sıkıcı adam
odamdayım
bekliyorum
öyküler
geliyor
geliyor
öyküler
gidiyor
gidiyor
yazmıyorum
geçenlerde
bir roman bile geldi
bir roman bile geldi
çaldı
kapıyı
kapıyı
açmaya
çalıştı
çalıştı
zorladı
ve
çaldı çaldı çaldı
çaldı çaldı çaldı
açmadım
içerden
kitlemiştim zihnimi
kitlemiştim zihnimi
çıt
yok
yok
sonra
bir kadın geldi
bir kadın geldi
bekledi
uzun süre
uzun süre
şarkı
söyledi
söyledi
hareket
bile etmedim
bile etmedim
konuşmadım
da
da
ama
şimdi yazıyorum
şimdi yazıyorum
biraz
üstü kapalı olsa da
üstü kapalı olsa da
kim
anlıyor ki zaten
anlıyor ki zaten
açık
yok
yok
açık
verme
verme
buraya
kadar
kadar
hepsi
buraya kadar
buraya kadar
yarım
kalmış hayatlar
kalmış hayatlar
yarım
bırakılmamış ama
bırakılmamış ama
yarım
kalmış
kalmış
bırakılmamış
kalmış
anlıyorsunuz
değil mi?
değil mi?
kasten
değil
değil
müdahale
yok
yok
istem
dışı
dışı
kendiliğinden
ve
şimdi adamın biri
şimdi adamın biri
“hiçbir
şey sonuçlanmıyor” diyor bana
şey sonuçlanmıyor” diyor bana
öykülerim
söz konusu olan
söz konusu olan
“hiç
bir şey sonuçlanmıyor
bir şey sonuçlanmıyor
hepsi
yarım BIRAKILMIŞ
yarım BIRAKILMIŞ
sonuçsuz
meseleler
meseleler
sıkıcı”
diyor
diyor
“hayatımda
öyledir” diyorum ona
öyledir” diyorum ona
“yarım
yamalak
yamalak
ve
bunu yaşamak
bunu yaşamak
yazmaktan
daha sıkıcı olmalı
daha sıkıcı olmalı
okumanın
sıkıcılığı ile kıyaslayamam bile
sıkıcılığı ile kıyaslayamam bile
gerçekten
yaşanmış olmasını”
yaşanmış olmasını”
anlamıyor
ama
ama
“sıkıcı”
diyor
diyor
“sıkıcı”
diyorum
diyorum
gidiyor
bira
istiyorum bi tane
istiyorum bi tane
ve
odamdayım
odamdayım
beklemiyorum
artık
artık
ama
harekette etmiyorum
harekette etmiyorum
anlıyorsunuz
değil mi?
değil mi?
ben artık anlamıyorum da
24
haziran 2008
haziran 2008