Blog

  • # vergilendirilmemiş kazanç kutsaldır #

    en son bakkaldan ne zaman sigara aldığımı hatırlamıyorum, epey epey uzun yıllar önceydi. bugünse tütüncüden iki arap kağıdı aldım, biri arkadaşıma, yan tezgah. parasını da istemedim, o da vermeye yeltenmedi zaten, bi liranın hesabı mı olur?

    oysa bir dal sigaranın hesabı dönmeye başlamış gene twitlerde, her zamda aynı geyik; “bırakıyorum” “sağlığa zararlı” “tütün iççem” tripleri..

    alkol almazsam temizinden iki paket, alırsam miktara göre 3-4 paket içiyordum eskiden.. şimdi her şey dahil 40 liraya bir ay çıkıyor, sigara içme miktarım hiç azalmadı, nerdeyse 20 yıldır bi gram azalmadı. üstelik iki yıl önce gece öksürüğü dalgasından röntgen çekildim, ciğerler tertemiz, geniz kaynaklı öksürük dedi doktor.. geçti üç güne. onu da, o günlerdeki sevgilimin ısrarına çekildik… 74 yaşıma kadar anlaşmam var halbuki, ölmem. her neyse.
    sahte içki, yok pardon içkinin sahtesi olmaz, hatta devlet onaylı vergili ve destekli olmayan her şey en gerçektir, ev/el yapımı diyelim, içkiden de ölmedim çok şükür 20 yıldır (ölenler kör olanlar var evet ama biraz dikkat biraz güvenilir kanallar lütfen)

    sonuç olarak, bugün de her tekel zammı sonrası tezgah önü kulak misafiri olduğum muhabbetlerde gündem, “bırakçam”, “tütüne döncem” “azaltçam” idi. 

    hala mı dönmediniz? gerçekten mi? isyanda mı etmediniz hiç bu duruma? hala mı? herhangi bir olumsuzluğa isyan etmeyi hiç mi içinizden bile geçirmediniz yoksa? kadere isyan dışında?

    bazıları da tütüne güvenmiyor, bana gelip tekel sigarasının daha sağlıklı olduğunu söyleyen denyoya beş yıl önce üşenmedim şu cam filtrelerden aldım, beş tütünün bıraktığı izi bir tekel sigarası bırakıyordu, eğer korkunuz buysa. üç hafta öksürük balgam, sonrası temiz.. hatta eskisinden daha temiz..

    daha az vergi vermek için elimden geleni yaptım hayatım boyunca, çünkü üç kuruşa minimal ihtiyaçlar bile karşılanmıyor yavru. yirmi yıldır işporta açarak vergisiz kazanç elde edip, bu esnada ara boşluklarda uzun/kısa vadeli (kış) 30 fabrika gezdim..

    bu şekilde hiçbir şey değişmeyecek, çünkü bu şekilde yaşayan ve düşünen insanlar olarak azınlığız, bunu biliyorum, ama en azından o sokakta saatlerce oturup, görünür olmak ve dokunmak, temas etmek (fiziksel temastan bahsetmiyorum) ve en azından günde bir kişinin aklını çelerek, ama uzattığım boş beleş fotokopiksel zilzuratlarla ama konuşarak, kendime artı bir ekliyorum… görünmek/dokunmak/temas etmek.

    bu esnada günde 10 kişiye fanzinin ne olduğunu anlatıp (son beş yıldır fanzin algısını da siktiler ülkede o ayrı) yirmi kişiye adres tarif edip en az üç kişiye sigara sarıp, 100 kadar insanın göz bebeklerinin içini görmeye çalışıyorum, hemen kaçırırlar gözlerini, ayrı..
    ve inatla, ve ısrarla, izmir’de kendine “anarşist” sıfatını yakıştıranlardan uzak duruyorum (bir kaç istisna hariç)

    çünkü kendi aranda kuram tartışmak, kendin gibi insanların takıldığı mekanlarda çene çalmak, ve barlara sıkışıp kalıp, içip sızıp sonra ertesi gün aynı döngüye hapsolmak, sizin de muhalif olduğunuz kesimden bir farkınız olmadığını gösteriyor bana..

    not: kendimi dillendirmek değildi maksatım.. bana son iki yıldır bok gibi giden çoğu zaman siftahsız eve döndüğüm tezgahı niye hala açık tuttuğum ya da takıya vs dönmediğim soruldu dün, yakın bir arkadaşımın yakın bir arkadaşı tarafından… “inat mı hobi mi heves mi vs vs”, ya da bir diğer her gün sinyal ile kimyasal peşinde koşan elemanın çarşamba sorduğu soru gibi “zengin piçi misin?”

     değilim, fakirem ben sizin kıstaslarınıza göre. benimse parayla hayatım boyu işim olmadı. param da hayatım boyunca pek olmadı.. ama hayatım zengin geçti hiç olmazsa.. 
    el cevap budur. uzun oldu. mazur görün..

    takı da yaptım bu arada 2001-2003 arası biliyorum yani işi. karşı da değilim, yan tezgahta gördüğüm en iyi hand made takıcı dostum varken bana düşmez o. he bu arada artık adres sorandan bir lira, “bunlar ne” diyene fanzinin ne olduğunu anlatmak 50 kuruş, adres sorup anlamayıp üç kere tekrar ettirenden 3 lira, gelip akıl verenden de 180 km hız alıcam – kaçmak için.. : ))
    “on changera le monde que vous le vouliez ou non”
    “istesiniz de istemeseniz de dünyayı değiştiricez” Keny Arkana

    bugüne güncel not: 4nisan2025
    4 ağustos 2019’da yazmışım bunu. bir süredir uzun bir süredir alkolü de bıraktım. yılda maksimum 4-5 güne tekabül eden zamanda, yani iki üç ayda bir, bir bira belki.. son beş yıldır.. en güzeli.. berrak zihin, uyuşmamış beden ve kafa..

    bir kutsalım yok bu arada, tehlikeli bir kelime o, sistemin güzel bir oyunu,
    arapça kökenine bakalım: “Köken: Arapça: ق د س (k-d-s)
    Anlam Kökü , Dokunulmaz, Temiz, Arınmış, Yücelik, tanrısal olarak yükseltilmiş, dünyevi olmayan.
    arapça Kuds kökenine osmanlı zamanı sal eki eklenerek oluşturulmuştur, arapça mukaddes kelimesi halk arasında osmanlı zamanlı kutsal kellimesi olarak yaygınlaşmıştır.
  • ehonomi çok eyii nöroergonomi çok kötü

    ehonomi çok eyii nöroergonomi çok kötü

    nasıl bir ek iş yapsak, bahis de bu hafta ne oynasak da 100-200 liraya 3-5 bin gelir mi diye deneyip yutulsak derdinde çalıştığım fabrikanın asgari ücret alan benim de dahil olduğum taşeron kısmı. daha zamlı maaşı bir kez aldık sadece. şimdiden yetmeyen.. ama isyanı HAK getire.. pardon, göklerden gelen karar ile isyan da yasaklanmıştır kesin.. tarihsel uydurma bedava her din ve millet işlerinde.. 
    geçinebilmek için günde 8 saat 6 gün vardiyalı çalıştığı halde buna ek bir bazılarınınsa iki iş yaptığı tanıdıklarım var ve toplamda 3 işte çalışıp günde 4 saat uyuyup çocuğunu göremeyen insanın fıkrasını anlatmamı ister misiniz? fıkra dedim çünkü, bunlar umrunda olmayan o tepetaklak gelesi yakın olan ve fakat tepemizde olduklarını zannettiğiniz halbuki kendileri de birer kukla olan iktidar veya muhalefet aktörlerine fıkra gelebilir, bugüne kadar yazdığım ve bundan sonra yazacağım, yaşadığım ve yaşayacağım, yaşadığımız ve yaşayacağımız her şey.. ama onlara da yaşatacaklarımız var elbet.. helalleşmeden üstelik. hakkımız helal değil, ve bu söz konusu falan da edilemez hatta. 
    yine aynı fabrikada sendikalılar ise, hisse altın bitcoin ev araba alım satım, bahisde at yarışında çok çok çok yüklü kupon yapma peşinde..
    yıllık ortalama maaşlarda, onların yan hakları ve ikramiyelerini baz alınca sendikalılarla aramızda minimum (en düşük olan kesimi) 4 kat varken, ki bu fark 7-8-9 katına çıkabiliyor kıdemlileri ile.. dahası, sendikalıların mesaileri 3, duruma göre gece vardiyasında ise fazlasıyla katlanırken, bizimki pazar ve bayram dahil gece gündüz fark etmeksizin 1,5 ile çarpılırken. onlar gece vardiyasına sağlam prim alırken bizde günün her saati, ücret aynı iken. sendikalıların aldıkları hastalık raporlarında devletin kestiği iki günü şirket öderken. bizim ise 3 gün alırsak 2 gününe devlet el koyarken.. üstelik o vereceği bir günü de, çalışsam alacağım günlük net ücretimden daha da az veren devlet… e daha sayayım mı sabaha mı bırakacaksınız? karpuz da sever misiniz? 
    ve şirket elinden gelse herkesi taşeron çalışan yapmaya çalışırken, sendikalı olmayan ama kadrolu (taşeron değil) bir temizlik çalışanı sendikaya üye olunca, şirket ve sendika anlaşıp, çalışanı sendikadan çıkartırken.. ancak aramızda kadrolu ve dahası sendikalı olup bizden dört kat fazla maaş alan ve her türlü yan haktan da yararlanan “hoca” lakaplı selam sabah vermediğim, ağız yoklayan ispyoncu patroncu bir temizlik çalışanı da varken, yani aynı işi yapmamıza rağmen dört katı mangır ve bir dolu yan hakkı olurken hocanın.. 
    ve bizim sendikalı olmamız imkansız iken ki bu da başka bir yazının konusu olsun sayın her şeyi çok bilen ve hayatında bir gün olsun fabrikadan içeri adım atmamış olduğu halde fabrika işçileri adına konuşup duran televizyonlara çıkan ve sürekli işçi hakları hakkında yazıp duran solcu olup bu işten para kazanan ve herhangi bir doğrudan eylemde pratiği olmayan enteDÜNtel yazar akademisyen zanatçı caNbazlar
    hangi sendikal mücadeleden hangi işçi haklarından hangi adalet ve kalkınmadan hangi cumhuriyet ve halktan hangi demokrasi ve eşitlikten hangi milliyetin hareketinden hangi dinin refah ve saadetinden hangi davanın hürlüğünden hangi işçinin ergonomisinden bahsediyor birileri? ben cahilem babol, fakirem, okumaya da gücüm yetmedi.. bilmem yani.. soruyorum sadece.. öğrenmek için.. başka bir kötü amacım yoktur.. uluslarası örgütlü ve bağımsız isyan çorbasında tuz karabiber salça odun kazan.. balta molotof c4 kanas meşale flama çakmak maske sprey kağıt kalem mürekkep toner kartuş uhu makas neşter video müzik resim kolaj yazı ses göz kulak his olmak dışında.. 
    son bir kaç sorum daha olacak birilerinin baş örtmenlerine ve bir diğerlerinin allahlarının halifesine.. (bu arada taoizmle islamı sentezleyen kendimce bir inancım var ve politik anlamda anarşiye de, tao allah yehova ya da hangi dilde ne ise o “her şeyi kaplayan ve hiçbir şey olan” tek varlığa bağlığım ilkokuldan beri gelmekte.. herhangi bir şeyin çisi çusu şucusu bucusu herhangi bir ideolojinin savunucusu olmadım asla ve anarşizm diye bir kelime de kullanmadım, çünkü anarşi bir oluş hali bir yaşam rutni bir hayat düsturu ve doğanın ruhu ve kosmosun şuurudur en yalınlığıyla.) sorularıma gelince at tırnaklarına: 
    komşusu tokken aç yatmak mı? vekilleri olan hükümettekilerinin vergilerinizle, düzenbaz ihaleleri ile ve durmadan para basmaları ile zenginleşirken; vergilendirilmiş kazancın kutsal olduğuna inanmak mı? patronların senin emeğinle zenginleşirken iş ahlakı mı? pardon ama bu para işleri hangi din ve millet bakanlığına bağlı oluyor? merak işte.. fakir ve cahilem ben, dedim ya. okumam yok, yazmam var sadece… türkçeyi okuyamıyor ve kekeleyerek konuşuyorum, duyduğumu anlamada sıkıntım yok ama.. cevapları bekliyorum. dedim ya, okumam yok benim, sadece yazabiliyorum.. c4 seviyesinde hem de.. yersen.. 
    sinirlerime sakin olmama gerek yok sayın psikiyatrim, ilaçlarımı artırıp dayadınız yazdan beri kan tahlillerim düşük çıkıyor diye, iki ay önce.. ilacım var evet, sağolsun sigortalı çalışan olarak üste baya para ödesem de alabiliyorum hala onları.. relax stella relax.. çözüyor her şeyi ben.. ben çözünmesem de 6 yaşımdan beri.. mışıl mışıl uyuyorum ben… güneş batıdan doğunca uyandırın beni, tövbe etmeye ihtiyaç duymuyorum öncesinde.. isyanın hak olduğuna inanan ve, tao ile islam’ı sentezleyen katli vacip bir zındıkım gözünüzde biliyorum.. 
    çav belladonna.. 
    * “ehonomi çok eyii: otonom piyade/saian – varyate isimli parçadan alıntı. “İstemesen de kalkacak kazan / Otonom lobotomikal lirik yazıp azan / Gazetede sürmanşet yalan / ‘Ehonomi çok eyii, Alman’lar kıskandı’ falan” 
    ** nöroergomomi: ergonomi ve sinirbilimi birleştiren bilim dalı. ergomomi ise; insanın fiziksel ve psikolojik özelliklerini inceleyerek insanın makine ve çevre ile olan uyumunu doğal ve teknik olarak araştırma ve geliştirme çalışmaları topluluğudur. yunancada ergo iş, nomos ise yasa anlamına gelmektedir. (kaynak; wiki) 
    *** stella: yazmaya başladığımdan beri hiç konuşmayan karakterimdir. hep aynı şekilde anarım kendisini: “relax stella relax” diye. psikiyatrist olur kendileri. bi sürü sabit karakterim var bilen bilir. onlar karakter de değil zati. hayaletlerim.. 

    hayal edin.. her şeyi riske atarak o hayalin uçurumundan zıplayın.. bencilce, kendinizi kurtarmaya yönelik veya bu hayatın içi boş keyfi hazlarına yönelik değilse düşleriniz, özgürlük aşk ve isyan için ise, uçarsanız bile düşmek yerine.. 
    27şubat25 1645
    (olaylar başlamadan çoğ önce yazmıştım..bloga ekleyip paylaşayım bare dedim.) 
  • tükürük (CSNS Yayımları – 2020 – ocak)

    bastığım son zine bu. sonrası malum. var bişiler de gerek duymuyorum. bunu buraya koyasım geldi. hepsi bu.. öfkeye dair ve neden her şeyi (geleceğimiz ve hayatımız dahil) riske atıp isyan etmemiz, dünyayı değiştirmek için mücadele etmemiz gerektiğine dair bir zine. ben hayatım boyunca böyle yaşadım, kendime ihanet etmedim hiç olmazsa. güzel bir gelecek düşü ve kendini kurtarma mavrası adına.. fazla konuşmayayım.. 

    tamamı el işi el yazısıdır efenim.. 

    iyi istiraatler, servisten bunu demeden ineni dövüyorlarmış venüsün bir çorbanize SANAiyi çölgesinde.. 

    hem online okumalık hem indirmelik: link (dropbox)

    online okumalık: link (calameo)

    ve kapak.. ve reklamlar ve hava durumu ve spor haberleri ve dizi. ve toplumun çoğu ne eylemleri umursar ne herhangi başka bir şeyi.. 1000 kişilik fabrikadayım, hem de izmir gibi bir yerde.. iyi bir örneklem gözlem için.. işçi sınıfı sokağa dökülmeden genel grev yapmadan, bir cacık olmaz.. türkiye işçi sınıfı da 100 yıldır zayıf karnesi ile sınıf tekrarı yapar.. nokta. ben de onlardan biriyim.. yine de bu fanzin dursun burada.. ben durmasam da olur.. 

  • I AM DEAD 2056

    öldüğü yıl keşfettiğim ve hayatımı 90 değil, tam 180 derece değiştirdiği için, bu klip ve şarkı ve kendisi blogta olsun istedim.. şarkı fan işi remix ve klip de fan-made gerçi. olsun yavrum. fanzine kelimesinin fan’ının geldiği yeri severük.. 

    8 ağustos 2056’da kalp krizinden öleceğimi biliyorsunuz değil mi? o güne değin sigaramı elimden dumanımı nefesimden eksiltmeden üstelik.. ne intiharı? 

    zack puştu, uzun uzun çok uzun bir süre kontrolü ele geçirmişti.. 

    i am back nigga..

    zack is dead, girdap is back

    yin yang’ın iki yanı.. 

    karanlık ve aydınlığa olan saygımla

    ayın çekirdeğinden, tüm gezegenlerin içinden geçecek bir tünel kazıyordum güneşe, oradan ayımı ve ayın kızını (rabia) seyretmek için.

    tıpkı kuzenim kardeşim eşik kertmem* eşiğim keny arkana’nın bana yazdığı tek e-postada üstelik türkçe kelimelerle dediği gibi: 

    “karanlık dışarıda hissedilir olduğunda bile, kuvvet ve ışık kalbinde yaşayabilir” rabia

    peace, love, révolte

    selam sevgi ve dua ile

    çav belladonna.. 

    *eşik kertmedeki eşik, bana eşik atlattığı içindir.. eşik atlamak, sadece bir eşiği aşmak, engeli aşmak değil, yükselmek manasına da gelir bu ifademde.. o yüzden dedim hep eşik kertmem diye keny arkana için.. 

    ———————

    “inanmayın, siz ona, hala yarı ölü  adlı şiirindeki ruh hali var gözlerinde, bi tek ben anlarım, özlem refik tuncay da anlayamaz o bakışı ve artık ispiyonlamak zorundayım bunu size, ben başa çıkamıyorum” seçil

    “seçil sus, ölsün de yanıma zemt’e gelsin girdo diye bekliyorum 20 yıldır, sesini kes, onunla da temas kurmayı bırakın artık yaşamda tutmak için” özlem

    “özlem? sen ne ara geldin?” girdo

    “senin için gelmedim, zack için geldim ve gittim” özlem

    “seçil, ne ara geldi o, neler oluyor?” girdo

    “sen boş ver o kahVeyi, bi kahPen varsa aç da izleyelim, güleriz” seçil

    “ben sikmeyi tercih ediyorum kaçtım, gelirken bir şey getireyim mi koçum?” tuncay

    “eroin?” zack

     “olmaz o, bize kadar, kullanmayana yok, kaçar ben” tuncay

    “yuh artık zack, sikerim izahatınının alımını, sus artık zack, çay içelim girdo” seçil

    “gitmeyeceksin ama bu gece” girdo

    “söz veremem, refik de zorda biliyorsun” seçil

    “o da gelsin” girdo

    “özlem darlıyor onu buraya gelmesin diye bir süredir” seçil

    “özlem de gelsin” zack

    “sikerim özlem’ini zack, gelemez o, gelmesin zaten, ki gelmesin diye çabalıyoruz tuncay ve refik ile, gerekirse çin seddinin üzerine berlin duvarını örer, meksika amerika arası yeni duvarı arkasına çeker, o da olmadı yecüc mecüc için zülkerneyn hazretlerinin kapattığı karadeliğin önündeki redimi açar, seni oradan fırlatırız zack, yine de engel oluruz, girdo’yu özlem götürmesin diye”

    “hiç bir şey anlamadım seçil dediklerinden” girdo

    “anlama diye konuştum, anlam arama diye de aynı zamanda, çay olmuştur, ezan da okunacak bir saate, gel balkona çakalım” seçil

    “oley” girdo

    geriye dönüşler part 3 kesit (bunları  yani geriye dönüşler kesitlerini ve özlem seçil tuncay refik isimli hayaletlerimi pek yayınlamıyorum artık burada, sonra toplu basarız diye hayatlerim geliyor yoksa daima, gelmeselerdi, ben giderdim zaten daha çocuk yaşta..)

    ————————

    2pac – I am dead 1996

    [youtube https://www.youtube.com/watch?v=gJRf42kdpl8?si=LDCPT4690PkrvbRl]

  • erişime kapanmıştır

    sonsyal medya hesaplarıma son bir kaç bişi ekledim efenim..ama oralardan beni dürterseniz görmem.. ben yokum sanal iletişim babında bir yerlerde.. mazur görün.. arayıp soran yazan ses çıkaran yok zaten uzun zamandır gerçi de, olsun… ben de sessiz olmaya karar vereli bir süre önceydi.. siz de sessiz olmaya devam edin.. bir tatlı huzur almaya.. pardon yanlış söyledim; bir tatlı sessizlik almaya geldim, karanlıktan.. ah karanlıktan…

    e-posta var yersen: girdap@riseup.net
    bu blogta yer almayan baya bir şeyim de, neyim? metnim falan, şu adreste efenim, onları da bureye alcem nefes alabilmeye devam edersem:
     zonksal ketyalar: 
    face: @unthatow
    twit: @unthatow
    youtube kanalım açık arada bişiler tühtühlerim.. bu blog da açık tabe, gugle amca blogspot hizmetini sonlandırmadığı sürece, bendeniz gitse bile…
    hadi çav belladonna
  • if i die 2night

    if i die 2night

    ben ölüyorum
    ve hiç kimsenin umrunda değil
    diyemem buna
    umursayacak olan
    bir kaç insan
    ailem ve sayısı onu geçmeyecek olan
    dostum dışında 
    herkes için hiçkimse
    olduğumu
    ve öldüğümde öyle kalmaya
    devam edeceğimi her an her saniye
    anımsatacak kadar bana
    sessiz olanları geçersek
    buraya bakmaya
    ancak öldüğümde
    tamam buraya kadar dediğim noktada
    kararı verip metodu seçip
    kendi azrailim olduğumda
    akıl edecekler galiba
    söyleyemiyorum
    söyleyemiyorum sesim çıkmıyor
    ölüyorum amına koyayım diye
    bağırmak istiyorum 
    avazımın çıktığından daha fazla
    üstelik bir megafona bile ihtiyaç duymadan ve
    sesim ulaşsın istiyorum
    istiyordum
    tüm benim gibi sessizden giden
    gidecek olan
    faili kendilere
    içten içe içlerini yiyen
    her türlü çığlığa karşı
    zihinlerini nasıl kapattıklarını
    öğretsinler bana
    hala devam edebiliyorsa yaşamaya
    benzerlerim
    bir ses bir müzik bir film bir şu bir o bir bu
    yok çözümü
    işe git ve boğazlamamak için kimseyi
    sabret sekiz saat
    eve gel ve mutlu görün annene ablana yeğenine 
    diğer ablana abine
    köpeklere ve balkondaki kedilere bile
    mutlu görün
    ama fırında çalışan kızlara ya da
    bakkala eczacıya komşuya
    mutlu görünmenin bir anlamı yok
    o yüzden çıkınca evden
    kastığın içini büyük bir eforla
    bırakabilirsin dışarıya
    iş yerinde de çaktırma
    hatta iş yerinde hiçkimseye hiçbir şey çaktırma asla
    tanrım sen bile
    çakmıyorsan artık
    ne diim senin tanrılığına
    ürettiğim eserleri ben de korumam sahiplenmem
    ama elimde senin gibi bir güç olsa
    tüm sessizce ölüp gitmek zorunda olanlara
    -evet buradaki doğru duygu zorunda olmak-
    bir sihirbazlık gösterisi yapardım
    artık dua etmiyorum bile sana
    cennet ya da cehennem için çaba sarf etmedim asla
    ama senin varlığın ve rızan
    önemli olduğu bir süre öncesine kadar bana
    umursamıyorum artık kusura bakma
    deyin zamana
    değin zamana
    kucaklayın onu
    paket yapıp süsleyip
    sarın satın her anı ona buna şuna
    ben burada
    kendi odamda
    kendi zihnimin çıkmaz koridorlarında
    zaman öldürerek 
    müzikle filmle kitapla
    hatta pornoyla ve kağıtlar keserek yayınlamayacağım kolajlar için
    asla satmayacak yayınları basmayı tenezül etmeden artık hazırlayacak
    asla kimsenin okumayacağı kitaplar yazacak
    ama size söz veriyorum
    öleceğim azrailim olup annemden sonra
    şimdilik bekliyorum
    bekliyorum çünkü ona
    bunu yapmayacağım
    ve yapacağım sonra çünkü
    çalışıp aldığı tüm maaşı
    bankaya verip
    yine de borcunu ödeyemeyen biri olarak
    o çağrılarınıza
    oraya gidelim gezelim
    buraya tatile gidelim
    eyleme gelir misin
    barda içelim
    istanbul’a gelicek misin
    ankara’ya gidelim mi
    gibi gibi gibi
    bir dolu bir dolu bir dolu
    sorularınıza
    kocaman bir pankart açıp işportamda
    ben öldüm yazıp öfke dolu
    cevap vermeye bile
    tenezül edecek kadar
    beni önemsediğinizi hissetmiyorum
    öyle olsaydı
    aylardır burada
    yazıp ettiklerime karşı
    bir kişi ulan bir kişi
    “nasılsın zack yazdıklarına baktım şimdi endişeyle…”
    diye sorardı…
    dışarı çıkmak istemiyorum
    işe gidip eve gelmek dışında hiçbir şey yapmak istemiyorum
    hiçkimseyle hiçbir şey yapmamaya karar verdim
    evet buna bugün bu saat bu dakika karar verdim
    gece ikide yatıp gece dörtte kalkıp
    iki saat uykudan sonra bir kahve alıp ve
    sabahın beşinde iş için kalkmama rağmen
    sanki on saat uyumuş gibi oturup kalkınca
    yakıp sigaramı
    nasıl atlatırım bu gece ölümü
    diye düşünürken
    ölmek istiyorum dostlar
    ölmek istiyorum ailem
    ölmek istiyorum keny arkana
    ölmek istiyorum tanrım
    lütfen bana engel olmayın
    lütfen üzülmeyin
    çünkü hiçbir şey hissetmemek
    bir şeyler hissetmekten daha iyi geldiği için son zamanlarda
    uyuşturucuya bile 23 sene önce kitlediğim
     kapımı zorluyor zihnim
    zihnim beni çok zorluyor ve
    bunları buraya yazmak dışında elimden
    hiçbir şey gelmiyor
    öl öl öl
    öldürün onu öldürün onu öldürün onu
    pardon acaba bana 500bin lira borç verir misiniz?
    napacan o kadar parayı?
    bankaya vericem
    faize mi?
    evet faize, borcumun ana parası katlaya katlaya oluşan faize doğru
    ha ben de faize atçan sandım bu aralar herkes öyle yapıyor
    sokayım herkese sen de dahilsin bu herkese siktir git
    bro ayıp ediyorsun ama
    ne brosu lan hiç sevmediğim hitap bu, kanka da öyle 
    e tamam hitap etmeyiz öyle
    hiçbir şekilde hitap etme sus 
    sana da bir şey denmiyor
    demeyin o zaman
    dedikleriniz fayda etmedi
    diyecekleriniz fayda etmeyecek
    ben gidiyorum
    gömün ve yaşamınıza 
    kahkalarınıza ve sarhoşluklarınıza
    kaldığınız yerden devam edin
    unutun gitsin
    hatırlamadığı bir şeyi unutmaz insan gerçi
    hal hatır sorulmayan hatırlanmamıştır ya hani
    ve benim sıkıntım bu da değildi
    bu son kısımlar sadece 
    kendinize sunacağınız bahanelere
    attığım oklar
    kendime sıktığım kurşunlardan emin olun
    daha hafifini batırıyorum dış alemime
    suçun aslı ben de
    o halde idam edin pezevengi
    ve yolumuza bakalım hadi
    geç kalıyoruz
    ölüm saati geldi
    30 mart 2025 – 0544
    ramazan bayramı 1. günü
    başlık 2pac’ın bir şarkısının adıdır
    türkçe çevirili link: 
    “I’m sick of psychotic society, somebody save me
    Addicted to drama, so even Mama couldn’t raise me
    Even the preacher and all my teachers couldn’t reach me
    I run in the streets and puffing weed with my peeps” pac
  • sıkışmış

    sıkışmış

    son bir kaç aydır güne bahis bültenini incelemek ile başlardı sercan. eğer işe sabah gidecekse, kahvesini yapar sigarasını yapar ve evden çıkmadan bültene bakardı şöyle bi. öğlen gidiyorsa da durum değişmezdi. son dakika uyanır kahvesini yapar ve bülteni incelerdi. 
    yaklaşık 20 yıl önce bırakmıştı halbuki kumarı. o vakitler, yani gençliğinde, çok para basar, parayı vurmak için oynardı bahis. bahis ve at yarışı. gerçi at yarışı baba mesleği idi. daha okuma yazma bilmiyorken başlamıştı at yarışına.. babası eline bir kalem tutuşturur ve bülteni önüne koyardı. kalem nereye hangi ata mürekkebini basarsa artık.. rastgele.. zamanla okuma yazma öğrendi ve babası ismini sevdiğin atı yaz dedi ona. zamanla atları, istatistikleri, jokeyleri, atlar çimde mi kumda mı iyi, hangi jokey orospu çocuğu, hangi at süprize açık öğrenmişti. ilk okul dörtte kendi yapıp babasına verdiği kuponlar, çalışma hayatına atılmadan önce cep harçlığı ile oynamaya döndü. sonraki yıllar bahisler de yaşadığı ülkede yaygınlaşınca, onlara da minnet etti. 2000 yılıydı yanlış hatırlamıyorsa, yaptığı ilk bahis kuponunda ki -o zamanlar şimdiki gibi akıllı telefon ile uygulamadan değil, bayiiden oynanırdı- nasıl oynandığını bilmediği için tüm kuponu doldurmuş ve hayatı boyunca çalışmadan yaşayayabileceği hatta kendi işini kurup, (yayınevi kurmak ve infoshop açmak istiyordu) hayallerini gerçekleştireceği parayı bir maç ile kaçırmıştı.. 15de14 bilmişti. sonradan öğrendi minimum bahis oranı diye bir şey olduğunu ama şimdiki gibi tek maça girilmiyor ve canlı oynanmıyordu. en az 4 maç. ve 2005 yılında iki gün üst üste dört maçta 4 beraberlik bilip, sağlam para kaldırıp (onu kandırıp, hatta hadi açık konuşalım seks içermese de kendi algıladığı anlam ile aldatıp, peşinee de terk edicek) ikinci sevgilisinin yanına istanbula gitmişti. sonrasında hayatına giren çoğu kadında da aynı şeyleri yaşamıştı.
    atlar da onu kandırıyordu. atlar değil, jokeyler.. gelmicek atı getirir, gelcek atı bilerek getirmezlerdi. futbolda da şike vardı. yayınevleri kitaplarını basmaz, yazdığı metinleri kimse okumaz ve bastığı yayınları kimse almazdı. 2008 yılında önce atları sonra maçları bıraktı. 2018 yılında kadınları ve çalışmayı.. 2024 yılında hayatını ve hayallerini.. 2025 yılı başında yaşama devam etme gücünü ve enerjisini..
    günümüze dönersek.. dediğim gibi, son bir kaç aydır güne bahis bültenini incelemek ile başlar, bazen buna tüm gününü harcardı. gençliğinde çok kitap okumuştu. okumak istemiyordu artık. çok kitap da yazmış yayın da basmıştı. bunları da istemiyordu. Sevgili? olmuştu tabii bir kaç kez, hem de arkadaşlarının kıskandığı, hatta şunu dahi kulaktan kulağa işitmesine sebep olduğu hatunlarla; 
    “sercan nerden bulmuş lan bu hatunu”
     “bu hatun da sercanda ne buluyor ya” 
    en kötüsünü yakın bir dostından işitmişti ayrıldıktan sonra evlenmek üzere olduğu sevgilisi hakkında: “sen şimdi nihal’i siktin mi?”
     evet efendim evlenmenin eşiğine bile gelmiş ama terk edilmişti olmadık bir zamanda olmadık bir günde olmadık bir psikolojide iken..
    geçmişi geçip günümüze gelirsek, her gün olmasa bile bahislere dönmüştü yüzünü, bahislere ve pornoya. üstelik para kazanmak için bahis oynamıyor, bankaya olan yüklü borcunu kapatmak için, ya da o ayki açığını tamamlamak için 30 liraya 500bin veya 30 liraya 30 bin veren kuponlar yapıyordu, bazen iki üç beş bin alır, onu her gün sabahın köründe arayıp akşama kadar da arayan bankaya öderdi.. 
    illa boşalmak için de porno izlemiyordu. elini sikine bile atmaz hatta siki bile kalkmazdı çoğu zaman.. uyuşmaya, zihnini uyuşturmaya çalışıyordu ve sadece porno kurgularını dekorlarını veya görüntü ve aksiyonlarını, en iyi sanat filmlerinden de en klas hollywood yapımı dizi ve filmlerinden de daha eğlenceli matrak komik ve zaman öldürücü zihin uyuşturucu buluyordu. bahisleri de öyle..
    gençliğine ddönmüşü. hayır efendim gençleşmemişti. gençliğine dönmüştü ama bi farkla.. içi ölmüştü..
    her gün bahis bültenini, oynamasa bile incelerdi, ve amacı gençliğindeki gibi para kazanmak değildi artık.. yasal bahis sitesinin izin verdiği en küçük tutarda oynar, bir bilemedin iki maksimum dört maç yazardı bazen gelen küçük parayı büyük paraya koşmak için basmak adına.. küçük oynar küçük kazanırdı ama ne zaman iş bankaya olan tüm borcunu veya açığını kapatmaya gelse, olmazdı o iş. bir keresinde tek golden bankaya olan borcunun yarısını kaçırmış, üstelik tutarı 126 tl olan kupona, bir keresinde de tek basketten iki ay geriden gidip paso yüklü faiz yediği borcunu sadece o ay için açığı kapatıp eşitlicek parayı kaçırmıştı 30 liralık kuponda.. hoş açığı kapatsa nolurdu, aldığı asgari ücret aylık ödemesinden epey az olduğu için gene geriye düşecek gene faiz yiyecek, gene onu bunaltan banka aramalarını canı isteyince açıcaktı.. 
    geçen telefon faturasını yatırdı mesela son ödeme günü geldiğinde çıkışmayan parayı sevmediği mancestir city maçında yine sevmediği real madride girip 4,5 alt 1 girip, gelen 250 tl ile dört maç yazıp 1000 lira çaktı. bazı ödemelerini de telefon faturasına yansıttığı için gelen 750 tl faturayı yatırdı. bir kaç ay önce bir kredisini ödedi bu çocuk.. ama umrunda değil ne kazandığı, ne kaybettiği, zaman ölsün yeter ona.. yoksa kendisi ölücek efendim..
    bülteni inceler ve takip ettiği takımların veya liglerin maçları yoksa, ender olarak heyecan olsun diye sadece kurallarını bildiği tenise, ne kurallarını ne takımlarını bildiği hentbola 30 tl bastığı da olur. artık şansını denemediği bilorda ve dövüşe de bahis aldı ama heyecanlı olmadı bu iki branş.. sadece istatistik ve ekran takip etmek sıkıcıydı. takip ettiği bir kaç avrupa ve güney amerika futbol ligi, özellikle büyük uluslarası turnuvalar, nba ve eurolig, yerli voleybol kadınlar ve mili voleybol kadınlar maçları dışında bir şey oymamaz çok uzun zamandır da.. oynar ve izler ama. maksat zaman ölsün zihin uyuşsun.. 
    hatta akşam, gençliğinin takımı liverpool, sermaya takımı paris saint germen’e kaysın diye maç izlicek ama yine de üstvar girip 30 tl’ye 300 tl veren bir kupon yaptı. Uyumazsa gece nba’a basar gelen parayı geçinip gider.. gençliğinde internet kağnı hızından bile yavaş iken korsan cdciden alıp boşalmak için izlediği dönemden isimlerini bildiği ve hala var olan kadim stüdyolar veya son dönem malum sektöre adını yazdırıp dikkani celp eden starlar bir şeyler yayınladıysa, onları izler cinsel bir arzu duymadan.. uyur uyanır işe gider. uyur uyanır eve gelir. uyur uyanır ölemez. uyur uyanır uyanmak istemez. ve ölemediği için bu şekilde yaşamını sürdürür.. siz onu mazur görün.. bakın bunları yazarken iş yerinden arıyorlar.. siktiminin iş yerinden.. vardiyam bitti lan benim.. açanı siksinler.. daha bülteni incelicem göt.. seni bekledik vardiya almadın gittin giyinmeye beni gördüğün halde.. evde rahatsız etme bare..
    ne diyordum efendim.. arada müzik dinleyip bir kaç satır bir şey de okur takip ettiği bir iki üç diziyi izler, tek üyeliği olan mubiye takılır falan ama günü genelde anlattığım gibi geçer girdabın.. şey pardon karıştırdım, sercan diyecektim..
    ölmeden sağ kalır, şu sikik iş yerinden kurtulur, bankaya olan borcunu ödeyebilirse, kendi hayatına kaldığı yerden devam edicek efenim.. ama bakın biri aradı açmadım öteki arıyor.. vardiya almayınını açmadık, çayçısı arıyor.. mesajda geldi.. sikerler işinizi altınızı üstünüzü nacho vidal siksin… susun beynimin düzülmesi servisten inince bitmeli.. yoksa gerçekten ben kendi işimi bitiricem artık.. bu karanlık blog daha da karanlığa erişmemeli..
    nefes al nefes ver.. 
    5 mart 2025 – 1702
  • "ölmek istediğim yerdeyim"

    Radansa – Yağmur ve Tortu

    [youtube https://www.youtube.com/watch?v=r5XwustI44o?si=Rg00s4tKHCJqca0h&w=560&h=315]

    [Verse 1]

    Uyanmak istemem bugünde soğuk sabah
    Odamı sarmalayan duman sindi tenime yorgan gibi
    Basık tavan rutubet ve külle besili karanlık
    Ayak seslerinde kaybolan düşüncelerde dalgınım
    Bir yanımda resimler diğer yanımda öfke
    Çünkü enkaz altı beden sabahçı kahvesinde
    Ayılmaktı niyetim olmasaydı gidenler
    Direnci kalmamış bi’ yürekte kan bekleyenler!
    Neyin peşindeyim bugünde kalabalık bi’ boşluk
    Bıraktım onca kelime kalem kırık kafam bozuk
    Uyuştu çenеm panik atak zamanı soluksuz
    Koştum onca cadde ölemedim bugündе buz
    Yürekte eridi nafileydi çabam
    Boğaza yapıştı ben kurtulamadım onca zaman
    Geçip gider fakat değişmeyen sıkıntılar
    En karizma şekil geber’cem sıkıntıdan!
    [Verse 2]
    Kitap değil be sandığın değil
    Flu bi’ kelime oldu son deminde tenime işlemiş
    Parmak aramdan çıkan dumanla beslenip
    Yazıldı onca kelime sisli güneşi bekleyip
    Konuşmasam da gözüme baktığında anlayacak
    Kıyımda heybetiyle dalga surata vurduğunda
    Son bi’ veda cümlesinde sonunu bulduğunda
    En cilalı küfürler yetişti şaraba vurduğunda
    Kimin deminde kaldı gerçek bak daraldı mercek
    Pervazımda tablo bak da terk et
    Her bi’ dünde bugün var bugünde dünüm
    İnsan içine düşmek istemedim kalbe kördüğüm
    Atıp da sendeledim zordu evet sanma basit
    Kayıptı parçaladım ruh bedende zulüm kesik
    Tenimde onca kesit sonda nefes verip
    Ölmek istediğim yerdeyim
  • ninni

     # ninni #


    hareket alanı kısıtlı


    işe gidip eve gelmek dışında
    bir şey yapmak istemiyor
    sonrasında uzanmak uzanmak uzanmak
    odasındaki yatakta
    sanki erişebilecekmiş gibi bu şekilde
    zihninin ormanındaki
    en uzun ağacın
    en doruk noktasına
    düşen yıldızına
    uzanmak uzanmak uzanmak
    hiçbir şey yapmadan
    sırt üstü ya da baş aşağa


    bir kaç tuşa bas
    bir kaç müzik dinle
    bir kaç sayfa kitap
    bir kaç habere bak
    belki bir film
    belki uyur
    belki ölür diye
    sabahında


    çalan alarmı duymaz böylece sonrasında


    hareket alanı kısıtlı dedim sana
    değil aslında dedi hep bir ağızdan tüm zemt’ya
    öyle diye diretti
    mız mız bir bebek gibi
    hareket alanım kısıtlı dedim bana


    işe git eve gel
    yaşama devam etmek için
    yapman gerekenleri
    yapmak dışında
    arda kalan zamanda
    lütfen hiçbir şey yapma


    uzanmak uzanmak uzanmak
    kendine erişmesine set çekme arzusu bu
    tüm dünyanın bir anda
    herhangi bir anda herhangi bir yerde herhangi bir şekilde 
    herhangi bir koşulda herhangi bir yolla herhangi bir sebeple
    herhangi bir herhangiyle


    erişim alanı kısıtlı
    o yüzden uzanmaya çalışsa da
    ömrü boyunca
    hatta uyusa uyusa uyusa
    işe gidip eve gelmek dışında
    yetişemez asla
    ulaşmak istediği dala
    zihnini karıncalı gösteren
    beş algılı fizikten kurtulup
    ruhunu serbest bırakacağı
    an dışında


    algı yolları tıkalı
    erişemezsiniz asla
    o da erişemedi çok fazlanıza
    oda sığmadı çok fazlamıza


    işte burada
    kendi halinde
    ölüm notları bırakacak
    çekip gideceği ana


    içine doğru
    doğan karanlıkla
    biten kalanlıkla
    sevişebilecek olan
    tek yıldızın ışığı
    daima varsada 
    bulunduğu konumdan
    çıktığı anda
    odasına


    üzerine çekip yorganı
    ondan bile saklanıyor bu ara
    hayır değil sadece bu ara
    şimdi ve daima 
    gerekiyor saklanması aslında
    yirmi kat yorganı örtmeli kafasına
    ki yeni bir başlangıcın
    kapısını çalıp
    fitili ateşlemesin
    çıkış zannedip
    yeni bir yokuluşun başlangıcını


    kötü sonu baştan belli olan
    birbirinin tekerrürü yaşama çabaları
    bir yerde son bulmamalı mı?
    her kış aynı
    her ocak aynı
    her şubat aynı
    her aralık aynı
    önce hareketlen
    sonra hareketsizlik


    bundan sonra hep hareketsiz
    işe gidip eve gelmek dışında


    dedim ya size
    yaşama alanı tıkalı


    ve varmak istediği alana
    on bin ışık demedi daha uzansa
    varamaz asla


    o yüzden bırakın da
    uyusun
    büyümese de olur
    hem ölür belki böylece ha?
    olur mu?


    keşke olsa..


    ..

    keşke olmasa..

    12şubat2025

  • la vérité fait mal

    // la vérité fait mal

    ölüyorum amına koyayım diye bağırdı

    en açık ve en yalın bir şekilde

    bağırdı sadece

    avazı çıktığı kadar

    umursayan olmadı

    duymasını istemediklerine ise

    çok iyi oynadı

    28.04.2024 – 0138