mi yoksa? beni mi kekliyonuz lan?
    neyse kıyametli okurlarım, arkadaşlarınıza, ganalımın linkini atmayı, beni izlerken reklam engelleme detektörlerinizi kapatmayı ve bol bol gökyüzüne bakmayı ihmal etmeyin.. geliyorlar.. az kaldı.. şanslı kişiler beşinci hatta çok çok şanslı iseler, benim bulunduğum 11. boyuta geçebilirler.. aranızdan geçenler oldu. yaptıkları bağışlar sayesinde onlara hiç kimsenin bilmediği, baş melak metamorfozdan edindiğim bilgileri paylaştım ve kendilerini geliştirerek, önce sigarayı, ardından da uyumayı bırarak, boyut atladılar. tabii sadece bu ikisi yetmedi, gizli şifacı bilgileri de kendileri ile paylaştım..
    haftaya yeni bir analizde görüşmek üzere. gökyüzünden gözünüzü, gözünüzden beni ayırmayın.
    tekgöz piramit anarşi..
    dr. donete
  • punk fleyers download

    4000’den fazla #punk #flyers ve 160 kadar gif.. hayrını görün..
    4089 nesne, 463,7 MiB
    not: bazı dosyalar windows’ta hata verebilir indirirken. vermeyedebilir. kontrol etmedim tek tek. verir ise, o dosyanın adını download ederken değiştirin, sorun çözülür. linux dosya sisteminde, her türlü karakter kabul gördüğü için, windows dosya sistemi sapıtıyor bazen linux-win arası kopyalama taşıma işlerinde..

    ay başında da eski server’ımı geri alıyorum. açık linkli ve torrent-slsk ile download etmeli, bişiler daha atabilirim o vakit. yandex disk (dört hesabımda da) ağzına kadar dolu. yeni bi hesap açmaktan sıkıldığımdan bekledim bunları upload için..

    link, yandex serverlarını uzaylılar basana ya da serverlarına nükleer bomba düşüene kadar durur : ))

  • kendi gelemeyenler hayaletler yollasın

    bi gün bi barda içiyorum. etkinliğimiz sonrası. ya zine sergisi, ya
    da atölyesi. zaten etkinliğin başından beri içiyorum, gündüzden
    başlamışım. underground poetix fest’e zaten o dönem çulsuzum diye evinde
    kaldığım arkidişlerimin dolaptaki biralarına çöküp sabaha kadar içip
    sarhoş gitmiştim. başka türlü çekemiyorum etkinlik metkinlik. her neyse.

    etkinlik bitti. millet dağıldı. ama benim kafam bir şeylere takıldı.
    bende kalsın. iç babam iç. o dönemki sevgilim de somurtup duruyor
    içişime. millet var. masalarda. ben tekli sandalyede oturmuş içiyorum.
    standı bile toplamamışımki, işporta tezgahımı sadece bezi alıp evime
    gittiğim de çoktur. neyse. sarhoşlukla da ilgisi yok bunun. 14 mart günü
    bi gram sarhoş değilken bırakıp hepsini sokağa geldim eve.

    uykusuzum. feci halde. gece vardiyasından çıkmış hiç uyumadan mekana gelmiş, standı açmış, başlamışım içmeye. gece oldu.

    sandalyeden düştüm. otururken. basit. sağlam düştüm ama. kendi kendime.
    birileri güldümü hatırlamıyorum. umrumda da değil. ama güldüler
    galiba.. kendimi rezil ettiğime dair hatunla atıştık sonra. olur öyle.
    ederim! daha öncekilerin hepsi ile de sorun oldu bu zaten. herkes bi
    Özlem olamıyor. neyse..

    kulaklığımda bu şarkı vardı düştüğümde.
    mekanda çalanı dinlemiyordum evet. bunu açmama da izin vermezlerdi, o an
    için en azından..

    sonra kayra’ya anlattım meseleyi. dikkat abi
    kendine dedi. hayatta kal. (“ayakta” demedi, hangi kelimeleri seçtiğiniz
    çok önemlidir biri ile konuşurken, hele ki böyle bir mevzuda.
    kelimelerinizden bilinç altınızı/üstünü/dışını/içini/ okurum, doğru
    söylüyorum. kelimeler önemlidir. zihnin dışa açılan bir kaç kapısından
    en önemlilerinden biridir. gerçi en önemlisi gözdür)

    “sen de abi” dedim. “bu hayattaki en önemli dostlarımdan birisin benim için”.

    öyle.

    bunu şimdi neden anlattım? şarkı çıktı. aklıma geldi o gün. o gece.. o ertesi sabah.

    Farazi V Kayra – Mevsim Olmayan Mekanlar VI: Kar feat. Vinyl Obscura

    [youtube https://www.youtube.com/watch?v=KzQgGIYm0OY]

  • yeni fanzin. disziplin

    #New sıcak sıcak. bayram sabahına özel. tarifeli sefer. inferno yolcuları kalmasın.. Taxidermia Fanzine düet yer666diSStro: disziplin
    ayrıca bu hesabı yeni açtık, bir sürü başka taratabildiğimiz veya
    digital hazırladığımız yayını da ekledik profile.. zine okuyanların çok
    olsun evladım.. afiyetle..
    https://en.calameo.com/read/006292566dda2e8a5d003

    diğer tüm gece uploadları için link şu:
    https://en.calameo.com/accounts/6292566


  • yorumlu re-post: sansüranze gemiyenge geçmişange

    dün, sansürlenmeye çalışılıp izin vermediğim bir dalgadan bahsetmiştim bir dergi-şahıs hakkında. twitter ve fakebook’ta ve instada. gerçi kapadım insta ve twiti. face’i de kapıcam. ama bak bunu becerdi kısaltmayı başka bir arkadaş. yayınlamak istedi. hatır gönül ilişkisi olur dedik. ikinci bölümünün basılmadığını ve bu konuda dergide bir açıklama da olmadığını dergi basılınca öğrendim. ki bariz ters akıyor ikinci bölüm. bu ülkenin yayıncılık sektöründen gına geldi de, kendi işimi kendim görüyom, kafam rahat. bi allahın kulu da şikayet etmedi bastığım işlerinden.. jazztral hariç, o ev arkadaşım, adını yannış yazıyordum. kasten değil ama. iki z yerine iki l tek z.. la yoksa tek z iki l mi. gene mi yannış yazdım : )

    not: 11 sene sonrasında elbette çok anlamsız gelicek okuyana bu metin ama bir zamanlar günlük tekil 1000 hiti olan bir e-zine sahibi idim. sokakedebiyati nokta net adresinde. deli gibi eleştiri geliyor idi o ayrı da, süper yazarlarımız şairlerimiz çizerlerimiz senaristlerimiz görsel sanatçılarımız fotoğrafçılarımız vardı. bir kısmını şu an kendi kitaplarından işleriden vs tanıyorsunuz. isim vermicem. bir şeyler üretmeyi bırakanlar da gemisini başka yollardan, iş memurluk akademi yurtdışı vs kurtardı zaten. sonra da sen hala devam mı ediyon diye dalga geçer gibi ara ara soruyorlar..

    o dönem sitedeki yazılardan en az 15 kitap çıkardı. içine ettim hepsinin.. 2014’te de ettim. pinero tükkan menvzusunda da.. aşk ilişkilerimde de, dostluk ilişkilerimde de.. neyse, bir şeyler yolunda gidince, elim kolum rahat durmuyor.. o yarısı yayınlanan bölünen iş şu:




    tutarsız ve paramparça ve yarım yamalak bir deneme…

    1.
    tanıştık
    birileriyle
    bir şekilde
    ve sonra başka bir şekilde,
    benim yazdığımı
    ve fanzinler çıkardığımı öğrendiler
    ve dediler ki;
    “hey ben de yazıyorum”,
    “benim bir arkadaşım var
    o da senin gibi yazıyor”,
    “senin gibi yazmak istiyorum”,
    “yazımı okudun mu?”
    “tavsiyelerine ihtiyacım var”,
    “seninle tanışmak istiyorum”,
    “seni tanımak istiyorum”,
    “seni tanıdığıma sevindim”,
    “görüşebilir miyiz?”,
    “dergimizde yazmak ister misin?”,
    “yazım hakkında ne düşünüyorsun”,

    ve ben de onlara,
    çok kaba davranmak zorunda kaldım,
    gerçekten çok kaba,
    onlara dedim ki;

    “herkes yazıyor”, dedim,
    “hey ben de yazıyorum”, diyene,

    “benim gibi yazmak marifet değil” dedim,
    “benim bir arkadaşım var
    o da senin gibi yazıyor” denildiğinde,

    nasıl yazdığımı bilmediğimi söyledim,
    “senin gibi yazmak istiyorum”, dediklerinde,

    ve “yazımı okudun mu?” dediklerinde
    okuyamamıştım henüz
    ve belki de hiç okuyamayacaktım ama
    “okuyacağım” dedim yine de,
    çünkü okumak istiyordum
    ama okuyamıyordum,

    ve “tavsiyelerine ihtiyacım var” dedi biri,
    “tavsiyelere hep ihtiyacım olmuştur” dedim ben de ona,

    “seni tanımak istiyorum” dedi,
    “kendimi tanımak istiyorum” dedim,
    “kim olduğumu bile bilmiyorum moruk”.

    böyle alakasız, ucube, yetersiz, kaba,
    kimine göre kendini beğenmiş,
    ama bence ironik ve tutarlı
    cevaplar da verdim yani,

    ve sonra bana,
    “seninle tanışmak istiyorum” dediklerinde,
    susup kaldım çünkü,
    çünkü bir anlamı yok bunun,
    tanışmanın,
    arkadaş olmanın,
    hayatında yeni insanların var olmasının,
    falan filan falan filan,

    “seni tanıdığıma sevindim” dedi,
    “nerde görüştük hatırlayamadım” dedim,
    “hayır yani yazılarından”
    “duvarlarımı aşamazsın” dedim ona,

    “görüşebilir miyiz?”,
    “hava sisli görünüyor”

    “dergimizde yazmak ister misin?”,
    “nerde satılıyor, alayım bi’ ara, boş taraflarını karalarım kurşun kalemle”,

    “yazım hakkında ne düşünüyorsun?”,
    “yazlar sıcak ve kurak geçer burada”,

    “seni seviyorum”
    “eyvallah”.

    ## yayınlanmayan kısım şu ##


    2.
    sonra zaman geçti, hep vermek istediğim cevapları içimde tutarak geçti zaman, incelikli davranmak gerekmiyordu belki de, ama ben de incelikli davranmaya çalışmıyordum zaten, incelikleri olan bir heriftim ben, öyle demişlerdi, yalan söylüyorlardı, yalan söylüyorlardı çünkü her zaman için son söylenen kelime kayda değerdi, hayatınızı kimsesiz çocuklara adamış olabilirdiniz, ve ölmeden birkaç gün önce 8 yaşındaki bir kıza tecavüz edip, imajınızı yerle bir edebilirdiniz, kesintisiz bir düzeyde mükemmel kalmak imkansızdı, tutarsızlıkları vardı insanların, kararsızdılar, her konuda kararsızdılar ve kendilerini düşünmek dışında da bir şey yapmıyorlardı, daima kendileri, aynen benim gibi, kendi üzerine yazmak gibi, yaşamı kendi üzerine kurmak gibi, kendi hayatın üzerinden yola çıkarak düşüncelerini anlatmak gibi, devam ettim ben de, ettim ve gelen okları yanıtlamaya çalıştım, kibarca, sabit kalıp sussam ıskalamış olacaklardı, yapmadım ama, yıllarca bunu yapmadım ve kaybettim, daha fazla insan geldi, daha fazla insan, daha fazla baskı, çünkü insanların ortak zaafı, karşılarında susup dinleyen birini bulunca kesintisiz konuşmak, konuş dur amına koyayım, kim tutar seni, “dün başıma şu geldi Aysu”, “geçen yıl Tunç diye bi herifle beraberdim”, falan filan falan filan, kendi duvarlarınız aşınmaya başladıkça da zihninizin önünde başka bir duvar inşa edilmeye başlanıyordu, “çok saygısız bir kişilik girdo”, “çok küstahsın girdo”, “girdo burnun çok havada”, evet evet evet, hayır hayır hayır, bir saniye, n’oluyoruz, karar vermekte zorlanıyor muyum? karar verme anımda etki altında mı kalıyorum? kimseyi kırmamak? incitmeyeceğim seni güzelim, kapım hep açık sana, herkese kapım açık anasını satayım, kapım bile yok hatta, sonra, daha sonra, odada tek başına, odada tek başına… yok gelen giden, kendi kendini becer girdo..

    sonra, sonra zamanla kendine değer vermeye başlar insan. insan sosyal bir varlıktır derler, ben kısmen asosyal bir herifim, kısmen aseksüel oluşum gibi yani, ve kısmen anormal.. her şey kısmen var olmakta. olabilmekte ya da. dengede demek daha doğru aslında, kısmen yerine dengede. denge hali. iyi ve kötünün arasında. tao. yin yang. akış. zihinsel akışa kapılıp giden yaşamsal akış. sonra?

    sonra insanlar gelmeye devam etti. ve ben bir karar aldım. hayatımı sıfırlamaya bakacağım. kendim olmaya. kendin olmak, olabilmek, hiçbir toplumsal ve duygusal baskı altında kalmadan doğruyu, sadece doğruyu söyleyeceğinize dair yemin eder misiniz? kim edebilir? ben etmek istiyorum tanrısını satayım? n’apıcaz şimdi? bilmem… bilemem yani. hiç bir şeyi bilemem.. öğrenmek istemediğim şeyler de var bunun yanı sıra. mesela araba. araba nasıl çalışır? ne bileyim nasıl çalışır oğlum. otobüs şoförü bilsin onu. sonra? mesela post-modernite ne demek? ne bileyim ne demek? ama öğrenmek isterdim lan bunu. öğretilmek değil, öğrenmek.. kitap? evet, evet kitap.. ideal bir öğrenme şeklidir, insanın öğrenmek istediklerini kendi kendine öğrenebilmesi. geçelim efendim.. ne diyorduk? şunu;

    incelikli davranmaya çalışmak, hayatınızı cehenneme çeviren bir fiyasko ile sonuçlanabilir, daha sonra bir boy aynasına baktığınızda arkanızda büyük bir topluluk görürsünüz, pençelerini size geçirmiş insan kalabalığı, ve hışımla arkanızı dönüp bir bakarsınız ki, hiç kimse yok, bu kez aynada sırtınız görünüyordur aynaya sırt çevirdiğiniz için, ama siz görmezsiniz onu, bir adım geri atar, aynaya yaslanırsınız, kendi sırtınıza yaslanırsınız bir anlamda, ve dersiniz ki; “hepimiz aslında berbat yazan tipleriz, bırakalım bu mesele üzerinde atıp tutmayı”.

    ordan biri çıkıp der ki; “harikulade yazıyorsun moruk”,

    “eyvallah” dersin ona, hoşuna gider çünkü bu, insanın hoşuna gider beğenilmek, kimsenin bu konuda bir itirazı olmasın, sol tarafımda yarı otomatiğe alınmış, şarjör ağzı bozuk bir mp5 var, onu kullanmayı zorla öğrettiler bana ve çok iyi kullanabilirim gerekirse, ne diyordum?

    şiddet kullanmak zorunda kalabilir insanlar. pasifist değilim ben. anarşist de değilim, ama olsaydım eğer aktivistlerin tarafında yer alırdım. çok saçma bir şey iyilik meleği isa’nın “sol yanağını çevir” demesi. çevirebilirsin de aslında zaman zaman, ama bu kime-niçin-neden çevirdiğine göre değişebilir, yiğenim ağzıma sıçsa, “al tuvalet kağıdı” der uzatırım ona mesela, ama bunu sen yapamazsın bana mesela. anlatabiliyor muyum? ne diyordum?

    bir hatun der ki; “yazılarına bayıldım adamım”,
    “eyvallah” dersin ona, çünkü hoşuna giden bir şeydir bu. herkesin hoşuna gider. ve aradan geçen birkaç gün sonrasında, sorular beğenilen yazılardan sana yazılmaya kayar. duralım burada bir beş dakika.. ben bir sigara yakayım. siz kafanızı toparlayın..

    evet, ne diyorduk? sıkıldım ben bu yazıdan..

    “sokak edebiyatı nasıl bir isim lan?”

    “maskeli bar taburesi” gibi bir isim işte, ne önemi var…

    kendi ile dalga geçebilen insanları sinirlendirmek zormuş gibime gelmekte bu arada..

    “susam sokağı.. sokak edebiyatı… sokam edebiyatı.. sokam edebiyata.. susam edebiyatı.. sokam susamı.. sokam susama.. sokam sus ama!” 7 eylül 2002 – girdolap.

    eleştirilecek adamı iyi tanımak, eleştiriyi kabul edilir bir forma sokabilir. ve ayrıca açık verdiği noktaların farkında olan biri de, kendisiyle dalga geçip, bazı şeyleri ekarte edebilir.. bilmem anlatabildim mi? aynen devam, ama son bir hatırlatma, kafam atarsa, çok sert bir oku kınımdan çekebilirim, ve o zaman hakkımda yazdıklarınızın hayatta kalma şansı sıfırın altına düşer.. herkes kendi dalgasına baksa iyi olur kısaca… ha bu arada, aranızda ode to joy’u gören var mı?
    22 mart 2009


    [youtube https://www.youtube.com/watch?v=4rtM43eYBKw]

  • tanrı bunun neresinde? pardon şeytan mı deniyordu? karıştırmışım..

    “disziplin” yeni zine. yarın sabah bayram namazını müteakip, ekranlarınıza konuk olacak. bir Taxidermia Fanzine
    feat izmiryer666 diSStro bestesidir…. : ) hazır bir iki rötüş kaldı
    sadece de, sabah sabah şeker yemeye filan evinize gönderelim diyoz
    çocuğu.. : )

  • do you understand you?

    bazen, kurduğunuz bazı cümleleriniz, aslında gerçekte düşündüğünüz ve
    söyleyemediğiniz şeylerin haberini verir bana.niyet değil bi-Linç/altı
    okumasıdır. siz her ne kadar kabul etmeseniz de, okumasanız da, ve bir
    yazarla konuştuğunuzun farkında olmasanız da o an, duvarlarınızı aşmam zor
    olmadı hiçbir zaman.

    üzücü şeyler vardı hep, orada, kendinizin de görmek
    istemeyeceğiniz şeyler.. görmek istemezsiniz, kendiniz bile kendinizi..

    ben görüyorum ama. sonra
    evden çıkamazsın işte,virüsten önce de çıkmıyorsundurki zaten.. mümkün
    oldukça, ya da mümkün olmadıkça, ya da mülkün. ne biliim. kafamın içinin
    karmakarışık bir sandeviçten farkı yok ve ben soğansız ve yeşilliksiz
    demiştim, unutmuş siparişimi ileten tanıdıklarım, ayıklamaya gücüm yok, bu
    şekilde yersen de midem bulanıyor, kusuyorum.. şu an olduğu gibi..
    /07/04/20-zabahüstü.

    not: evet: yersen de, “yersem de” değil. yanlış yazarsam söylerim. iyelik ve zamir eklerinde hata yapmam. bozduğumu söylediğiniz türkçeyi de sizden daha iyi biliyorum. ve inadına “ve” ile cümleye başlayıp, inadına kafama göre, eğer dilersem “ve” bağlacından sonra virgül koyacam. onuncu kitabımı da kendim basacak olsam da. banane!
    kendimden ve yaptığım işten ve duruşumdan ve söylemimden emin olduğum kadar hiçbir şeyden emin olmadım. yersen..

    öyle.

    23/5/2020-öğlen

    [youtube https://www.youtube.com/watch?v=eHWqH_2pzRo]