Kategori: Genel

  • şimdi.

    işini kaybetmemek için, patronların her isteğini yerine getiren işçiler gördüm hayatım boyunca. ama en kötüsü de markisist olduğunu iddia edip, bunun yanı sıra ölümüne hasta iken rapor bile almayıp işe giden ve bana iş ahlaki diye bir şey hakkında geveleyenler oldu.. sovyet rusyada yaşıyorlar olsalar belki o da belki, anlayabilirdim. ama senin emeğini sonuna kadar sömürmekten başka ahlak tanımayan bir sistemde bu algıya sahip iş verenlerle neyin işi neyin ahlakı? ben işi ekince de laf yapılır sonra.. 


    açıkçası, sadece kendi götünü kurtarma peşinde olan herkes de yavaş yavaş hayatımdan çıkıyor.. en eski dostlarımdan en yenilerine kadar.. çalışarak özgürlüğünüzü satın aldığınızı düşünün.. bir yanılgı ile, yaşayabileceğiniz bir hayatınız olmadığında tekrar konuşuruz belki. zararın neresinden dönsen kardır derler.. ama bence ortada kar zarar ilişkisi de yok çünkü vakit nakit değildir.. sadece geçer.. sizi de umursamadan üstelik.. o yüzden güzel bir gelecek güzel bir haftasonu güzel bir yarın yoktur. mantıkla düşünürseniz olacağı algısına kapılırsınız.. ama asla gelmeyecektir, götünüzü kurtarmaktan vazgeçip dünyada bir şeyleri değiştirmek için minimum bir çaba bile sarf etmediğiniz sürece.. ah evet bir kısmı da buna “çocuğum için” takısı ekler.. çocuğun da çocuğun için bunu yapar.. ve zaman geçer.. ışık hızını bile sollayarak üstelik.. 

  • her şeyin başı virüs

     otorite
    hastanesi her boku bilirim bölümünden dr. ekmeğimin peşindeyim’in az
    önceki açıklaması: “covid571 üç gün sonra vizyona girecek. göz yolu ile
    bulaştığı için evlerden çıkmayıp, pencereden dahi bakmamanızı ve dışarı
    çıkmak zorunda iseniz üç kat maske ve at gözlüğü takmanızı tavsiye
    ediyorum”

  • u.a.e.w 3 – kendimden feragat

    #kitap #pdf #new u.a.e.w3: kendimden feragat
    online: https://en.calameo.com/books/0062925666fabfcd86e5e
    download: https://disk.yandex.com.tr/i/C-18Qy3ilr9rZQ
    kapak resim: izmarit adam (Öncel Inanlı )
    kapak tasarım: esçûmênto

    dizgi bozuk,baskıda Aşkın Yücel Seçkin ayar çeker
    izmiryer6distro feat solucanfanzin şeklinde, bandrolsüz olerekten
    basçem sore. ilk 2’sini bastık, 9’unu da böyle basçem kitaplarımın.
    basana kadar bi 9 tane daha yazarım gerçi
    içerik:içe kapandığım dönemlerin yansımaları.düz yazı

    dokuzu da hazır da. kapak yapıyom filan. kapaksız olarak pdf’lerini
    salmıştık.. dokuzu salmıyorum. sekiz de kağıt üzerinden pc’ye
    aktarılması lazım. ilk yedisini halledem. kapakları. sekizinciyi de
    pc’ye geççem kağıttan. ondan sonra dokuzu yayarım. sırayla gidelim. : )

    son foto ilk iki kitabın ciltli karton kapaklı baskı versiyonlarının görüngüleri. ikinci kitabın kapak tasarım: Duygu Veritas
    baskı: SOLUCANFANZ.in feat İzmiryer6 distro
    baskısı tükendi çönkü çooğ talep geldi. 😜gene talep gelir de basçak para da bulursam basarım azar azar

  • ekte bir yazı gönderiyorum, ne düşündüğünü merak ettim

    ekte bir yazı gönderiyorum, ne düşündüğünü merak ettim 

    pekala pekala… mikrofon kontrol… sesim geliyor mu? mikrofon kontrol. ses. se. se. lanet olsun, başka bir şekilde ulaşmam gerekiyor.  

    pekala! bu giriş, bir deneme faslıydı sadece. ama
    bu denemeyi bile, örneğin bir düğünde, yapamayacak biriyken, şimdiki
    beni düşünüyorum, ve değişen düzeni, içsel düzenin dışa yansıması ve
    dışsal düzenlerin artık içerde yıkamadığı yansısı.
    aynı şeyi söyledim aslında şu an, ama pek azınız bunun farkında, pek azınız yapmaya çalıştığım şeyin farkında. girdap napıyor? girdap napmaya çalışıyor? girdap ne yapmaya çalışıyorsun sen? tekrarlar tekrarlar tekrarlar. kendini tekrar eden bir hayatı rayından çıkarttım dostlar. artık kontrol bende. gölgelerin gücü aşkına, herkesin nesi var böyle? neden herkes her şey yolundaymış gibi davranıyor? yolunda değildi. yolumda değildi. yolunuzdaydı. ve şimdi kontrolden çıkmış bir boğadan farkım yok. kırmızı? hayır sana toslamayacağım küçük dostum. çünkü küçüksün, o yüzden kes sesini de kırmızı bayrağını sallamayı sürdür insanlara karşı. ben seni görmüyorum. ben seni hissetmiyorum bile. ve burada komünizme çattığımı düşünen budalalara bir mesaj vereceğim, ben sadece raydan çıkmış bir trenin öküzleşmesinden bahsediyordum. kırmızı bayrağınız kırmızı olarak kalmaya devam edebilir arkadaşlar, sizlerle bir sorunum yok. hiç kimseyle bir sorunum yok. benle bir sorunu olduğunu düşünenlerle bile bir sorunum yok. evet bir sorunum yokmuş hiçbirinizle gibi hissediyorum. ama var. var olması gerekenler gerektiği kadar var olur. aptal kelime oyunları mı? hiç sanmıyorum… 

    deneme deneme. şu an istanbul üzerinizdeyiz ve şehrin üzerinde bir tur atıyoruz. deneme deneme, kaptanınız konuşuyor. deneme deneme, tıkanma’yı okudum ama bu kısım palahniuk’tan arak değil çocuklar, deneme deneme.  

    bazen uzun yazabilirim. gerektiği kadar uzun yazabilirim. gerektiği kadar uzatabilirim. aynı şeyleri defalarca tekrar ederek anlamsızlaştırabilirim. bunu denemek ister misin? şimdi sesli olarak perde demeye başla. hiç durmadan yap bunu. perde, perde, perde. devam et. perde, perde. anlamsızlaşıyor olması gerekiyor. kelimeye karşı yabancılaşıyor olmalısın. bir de şunu dene, girdap girdap girdap.. bir de şunu düşün, “hey girdap, bir yazım var, okumak ister misin?”. hayır, istemem ama küstahlık etmek de istemiyorum. ne yapmam gerekiyor söyler misin? yazmayı bırakıp size kulak verebilirim. ama odamda okunmayı bekleyen otuz kitap var ve altı aydır bekliyorlar. o büyük yazarların canları sıkıldı artık beklemekten. ırvine welsh beni bekliyor. henüz hiç okumadım. pavese beni bekliyor. hala okuyamadım. burroughs beklemekte. okumak istiyorum bu allahın belası yazarları anlıyor musunuz? ne demişler merak ediyorum. şimdi günümü, siz değerli yazarlara ayırırsam, o ölmüş yazarların kalbi kırılır, diye hissediyorum. ve aranızdan herhangi biri gerçekten yayınlanmayı hak ediyorsa, onu fark edemeyebilirmişim gibi hissediyorum. o yüzden birkaç ayarlama düşünüyorum. o yüzden bazı tasarılar geliştirdim. o yüzden tasarılarımı yoluna koymak istiyorum. düşünüyordum, geliştirdim, koyacağım. nasıl gidiyor sizce yazı? böyle bir yazı yazmayı düşünmüyordum. bilinçaltı işte. naparsın. rüya görür gibiyim. ben kontrol edemiyorum. parmaklarımı ben kontrol edemiyorum. zihnimi kontrol altında tutamıyorum. buradan kalkmak istesem de kalkamıyorum. yazı beni esir aldı. ilham perisi beni asır aldı. ve uyanırsam hatırlayamayabilirim zihnimde olan biteni. o yüzden devam et diyor içimden bir ses. dünya yok olsa bile kal burada diyor. yaz. lanet olası raydan çıkmış tren zihninde yol alsın. öküzleşmek istemiyorum. ama bazen öküzleşiyorum. yazım neden onaylanmadı? çünkü henüz okumadık küçük dostum. fanzin gönderecek misin? göndermeyi ümit ediyorum dostum. ama param yok. biraz
    para gönderirsen fotokopi kağıtları olarak sana geri dönüştürüp
    gönderebilirim o değerli atanızın kafasının resmi olan kağıt
    parçalarını.
    tamam belki hak ettiğim kadar kazanmıyorum. tamam belki fotokopici de hak ettiği kadar kazanmıyor.
    hatta siz de kendi işinizde hak ettiğiniz kadar kazanmıyor olabilirsiniz. küresel bir adalet yok ortada kısaca. her şey birbirine zincirleme bağlanmış durumda kısaca. hak etmiyorsun, hak etmiyorum, hak etmiyorlar. bir şekilde döngüye bağladık işte sistemi. sürekli kendini yeniliyor. yenilemek? bir de yenilmek var arada kalan. arada kalmak istemiyorum. hiç kimsenin arasında kalmak istemem. ama aramızda kalan her şeyi yazacakmışım gibi hissediyorum bazen. başka başka şekillerde.. başka başka yüzlerde canlanan tekrarlar silsilesi. hayır, ben bunu durdurdum. evet, raydan çıktım. devrilmeden gidiyorum. döngü yok. ruhsal kısır döngü yani. yoksa yaşanan her gün, bir süre en azından, bir öncekinin tekrarından ibaret olur. işe git, eve gel. aşık ol, beri gel. falan filan falan filan. şu an başım dönüyor. ve şu an gerçekten zihnim, olan biteni aktarmakta zorluk çekiyor parmaklarıma. dönüyor zaman. dönen bir zaman icat ettik biz. saatlere bakın. dönen zaman. takvimlere bir bakın. dönen zaman. gün içindeki hayatlarınızı gözden geçirin önce. dönen zaman. dönüyor dönüyor dönüyor. durup düşmüyor ama. bir para gibi mesela. kendi etrafında dönen bir para. iki parmağının arasına sıkıştırıyor ve diğer kolundaki diğer parmağınla onu itiyorsun. güçlü bir itiş bu. öyle güçlü ki, ne zaman durabilir bilinmiyor. para dönüyor. döndükçe çoğaldığını düşündürtüyor. dönen para, bir anda, birden çokmuş izlenimi yaratıyor. ve sonra sirkülasyon. taşınan mallar. oradan oraya oradan oraya. dönen zaman. dönen günler. dönen insan. sıkışıp kalmış bir ruh hali. bazen kendimi basit bir iskambil kağıdı gibi hissediyorum. böyle uzun uzun süreçler sonrası devrilme sırası kendisine gelen, sonra birinin onu tekrar ayağa kaldırıp hizaya soktuğu bir iskambil kağıdı. her gün yaşanan şey bu aslında. uyu ve uyan ve uyu ve uyan. yatağa gir. yataktan çık. yat kalk yat kalk. dön dur. döndür bile diyemezsin bu durumda. zaten döndürüyorlar. zaten döndürüyoruz. dön baba dönelim gibi yani. işte aynen bu şekilde. bu noktada farklılaşmak mı istiyorsun sen? kendine yeni bir alan yaratmak? pekala, yarat o halde. ama lütfen lütfen lütfen, bana önce ılımlı yaklaşıp, sonra küfür etme. ya da et işte. kafana göre. evet aynen bu şekilde. seni döndürüp durdukları zamanın dışındaki alanında kafana göre. olabildiğin kadar, göre.. kadar ve göre arasında virgül var. ben koydum onu oraya. bilinçli bir seçim bu. bilinçsiz bir el silemez onu kısaca. yani silmemeli. yani sen de ben seni okumadım diye kendini değersiz hissetme. çünkü gerçekten çok fazla insan yazıyor artık dünya üzerinde. çok fazla insan resim yapıyor bu şekilde. fotoğraf makinesi almana gerek yok bile, fotoğraf çekebilen bir telefon yarayabilir işine. biri kafiyeli cümleler mi dedi? tahmini üç saat düşündüm bunun üzerinde, doğrudur. sonra baktım olmayacak, kafiyeyi bozmaya karar verdim. ilginç fikirler. ilginç fikirlerin iğrençleştiği zaman dilimleri. biri ile konuşmaya başlıyorsun. aklından, onu düzebilirim, diye geçiriyorsun. ama bunu ona söyleyemiyorsun… o halde bunu yazma da tamam mı? ben yazabiliyorum çünkü söyleyebiliyorum. bu noktada istediğin bir öneriyi sunuyorum sana, yapamayacağın hiçbir şeyi yazma. kurgusal düzeyde dahi olsa, hissettirebilmek buna bağlıdır. hissettiğin kadar hissedebilir herkes her şeyini. daha az da hissedebilir tabii. en maksimum hissetme hali, budur işte, eşdeğere yakın senin ile.. senin üzerine çıkamaz hiç kimse. sana gelip “bak şurası şöyle olsaydı ya” diyemez. diyorsa kafasına tencere fırlat. o yüzden benden yazın hakkında bir eleştiri bekleme. ve gerçekten okunmak istiyorsan, yazabildiğin kadar yaz bence. gerçekten haklıysan davanda. ve gerçekten tutarlıysan kendi içinde. tutarlı olana kadar bekle bence. daha sonra ortaya çıkıp “hey ben bir yazarım” de. ben olsam öyle yapardım. ben olsam kendi içinde tutarlı olduğum sürece düzinelerce tutarsız metin yazardım. sonra birinin gelip “eeeh aaam”larına karşı sıkı bir ok fırlatırdım. fırlatırdım ki, bir daha konuşamasın. çünkü herkes her şey hakkında bir fikir sahibi artık. çünkü herkes her şey hakkında bir şey biliyor artık. hey elimizde bir internet var anlıyor musunuz? bunun değerini bilmek gerekiyor bence. bu yüzden kanallarını seç artık. seç ve yola çık. benim bunu on yıl önce yapmış olmam lazım. elimdeki birkaç kanalı deneyip, çıkmaz olanlarını elemiş olmam gerekiyor. şimdi elimde, içinde ilerlediğim son dehlizim kaldı artık. ve bu şey hala tıkanmadı. ve şimdi ben raydan çıktım artık. sen de raydan çıksan iyi edersin artık. ya da zamanı gelince yap bunu bence. zamanı gelince kendi yolunu belirle. “felsefik bir alt metnin yok” diyor insanlar, ben de onlara “fesleğen kokulu bir çiçeğim yok, haklısınız” diyorum. anlayabiliyor musun? deneme deneme. kaptanınız konuşuyor. bu bir bant kaydı. telefonunuz borcunuzdan dolayı kapalıdır.  

    deneme deneme. kaptanınız konuşuyor. ne kadar salakça, öyle değil mi? yazmak üzerine tavsiyelerde bulunmak ne kadar da salakça. kaptanmış.. deneme deneme, kaptanınız konuşuyor. ya bu bir bant kaydıysa? hiç bunu düşündünüz mü? ben düşündüm. ilk uçağa bindiğimde, kaptanın şakacı bir tip olup böyle bir panik havası estirebileceğini düşündüm. sonra yerimden kalkmadım ve koşuşup bağrışan insanları izledim. izledim gerçekten. zihnimin içinde en iyi filmler dönüyor oğlum. her saniye yeni bir şey var vizyonumda. ve bunun için kullanmam gereken hiçbir yabancı madde barınmıyor damarlarımda. kanım temizlenmiş mi diye test etmek istiyorum bazen. ha evet, ne diyordum ben. sapıttım iyice. deneme deneme. istediğin gibi yazabilme özgürlüğünü hissedemiyor musun hala?  o halde istediğin gibi yaşama özgürlüğüne asla erişemeyeceksin. yazmak kolaydır çünkü. zor olan yaşamak kısmı bu paragrafta. sonrası kendiliğinden gelir çünkü. günün akmıyorsa, yazı akmıyordur. ve yazı akmıyorsa, bu hiç iyi olmadığının bir tür sinyalini çakar ruhuna. ruhunu kurutup asamazsın. çünkü bu çok klişe bir şeydir. ve klişe olan her şey de zaten denenmiştir. o yüzden ben denenmemiş bir ipi test etmek istiyorum işte. bir cambazım ben. test ediyorum. bir ipin kalite kontrolcüsüyüm ben. ip benim ipim. ben yaratmadım bu tarzı belki. ama bu ip benim ipim. ve düşersem düşerim. yazar olmak idealleri, paradoksal bir makinenin keskin dişli çarkları arasında can çekişmeyi gerektirir çünkü. riske gireceksin moruk. büyük, çok büyük bir riske. ortaya koyduğun şey hayatın olucak yani. okulu bitirsem deme. gerçekten inanıyorsan kendine, es geç okulu. gerçekten kendine inanıyorsan işi es geç. para siktir et gerekirse. gerçekten inanıyorsan kendine, acabaları def et hemen. alternatif bir kurtuluş şansı bırakma kendine. tüm olasılıkları sıfırla. tüm seçenekleri heba et zamanla. ben ettim. ben her şeyin içine eden bir kukuleta olmak istedim. bir yılbaşı günü, üzerine düşen havai fişek parçalarından alev alıp yanmaya başlayan bir kukuleta. kukuleta denizin üzerinde. denizin üzerine düşüp yüzen bir kukuleta üzerine düşen bir havai fişek. sahi, havai fişek yakar mı bir kukuletayı? bunu yap işte kendi içinde. tüm olasılıkları sıfırla önce zihninde. gerçekten inanıyorsan kendine. tek bir şüpheye bile izin verme. ben vermedim. ve şimdi, eğer bu son yazım olursa, geberir giderim herhalde. son yazı? intihar mektubu gibi mi yani? saçmalama salak, diyesim geliyor kendime. ama saçmalamana bile izin veren bir kitlen var olduğu sürece, gerçekten daha iyi yazabildiğin bir sürece eriyorsun kendince. ergime? evet evet ergime. oyun oynuyorum kendim ile.. sizinle oyun oynuyorum her kelimede. bir ileri bir geri. bir ileri bir geri. zihinde silinip giden olasılıklar. bu yazı, tek bir farklı seçimle on farklı şekle bölünebilir. sonra o on farklı şekil, bir farklı kelime daha seçerek, bir on farklı şekil oluşturabilir. doğru kelimeleri seçmeye çalışmak, her şeyin sonunu getirir. üzerinde çok fazla düşünme. tıkır tıkır seslerini düşünme. bir sigara yak. kanalize ol. kanalizasyonist bir akış sonrası ilüzyonist ilan edilmek de var işin içinde. lütfen ve eğer istiyorsan gerçekte; sana önemli bir kelime işte; kanalize… yani yazmaya kanalize. kurtarılmaya değil. geleceğe değil. sonrasına değil. öncesine değil. o ana kanalize. ve inan kendine. herkes, boktan bu, diyebilir. girdap yazdığını önemseyemeyebilir. girdap kendini çok beğenmiş olabilir. girdap burnu tepede, kıçı klozetin üzerindeyken, sıçtığı bokları bile altın sanabilir ama, lütfen lütfen lütfen, onu bile önemseme. öneri için yazı gönderme. eleştiri için yazı gönderme. o yorumlamaya değil hissetmeye kanalize. ve iyi bir özeleştiri için bile, yeterli donanım ve yetiye sahip değilken, haybeye, seni harcamak istememekte. anlıyor olmalısın.. tüm bu kafiye düzeni, yalan dolan düzeni üzerine kurulmuş zorlama bir itkinin, çıkmasını gerektiren süreden, milyonda bir daha az zaman harcanarak üretildi. eğer bana inanıyorsan, son söyleyeceğimin bu olduğunu bil. ve şimdi, evet tamam, tam zamanı, evet şimdi, kaptanınız konuşuyor, deneme deneme, uçağım zihnimin iliklerinden, çıkıp gitmediği sürece, yazmaya devam edebilirim kendi halimde. ama sen lütfen. kaptanınız konuşuyor, deneme deneme. sesim geliyor mu?  

    kendini büyük görmek, budalalara mahsustur. 

    kendinden emin halde yürümek, dahilerin işi. 

    kendinden emin halde yürüyen, deliler gördüm ben, 

    ve onlara kim niçin  

    deli dedi bilemiyorum ama 

    toplumun değersiz yargılarından 

    uzaklaştığınız sürece 

    özgürleştirilmiş bir zihinle 

    evet ancak bu şekilde 

    mümkün olabilir bence 

    iyi bir yazı 

    iyi bir zihin kazısı, 

    resim veya müzik veya sinema. veya 

    veya veya veya. 

    genel olarak yaşam 

    özel olarak sanat 

    ve içsel algıların 

    dış yansılarla bütünleşerek 

    sanatı yaşatmasından 

    daha önemli hale gelir, 

    yaşama sanatı! 

    iyi bir çay demlemeyi 

    iyi bir yazıya tercih edemem 

    ama bir yazıyı yazarken 

    iyi bir çay içmek isteyebilirim ben 

    ve param yoksa 

    ve evim yoksa 

    ve kalemim 

    ve kağıt 

    ve zaman 

    yazamayabilirim 

    o yüzden lütfen sen 

    kendinden emin olmadığın sürece 

    tek alternatifin bu gibiymişçesine 

    yazmaya kenetlenme 

    ve bir gün 

    on iki veya 

    yirmi yaşına geldiğinde 

    tamam diyebildiğin yerde 

    geriye kalan tüm olasılıkları linç edip 

    bir daha geriye dönme, 

    durma yani asla, 

    gerçekten asla durma. 

     

    deneme deneme. 

    şu an kabin basıncımız düşüyor ve 

    sizi terk etmiş olan bir 

    kaptanınız konuşuyor 

    bu bir bant kaydıdır 

    telefonunuz bağlanacaktır 

    ancak en yakın zamanda 

    yeni kontör yüklemeniz gerekmektedir. 

    deneme deneme

  • neden susuyorsun? (ekimde gireceğim "e-kpss" üzerine salata soslu derleme)

    “kazanırsan yırtarsın” “soru çöz abi” “zaman ayır” öffff.. :

    geçmişte verilen tüm cevapların sorularını tekrar tekrar işitmekten sıkıldığım için, artık, sorulan bazı sorulara, yazılan bazı şeylere, işitilen bazı harflere, sessiz kalma hakkımı kullanacağım.. kendimi tekrar etmekten sıkıldım.. biraz yol alalım..


    bu blogda, ya da yazdığım dokuz kitapta, hakkımda da, hakkınızda ne düşündüğüm ya da düşünmüş olabileceğim ya da düşünebileceğim ile ilgili de cevaplar var..

    o halde, boşa harf israfından kaçınalım..

    hayır anarşist değilim..

    hayır arşivci ya da koleksiyoncu değilim!

    hayır herhangi bir yayınevine başvurmayacağım

    hayır tuzum kuru değil, çoğu zaman evde çaya şeker bile kalmayan bir hayatı paylaştığım insanların da tuzu olmayabiliyor, değil ki kuru olsun.

    hayır bakmakla yükümlü olduğum kişi olmadığı için ne güzel oh çalışmayalım aylaklık yapalım işporta açalım türü bir hayat yaşamıyorum, fabrika işçiliğinden gelen prim günüm ve sokakta siftahsız geçen günlerim, çalışma hayatını dörtte bölüp oniki ile çarpar yavrum, en çok susması gereken sensin o yüzden..

    o yüzden şu kpss faslını kapatalım gına geldi.. muhabbet esnasında..


    hayır tezgahta müzik açmasına izin verdiğim insanlar sınırlı. açacağın müziği de dinlemek istemiyorum.

    dönüşte uğrama. dönme! ya da kal..

    tekrarlardan sıkıldım..

    yol almayacağız

    yoldan çıkmaya ve çıkarmaya

    hatta yapılan yolları yıkmaya

    köprüleri yakmaya

    devam edeceğiz ki

    kendi yolumuzu inşa edebilelim..

    sabit

    stabil

    otostop için değil

    yoldan geçenleri ayartabilir miyiz diye

    bir kaldırımın üzerinde..


    şu an iş arasam herhangi bir fabrikada, direkt bulurum zaten. o yüzden gına geldi. sizin hayatınız, sizin kararınız.. 12 yıl işçilik yaptım, 12 yıl da memurluk yaparım belki, ya da kazandığım halde üçüncü günümde istifa ederim. beni ilgilendiren meseleler hakkında, susmak, kendiniz için hayırlı olacaktır. bir kulağımdan bile girmiyorki ötekinden çıksın sonuçta : )

    aa buna da cevap verilmiş:cevabı şu bak, altı yaşımdan beri bakışım da neyi umursayıp neyi umursamadığımın: https://unthatow.blogspot.com/2012/06/impermeabl.html

  • Wu Shen

    Wu Shen

    bazen
    bazı şeyleri
    atlatamazsın
    ve başkaları senin
    güçsüz olduğunu düşünür

    oysa
    bir güç meselesi değildir bu
    atlatamamak da
    hatta atlatmışsındır da
    defalarca üstelik
    sayısını unuttuğun defa
    sayısını unuttuğun, aynı şey
    tekrar eder durur

    bir noktada
    senin dur demen gerekir

    ve o noktada
    herkese ve her şeye karşı

    girişi ya da aynayı
    kapalı tutmaktan başka
    şansın yoktur
    ki

    içerde mahsur kaldığını
    sansınlar

    hala orada bir yerlerde
    olduğunu

    gizli bir geçitten geçip
    başka bir yere çıkarsın
    bu ev boş
    bu oda boş

    bu hayat boş
    bu zihin boş

    kapıyı çaldığınızda duymayacak
    ya da pencereden içeride birinin olup olmadığına baktığınızda
    sizi görücek ya da sizin görebileceğiniz
    hiçbir şey yok
    boşluk dışında

    her iki taraf için de boşluk

    belki siz hala hareket edebilen
    hissedebilen
    duyabilen ve görebilen
    bir canlı olduğu yanılgısına
    kapılabilirsiniz

    ama aynanın diğer tarafındaki
    sizin için
    bunun aksini düşünmeye
    devam edicek

    zorlanmadan yapıcak bunu
    sizi takllit ettiğini bile düşünmeyeceksiniz üstelik
    ustalıkla
    ne yapıyorsanız onu yaptığını
    siz yaptığınız ya da öyle istediğiniz için
    yaptığı
    sanrısına
    kapılacaksınız

    ve inandığı değil
    gördüğü gerçekten
    kendini vazgeçirmeye

    çalışmayacak artık
    bir gerçekliğin olduğu
    algısına..

    aksi ispatlansa bile

    benim için herkes
    hiç kimsedir

    ben de dahilim bu kümeye

    o yüzden

    boşluk artı boşluk

    boşluk yutacak boşluğu

    karanlıkta karanlığı
    avlayan karanlık
    büyük beyaz boşluğa
    hiçbir zaman
    dönüşmemeliydi

    ışık yok
    hiçbir şey yok
    olduğu yanılgısına kapılanlar hariç

    herhangi bir şeyin
    olduğu

    ol demedi
    ol diyince olan bir varlık
    asla olmadı

    mağaranın dışında da
    içeride gölgeler oluşturabilecek
    bir ışık yok

    bunu
    dışarıya çıkabildiğimiz gün
    tekrar konuşuruz

    şimdilik
    tai ji’nin
    kendi içindeki dönüşümleri ile
    kendimizi
    oyalayalım

    Wu Ji’ye
    vardığımızda
    -tersine bir yolculuk/geriye dönüşler-
    karanlık diye bir şeyin bile
    olmadığını
    aydınlık diye bir şeyin
    olmadığını
    siyah ya da beyaz olmadığını
    olmamanın bile olmadığını…
    ….

    ..
    .
    …..

    29/06/2020

  • Dramelodi Project feat Kayra – Aynı Mahalle

    [youtube https://www.youtube.com/watch?v=jqYLsMz7D70]

  • işporta ana bilim dalı – tezgah açmak teknikleri 101 – ünite 1 (27ağusto…

    [youtube https://www.youtube.com/watch?v=juB5kuQkdRA]

    işporta ana bilim dalı – tezgah açmak teknikleri 101 – ünite 1 (27ağustos19)

    günlerden bir gün “korku parkı istasyonu” tezgah açılım atölyesi yapam demiştim..
      

  • en kötü kovarım!

    bu çarşamba gününden itibaren, eski düzenimizde Korku Parkı İstasyonu‘nunda tezgahta olurum. şu sosyal arenada, bir süre hatta edebiyen olmamak da daha iyi. uzaklaşmak. sokakta, paslaşırız. gelen olursa. buralarda olmayacağım.. eyvallah..
    sanaldan ulaşılmanın gerekliliği durumunda girdap@riseup.net kapı numarasl
    *eski düzenimiz: çarşamba-cuma-ctesi 17:00’da açılır tezgah. en erken 23:15’de, yerine göre gece yarısı, hatta zabaha karşı kapanır. diğer günler de keyfime göre açabilirim. bir fark ile, herhangi biri ya da arkadaşınız dahi olsa, bu sene iyice azalan tahammül ve alttan alma limitim nedeni ile, kafamı siken insanı kovarım. hepsi bu.

    “sosyal medya sağlığa zararlıdır. sigara gibi, bi kere de bırakıcaksın..” 😉

    eyvallah..

    youtube hesabımdaki bu playlistten de herhangi bir şarkıyı “abi değiştirelim ya” deme hatasına düşecek olan da hiç gelmesin tezgaha.. kavga çıkar..
    ☺️
    sadece constantine, harpya, bendis, zeval, milis ağırlıklı hatta sadece onlardan oluşan bir listem var bu sene sokakta. işinize gelirse..
    peace

    https://www.youtube.com/playlist?list=PL1pJioMITRUa89pfzOFIKYo4lolxnYNnh

    hatta bir şarkı gutsal playlistimden:

    başlık nerden gelmiş biline diye, milis’e saygı ile


    ps: bu alan dışında-ve tmblr ile şu aralar hazırladığım e-zine hariç. yani abuk subuk sosyal medya için geçerli şu yukarıdakiler..

    [youtube https://www.youtube.com/watch?v=XHeAdwCftXY]

  • "hayalet gölgesi"

    bazen, bazı insanlar, hatta bir çoğu, yaşadığınız ve hiç de şikayetçi olmadığınız hayatınızı, yaşam tarzını, hadlerini aşarak, yorumla, tavsiyeler verme, eleştirme, hatta yoluna sokma cüretini gösterebilirler. hemen kaçın.
    hepsinden.
    alayından.
    ne kadar varsalar
    çevrenizde
    çünkü bir süre sonra bu durum
    giderek
    artar,  artar,      artar
    ve bir süre sonra içinden çıkılmaz bir hal olur..
    ve bunun nedeni
    kendilerini değiştiremedikleri için
    sizi değiştirmek istemelerinden kaynaklanır
    üzerinizde
    akışınızın tersi yönünde
    bir itiş gücü oluştururlar
    tavsiyeler ve görüşler
    hepsi iyi niyetledir
    sözüm ona
    vazgeçmeye niyetiniz yok ise eğer
    yürüdüğünüz yoldan
    sessizce ilerlemeye devam edin
    kısaca kaçın
    bu esnada bir kaç kurban da verebilirsiniz
    tüm iletişim kanallarınızı kapatarak
    ama başka bir şansınız yoktur
    evinizin kapısını dahi
    sıkıca kitlemekten başka!
    https://lastfm.freetls.fastly.net/i/u/ar0/33718d568a0a45b6b1b9fbffc82f0513.jpg