Blog

  • kimsesizleşmek

    bir zamanlar yazar olmaya çalışan bir çocuktum. sonrasında keşfedilmeyi bekleyen bir yazar olduğuma inandırıldım. ardından keşfedileceğine dair umudu kalmayan bir yazara dönüştüm. şimdiyse, bir yazar olduğuma dair inancım kalmadı. ama yazmaya devam ediyorum. ve arada sırada da yayınlamaya.. ve tanıdığım insanların bana saçma gelen dertleri varken, ben hiçbir sorunu yokmuş gibi rol kesmeyi iyi beceriyorum. bir gün sessiz sedasız ölüp gideceğim güne kadar, tamamen yalnız kimsesiz ve sessiz kalabileceğim bir alan yaratabilmek tek umudum artık.. 


    ölümle yaşamın arasındaki çizgi ne kadar inceyse o kadar özgürleşiyordun.. kimsesiz olmak istiyordum. ne anne ne baba ne kardeş ne sevgili ne çocuk. dost arkadaş tanıdık istemiyor, ne kimseyi sevmek ne de birilerinin beni önemsemesini istiyordum, öldüğümde. kimsesizleşmek istiyordum..
     

    14temmuz23-0416

  • radio esperanza y rabia posTCast1 – rezil ve yalnız (May Day May Day) (black türkçe hip hop)

    türkçe depresif black hip hop içeriğinden oluşan rezil ve yalnız (may day may day) isimli posTCast’imin spotify üzerinde, dinleyicilerini beklemekte.. arzu eden dıkdıklayabilir linke..

    spotify linki: https://open.spotify.com/playlist/0v0l8lFOnhNLW2LoqzLU1Z?si=fcbdf75b5ed84a0b

  • UnPz Crew kişiye özel katılım davet metni

    bizim bir örgüt var, alalım mı seni? ama aslen örgüt değil de ÖRGÜyüz biz, ilmek ilmek işleniyoruz.. örümcek ağı gibiyik daha çok.. aidat filan yok.. ama pek kitlemiz de yok bu ülkede, uluslarası oynuyok gerçi bu ligde, amerika ve kanada’da yayınlanan dergide röportajımız bilem çıktı hatta yunanya, bulgarland, fransistan uzak doğu Batı Sahra çölü ve de ZEMT Galaxy’Zzz üzerinden galaksilerarası filan açıldık bilindik tanındık filan, sadece T.C halkı görmezden geleyor.. olsun.. önemli kıstas, aidat olmaması. ama arada üç beş kaymen varsa olur, işlerin sürdürülmesi için, sadece şart değel yani.. bir şey üretmen de gerekmez hem. çay içip sohbet de edebiliyoruz.. bi işin ucundan tutabiliyorsan da seviniyoruz falan arada.. ganyota dökerek oturduğumuz kumar masamızdaki yancıları sevmiyoruz kısaca.

    duruşunu, özgünlüğünü koru, politik tavrından şaşma, varsa ürettiğin bir şeyler şart olmasa da, varsa ama, mesela uzaylıların taktığı çelik kukuleta falan da olur, yap üret paylaş, girdo’ya gönder o da otuz bin arene’de örgü’nün resmi hesaplarından  yayınlasın, basılabilen nane ise bassın, temelli çalışıyor örgümüz.. temelli çalışılıyoruz zaten o iş benim bu iş senin para kazamak adına fabrikalarda bilem de sürtüyoruz bazen mavi yaka olarak.. aramızda eflatun beyaz kırmızı mor sarı yeşil yakalar var, sınıf savaşına kalben iman etmiş olsak da zengin düşmanı değilik yane.. ama hep bana tek biz diyen zenginleri çalıp uzay boşluğuna fırlatma projemize düşman olanı döveriz.. siz tek biz hepimiz. olsun..bişicik olmaz.. amaç dünya barışı.. yersen.. ne demiş bir büyüğümüz: “fuck peace, i want justice”

    ÖRGÜ’müz hakkındaki kalıcı bilgiyi, şu aşağıda linki olan geçici blog üzerinden temin edebilir, yakın zamanda tekrar aktif olacak olan ancak uzun bir süre inşa halinde kalan geniş kapsamlı ofişil veb saydımız üzerinden de işlerinizi paylaşabilirsiniz.. (sınırlı süreli olan bu teklif kişiye özeldir ve bu post içindeki katılım daveti size özel olarak gönderildi ise, icabet ediniz. yoksa yormayın bizi nolur.. çok yaşlandık gacım biz.. dirildik dirildik ölemedik ama.. 

    kalıcı bilgilerin yer aldığı geçici blog: http://unpz.blogspot.com

    bu da ÖRGÜ’nün manifestosu ki bizim için adı “manifest.” sonunda o yok http://unpz.blogspot.com/p/manifesto.html

    bu da girdo beylerin inşaat sesleri asla bitemeyen ofişil websaydı olar: https://unthatow.xyz 

    logo - UnPz Crew
    logo – UnPz Crew
  • D35D – undergrounD35Distro – izmiryer6distro

    elimdeki binden fazla yerli ve sürüsüne bereket türkiye dışından yayını, distro kategorisi altında siteye; kapak, ismi, sayfa sayısı ve içerik bilgisi ile beraber, arşiv-trade list babında yavaştan ekleyemeye başlayacağım üç vakte. 2003 yılında kurulup, estek köstek de olsa hala varlığını sürdüren distrom hakkında detaylı ve ironili metnimiz de logomuzla beraber aşağıda. logomuzun tasarımı #etrafi’ye ait. daha önceki logomuzu da kendisi yapmıştır, varolsun can dostluğu yol arkadaşlığı. aşağıda eski logomuz da bulunmaktadır. distro kategorisi ile ilgili yeni eklenen içerikler için doğrudan link: https://www.unthatow.xyz/category/d35d/

    distro’nun insta hesabı ise şu: https://www.instagram.com/underground35distro/


    eski adıyla, !zm!ryer6 diSStro yeni adıyla undergrounD35Distro veya D35D hakkında bilgilendirme metni;

    D35D, ve dolayısıyla girdap, hazırladığı veyahut eline geçen tüm fanzinleri, siz saygıdeğer fanzin okurlarına ulaştırmayı bir görev bilmiş ve bu görev aşkı ile yanıp tutuşurken kendini bu derece fanzinle alakasız bir türk altkültür şeceresinde bulunca, ümidini yitirmiştir. (ne dedim ben şimdi) .

    kısadan hisse, sitemizdeki trade list içinde adı geçen suç delillerine ulaşmak için, bize, istediğiniz ürünlerin adını ve miktarını, ve bu ürünleri hangi yol ile, (damar, anüs, ağız) almak istediğinizi belirterek bir e-posta çakıyorsunuz, ya da telefon açıyorsunuz, ve fanzinler bir bilemedin iki senede ulaştırılıyor…
    bu derece lakayt tavır içinde bulunan bu girdap adlı şahsiyet, tüm üstün hizmetleri karşılığında düşük bir zemt vergisi ile birlikte, bir miktar baskı maliyetini için para istiyor (valla ben değil de fotokopicim istiyor parayı, takas yapsak ya?)  daha ayrıntılı ve ciddiyet dolu bir cevap için e-posta atabilirsiniz: girdap@riseup.net

    girdap çok sıkılmıştır bu işten, tek tek kendine “şirinselleştirilmiş underground muskası” takan tiplemelerinin evlerini ultra kızıl ötesi teleskopi ile dikizleyip, fanzinsiz olan evlere çift çekirdekli c4 yerleştirmektedir…. (şaka yapmıyorum)

    izmiryer6 distro, 2003 yılında izmir’de, girdap tarafından kurulmuş olan, daha sonra paslı teneke fanzinini çıkaran cafer karaçıban’ın da desteklediği, bir distrodur, yol ayrılıkları, maddi nedenler, ve araya askerlik gibi bir takım mevzuların girmesi nedeni ile, askıya alınan projeleri girdap 2007 yılında tekrar, bu kez tek başına faaliyete geçirmiştir… geçmiş olsun, cümle aleme..

    not: izmir dışındaysanız ve fanzin çıkartıyorsanız ve izmirde dağıtmak istiyorsanız ve bu konuyu nasıl hallederiz diye düşünüyorsanız… dert etmeyin.. gönderin, dağıtırız biz.. takas makbuldür..

    undergrounD35Distro Logo, izmiryer6 distro,
    undergrounD35Distro Logo, izmiryer6 distro,
    izmiryer6distro eski logo
    izmiryer6distro eski logo
  • analemma

    çizginizin dışındayım!  

    ateistler içinde tao ile allah’ı sentezleyen tutarsız biriyim. müslümanlar içinde katli vacip bir zındık. sistemin değişmesi gerektiğini düşünenler içinde, oy vermeyen bir hainim. oy vermeyi red eden anarşistler içinde, ürettikleri ve çabası ve kurmaya çalıştığı oluşum ciddiye alınmayan bir fasülye. hayatı boyunca tek bir fabrikada civata sıkmayıp işçi haklarını teoride savunarak sokakta bile olmayanları, prim günüm ve pratiğim ezer geçerken; işçi olduğum dönemde fabrikalarda hiçbir iş arkadaşımla ortak bir mücadele içinde olamayıp patronların şeflerin amirlerin gözüne batan uyumsuz bir aylak oldum. psikolojik olarak bir arızası olmayanlardan, “onca şey içtim senin yaşadığın kafaya eremedim” cümlesini duruma özenerek kurduklarını duyarken; ölene kadar sanrılarını halüsinasyonlarını gelgit akıllarını ruh hallerini dengede tutmak için giderek ağırlaşan ilaçlar kullanmak zorunda kalıp tıp dünyasının her şeyini sorgulamadan doğru görenlerce, doktoru ve psikiyatriyi red edip, sorunu çözdüğünü sanan komplo teorisyeni bir zır cahilim. şair yazar çevirmen falan olan en yakın dostlarımın bile kaale almadığı, yazar olarak görülmeyenim; hayatında okuduğu kitap beşi geçmeyenlerce, tek bir harfimi dahi görmeden el üstünde tutulup yaptığı şeye gereksiz bir saygı gösterisinde bulunulan abartı. 

    o yüzden sayısı bir elin parmağını geçmeyen dost ve hala iletişimimi sürdürdüğüm beş on insan istisna, yok kimse rehberimde ve hayatımda. ve bundan sonra olması da -imkansız olmasa da- zor artık. görüş açımı bulandıran sis bombalarını dağıtmanın kestirme yoluydu bu.

    kendimi, kendi kendime azaltmaya mecbur hissettiğim ve bunu gerçekleştirdiğim için, ve başka bir çıkar yol bulamadığımdan dolayı, herkesten özür diler herkese teşekkür ederim. 

    çok matah bir şey de değilim.. bu dünyada görünmez olmayı ve sessizce kendi halinde takılmayı daha çok severim.. ama tevazu örneği olarak da sayılmasın da bu durum.. yeri geldiğinde, sözümü kulağınıza çakmayı da bildim. 

    çizdiğiniz hiçbir doğru çemberine ait değilim.. yanılıyor da olabilirim. bırakın da, yan yatmış bir sekizin ikiye bölünmüş parçasından biri olarak sıfırlandığımı bilip, diğer sıfırım ile bir gün yan yana gelerek sonsuzluk işaretine varıp tekilleşeceğimizin düşünde eriyeyim.. 

    23 04 30 03 23 

    * başlık: Analemma, Astronomide bir gök cisminin (genellikle Güneş’in) bir başka gök cisminden (genellikle Dünya’dan) gözlendiği zaman, gökküre üzerinde günün belli bir anındaki ortalama konumuna göre yıl içerisindeki hareketini gösteren eğridir. Bir analemma fotoğrafı, yıl içerisinde farklı günlerde hep aynı saatte (yaz saati uygulamasını da hesaba katarak) Güneş’in fotoğrafını çekerek elde edilebilir. Dünya’nın Güneş çevresindeki yörüngesinin eğikliği ve elipsliği yüzünden, bu durumda 8’e benzeyen bir şekil elde edilir.  (kaynak: wiki)

    her metne sabit dipnot: kelime hatalarından, eksik veya fazla yazılmış harflerden sanchez sorumludur. redaktörüm olur kendisi. gözden kaçırdığı bir şeyler mutlaka vardır. kendisi ile spam@unthatow.xyz adresi üzerinden e-posta yolu ile temas kurabilirsiniz. ancak tdk’yı kılavuz edinenlerin imla hassasiyetleri ve diğer edePiyasal karın ağrılarınız için başvurabileceğiniz bir ilgili mercii yok. aslına bakarsanız benim başımda ilgilim olan bir mercii de yok, Allah ya da diğer adı ile Tao dışında. 14 yaşımdan beri katıldığım edePiyat oyunlarında aldığım ödülleri satarak geçimimi sağladığım yönündeki iftiralara itibar ediniz ama.. hadi çav belladonna!

    ..

  • the midnight-fight / the victory of mental force

    yalnızdım, ve bu konuda ne yapabileceğime dair herhangi bir fikrim yoktu. bir şeyler yazıyor, ama bunları kime okutabileceğimi bilmiyordum. çevremde babam dışında herhangi bir şey okuyan yoktu ve babam ise kitap değil de daha çok at yarışı bülteni ve çalıştığı kahveden eve gelirken getirdiği müşterilerden kalma gazeteleri okurdu. yazdıklarımı ona okutma cesaretini, çok ama çok uzun yıllar sonra bulacaktım. onun bu dünyayı terk edişine bir parmağın boğumlarının sayısını geçmeyen yıllar kala.. 

    yazan bir insanın, ya da bir yazarın, yazmak üzerine zırvalaması, kolaya kaçmaktır. ve benim genellikle en çok yaptığım şeyin bu olduğu söylenir. hem yazmak üzerine çok fazla zırvaladığım hem de hayatın bütünü içinde kolaya kaçtığım. oysa yazmak üzerine zırvalarken yanında bir çok şeyden de bahsettiğim, gözden kaçırıldığı gibi, hemen hemen her konuda kolaya kaçtığım da, -örneğin gazete ve dergilerden kestiğim kelimeleri yapıştırırken özensiz oluşum gibi- işin gerçeğinin ve buz dağının altındaki desibelin eksi kaç saniye olduğu bilinmeden yapılmış bir yorum olur. 

    o halde devam edelim. devam edebilecek miyiz? deneyelim. denemeye değer. bundan eminim. ki oysa yazdığım zırvaları aynı harf ve noktalama işaretleri ile, on yüz bin milyon kuyruğu olan biri kendi adına paylaşmış olsa, çok büyük anlamlar atfedilir ve haddinden çok değer görebilirdi. ve on yüz bin milyon vericisi olanların ürettiği herhangi bir atraksiyonu, noktasına harfine kağıdına kapağına karışmadan kendim bassaydım, bugüne kadar ürettiğim herhangi bir işten farklı bir etki-tepki mekanizması işlemezdi. bunun, içeriğe değil isme bakarak hüküm verenler ırkı -insan ırkı- oluşumuzla çok ilgisi var ve yüz bin sene önce de bu böyleydi belki. 

    kısaca, bu durum için kendim dışında kimseyi suçlamıyorum. içinde bulunduğumuz çağ ve bu çağın gerektirdiği söylenilen iletişim ve illetizm teknolojilerinin yarattığı unsurlar dahil. örneğin kullandığınız kelimelere göre bir algoritma oluşturan arama motorları ve o algoritmaları kandırma yöntemine göre kaleme alınmış metinlerin şansı es geçmesi yok sayması ve öne çıkması gibi.. ya da sosyal medya denilen başka bir yayılma geğirme gerilme ve aynalaşma merkezinde sahne alırken, hedefi belinden vurmak için gereken etiket reklam bilgisi, şu bu o ben siz onlar yayılmacılığı… hatta daha da önemli olan, görsel veya işitsel yayınların albeniciliğini es geçip, harflerden siyah beyaz ve soyut resimler yapmayı sürdürüşüm gibi.. 

    üstelik bir kaç kez dile getirdiğim gibi, giderek de soyutluk alegori metafor seviyesi artarken bu resimlerimin, -resimlerimi sizin kendi zihninizde oluşturmanız gerekiyor bu arada, hayal gücünüze göre, harflerimin üzerinden dikkatlice ilerken- oluşum periyotları arasındaki fark da açılıyor.. 

    ama en başa döndüğümü dile getirmek zorundayım. hikayenin en başına.. 

    yalnızım, ve bu konuda ne yapabileceğime dair herhangi bir fikrim yok. bir şeyler yazıyor ama bunları kime okutabileceğimi bilmiyorum. eskiden de bilmiyordum. sonra bir şey oldu, ben sokak edebiyatı sitesini 2000 yılında açtıktan ortalama dört beş sene sonra birileri geldi. hem okuyan hem yazan birileri. zaman ilerledi, ve 2009 ortası bu gelenler bir sihirbazlık gösterisi gibi aniden ortadan kaybolup kendimle beraber, iki sene sonra yenileri ile beraber tekrar ortaya çıktı. 2014 ortası tekrar kaybolup 2016 başı yenileri ile beraber tekrar geldi. sonra 2018 başı tekrar kayboldu ve bu kaybolup görünür olma sekanslarına ben de dahildim. sadece artık olan şu ki;

    sıkıldım. sıkıldım ve yoruldum. yoruldum ve sıkıldım. bu iç içe geçen döngüden. üstelik, bu sarmal, dışa doğru değil, içe doğru evriliyor. döngü, içe merkeze kendine doğru akmakta. bir nevi girdap. ama kendi dışında hiçbir şeyin kapsama alanına giremeyecek kadar manyetik gücü tükenmiş durumda. sadece kendi gibi, bu anlamda çekim gücü tükenmiş, yine bir parmağın boğumunu geçmeyen istisnalar hariç. 

    o halde ne yapalım? o halde diğerlerini siktir edelim abi demiş bu arkadaş. başarılı bir şekilde etmiş de. etmiş etmiş etmiş, ve en son bir ay kadar önce, elde kalan kartlarının uzun çok uzun zamandır, kimisini 20 yıldır kimisini 10 yıldır elinde beklettiği ve belkide bu yüzden aşınarak, masadaki amaçları bizden zıt rakiplere göz kırpar hale geldiğini açık eden kartları da; pas demek yerine, yerine yeni bir kart çekmeden eksik kağıtla oyuna devam edeceğini bildiği halde, elinden çıkarmaya karar vermiş.. 

    bu ne demek? bu şu demek.. bariz bir şekilde taraf seçilmesi gereken konularda dahi yanında durmayanları hatta amacı kendimizden zıt olan karşı tarafa, fosforlu göz farı gibi rol kesenleri hayatından kovmak demek. son bir ayda, elde kalan bu kartları sıra sana gelmeden ve yerine bir şey çekmeden yere atmak demek. insanın dostlarına bir poker masasındaki elindeki kartlar üzerinden bir tanım yapması saçma gelebilir size, bence gayet anlamlı. çünkü bir oyun oynamıyorum ben, verdiğim mücadele masadaki diğer oyuncularla değil, ganyota göz dikip rest denmiş bir kararlılıkla, temsil edilmek isterim. ve bunu da ifade edişimin üzerinden asırlar geçti. 

    aslında her şeyin üzerinden asırlar geçti güzelim. hatta asılların bile üzerinden geçtiler, kafalarını gökyüzüne bir an bile çevirmeden üstelik. o halde üzerinden değil altından geçmiş olmalılar, ezerek üzerlerindeki gökyüzünü ve içinde barındığı ‘asıl’ dediğim her şeyi. çünkü burada bir şeyi görmeden üzerine basıp geçmekten bahsederken fark ederseniz, ‘kafalarını gökyüzüne bir an bile çevirmeden’ diye ekliyorum. bunu açıkladım, pek sık yaptığım bir şey değildir oysa satır aralarımın açıklamasını yapmak, yoksa beş sayfada anlattığımı iki yüz sayfaya sığdırmam gerekir ve bu durumda burada ganyot kelimesinin geçtiği kısım örneği, bir sistem eleştirisi olarak 20 sayfayı kaplar. 

    anladığını bildiğim bir kaç insan var. yeterli. anlayanların anlamayanlara anlatmasını istemek gibi, bir kibir de barındırmıyorum üstelik. artık daha kapalı daha içe dönük ve daha karanlık yazıyorum sadece. ve eskiden yazdığım zırvaları okuyan sonra okumayı da hepten bırakıp iletişimi de kesen bazı eskiler ve eksilenler, dönüp şu an okusa, 2003’de aldığım eleştiriye benzer bir saçma eleştiri alırdım. “eskisi gibi yazmıyorsun” olabilirdi bu ki, 2003’deki eleştiri soru işareti ünlemin ilk sayısını allayıp pullayan, distroyu beraber kurduğum kinli tenekenin, aynı işin ikinci sayısına “bu mu senin yeraltı anlayışın, bu mu edebiyat, bu mu o bu mu şu, küfürden başka bir şey yok” gibi gayet kendinden beklenecek şekilde tutarsız bir linç girişimiydi. 

    tekrar başa dönelim mi? olur. neden olmasın. yazı benim, laptop benim, parmak benim, elektrik ve yazı gıdası olan sigara çay kahve benim. dön baba.. dön-elim

    yalnızım, ve bu konuda ne yapabileceğime dair herhangi bir fikir edinmek istemiyorum.. bir şeyler yazıyor, ama bunları kime okutabilirim diye düşünmüyorum.  çevremde artık babam da yok. çok da uzak olmayan bir vadede annemin de olmayacağını hissedebiliyorum. neyseki yılın hangi ayı, ayın hangi haftası, haftanın hangi günü veya günün hangi saati olursa olsun, aramak istersem, arayabileceğim beşi bulmasa da sayısı, canlı var. kendilerine canlı dedim, insan diyerek hakaret etmek istemediğim için. sorun şu ki, biri hariç hiçbiri ile aynı şehirde yaşamıyorum. eskiden bu sayı, ikisi hariç idi. o biri de bazen olmuyor kentimde. ben de bazen kendimde olmuyorum gerçi, son beş yıldır ölü oluşum ya da son 11 gündür, fişi çekilmiş buzdolabı gibi bir zihin ile kalışım gibi. ve az önceki ‘ben de’ kelimesinin kendinden önceki cümlelerden sonra gelip, türkçede bir anlam bozukluğuna yol açtığını biliyor musunuz? türkçeyi bilmeden bozmuyorum örtmenim, türkçeyi bozmuyorum, harf devrimi ve sonrasındaki uydurmalar ile ırzına geçilip öldürülmüş bir dili kullanıyorum zaten ben. hayatım boyunca osmanlıcı olmadığım gibi, mustafa kemal’den de nefret ederim. ruslar japonlar çinliler, alfabeleri farklı diye çağdan geri kalmadı da üstelik! 

    dünyada insan demeyi hakaret olarak görebileceğim bir çok varlık var elbet, bir kısmını şahsen tanıyorum da. çoğu ileyse de henüz tanışmadık sadece, yollarımız kesişmedi ve belki de asla temas etmeyeceğiz. sadece sayılarının arttığını biliyor, görüyorum -inanıyorum demedim. tanrı konusundaki cevabıma benzedi bu:

    “tanrıya inanıyor musun girdo?”

    “hayır!”

    “ateistsin o halde”

    “tanrı’yı biliyor, görüyor, hissediyorum” 

    bu görmenin şahsen olduğu zannına kapılanlar beni bir tımarhaneye kapatmak isteyebilirler, bu kelimedeki ‘tımar’ kısmının somut halini, veya herhangi bir ilacın ne gibi fiziksel ve psikolojik reaksiyonlar doğurduğunu şahsen deneyimlemeden üstelik. sırf bu yüzden sanrı ve paranoya konusuna söven bir insanı, üzerine basa basa bir insanı, tamamen hayatımdan çıkardım geçenlerde. insanların hangi şartlar altında neler ile mücadele ettiğini bilmeden onları yok sayamazsınız.. 

    insana gelirsek, kuranda insan yerden yere vurulur. Allah’ın bildiği bir şey var demekki.. tıpkı rpg türü oyunlardaki gibi, bu yaradılışın, belli seviyeleri vardır; -evrimden bahsetmiyorum- ve insan oluş bu seviyelerin ilkidir. tıpkı rpg oyunlarındaki başlangıç seviyesi gibi. herkese aynı zorluk seviyesi gelmese de ve bu anlamda bir eşitlikten söz edemeksek de, emin olun bir denklik vardır. tekrar etmiş olucam ama, kümeler konusundaki eşit ve denk kümeler meselesi bu sözünü ettiğim nane. ve büyürken bir karektere de -rpg oyunlarındaki gibi- bürünüp ilerliyorsunuz işte. sadece ben kazanmaya ve masadan yüklü bir miktar ile kalkıp, oyundaki diğerlerinin alın terini cebime atmayı değil, ganyotu istiyorum.. o yüzden yola kimle çıktığım, yani ortak olarak gördüğüm, birbirimizin elindeki kartlar olduğumuz dostların kim olduğu önemliydi. o yüzden ban yedi son beş yıl içinde, özellikle son beş ayda giderek artan bir hızda, odamdan telefonumdan ekranımdan gözümden kulağımdan dilimden nefretimden öfkemden sevgimden saygımdan, birileri.. 

    2.

    yaldızdı. ve bu konuda çok şey yapması gerekti. rap yapıyor, ama bunları kime dinletebileceğini bilmiyordu. yetiştirme yurtları ve koruyucu ailelerde geçti yaşamı. daha çok sokakta. yıldızlardan geliyordu ve yayınladığı son işin adı “eve gitmek istiyorum” idi. ganyotu patlatıp yakacağımıza dair inancımın güç kaynağıydı. yaşam destek ünitemdi. kardeşimdi. kuzenimdi. hiçbir cinsellik içermeyen bir tür aşk ile bağlı olduğum uzaktan sevgilimdi. eşimdi. eşiğimdi. yaldızdı. 

    sonra yıldız oldu. yıldız olmaya karar vermedi. bunu istemedi bile. bundan rahatsızlık duydu. kaçtı. her şeyi ile ve bütünüyle. tamamen. her şeyden. o, evine gitmek istiyordu, geldiği yere, yıldızlara. ve başka bir şarkısında da dediği gibi, gelecekten geliyordu. yıldızlardan geliyor ve evine gitmek istiyordu. ve buna çok az kaldığını kendisi de benim gibi, ve bir çok başka varlık gibi, biliyordu.. 

    3. 

    yalnızdık. ve bunu pek sorun etmedik. herkes yalnızdı. sadece bunun farkında olanlar ve olmayanlar vardı. farkında olmak, zihninizdeki duvarların yıkılmasına neden oluyordu, acı verici bir deneyim ile. sonra, bizim yalnız olduğunun farkında olanlarla, hiçbir şeyi endike etme çabası gütmeden, dünyanın değişeceğini bilerek, görerek, buna göre yaşayarak, ve değişim sürecindeki, yani dip akıntının ana akıntının yönünü değiştirme gücünü bulacak çokluğa erişeceği ana kadar, bu değişim sürecindeki etki gücümüzün yani tuz miktarımızın bize kazandıracağı ünvan ve övgü ile ilgilenmeden, yaşamımıza devam ederdik. aynı masada oturduğumuz ve ruhumuzu açtığımız insanlar, bir ameliyata girip bizi değiştirmeye kalkarsa da, kıçlarının altındaki sandalyeyi çekip, dev bir ayna ile kaplı duvarla çarpışacakları güne kadar, oyunumuzda fasülyeden sayılmalarını tercih ederdik..  

    4.

    yalnızdı. özlemiştim. sadece sarılıp uyumak istiyordum, ona, öncesinde gözlerimdeki yaş bitip artık kan akacak dereceye varana kadar ağlayarak.. ulaşsam dahi, buna izin vereceğine dair bir umudum yoktu. ama sesi, kulaklığımdan zihnime, bir kardeşinden gelen öfke umut aşk ve devrimin yıldızlı nöronlarını ulaştırırcasına, ertesi güne sağ çıkmamı sağlıyordu.

    5. 

    yalnızdım. herkes gibi. ve bu konuda bir şey yapmam gerekmiyordu. yazmaya devam etmek dışında. elbet biri duyardı. benim de başkalarını duyduğum gibi. kulaktan kulağa oyunu gibi. kriptosu alıcısı olmayanlar dışında çözülemeyip, diğerlerine anlamsız ve tutarsız ve ‘akıl dışı’, yani ‘delice’ gelen ama aslen bir parola olan söz öbeği gibi. 

    kapaktan sonraki ilk sayfasında “orada kimse var mı?” diye sorduğum bir yayınım vardı, 20 yıl önce bastığım. artık bunu sormanın bir öneminin olmadını biliyorum. asıl söylenmesi gereken şuydu:

    ben buradayım. 

    olmaya da devam edicem.

    eve dönene değin. 

    yıldızlardan geldiğimizin, bilincinde olarak.. 

    dünya bir toz ve gaz bulutuymuş derler. ekleyelim; insan da, var olmadan önce bir balçık idi. süresi dolup tekrar toprak olduktan sonra, ölümsüz olarak dirilmek üzere, yer küreye indirildi. seninle beraber indirilenleri ve buna vesile kılınanları dost edinme, denilerek. 

    yalnız değiliz!

    // 23 04 28 03 28

    * başlık eloy’un dawn adlı albümünden bir şarkısının ismidir. 

    her metne sabit dipnot: kelime hatalarından, eksik veya fazla yazılmış harflerden sanchez sorumludur. redaktörüm olur kendisi. gözden kaçırdığı bir şeyler mutlaka vardır. kendisi ile spam@unthatow.xyz adresi üzerinden e-posta yolu ile temas kurabilirsiniz. ancak tdk’yı kılavuz edinenlerin imla hassasiyetleri ve diğer edePiyasal karın ağrılarınız için başvurabileceğiniz bir ilgili mercii yok. aslına bakarsanız benim başımda ilgilim olan bir mercii de yok, Allah ya da diğer adı ile Tao dışında. 14 yaşımdan beri katıldığım edePiyat oyunlarında aldığım ödülleri satarak geçimimi sağladığım yönündeki iftiralara itibar ediniz ama.. hadi çav belladonna!

    ..

  • sizinle aramdaki 26 fark

    sen insanlara ev yapımı şarap satıyorsun
    ben kağıda sarılı bilgi ve umut
    sen ölüm ve uyuşma biçimlerini desteklerken
    ben ev yapımı ölümsüzlük*

    vicdani redçi bir antimilitaristsin sözüm ona sen
    ben tepemizdekiler ve hayatımızı felç eden herkes ile
    kazma kürek kasatura
    gerekirse termodinamik bomba kullanıp
    savaş vermenin peşindeyim

    sen mücadeleye direniş adı verir savunmaya geçersin
    bense kaleyi dahi boş bırakıp
    kaybedecek hiçbir şeyimizin olmadığının bilincinde
    tam saha hücüm etmek istiyorum
    saldır!

    dilini ve sanal aktivitelerini
    insanları fişleyip etiketleyip
    bu eylemine ifşa deyip
    fan girl takımına linç ettirmek için
    militaristçe kullanırken
    gerçek failleri es geçersin sen
    bense o sahte hedeflerin
    ve sistemin kuklalarının
    üzerime fırlattığı okları
    çıkarmak için bile
    zaman harcamıyorum

    o yüzden eski dostum
    yollarımız birbirine
    simetrik bile değil
    dikey dahi değil
    ki çarpışalım bir gün
    herhangi kavşakta

    sen otostop çekip
    kendini taşıyacak bir yük ararken
    ben yolun kenarında
    kaldırımda
    elimi bile kaldırmadan
    yanıma oturup yoldan çıkacak
    insan bekliyorum

    ve lütfen
    tüm bu şeyleri ve daha fazlasını
    yüzüne söyleyemeyeceğimi
    bir kez daha düşünme
    yüz ifademden ve gözlerimden
    anlayamadığın beni
    kelimelerim sana
    naklederse
    tüm sahte pasifistliğin
    şiddet kullanan birine dönüşmenle
    ve senin deyiminle
    "ifşa" olur!

    bu şiir
    kendim ve
    ruhuma eşlenik düzeyde savrulan
    yıldız tozları için

    sizin için bile
    değil

    09 04 23 11 22
    zackEVA!

    *ev yapımı ölümsüz kısmı çağrı sinci ve servet azimli’nin bir şarkısından araklanmıştır: “ev yapımı ölümsüzlük” şarkının adı..

    her metne sabit dipnot: kelime hatalarından, eksik veya fazla yazılmış harflerden sanchez sorumludur. redaktörüm olur kendisi. gözden kaçırdığı bir şeyler mutlaka vardır. kendisi ile spam@unthatow.xyz adresi üzerinden e-posta yolu ile temas kurabilirsiniz. ancak tdk’yı kılavuz edinenlerin imla hassasiyetleri ve diğer edePiyasal karın ağrılarınız için başvurabileceğiniz bir ilgili mercii yok. aslına bakarsanız benim başımda ilgilim olan bir mercii de yok, Allah ya da diğer adı ile Tao dışında. 14 yaşımdan beri katıldığım edePiyat oyunlarında aldığım ödülleri satarak geçimimi sağladığım yönündeki iftiralara itibar ediniz ama.. hadi çav belladonna!

    ..

  • bu cennette bayılmıcam

    radyo anonsu ve şarkısı

    içkiyi azaltalı epey epey azaltalı (15 tane kırmızı tuborg ya da üç litre şaraptan bir iki biraya, haftada en az beş günden iki üç ayda bir periyoduna.) çok olmuştu. epey bir çok.. sonunda alkolü bıraktım da diyebilirim. rahatlıkla..

    ancak tütüne ise daha sıkı abanıyorum artık ve gelmeyen olmayan geçmiş olan gençliğimin her sabahında olağan hale gelen gün içinde kendini tekrar eden öksürük krizlerim geri geldi..

    2002’den beri de temizim..

    ölmem. anlaşmam var.. 2056 yılı 8 ağustos’ta ölücem kalp krizinden ölücem.. telaşa mahal yok..

    gece evimin dibi merkezi olan deprem oldu.. tek bir an korku gelmedi kendim için.. dediğim gibi.. anlaşmam var, ne göçük altında kalır ne de ölürüm.. şaka mı? 1 nisan’a üç gün var daha.. peace..

    Constantine – Varoşlardan Ezgiler https://youtu.be/vhHjqUp-F94

    her metne sabit dipnot: kelime hatalarından, eksik veya fazla yazılmış harflerden sanchez sorumludur. redaktörüm olur kendisi. gözden kaçırdığı bir şeyler mutlaka vardır. kendisi ile spam@unthatow.xyz adresi üzerinden e-posta yolu ile temas kurabilirsiniz. ancak tdk’yı kılavuz edinenlerin imla hassasiyetleri ve diğer edePiyasal karın ağrılarınız için başvurabileceğiniz bir ilgili mercii yok. aslına bakarsanız benim başımda ilgilim olan bir mercii de yok, Allah ya da diğer adı ile Tao dışında. 14 yaşımdan beri katıldığım edePiyat oyunlarında aldığım ödülleri satarak geçimimi sağladığım yönündeki iftiralara itibar ediniz ama.. hadi çav belladonna!

    ..

  • posTCast 0 // bazen gerçek

    kadın vokallerden oluşan bazen gerçek isimli posTCast’imin spotify üzerinde, dinleyicilerini beklemekte.. arzu eden dıkdıklayabilir linke..

    spotify linki: https://open.spotify.com/playlist/1oVcgBTZvMGFVZC5AeYAI1?si=293a5dbc000942ae

  • web sayfam

    bu blog içinde olan her şey henüz eklenmemiş olsa da aşağıdaki link asl web sitem idir

    zamanla taşınacağım elbet tüm eşyalarımı alıp

    ancak bu blog da açık kalacak

    sosyal medya ve whatsup/telegram üzerinden iletişmiyorum.. bilginize.  e-posta var. yersen

    e-posta: girdap@riseup.net

    sadece aşağıda adresini verdiğim yeni yerime taşıyorum burasını. oradan dikizleyebilirsiniz, güncellemeleri. işportaya dönebildiğim vakit de duyuru geçerim. 

    bu blogta olan içerikleri de oraya taşıdıkça buradan sileceğim diyordum ama kalacak burada da.. siz yine de websiteme odaklanan derim. tavsiye.. .

    yeni yerimin adresi şudur;

    https://www.unthatow.xyz/


    stay underground, do it yourself, fuck copyrigt

    güzide bir şarkı da bırakıp, bu blogun son girdisini bitirelim..

     

    While some choose to live the life of perfection
    I choose to roll with an Underground Connection”

    https://odysee.com/@Rap:4/Rockin%27-Squat—Supernatural:4