Etiket: see nothing

  • kedi kız tekmeledi

    bazen
    böyle
    bir
    şeyler anlatırken
    ortalık
    yere içini kusarken
    acaba
    dinleyen var mı diyorsun
    birilerinin
    de midesi bulanıyor mudur acaba diyorsun
    yaşanan
    her şeyden!
    çünkü
    benim midem bulanıyor
    “hey
    orda biri var mı” bile diyemiyorsun oysa
    haykıramıyorsun
    yazıyorsun
    sadece
    konuşuyorsun
    hatta
    kimi zaman içinden konuşuyorsun
    müzik
    yapıyorsun
    film
    çekiyorsun
    çeşitli
    boşluklar üretiyorsun kendine
    ve
    sonra bir gün
    ansızın
    senin
    gibi düşünen
    senin
    gibi yazıp çizdiğine inandığın
    birini
    keşfediyor
    ve
    “bi tek ben değilmişim lan” deyip
    “bi
    tek sen” olarak kalmaya devam ediyorsun
    yalnızlık
    kimi zaman iyi bir şey aslında
    kimi
    zamansa
    aniden
    ölüvermemek için
    her
    şeyini sigaraya verdiğin
    bir
    bekleme süreci
    boş
    oda
    boş
    duvarlar
    boş
    şişe
    dolu
    kül tablosu
    ve
    dondurulmuş bir çift göz
    dondurulmuş
    bir hayat
    dondurulmuş
    bir beden
    hiçbir
    şey görme
    hiç
    bir şey duyma
    *
    başlık özver yılmaz’ın bir şarkısından alınmıştır

    30.mart.2009
  • flash

    “böyle
    hayatın amına koyayım” dedim ona
    tehlike
    anında bağırdığım şey bu dedim ona
    tehlike
    anında ve çığlık çığlığa
    beni
    duymadı
    beni
    duymadı ama dinledi
    beni
    görmedi
    hissetmedi
    yanından
    gelip geçtim sadece
    arkamı
    dönmedim
    peşimden
    geldi ve üzgünüm dedi
    peşinden
    gitmek istemedim
    yürüdük
    yürüdük yürüdük
    birini
    istiyorum demiştim yıllar önce
    bağrış
    çağrış ve sarmaş dolaş olabileceğim birini
    bir
    küs bir barışık
    ama
    asla kırılmayacağım
    ve
    asla kırılmayacak birini
    kedi
    olabilirdi
    kadın
    olabilirdi
    ola
    ola müzik oldu hayatımda
    hayır
    mutsuz değilim
    hayır
    pişman değilim
    ama
    iyi de değilim
    iki
    arada bir derede yaşayıp gidiyorum sadece
    bir
    dereceye kadar görebiliyorum her şeyi
    sonra
    flash patlıyor
    gözlerimi
    kapatıyorum
    açıyorum
    elime
    tutuşturulan resimdeki adam ben değilim
    hayır
    sen beni yanlış anlamadın
    sen
    beni anlamadın bile
    sen
    beni tanımadın
    hayır
    sen beni tanıdın
    ama
    benimle beraber batmak istemedin
    kimsenin
    benimle beraber batmasını istemiyordum zaten
    ama
    ben batıyordum ve
    kimse
    yoktu o an yanımda
    kimse
    yoktu ve sigara vardı
    kimse
    yoktu
    müzik
    yoktu
    istiklal
    caddesinde oturdum
    istiklal
    caddesinde oturdum ve yoldan geçenleri izledim
    tek
    başımaydım ve yoldan geçenleri izledim
    hayır
    ağlamadım
    hayır
    isyan etmedim
    bir
    şey kaybetmedim
    bir
    şey kazanmadım
    orada
    öylece oturdum ve yoldan geçenleri izledim
    böyle
    hayatın amına koyayım dedim
    böyle
    bir hayat benim amıma koydu
    sonra
    ayağa kalktım
    dik
    durmaya çalıştım
    ve
    yürüdüm sonra
    yürüdüm
    geri
    döndüm
    yürüdüm
    ve geri döndüm
    volta
    attım istiklalde
    eskiden
    yaptığım gibi
    yanında
    birinin olmasına gerek yok dedim
    böyle
    iyisin sen dedim
    iyisin
    lan sen
    kendindesin
    kendininsin
    yatağa
    girdim ve canım mastürbasyon yapmak istedi
    kimi
    düşünebilirdim?
    sevişmek
    isteyebileceğim herkes içimdeki aşkı öldürmüştü
    aşık
    olmadığım biriyle sevişemeyecek kadar aptaldım
    aleti
    elime aldım
    ve
    siki tuttun dedim tavana bakıp
    kalkıp
    ışığı yaktım
    geri
    dönüp sırtüstü yattım yatağa
    sigara
    ardından
    bir sigara daha
    sonra
    bir sigara daha
    sigara
    sigara sigara
    fiyasko
    sen
    büyük bir fiyaskosun girdap dedim
    sonra
    geri gelip diğer odaya
    müziği
    açtım
    keşke
    bedenimi de açabilsem diye düşündüm
    bir
    tünel kazsam kafamın tam arkasına
    ve
    oradan dışarı çıksa ruhum
    hayır
    intihar değil
    sadece
    oradan dışarı çıksam
    uçsam
    bir
    yerlere gitsem
    ve
    insanları izlesem
    onlar
    beni görmese
    ve
    izlesem
    napıyor
    lan bunca insan
    ben
    bilmiyorum
    ben
    bir kara kutuyum
    yazıyorum
    sadece
    ama
    yaşamıyorum
    yaşadığıma
    inanmıyorum
    öldüğüme
    inanmıyorum
    hayır
    öldürülmüyorum da
    kimsenin
    kastı yok canıma
    hiç
    kimsenin hatası yok
    hayat
    akıyor sadece
    insanlar
    bir şeyler yapıyor
    sonra
    yaptıklarından pişman oluyor
    ben
    hiç bir şey yapmıyorum ve
    buna
    rağmen olan bitenden dolayı
    kendimi
    suçlu hissediyorum
    pac
    “dünyaya
    huzursuz olduğum için
    suçlu
    hissettiğimi söyle” diyor
    ben
    de dünyaya teğet geçmek istediğimi söylüyorum
    dünya
    beni ilgilendirmiyor
    ben
    seni ilgilendirmiyorum
    sonra
    bir şey oluyor
    sonra
    başka bir şey oluyor
    bir
    şeyler olmaya devam ediyor
    ben
    havaalanın önünde beklemeye devam ediyorum
    etrafa
    bakıyorum tanıdık bir yüz var mı diye
    yerime
    oturuyorum
    ve
    uçak kalkıyor
    ve
    havadayız
    ve
    yerdeyiz
    ve
    evdeyim
    e
    noldu şimdi diyorum
    koca
    bir duvarda “her şey hâlâ aynı” yazıyor
    öyleyse
    sorun yok moruk deyip
    bir
    sigara yakıyorum

    17
    mart 2009
  • hiçbir şey görme – hiç birşey duyma

    şimdi
    birkaç
    fotoğrafa göz atıyorum da
    bazı
    kareler canlanıyor gözümün önünde
    hayır fotoğraflar yeni
    canlanan kareler eski sadece
    yeni
    fotoğraftaki yeni tiplerin
    yanındaki eski birinin
    yanımda olduğu günlere ait
    bazı anı kırıntıları
    sarhoş
    olunan geceler
    tüm o uzun telefon konuşmaları
    kahkaha
    aşk
    delilik ve düşler ve sihir
    silinmeye yüz tutmuş olan her şeyin
    bir anda renk kazanması zihninde
    ve tekrardan her şeyi
    bir çırpıda başa saran
    yeni birkaç fotoğraf işte
    sözünü ettiğim
    birileri
    eğleniyor
    ellerinde sigara var
    müzik
    alkol
    kadınlar ve erkekler
    ve böylesi partilere
    ayak uyduramayan biri olarak
    evde oturmuş
    aptal şiirler uyduruyorum
    zihnim bana oyun oynamayı
    sürdürürken
    her
    şeyin sonrasını biliyorum
    tüm gecelerin sonrasını mesela
    herkes dağıldıktan sonra
    kimin kiminle ne yaptığını
    ve
    mahkum olmadığımı da biliyorum
    bir odada tek başına
    aptal düşler eşliğinde
    aptal müziklerle
    saatlerimi öldürmeye
    şu an buradan çıkıp
    sabahın beşinde dahi olsa
    bir kadın bulabilirim
    telefonu açar
    ve alo derim mesela
    ve evlerine alırlar
    herhangi birisi olabilir bu
    düşünmeye bile gerek duymam
    hatta
    seçmek için
    ama
    şıklar arasında
    herhangi bir fark göremiyorsan
    kestirmeden gidersin
    ve ben de öyle yapıyorum
    galiba
    orada veya burada
    tek başına ya da kadınlarla
    değişen bir şey olmayacak
    diyorum
    sonuç
    olarak
    anlatmak istediğim
    yalnız olmaktan sıkıldığım
    ama yeniden biriyle
    bir dakikalığına bile olsaydım
    kendimi tekrar burada
    yenilmiş
    emilmiş
    ve kendi zihnimin içine
    hapsedilmiş olarak bulacaktım
    ileriye
    doğru
    bir adım atmak
    hiçbir şeyi değiştirmeyecek
    ama belki
    bu duraklama döneminde
    geçmişte olanların
    tekerrürü ile aramdaki
    farkı iyice açıp
    bir daha asla
    aynı şeyleri yeni baştan
    ve tekrar yeni baştan
    defalarca yeni baştan
    yaşamak zorunda kalmam
    ara duraklardaki
    ufak umut parçalarını toplamak
    bizi gerçek aşka ulaştırmaz
    gerçeklerden uzaklaştırır
    sadece
    ve daha sonra
    en nihayetinde
    tekrar aynı odada
    başka yeni resimlere bakarken
    başka eski kareleri
    canlandırmak zorunda
    kalabilirsin zihninde
    o
    yüzden yapman gereken
    sesini çıkarmadan
    sessizce bekleyip
    eğlenmelerini izlemek
    dans etmelerini
    öpüşmelerini
    sevişmelerini hatta
    görebildiğin
    kadarından
    anlayabildiğin gidişata
    müdahale şansın yok girdap
    bırak
    kim ne bok yerse yesin
    ve sen burada öylece bekleyip
    eskiden sana sarılıp
    ağlayanların
    şimdi başkalarıyla gülebiliyor
    olmasına
    şaşırma
    senin
    için
    içinde bulunduğun durum
    hiçbir zaman iyileşmeyecek
    geçici lale devirleriyle
    mutluluk oyunlarının
    bir anlamı yok
    her
    şey en nihayetinde
    en başa saracak
    ve sen yine burada
    aynı boktan sigarayı içine
    çekerken
    aynı boktan melodi
    yankılanacak odanda
    hiçbir
    şey görme – hiçbir şey duyma
    ve
    hiç kimse de
    bu ânını
    bir resimden görüp
    senin için bir şiir yazmayacak
    sen
    herkes için
    üzerine düşeni yaptın
    şimdi kendi üzerine düşeni
    kaldırmaya çabalama sakın
    ezil altında
    bağırıp çağırma
    hiç sesini çıkarma
    yazma bile hatta
    birinin
    de gelip
    enkazından arda kalanı
    koruma altına almasını
    bekleme asla

    16.mart.2009
  • bir adı olması gerekmiyor

    içeri
    gir
    kapı
    açık
    ve
    dokun her şeye
    yerle
    bir et
    karıştır
    kurcala
    sonra
    çıkıp gidebilirsin de
    hiç
    sorun değil gerçekten
    gerçekten
    hiç sorun değil
    kalmak
    istediğin sürece kal orada
    kendini
    bırak
    kendini
    bırak ve sakin ol
    ve
    uçmaya başla sonra
    her
    nereye gitmek istiyorsan git
    aynı
    boşlukta yaşıyor olacağız
    her
    nereye gidersen git
    peşinden
    gelmeyeceğim
    hayır
    peşinden gelemem
    sen
    de gezme benim peşimde
    her
    ne yapmak istiyorsan yap
    ruhlarımızın
    kesiştiği kadar
    birbirimize
    değebiliriz
    içeri
    girdi
    ilerliyor
    kapıyı
    açtı ve içeri girdi
    ilerliyor
    kapı
    kitli değildi
    kitli
    olmadığını o da biliyordu
    ve
    yürüyor
    ve
    ne kadar derine gittiğini bilmiyor
    her
    an geri dönebilir
    çıkmak
    istediği zaman çıkabilir
    içeriye
    doğru yürüyor
    korkuyor
    gerçekten
    korkuyor ve gerçekten ben de korkuyorum
    hayır
    bunu yapmana izin veremem
    incitmeyeceğine
    dair söz vermeni isteyemem
    beni
    incitmenden korkuyorum
    karşı
    koymak istemiyorum
    karşı
    koymak içimden gelmiyor
    gizli
    bir oda var içimde
    ve
    oradasın sen şimdi
    kimse
    bilmiyor
    kimse
    görmüyor
    nefes
    al – nefes ver
    dünya
    ufacık bir toz parçası şimdi
    her
    ne istersen onu yapabiliriz şimdi
    zihnimizin
    içinde sonsuzluğa gidebiliriz şimdi
    öncesi
    yok
    sonrası
    yok
    ilerliyoruz
    ilerliyor
    bir
    kapı daha var orada
    hayır
    ona dokunmanı istemiyorum
    istemediğim
    hiçbir şeyi yapmayacağını biliyorum
    ve
    kapıya dokunuyorsun
    ve
    kapıya dokunmanı istiyorum
    sonra
    beyaz bir oda
    hayır
    bir saniye
    beyaz
    değil oda
    odanın
    duvarları yok
    odanın
    duvarları görünmüyor
    gözle
    görülemeyecek kadar uzakta duvarlar
    duvarlar
    yok sanırım
    bomboş
    ve
    renksiz
    ve
    saydam
    ve
    anlamsız
    bir
    alan bu
    tanımlamak
    gerekmiyor
    gizli
    olduğu açık sadece
    sadece
    orada olduğunu bilen biri onu görebilir
    istediğin
    şekilde dekore et
    şurada
    bir pencere var
    gördün
    mü?
    ve
    iki de koltuk
    az
    önce yoktu bunlar
    olmasını
    sen mi istedin?
    birine
    oturabilirsin
    diğerine
    de ayaklarını uzat istersen
    ya
    da ben karşına geçeyim
    ve
    konuş sadece
    sadece
    konuş ve
    sadece
    dile
    yeni
    bir duvar inşa edebilirsin kendine
    büyük
    çok
    büyük bir duvar
    ve
    sonra ona
    büyük
    bir boşluk çizebilirsin zihninde
    tüm
    korkularımı almanı istiyorum
    ama
    üşüyorum
    gerçekten
    üşüyorum
    hadi
    bana bir şey söyle
    boşluğunu
    paylaş benimle
    anlat
    sadece
    bilmek
    istiyorum
    hiçbir
    şey yapmaya çalışmıyorum
    ben
    bir hiçim
    ve
    bu halimi seviyorum
    ve
    seni sevebilirim
    evet
    gerçekten
    bunu yapabilirim
    üşüyorum
    gerçekten
    üşüyorum
    soğuk
    burası
    burası
    soğuk ve
    sarılabilirim
    sana
    bir
    bütün olmak istemiyorum
    bir
    parçan olmak istemiyorum
    olduğun
    gibi kal lütfen
    birleşme
    dağılma
    ve
    anlamaya çalışma asla
    bir
    anlam yok burada
    işe
    yarar hiçbir şey yok
    akıyor
    sadece
    boşlukta
    uçuşan kâğıt parçası
    rüzgâr
    yok
    yer
    çekimi yok
    yön
    yok
    tarif
    edilemez
    tarif
    etmek gerekmiyor
    bekle
    sadece
    sana
    bir şey göstericem
    yukarıya
    bak
    ve
    şimdi de aşağı
    bir
    fark görebiliyor musun?
    ben
    göremiyorum
    ne
    tarafa gidersen git
    bir
    şey değişmiyor
    boş
    sadece
    ve
    çok içeride
    buraya
    nasıl geldin bilmiyorum
    ama
    gitmek istediğin zaman
    seni
    çıkışa götürebilirim
    sonra
    geri dönerim
    sınır
    koymuyorum
    ve
    zaman yok
    gerçekten
    zaman yok
    o
    yüzden
    kalmak
    istersen
    kalmak
    istediğin sürece
    kalmanı
    isterim
    müzik
    dinleyebiliriz
    hiçbir
    şey yapmasak bile
    sadece
    müzik dinleriz
    19.mart.2009

  • tekrarlar

    biliyor
    musun?
    hiç
    inandırıcı değilsin
    konuştuğum
    zaman, dinlemiyorsun bile
    merak
    ettiğin cevapları aldıktan sonra
    boşluğa
    yazıldı her şey
    gitmen
    gerektiğinde
    dinlemek
    istemediğinde ya da
    bir
    başkası işin içine girdiğinde
    anlattığın
    kadar
    cesur
    olmadığını gördüm
    ayrıcalık
    istemiyorum ama
    hiçbir
    şey istemiyorum ama
    herkese
    davrandığın gibi davranabilirsin
    cinsellikle
    başlayabilir her şey
    üzerine
    çıkarım
    altına
    alırsın
    gider
    gelirim
    yalarım
    emersin
    çıkar
    gidersin sonra
    ben
    bir sigara yakarım
    olması
    gerektiği gibi değil yani
    olmasını
    istediğin gibi olur her şey
    delip
    geçmez hiçbir şey
    ama
    şimdi
    burada
    oturmuş ve
    yine
    jori’yle konuşuyorum
    hiçbir
    şey anlamıyorum biliyor musun?
    o
    şarkı söylüyor
    ben
    bok yazıyorum
    bok
    bunun adı
    şiir
    değil
    öykü
    değil
    bok
    sadece
    böylesi
    daha güzel
    size
    nasıl geldiği
    benim
    umurumda değil
    ben
    de sizin umurunuzda değilim
    karşılıklı
    bir denklem
    x
    eşittir boşluk
    her
    şey yerli yerinde
    ve
    susuyorum şimdi
    susmaya
    devam edeceğim.
    yazmaya
    ve yayınlamamaya devam edeceğim
    insanlar
    “noldu?” diyecek
    “küresel
    ısınma” diyeceğim
    “cehennem
    vari günler kapıda”
    saçma
    cevaplar gerekiyor size
    evet
    saçma cevaplar gerekiyor
    nasıl
    olsa
    doğruyu
    söylediğimde
    umurunuzda
    olmayacak
    servis
    şoförü gibi yani
    “n’aber?”
    der
    “eyvallah
    abi sen n’apıyorsun?” derim
    ses
    çıkmaz
    böyle
    yani
    her
    şey aynen böyle
    umursamak
    önemli bir şeyleri
    umursamaz
    olmak kötü
    gel
    gelelim
    sımsıkı
    sarılacak
    bir
    çöpüm bile kalmadı
    tekme
    atmak istiyorum her şeye
    ona
    da gücüm yok
    aynaya
    bakıyorum tıraş olurken
    alet
    boğazıma geliyor
    bıçak
    olduğunu düşlüyorum
    ama
    değil
    tıraş
    oluyorum sadece
    sonra
    sonra
    ev
    sonra
    sonra
    ev
    her
    şey sırasıyla gerçekleşiyor
    ve
    ezberledim artık
    her
    hareketinizi
    nereye
    gideceğinizi
    ne
    söyleyeceğinizi
    ne
    zaman susacağınızı
    ne
    zaman dinleyip
    ne
    zaman unutacağınızı
    çok
    iyi biliyorum
    ve
    defalarca izlediğim bu filmi
    görmemek
    için artık
    kendimi
    kapatıyorum
    aradan
    beş dakika geçiyor ve
    siz
    gelip
    “open”
    tuşuna basıyorsunuz
    her
    şeyi daima
    başa
    saran biri çıkıyor.
    25.ekim.2008

  • zihinsel ayna

    eski
    sevgililer
    seninle
    ilgili hiçbir şeyi
    hatırlamadığında
    başlar
    ahmak
    krizleri
    altı
    ay sonra mesela
    ya
    da bir sene
    tekrar
    görüştüğünde
    ve
    senin zihninde
    tekrar
    ederken
    onunla
    geçen her saniye
    o
    çoktan unutmuştur
    hatırlamakta
    zorlanır
    inkâr
    eder hatta
    bir
    zamanlar var olan
    ve
    artık geçmişte kalan
    yaşanmış
    gerçekliği
    “ya
    öyle mi olmuştu?” der sonra
    “unutmuşum”
    “hatırlayamadım”
    “gerçekten
    mi?”
    “yanlış
    kalmıştır senin aklında”
    “doğru
    hatırladığından emin misin?”
    ve
    bu süreç
    uzar
    uzar
    uzar
    bir
    süre sonra
    her
    ikiniz de birbirinize
    başkaları
    ile nasıl yaptığınızdan söz edersiniz
    sen
    edemezsin gerçi
    yoktur
    çünkü
    olası
    herhangi bir şey
    ama
    o
    “ben
    açtım, o da sapıktı” der
    bir
    diğeri için de
    başka
    bir şey söyler
    ve
    sonra
    söz
    dönüp dolaşıp
    birbiriniz
    için
    ne
    kadar değerli olduğunuza sapar
    değerlisindir
    değerli olmasına
    ama
    aşık olunamayacak kadar da
    savsaksındır
    değerlisindir
    ama
    ihtiyaç halinde sadece
    yangın
    merdiveni gibisindir
    “ne
    zaman konuşsam beni anlayacağını biliyorum” der
    “birinin
    anlaması güzel” der
    “iyi
    ki varsın” der
    ama
    konu tekrar sapıp
    başka
    eski heriflerin
    onun
    için ne ifade ettiğine geldiğinde
    aralarında
    senin olmadığını görürsün
    “riyasız
    bir hayat istiyordum” der
    “birisine
    yalan söyledim ve o fark etti
    bir
    diğeri ruh hastasıydı”
    sayar
    da sayar eski adamları
    beklersin
    atlanırsın
    ne
    anlam ifade ediyordun onun için?
    bilemezsin
    bunu
    sorsan
    da söylemez
    duymazdan
    gelir
    ya
    da gerçeği gizlemekle yetinir
    gerçek?
    gülünç
    gerçek
    gerçek
    her zaman gülünçtür dostlarım,
    eskimiş
    gerçeklik insanı güldürür
    acıları
    biz yaratırız
    mantık
    işlemeye başlayınca da
    güleriz
    halimize
    aşk
    mantığı siler
    aşk
    gerçek bir kavram değildir o halde
    sen
    gerçek biri değilsindir
    o
    gerçek biri değildir
    kimse
    gerçek değildir aşıkken
    kendinden
    çok
    bir
    başkasını düşünüyorsan
    mantıklı
    hareket etmiyorsundur
    feda
    edilmeye değmez hiçbir şey
    ne
    toprak
    ne
    cennet
    ne
    de bir kadın
    kendini
    feda etmeyi
    göze
    alabileceğin kadar
    önemli
    değildir hiçbir şey
    küçük
    fedakârlıklar her zaman olur
    olmaya
    da devam edecek
    bedensel
    bir ihtiyaç için saçılan
    sahte
    gülücükler yok ama
    sevişeceksek
    bu
    da gerçek olmalı
    aşk
    ile
    ben
    seni istiyorum
    sen
    beni istiyorsun
    pekâla,
    hazırım,
    bir
    süreliğine devam eden arzu
    para
    karşılığı değil
    cinsel
    bir süreklilik değil
    basit
    sıradan
    ihtiyari
    bir eylem
    değil
    ama
    aşk
    ve
    sana aşık olduğunu dile getiren kadının
    başka
    biri ile yaptığı
    seks
    gereksinimden kaynaklanan
    cinsel
    birleşmeyle başlayan aşk
    seks
    ile
    pat
    pat
    kim
    o?
    benim
    gel
    içeri
    sonra
    aradan aylar geçer
    ve
    herkes her şeyi unutur,
    süregelen
    gerçeklik silinir
    acılar
    silinir
    iniltiler
    silinir
    ve
    en baştan beri var olan
    doğal
    düzen
    tekrar
    yerini bulur
    sen
    isteyen herkese
    almayı
    hak etmese bile
    istediğini
    verirsin
    al
    bu senin boya kalemlerin
    al
    bu da senin silgin
    ben
    önemli değilim
    hiç
    bir zaman da önemli olmadım
    bu
    yüzden herkesi affedebilirim
    ama
    gerçek nedeni
    hiç
    kimseye
    kızmaya
    değecek kadar
    kendime
    değer vermediğimdir
    ve
    sana kızıyorsam
    beni
    kırdığını söylüyorsam
    o
    zaman ölüp gittiğinde
    ardında
    bir boşluk göreceğim içindir bu
    ve
    o boşluk körelir sonra
    gözden
    kaybolur
    ve
    seninle
    onunla
    bununla
    herkesle
    eskisi gibi olurum
    fark
    eden tek şey
    o
    yitip gitme anınızda
    meydana
    getireceğiniz
    boşluk
    halini
    ölümünüzden
    önce oluşturmuş olmanızdır
    ve
    sonra zil çalar ve
    bir
    sonraki derse gireriz
    ahlâk
    hiç önemli olmadı benim için
    etik
    kurallar da öyle
    o
    yüzden herkes herkesle
    istediği
    yerde istediği şeyi yapabilir
    ruhuma
    dokunabileceğiniz kadar
    önemli
    olmadığınız sürece
    sizi
    fark etmem
    ve
    fark ettiğim andan itibaren
    benim
    görüş alanımın dışında da
    ne
    bok yediğinizi bilirim
    ve
    müneccim değilim
    ve
    vahiy de gelmiyor
    ama
    nietzche’nin sonsuz döngüsüne
    kendi
    içinde ek bir spiral döngü ekledim
    hayat
    tekrarlardan ibarettir
    o
    tekrarlarında tekrarları
    ve
    kendi içinde de ufak tekrarları
    ve
    tekrar eden tekrarları vardır
    aynen
    tekerleme gibi
    söylemesi
    zor
    ama
    bir kez söyleyene kadar
    sonrası
    kendiliğinden gelir
    ağız
    alışkanlığı ile
    hayat
    alışkanlığı
    birbirine
    benzer
    ve
    aynen dil gibi
    sürçebilir
    yaşamın
    zaman
    zaman
    başıma
    gelen bir şey
    tekrar
    başıma gelir
    ve
    tekrar tekrar tekrar
    öğrenirsin
    en sonunda
    ve
    söylememeye başlarsın
    tekrar
    etse de her şey
    baştan
    sona aynı kalsa da hatta
    hiç
    değişmese bile
    söylememeye
    devam eder
    ve
    sıkılmazsın
    çünkü
    öğrenmişsindir artık
    senaryo
    aynıdır
    ve
    biri için
    ilk
    gördüğüm anda
    konuşmaya
    başlamadan önce
    “artı
    veya eksi” dersin
    stop.
    bitmiştir
    tanıma faslı
    önyargılarıma
    güveniyorum
    tanımaya
    değil
    ve
    bu yüzden
    kendini
    tekrar eden

    karakterli insanları
    çözmüş
    biri olarak
    şunu
    söyleyebilirim
    ben
    değişmem
    siz
    de öyle
    o
    halde herkes
    ne
    hali varsa görsün
    kasık
    kemikleri sizin olabilir
    ve
    onların koleksiyonunu yaparak
    zaman
    geçirebilirsiniz
    ama
    biri sizi
    gerçek
    anlamda anladığında
    o
    kişiye bakınca
    aynada
    gördüğünüz gözleri
    görür
    gibi olduğunuzda
    zihnen
    çırılçıplak kaldığınızda
    kaçış
    şansınız yoktur
    ahlâki
    açıdan
    bunun
    bir anlam ifade etmediğini biliyorum
    ama
    psikolojik olarak
    açık
    kodlu bir bilgisayar programına
    dönüşen
    zihnin
    birçok
    sorunu da beraberinde getireceği açık
    o
    yüzden şimdilik
    sırlarınıza
    ışık tutmaktansa
    izlemekle
    yetiniyorum
    bir
    süre daha böyle yapıcam
    siz
    güzel görünmeye devam edebilir
    ve
    harikulâde renklere bürünebilirsiniz
    ama
    bir roman karakterinde
    gerçek
    yaşamınız ve kimliğiniz dışında
    zihinsel
    tüm kodlarınız deşifre edildiğinde
    ve
    bununla göz göze geldiğinizde
    psikolojik
    bir risk oluştu demektir
    çünkü
    bir çok insan
    kötüsel
    tarafının saf halini
    bir
    başkasının görmesini istemez
    ve
    böyle bir anda
    inkâr
    dışında
    kaçış
    noktası kalmasa bile

    dünya anlamında
    inkârında
    kaçmaya yardımı olmaz
    mastürbasyon
    yapan bir kızın
    babasına
    yakalanması gibi
    doğru
    ama gizli anlar
    psikolojik
    ve sosyolojik kırılma noktaları
    seksofil
    urinseks
    ve
    daha bir çok şey
    filmdeki
    bir adamın
    zihninizdeki
    aynayla örtüşmesi
    ya
    da düşüncelerinizi okuyabilen
    birinin
    varlığı kadar irkiltici
    ve
    ruhsal bir hastalığa
    yol
    açabilecek kadar da tehlikeli
    o
    halde bir soru:
    samimi
    olan ve olmayan insanlar arasındaki fark nedir?
    samimi
    olmayanlar zihninin ifşa edilmesinden korkar
    ne
    demek istediğimi anlamıyor olmalısınız şimdi
    yanılıyor
    muyum?
    12.ekim.2008

  • 6 ayın özeti

    seviştiğin
    kadın
    uykuya
    dalar ve
    sen
    o’nun neden seni seçtiğine aldırmazsın
    sabahın
    altısında
    balkonda
    biranı yudumlar ve
    güneşin
    doğmasını beklersin
    ilk
    otobüsün kalkma vaktini
    işine
    gitmek için
    yarı
    sarhoş yarı uykulu
    yarı
    insan yarı tanrı
    ama
    asla hiçbir konuda
    tam
    ve mükemmel değilsindir
    öyleymiş
    gibi davranırsın sadece
    ve
    gerçekten o an tanrın olan bir adam
    sana
    emirleri sıralar her sabah;
    “çayımı
    getir”
    “sipariş
    listelerini hazırla”
    “faturaları
    çıkart”
    “sevkiyatı
    kontrol et”
    sonra
    tanrın olan adamın karısı gelir ofise
    otuzlarında
    bir öğretmen
    o’na
    da çay verirsin ve
    dün
    gece ofise gelen
    yirmilik
    hatunla patronunu
    ofiste
    bırakıp paydos ettiğini
    söylemezsin
    karısına
    sonra
    bu konuda bir şiir yazarsın
    ve
    eğer günün birinde
    yazar
    olursan
    olabilirsen
    yani
    ve
    denk gelirlerse kitabına
    tüm
    eski patronlarının eşleri
    sana
    şu soruyu yöneltmek isterler;
    “o
    şiirdeki patronun kocam mıydı?”
    ne
    fark eder ki?
    yaşanmış
    ve bitmiştir her şey
    ve
    sen her yaşanılanı kayda geçersin
    bu
    yüzden birisi seninle beraberken
    başınızdan
    ilginç bir olay geçtiğinde
    “bunu
    da yazarsın” der
    “bilmiyorum”
    dersin ona
    “ben
    seçmiyorum”
    sonra
    seviştiğin hatun uyanır ve
    uyuyup
    uyumadığını sorar sana
    “bilmiyorum”
    dersin
    “genellikle
    uyutulduğumu düşünür insanlar”
    “bu
    ne demek şimdi?”
    “bilmiyorum”
    dersin
    “allah
    belamı versin ki bilmiyorum
    tıraş
    olmak zorundayım
    işe
    gitmek zorundayım
    evden
    on dakika içinde çıkmak zorundayım
    akşama
    kadar ayakta durmak zorundayım
    ve
    inan bana hiç biri içimden gelmiyor”
    “bugün
    işe gitme o zaman” der hatun
    rahattır
    bunu derken
    umurunda
    bile değildir sana ertesi gün ne olacağı
    sabahın
    altısında
    bir
    kez daha sevişmek istiyordur sadece
    senin
    içinden bu da gelmiyordur ama
    istediğini
    alır o
    sen
    işe geç kaldığın için
    ne
    olup bittiğini de sormaz sonrasında
    işe
    gidersin
    patronun
    kapıda seni bekliyordur
    “neden
    geç kaldın” der
    “uyuyakalmışım”
    dersin
    “ofisi
    zamanında açman gerekiyor” der
    ama
    asla ofisi zamanında kapamana izin vermez
    daima
    parası ödenmeyen fazla mesailerle
    zaman
    kaybedersin
    ama
    işini kaybetmekle kıyaslayınca bunu
    zaman
    kaybetmek
    işini
    kaybetmeye göre
    daha
    kârlı bir seçim gibi
    görünür
    gözüne
    ve
    altı ay sonra bir gün
    seçimleri
    olasılıkları
    kâr
    durumunu
    kaybedileni
    ve kazanılanı
    siktir
    eder
    işi
    bırakırsın
    bir
    hafta içinde kendine
    yeni
    bir tanrı aramak zorunda kalacaksındır oysa
    yeni
    bir iş
    yeni
    bir patron
    yeni
    iş görüşmeleri
    özgeçmişler
    telefonlar
    adresler
    ilanlar
    formlar
    ve
    hatunlar etini sıyırıp
    ruhunu
    kemirirken
    aşık
    olduğun tek kadının siluetini
    koruma
    altına alırsın zihninde
    asla
    yitip gitmeyen
    ve
    asla kaybetmediğin
    tek
    şey O kalır geriye

    18.eylül.2008
  • hâlâ benimle olmak istiyor musun?

    eğer
    benimle yaşamak istiyorsan
    ömrünün
    sonuna dek
    this
    empty flow dinlemek zorundasın
    eğer
    benimle yaşamak istiyorsan
    hiçbir
    şeyi
    sonuna
    varana dek
    önemsememek
    zorundasın
    sorunları
    çözmeye çalışmaktan vazgeç
    her
    şey kendi kendine çözülür ve
    para
    hesabını es geç bi defa
    her
    şey
    geldiği
    gibi gider
    yettiği
    kadar harcanır
    tuborg
    gold olacak
    ve
    pall mall
    hava
    yağmurlu ise
    evde
    kalıp
    beth’e
    kulak verebiliriz sessizce
    hayır
    sinemadan hoşlanmam
    canın
    isterse tek başına da gezebilirsin
    o
    heriften hoşlanmıyorum ama
    arkadaşın
    olarak kalabilir
    arkadaşların
    beni ilgilendirmiyor
    dün
    gece nerede olduğun da
    hayattaysan
    ve
    keyfin de yerindeyse
    merak
    etmeme gerek yok
    o
    hatun en yakın dostum
    kıskançlık
    beni delirtir
    kafesler
    beni delirtir
    sigarama
    karışılması beni delirtir
    televizyon
    beni delirtir
    kalabalık
    beni delirtir
    akraba
    ziyaretleri
    bayramlar
    davetiyeler
    özel
    günler
    delirmemi
    istemiyorsan
    işime
    karışma
    eğer
    benimle yaşamak istiyorsan
    odamı
    sadece benim temizleyeceğimi bilmelisin
    senin
    de kendine ait bir odan olabilir
    ama
    benim sınırlarımda
    dağınık
    olan hiçbir şeyime dokunamazsın
    eşyalarımın
    yeri değişirse
    hayatımdaki
    yerin değişir
    yemek
    yaparken yardım edebilirim elbette
    bulaşık
    yıkarım
    çamaşır
    yıkarım
    seni
    yıkarım
    sonra
    halılar
    sonra
    ütü
    ama
    bana yeni bir giysi almayı teklif etme asla
    sen
    kendine dünyada ki her şeyi satın alabilirsin
    ve
    emin ol üzerindeki her değişikliği fark ederim
    hayatındaki
    her değişikliği fark ederim
    ve
    yalan söylediğinde
    yalan
    söylediğini bildiğimi bilmelisin
    hayır
    küpe takamam
    hayır
    saçımı taramıyorum
    hayır
    jöle kullanmıyorum
    hayır
    sakalıma şekil de veremezsin
    eve
    gelmediğimde
    bir
    hatunla birlikte olduğumu düşleme
    yalnız
    kalmak istediğimde
    beni
    rahatsız etme
    ve
    hiçbir arkadaşının
    hakkımda
    ne düşündüğünü bilmek istemiyorum
    arkamdan
    konuşulanların
    arkamda
    kalmasını yeğlerim
    dilersen
    evlenebiliriz
    ama
    akrabalarından herhangi biri
    ilişkimizle
    ilgili fikir belirtemez
    ve
    dahası güzelim
    soyut
    acılarını çözmemi bekleme benden
    elin
    kesilip kanarsa
    kanı
    durdurmanın bir çaresini bulabilirim ama
    ruhun
    kanadığında
    ancak
    kan kardeşi olabiliriz demektir bu
    benim
    ruhumdaki kesikler
    hiç
    kapanmaz çünkü
    anlaştık
    mı?
    ha
    bu arada
    sakın
    bana yeni bir saat alma
    son
    on sekiz yıldır
    saatimi
    değiştirmeyi düşünmedim
    pekala
    pekala
    vazgeçtim
    hiçbir
    şey yapmak zorunda değilsin
    tüm
    bunları
    benle
    tanışmadan önce
    içinden
    gelerek ve
    ben
    söylemeden
    yapıyor
    olsaydın
    bir
    şansın olurdu belki
    değişmene
    gerek yok
    kilidime
    uyan bir anahtara ihtiyacım var benim
    seni
    çilingire götürüp yontamam

    18.eylül.2008
  • hiç sırası değil

    parana
    gerek yok
    ben
    de hiç olmadı zaten
    evini
    de boş ver
    bir
    çok kez sabahladı isem kilise sokağında
    bunu
    bir gün
    ömrümün
    sonuna dek sürdürebilecek kadar
    evirilebilirim
    ya
    da mecbur kalabilirim buna
    ki
    tüm evrimler
    mecburiyetten
    ileri gelir
    devrimler
    ise
    daha
    iyi bir yönetim şekli yalanıyla
    yeni
    bir tasma taktırtmaktan öteye geçmez
    ha
    bu arada sen
    beni
    de boş ver hatta
    sen
    tek başına
    dilediğin
    kadar uzağa gerilip
    şut
    çekmek için
    ve
    koşup sonrasında
    ıskalayabilirsin
    defalarca
    sürdürebilirsin bunu
    ben
    denemeyeceğim
    benimle
    burada ölmek konusunda da serbestsin
    ama
    gitmek istiyorsan
    peşinden
    gelmeyeceğim
    ve
    her ne yapıyorsan yap
    kalsan
    da
    gitsen
    de
    kendi
    çevrende dönsen de
    herkes
    senin çevrende dönse de
    yalnız
    başınasın
    benim
    zamanım
    senin
    zamanına
    dikey
    bir konumda akıyor
    anlık
    bir çarpışma dışında
    bir
    daha asla
    hiçbir
    şey
    hiçbir
    şeye
    temas
    etmeyecek
    bunu
    kanıksasan iyi olur
    uydularımdan
    biri olmaktan vazgeç lütfen

    13.eylül.2008
  • ölene dek tek başına

    odamdayım
    yo hayır kilise sokağındayım

    ellerimi başımın altına almışım
    tavanı izliyorum
    yo hayır, sevgilimle karşılıklı şarap içiyorum

    parmaklarımı çakmakla yakmaya çalışıyorum
    yo hayır, sevgilimin kollarındaki jilet izlerine bakıyorum

    odamda tek başımayım
    yo hayır, sevgilime kiraladığım evde tek başımayım

    odamda iki sek votkayı peş peşe dikiyorum
    yo hayır, okuldan çıkacak olan sevgilime
    iyi bir gece hazırlıyorum mutfakta

    geleceği düşlüyorum
    yo hayır
    geçmişin bir düşten ibaret olduğunu düşünüyorum

    odamda bir başıma volta atıyorum
    yo hayır, sevgilimle istiklalde yürüyorum

    kendi ruhumla sevişiyorum
    yo hayır, sevgilime harikulade bir gece yaşatıyorum

    ruhumun bedenimden ayrıldığı günü hayal ediyorum
    yo hayır, sevgililerimin benden ayrıldıkları
    birbirine eş anıları hayal ediyorum

    odamdayım dedim sana, tek başına

    yo hayır
    hayır yok
    gözünü aç artık
    sokağa atılan yaşlı bir av köpeğinden farkın yok
    avlamayı bilmiyorsun
    avlanılmayı biliyorsun
    bütün dünya üstüne abanıyor sanıyorsun
    oysa, ayakta bile duramıyorsun

    kendini boş ver
    onları boş ver
    herkes seni boş verdi
    ve o yüzden bu şekilde
    dört duvar içinde
    geçmiş ve gelecek üzerine
    kararsız ve beklentisiz bir şekilde
    sikik şiirler yazıyorsun
    sikikler çünkü
    sen de sikiksin

    ruhun bekaretini yitirdi
    defalarca üstelik
    ve her yeni bir sikişte
    o ilk seferki heyecan ve zevk kadar kuvvetli olan
    acı ve tiksinti ile karşılaştın
    hediyen bu senin
    acı ve tiksinti
    dünyaya duyduğun nefret
    yo hayır, kendine duyduğun nefret

    sağırsın oysa
    ve kör
    gerçekleri göremiyor
    sana anlatılanla yetiniyorsun
    yetiniyordun yıllar önce
    ama saf değilsin artık ve
    “keşke saf olabilseydim” diyorsun her yeni gelene
    ama güvenmiyorum artık hiç kimseye
    kendime bile güvenmiyorum
    odamın içinde
    sürekli hayaletler dolaşıyor
    kendini bir bok sanmana neden olan
    sonra kendini bok kadar değersiz hissettiren
    çiğnenip tükürülmüş gibi
    ya da sakat bırakılmış
    eksitilmiş
    yo hayır eskitilmiş
    ekşitilmiş?
    o da kabul
    ve saflığı çalınmış
    bir sülük gibi bile
    yapışkan olamayan
    öylece bekleyen saatlerce
    konuşmayan ve hareket etmeyen
    ama içen ve ağzından duman çıkartan
    işeyen ve ağlayan bir ejderha

    ve bir de, insanı ölümsüz hissettiren
    ve yeni bir aşkın kapısını aralamaya çalışan
    yeni bir vücut ile tanıştıran
    ölümsüz dizeler inşa eden

    ama hayır
    ölüm var sadece
    dizeler ölü zaten
    sen de öldüğünü reddeden bir zombi gibisin
    ve iğrenç bir orospu çocuğu olmamak için
    herkesi itiyorsun başlangıçta

    bak, diyorum ona
    bu gecenin sabahında
    romantik bir uyanış ya da
    tatlı bir gülümseme bekleme benden
    gülümseyebilirim elbette
    ve bu sana çok tatlı da gelebilir ama
    sonrası olmamalı, anlıyor musun diyorum
    zaten olmayacak diyorum
    kırık bir ray üzerinde yürümeye
    mecbur etme beni
    senin için kırık görünmediğini biliyorum şu an
    ama tatlım
    ben öyle görüyorum
    ve kıracak olan da sensin
    yolun yarısında arabayı durdurup
    beni aşağı indirerek tek başına gaza basacak olan
    ve bu o kadar da önemli olmamalı artık
    ya da bir düşe kapılıp
    ölümsüz aşk palavraları ile
    öldürmeyelim birbirimizi diyorum

    ufak ve tatlı bir öpüşme faslı gerçekleşiyor
    sonra göğüsler
    sonra göbek
    sonra daha aşağısı
    ayak parmakları
    topuklar
    sonra yukarı
    sonra tekrar aşağı
    ileri ve geri
    ve sabah doğan güneş

    ve bir kahve yapıyor
    onu yudumlarken, güzel bir geceydi diyorsun
    güzel bir sabah diye karşılık veriyorum
    ve harikulade bir vücuda sahip aslında ama beni
    bedeninden çok
    seviştikten sonra söylediği
    sihirli sözcükler etkiliyor
    gözlerime çivi çakıp
    bir düşü askıya alıyor ve
    aşk yok diyorum, kendi kendime
    ona dönüyor ve
    yanıma gelsene diyorum
    sabah sabah
    bir kez de mutfakta sevişiyor
    ve tekrar uykuya dalıyoruz

    öğleden sonra uyanıyorum
    ve hiç kimse
    bir diğerini ruhen bıçaklamamışken
    son veriyoruz bu işkenceye

    evden ayrılıp durağa geliyor
    ve servisi bekliyorum
    servis geliyor
    içine giriyor
    ve işe gidiyorum

    ve heriflerin çoğu
    gelip geçen hatunlara bakıp
    iç geçiriyorlar
    gerek duymuyorum iç geçirmeye
    kafamı çevirip bakmaya bile gerek duymuyorum
    onlar zaten benim diye düşünüyorum
    hepsi gelecek ve aşk dilenecekler
    bu şekilde devam ettiği sürece
    ve ben de her ne kadar
    bir zamanlar başka birilerinden aşk dilenmiş olsam da
    seksin aşktan daha gerçek
    ve dolambaçsız olduğunu düşüneceğim
    ve bağlılık yeminleri edilmeden
    gerçekleşen bir düzüşün
    her an ihanete
    terk edilmeye ya da
    bir boktan farksız görünmeye
    meyilli gidişattan arınmış bir düzüşün
    aşktan daha saf olduğu gerçek
    -daha üstün olmasa bile-

    bir dakika
    bir dakika
    odamdayım şu an
    sabah mutfak sevişmesi yok
    aşık olmadığın biri ile sevişilen tek bir gece yok
    gündüz yok
    ikindi yok
    tek başıma odamdayım sadece
    yalan gerçekleri diziyorum bir ipe

    yo hayır sevgilimin odasındayım
    tekrar mı başlıyoruz?

    sevgili yok, düşler yok
    yitip giden
    ölen ya da öldüren
    tüm eski sevgililerimin
    kalplerini bantlayıp
    dolabıma kitledim
    ve o dolabın kapısı sadece
    sarhoş ve yalnız gecelerde açılıyor

    az önce açıktı ve
    içinden dört ağır silahlı kadın çıkıp
    barut yerine anı dolu kurşunları
    üzerime boşalttılar
    ben de bunun üzerine
    onlara teşekkür edip
    tekrar kapıyı kitlemeleri için
    seks isteyen herhangi bir kadına
    ödemeli çağrı yaptım ve
    bu gece olabilir, dedim
    o da bana, her gece olabilir dedi

    biliyordum her gece olmayacağını
    her gece olabilirdi elbette
    her gece de sevişebilirdik
    ama onun benimle
    ya da benim onunla
    ölene dek depdebeli aşk tınısını
    birbirimize söyleyeceğimizi sanmıyordum

    ve aşkın içinden
    tutkulu bir sevişme faslını
    cımbızla çekip çıkartarak
    geriye kalan her ne varsa
    yalan, nefret, küfür, kin, aldatma
    orada bırakıp
    sek olarak sevişmek istedim
    istedim sadece
    ve sonra tekrar odamda
    iş çıkışı
    bir başıma kaldım

    pardon bir başıma değil
    votka pall mall ve
    müzik ile baş başa
    bekle şimdi salak dedim kendime
    bir kadını ret ettin
    bir çok kadını ret edeceksin
    ve bu bir intikam değil
    çünkü nefret bile etmiyorsun hiç birinden
    arada bir sana yeniden aşk kurşunu sıkacaklar
    ama aşk silahının kuru sıkı olduğunu biliyorsun artık
    sesine aldanmıyorsun
    vurulmuş numarasına bile gerek yok üstelik
    geçmişte vurulduğunu biliyorlar zaten
    ama yeniden aynı yerden yara almayacak kadar
    sağlam bir çelik yelek edindiğini de biliyorlar
    her şeyi biliyor ama yine de deniyorlar

    denemek istemiyorsun artık
    deney yok
    ve sen de kobay değilsin
    yalnızsın sadece
    ve yine de kadınlardan oluşan bir ordu
    üzerine ateş etmeye devam ediyor
    diğerleri o seri katilleri izleyip
    “beni de öldür bebek” derken
    kalçalara ve göğüslere bakıyor
    yanlarındaki arkadaşlarına fantezilerini anlatıyorlar
    nasıl da yalarım onu diyerek
    serviste, işyerinde, orda burda
    sağır olmanı dilemene neden olan
    salak erkek muhabbetleri
    “öldür beni bebek”

    sen ölmek istemiyorsun artık
    ve ölmeyeceksin de
    ama onların dişleri
    daima etinde olacak
    sert ve ufak ısırıklar
    tırnak izleri
    ıslaklık
    alkol
    sigara
    sabah doğan güneş
    gece batan güneş
    ve hiç kimse bilmeyecek bunu
    yani bilmemeli

    anlatırsan
    ertesi gün gelip sana
    “o hatunu bana da ayarlasana” derler
    sende onlara güzel bir yumruk geçirip yere sermek istersin
    çünkü hiçbir hatun senin gözünde
    üzerinden geçip
    sonra arkadaşına ikram edebileceğin
    bir et parçası değildir

    ama bu yüzden değil de
    yine de o mucizevi gecelerin
    bir başkasının
    otuzbir malzemesine dönüşmemesi için
    susarsın

    ve onlar da seni
    başka bir şey sanarlar
    ve o başka bir şey
    yani ibnelik
    onların gözünde,
    güçsüz
    iğrenç
    ve aşağılayıcı bir sıfattır
    ki anlatırsan da başka bir açıdan
    palavracı görülebilirsin
    herkes bir diğerinin başarısını kıskanır ya da
    inkar eder

    ve bu genellikle
    seksi ya da
    bir kadının içinden geçmeyi
    başarı olarak niteleyenlerin
    yaptığı bir şeydir

    sonra adamın biri gelir ve sana
    saçma birkaç şey fısıldar
    ilgilenmezsin
    kısa cevaplar verir
    bir süre sonra da dinliyormuş gibi yaparsın ve
    “sen neden hiç konuşmuyorsun” der adam
    sigara içiyor musun der ve paketi masaya koyarsın
    “kullanmıyorum” der adam
    “alkol?”
    “hayır kullanmıyorum”
    “hatunları götürmekten bahsediyordun” derim
    “bu şekilde olmaz”

    sonra bana alkolün günah olduğuna dair
    birkaç komik vaaz verir
    günahtır günah olmasına
    ama aynı nedenden ötürü
    zina ya da palavra da günah olmalı
    değildir ona göre

    herkes yapabildiği kadar
    cenneti görür
    ben cehennemin en dibinde yanmayı
    düşlüyorum sadece

    “ne? dün gece bir kadınla mıydın?”
    üstünlük değil bu
    ya da ayrıcalık
    ya da önem arz eden bir olağanüstü hal
    hiçbir şey değil.

    sonunda
    her şey bitince
    odana dönüyor ve
    şu dolaptaki eli kanlı kadınların
    yıllar sonra bile
    “beni aldatıyor musun” demelerinden korkuyorsun
    ama bunu bile demiyorlar
    düşlüyorsun sadece
    ve yalnızsın
    ve votka bitince
    evinin dibindeki
    24 saat açık olan markete gidiyor
    bir paket sigara
    iki şişe şarap
    kibrit ve
    huzur satın alıyorsun

    insanlar talihli olduğumu düşünüyor

    evet, bir düşünelim
    odamdayım
    geçmiş günleri geri getiremeyişimin tasası ile
    ama en azından şu an
    boşalan tüm bardakları doldurmama
    yetecek kadar paraya sahip olduğum için
    talihli sayılabilirim

    ama iki tane aleti
    dört tane dili
    on sekiz de kalbi olan
    bir uzaylı olmayı ve
    on sekiz aşk ile
    tek başıma savaşmayı yeğlerdim

    düşler bazen öldürücü olabilir
    geçmiş günlere duyulan özlem de öyle
    o yüzden
    var olmayan şeyler üzerine
    hesaplanan olasılıkları es geçip
    şiiri bitirelim

    gece devam ediyor.
    ve ölene kadar da
    devam edecek

    4ağustos2008

    sesli hali: https://soundcloud.com/unthatow/odamdayim-okuyan-oncel-inanliizmarit-adam-2013-siir-girdap-zack-unthatow2008