[youtube https://www.youtube.com/watch?v=m3y_lpDV8Fc?si=qvlv2unoVdIvBXnP&w=560&h=315]
Blog
-
missed
esat abiyi çok özledim..
[youtube https://www.youtube.com/watch?v=jKWeAcwpKB4?si=W6PIx1fHPceEMuOf]
-
geçerken
// geçerken
bir gün “ölmüş” diyecekler
ses hızını aşıcak bu haber
telefonda kulaktan kulağa oynarken
onu tanıyanlar
kimse bilmeyecek gerçek ölüm nedenini
“neden ölmüş”
“i̇ntihar etmiş”
üzülüp orada
bırakacaklar üzüntülerini
yaşamlarının geri kalanına
dört nala sürmek için umutlarını
sekiz elle sarılarak tatlı canlarına
“o ölmüş”
gömün de güne devam edelim
telefonu kayıtlı değilmiş ben de
sileyim diye bakınca fark ettim
27.04.24 00:03
-
ters kenar gen
// ters kenar gen
istisnasız hergün
en arkaya otururdu serviste
ve istisnasız her gün
bir tarafı uçurum olan
bir yoldan geçerdi güzergah
şöför de basardı gaza hani
bir gün aniden koşarak öne doğru
o uçurumun kenarından geçerken araba
uzattı elini şöför koltuğuna
başardı da direksiyonu kırmayı
uçuruma doğru
yuvarlandı araba
diğerlerinin suçu mu ne?
ödüllendirmişti onları da
kendi gibi
azad ederek
bu hapishaneden
24.04.2024 15:37 (fabrika servisinde)
-
göçten önce
// göçten önce
tıka basa dolu bir trübünün
taraf gütmeksizin hep bir ağızdan
“intihar
sen bizim
her şeyimizsin”
diye bağırdığını hayal ediyorum
avazları çıktığı kadar
hayal sadece
gerçek olamayacak kadar yakınındayken
uçurumumun kenarındaki
salıncağıma
bi çeyrek adım daha
adım atmaya bile gerek yok hatta
dengeni kaybetmen yeterli
hadi be oğlum
becerebilirsin
evet yapabilirsin
sen nelerin üstesinden gelmedinki
ölmeyi mi başaramıyacaksın
sonrası yok
sonrası var
sonrası belirsiz
sonrasına sonra karar verebiliriz
“lütfen üzülmeyin”
yazılı tabela
düşerken boynunda
ve ailesine bıraktığı
borçlarını redd-i miras yapmasını
istediği not yazan kağıt
boş cüzdanında
24.04.2024 15:22 (fabrika servisinde)
-
drops
drops#repostilmeği boğazına geçirdi zack. taburenin üstüne çıktı. aynı anda elinde de bir silah vardı. az önce yüklü miktarda hap içmişti. işi şansa bırakmak istemiyordu. silahı ateşlediği anda taburede devrildi. sesi duyan tuncay girdi odaya, öteki dünyadan koşup gelmişti.intiharı bir pes ediş değildi, pek çok şeye direnmemişti çünkü bugüne kadar. bir savaş vermiyordu ki pes etmiş olsun. açlık grevlerini de anlayamamıştı zaten bugüne kadar. ister politik ister başka nedenlerle olsun, anlamsız gelmişti ona, kötü bir tavır gibi gelmişti. örneğin sevgilisinden ayrılan birinin açlık grevine girdiğini düşünelim diye düşünmüştü bir keresinde, bu sevgilimiz devlet ya da patron yerine koyduğumuz imgemiz. ee durum değişiyor mu? beni affet. beni işe al. beni geri kazan. beni serbest bırak. dileğimi yerine getir. taleplerimi karşıla. bana geri dön. aşkım bana geri dönene kadar açlık grevindeyim. seni kaale alıyorum, beni kaale al. kötü görünüyordu gözüne bu fikir. bir direniş gibi de gelmiyordu ona. ki direnişten ziyade saldırı olması gerekiyordu herhangi bir politik mücadelenin adı ona göre. çünkü baskı altındaysan, savunmaya geçemezsin, o yüzden sevmiyordu direniş kelimesini. zor şartlar altında yaşam mücadelesi veriyoruz, hayır direniyoruz. hayır bence, bir sendika kurup işçileri intihara teşvik etmeli. tüm işçilerin aynı anda topluca intihar etmesi kadar güzel hiçbir şey olamaz diye düşünüyordu. artık ipliğinizi kendiniz üretin. çünkü çalışmaktan vazgeçmek de intihar sayılacaktı. yaşam alanı bırakmayacaklardı çünkü. bırakmamışlardı. ya kurallarına uyarsın ya da açlıktan ölürsün. tabii bir yan gelirin ya da yaşayabileceğin bir kırsalın yoksa. olanları epey şanslı görünüyor gözüme. diye söylendi tuncay’a gözlerini açınca hastanede zack. uzun süre yoğun bakımda kalmıştı. tuncay’ın yanında refik, onun yanında seçil oturuyordu. özlem ortada yoktu hala. gözünü açar açmaz söylenmeye başladım.insanlar seni hayatta tutmaya çalışır. “aynı gemideyiz.” evet ama gemi delik, onarmanın anlamı yok. batalım. çünkü asla kara görünmeyecek.biri de tutup triple oğlak olmama yorar bu karamsarlığımı, normali, ay burcususu, yükselenininini.. espri mi yapıyor anlayamam. zamanın birinde. espridir diye düşünüp gülerim, ama bir hayli ciddidir.hayır intihar iyidir. zack etmez sadece. üzerine saatlerce düşünü kurabilir. o ayrı. rahatlatır bir çıkış kapısının bulunması ve kapıyı asla hiç kimsenin kitleyemeyecek olması. bi gün çalıcaktır kapıyı. açanın özlem olduğunu umuyordur. seçil bi siktirip gitsindir kendi cehennemine. bunu duyunca öfkeli gözlerle belirir karşısında. ama hiç konuşmaz. bir süredir hiç konuşmuyordur. mimikleri kalmıştır sadece. bir de her bir anlamı çok net özetleyebilen gözleri.bu sessizlikte, sessizliğimde, kafayı yiyorum. sürekli içimden konuşuyorum tüm hafta boyunca. ama artık haftasonları da çenem düşmeyecek, biliyorum. çünkü seçil sustu. onun susması, benim suskunluğum. özlem’in intiharı, benim intiharım. tuncay’la refik’in çekip gitmesi, benim çekip gitmem. zamanı var. bekliyorum. bir kişi bile, umuttan ve güzel bir gelecekten bahsederse, yüzüne karşı annemden öğrendiğim tüm küfürleri ederim, biline. seçil bunu biliyor, o yüzden konuşmuyor artık. siz de bilseniz, fena olmaz sevgili dostlarım. hatta aptal saptal konuşmasanız kafi. çünkü bu konuşmalar bana iyi gelmiyor. işe yarar cümlelere ihtiyacım var oysa. bu sessizlikte kaybolucam yoksa. seçil kalkıp gitti. ben yazarken yanı başımda bağdaş kurmuş halıda oturuyordu. onun da bir çözümü kalmadı bu duruma. daha kötü ne olabilir ki? . jori’le konuşçam ben. o beni anlıyor. hep o konuşuyor gerçi ama anlıyor yani. yıllar önce anlamış. önceden almış tedbirini, anlatmış bildiğim tüm gerçekleri bana. yalan gerçekleri ipe diziyorum sanın siz ama kurgularımda, e mi? hafife alın. her şeyi hafife alın siz.“imdat diye bağırmayacağımı biliyor olmalısınız de” dedi tuncay. az önce girdi odaya.“sen bağırmadın hiç” dedim.“beni siktir et dedi, sen bağır” sonra çıkıp gitti. ne dediği belli değil pezevenkin.odadan çıkıp, bir paket sigara aldım. diğer odadan. dört saatte biter. dört saat sonra uyumuş olurum zaten. sonra iş. neyseki yarın bir mola vericez. iki günlük mola. allah demokrasi şehitlerimizden razı olsun, ekstra bir gün tatil kazandırdılar bana. üstelik pazarla birleşiyor. ne mutlu bana. ne mutlu.*başlık this empty flow’un bir şarkısının adıdır.17temmuz2017#geriyedönüşler2 #kendimdenferagat isimli kitaplarımda yayınlanacak.. -
la ilahe
// la ilahe
mustafa kemali öldür
muhammedi öldür
marxı öldür
kalbinde ilahlaşan ya da
başkaları için ilah olan
herkesi öldür
hele ki benim gibi
inançlı biriysen
kendi nefsini ve
nefsini ilahlaştıran herkesi öldür
ancak böyle varabilirsin
özgür bir zihne ve
birlikte ancak böyle varılabilir
özgür bir evrene
tayyip erdoğanı öldür
06 04 24 17 14
*la ilahe: ilah yoktur
.. 2056, 8 ağustos’ta çıkacek olen “polidize” isimli kitabemden..
-
ters korelasyon
// ters korelasyon
efendi çocuk değildi o
efendi olmak istemiyordu
herhangi birinin ya ya da bir yerin
efendi kelimesi
çift anlamı ile
ters korelasyon yapıyordu
kendi içinde
hiçbir efendi
efendi değildi
bu yüzden olmuşlardı
efendi
birilerine
ya da birileri bu yüzden
görmüştü onları efendileri
efendi çocuk değildi o
hiç olmadı
ama komşu kadınlar
sandı öyle
kızları olsa verilecek tip hani
vardı da bazılarının kızları
kızları da istemezdi
efendi çocuk
başlarına bir efendi isterledi daha çok
ve asla başkasının gözünde
görüldüğü gibi biri olamadı o
içinden konuştuğu günler boyu
zihninin duvarları
yüksel desibelden
parçalandı
ama çıt çıkmadı
gözlerinden
26.04.2024 – 17:00 -
yarı ölü
// yarı ölü
aradan geçen uzun yıllardan ve
bir şeyleri yoluna koymak için
verilen mücadeleden sonra
pes ettiğimi itiraf etmek istiyorum
sizin dünyanız sizin kararınız
ama neyse ki bayram haftaya
haftaya bayram
iş yok yani
tatilmiş
ve geçenlerde bir arkadaşı
muhtemel bir halı saha maçı için
davet ettiklerinde
“gelirim ama ben anlamam maçtan” dedi
“birinin ayağını kırabilirim”
“harbi mi” dedim onu ciddiye alıp
kimse benim ciddi olduğumu
sezinlemese de o an
“iyiymiş
benim ayağımı kıracaksan gel
bi altı ay rapor alırım sanırım
öyle değil mi?”
espri değildi
üzerinde gülünülmüş olsa bile
ve parmağıma bakıyorum bazen
parmaklarıma
hangisini kessem diye düşlüyorum
ve yapabilirim bunu
her an her saniye
biraz daha yukarı çıkıp hatta
elimi de kesebilirim
sağ mı sol mu bilemiyorum
biraz daha yukarı?
dirsekten mi ayırsak bir parçayı
ya da omuz
boyna ne dersiniz? -
biraz kimsesiz kalabilir miyiz lütfen..
// biraz kimsesiz kalabilir miyiz lütfen..
kayboldum..boşuna arama,beni bulamazsın.düştüğüm yerdekendimi aramaktan vazgeçtimsolungaçlarım çalışmıyor artıkama boğulduğumu bile hissetmiyorumbu nasıl bir şey biliyor musun?baş harfimin ne olduğunu hatırlıyor musun?kaybolduğumu söyledim sanave boşuna aramakapsamazkaplandımkapaklandım ya daher nasılsa işte“hey naber? nasılsın?”akış..akıyor yani hâlâama ne yöne olduğunugöremiyorum artıkyoldan çıktımtarif edicek kimseyi degöremiyorum bu karanlıktaburası çok karanlıkbeyaz bir karanlık buhiç renk yokgece bilegündüzün farklı bir evresideğişmiyor zamanakıyor sadecekayıptayızhayır kaybetmedikkayıptayız sadeceeksi hanesine çizilenbir kaç saniyeolan biten busaniyeler, dakikayave sonra yıla dönebilirdeğiştirmeye çalışmıyorum hiçbir şeyideğişimden ziyadekendin olman gerekirbeni arama, dedim sanabulamazsınhayır saklanmıyorumhepsi beyaz sadeceher şey aynı tondarenkleri seçemiyorumduyguları hissedemiyorumnerdesin?nerde olan ne?önümü göremiyorumarkama dönemiyorumöyleyse bu bir sobekendi kendimekendimcebasit bir oyunfazlasıyla basitkarmaşıklaştıran insanlarben değilimben hiçbir şey değilimben hiçbir şeyimbaşa dönüyor öncesondan başabaştan başadaima başabaşı kimin çektiği meçhuldönüp dolanıyor elime verilen ipkördüğüm ediphadi çöz diyorlarçözüyorumve bir yenisi daha ekleniyorbitmeyecekbitmesi de gerekmiyorçözmeye çalışmaktansabir çakmak alıpyakmalısınipi ya dasözcüklerinisağır ve dilsizses geçirmez bir odadatek başıma kalmak istiyorumson dileğim buölmeden önce