Kategori: yazılar

  • sabaha 26 kala

    ## sabaha 26 kala. ##
    ön bilgi: Ahmed al-Sharaa, Abu Mohammed al-Golani > Hey’et-i Tahrîrü’ş-Şâm (HTŞ) > AL-Nusra> ed-Devletü’l-İslâmiyye (IŞİD), Al-Qaeda (El-Kaide) (wikipedia yönlendirmesi sadece)

    demeç 1:
    Trump: “Suriye Devlet Başkanı çok sıkı çalışıyor, kendisi çok güçlü ve çetin birisi. Orada dünyanın en tehlikeli teröristlerinden bazıları var ve onları o gözetiyor.”
    demeç 2:
    ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack:

    “Suriye’nin artık DEAŞ Karşıtı Koalisyon’a katılan, Batı’ya yönelen ve terörle mücadelede ABD ile işbirliğini yapan meşru bir hükümeti var. Bu durum, ABD – SDG ortaklığının gerekçesini değiştiriyor. SDG’nin DEAŞ ile mücadelede desteklenen birincil güç olma konumu ortadan kalktı.

    …………………………………………….

    soru: düne kadar ABD ordusu, resmi internet sitelerinde işid’e karşı mücadelede SDG’yi müttefikleri olarak tanımlanıyordu. ne değişti? trump&rte ortaklığı size anlatıyor?

    el cevap:
    el-kaide, işid benzeri örgütleri besleyip büyüten silahlandıran ve kontrol eden güç, mezapotamya’yı yaklaşık yüz yıldır kana bulayan güç, filistini kana bulayan güç, iran’da ki mevcut rejimi sovyetlere karşı tesis edip şimdi indirmek isteyen güç, arap halklarının tamamında diktatörleri önce destekleyip sonra bir kısmını indiren güç, osmanlıyı yıktırıp kemalist rejimi kurdurtan, şimdilerdeyse kemalist rejimi sonlandırıp yeni bir uyduruktan müslüman, türk-sunni  kontrolünde yeni osmanlıcı, kindar bir ümmetçilik ile kapitalist emperyalist AKP rejimini onayan aynı güç, aynı merkez.

    bu merkezin yeni aktörlerinden ve zihniyet ikizlerinden biri olan RTE&AKP ve yandaşları ile öte taraftaki Trump&Netanyahu ortaklığı ve onların paydaşları değil sadece sorumlu.. çok daha tepelerde arayın kuklaların iplerini tutan elleri. o güçler firavunlar zamanı mısırda da, amerika’da da köleyi köleye dövdüren, sanayi sonrası dönemde şef amir köleleri işçi kölelerin başına diken merkezle aynı.

    sistemin tüm çarkları birbiri ile bütünleşik bir şekilde dönüyor sadece yüz elli beş yıl değil belki elli beş bin 26 yıldır, gelişip dönüşerek, güçlenip giderek merkezileşerek. bankacılıktan, haritada çizilen sınırlara, bizi din millet renk cinsiyet ideoloji, sınıf diye kutuplara bölüp, fikirsel olarak çatıştırarak veya kanlı savaşlarda ölüp öldüren biri haline dönüştürerek..

    ve giderek katılaşan yüksek teknolojili gözetleme sistemlerini güvenlik bahanesi ile inşa edip özgürlüğümüzü göz ardı eden; iklim bahanesi ile toprağımıza tarlamıza suyumuza havamıza göz dikerken fabrikaların, maden inşaat şu bu vs firmalarının, yüksek teknoloji şirketlerinin,  doğayı sömürmesini görmezden gelen ve görmemizi istemeyen, pandemi bahanesi ile sağlığımızı hiçe sayıp bir dizi yasakla ve kurallarla yeni bir toplum modeline hazırlayan, aynı güç, aynı merkez.


    komplo teorisi diyenlerin beynini komple ele geçirmişler zaten, onlar düzene hizmet ederken hala sistem karşıtı olarak geçinerek, siktirip gidebilir hayatımdan!!! işporta tezgahıma gelirlerse ben bizzat kovarım, zahmet olmaz.

    …………………………………………….

    öz savunma ve karşı saldırı:
    hüdapar’ın, el-kaidenin, işid’in zihniyet ikizi RTE ve avanesi nezdinde katli vacip bir müslümanım, tao ve islam’ı sentezleyen Allah’a ve anarşi’ye gönül vermiş, bu yüzden onların bağnaz görüşlerine göre mürted bir varlığım; ama her ne olursa olsun onların ve elçilerinin tanrılık ve bekalık iddiasını red ediyor illallah’tan önce “la ilahe” diyorum. ilah yoktur. hele hele insan ilah hiç yoktur. olmamıştır. olmayacaktır. olamayacaklardır. istedikleri kadar devletin bekası desinler. bekalık iddiası şirktir.


    özet ve çağrı:
    dünyanın neresinde olursa olursa, hangi varlığa yapılırsa yapılsın, zulme ve katliama karşı olmayanlarla beraber yeni bir dünyayı kuramayız.

    haksızlık kimden gelirse gelsin, zalim baban da oğlun da kardeşin de eşin de olsa, aynı kara parçasına hapsedilip milliyet diye uydurma bir şey ile ırkdaş olduğun iddia edilen biri de zalim olsa, senin çıkarına gelse de onun zalimliği, bu uğurda ölme öldürülme pahasına karşı olacaksın diye öğrendim ben. o yüzden yerzünün zalimlerine karşı mazlumların yanında durmayan ve “ama” ile başlayan cümleler ile savunmaya geçenlerle beraber saf tutmaya devam edip ortak bir dünya düşü kuramayız.

    ukrayna-rusya savaşındaki masum varlıkların yanında (insandan hayvanına bitkisine yaprağına toprağına suyuna kadar); filistinin yanında; iran halkının yanında; amerika’da ki tüm gerçek amerikan yerli halkları, ve afro-amerikanlar, latinler, göçmenler ile ICE’a karşı olan herkesin yanında; ve rojava’nın yanında;  suriye’de zulme uğrayan tüm varlıkların yanında (insan, hayvan, bitki veya kürt türk, arap, alevi, sunni, durzi, yahudi, hristiyan vs ayırt etmeksizin o bölgedeki tüm grupların yanında;

    durmayanlarla….

    işid tohumlarının zulmüme karşı, herhangi bir varlığın özgürce yaşama hakkını savunmayanla beraber yeni bir dünya kuramayız.


    TRUMP&RTE ortaklığı ile maskelenen çok daha büyük bir projenin karşısında net bir politik tavır takınmayan veya hala hiçbir şey olmuyormuş hala her şey günlük güneşlik denizlik kumsallık ormanlıkmış tatil mevsimindeymişiz gibi dünyada sanıp kendini öyle bir yaşam sürüp, düzenin, sistemin, gezegendeki 26 bin yıldır süren sömürü düzeninin değişmesi için mücadele etmeyenlerle, bu saatten sonra yollarımı ayırma kararı aldım. yeter artık. yeterli yani. hala her şey yolundaymış gibi yaşıyorsanız, yaşayın. ona lafım yok. bir gün sizin özgürlüğünüz için de mücadele ederiz. o ayrı. ama zaman kaybettirip üstüne enerjimizi düşürdüğünüz aşikar.

    izmir’de 14 yaşımdan beri yerel olarak verdiğim mücadelede; fikir ayrılıklarımızı bir kenera itip, ortak paydalarımızda buluşarak, özgürlüğümüzü ve zalimlerin zülmüne karşı herhangi bir varlığın yaşam hakkını ve özgürlüğünü elinden geldiğince savunan gezegenin dört yanında bir dolu kardeşlerimiz olduğunu görüyor duyuyor hiisediyor ve biliyoruz.

    umutsuzluk ve mutsuzluk için zaman yok.

    gecenin en koyu hali sabaha en yakınlaşıldığı andır.

    “depresif insanlarla bel bağlarsak dünyayı değiştiremicez kuzen” arky rabia

    “isteseniz de istemeseniz de dünyayı değiştiricez” arky rabia

    peace love révolte

    ZEM’t Galaxyz’Zzz BolOrdusu
    yatay düzey kumandası zackEVA of UnPz Crew

    *görsel: UnPz Crew broşür 2007 sürümü kapağı.


    28 01 26 0426

    09 08 47

    ….

    ps: 01ocak33-29dokuz54

  • always 1312 all states are killer

    polis 1: kadın bir trafik polisi beni az önce kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçirdi “gel beraber geçelim” deyip arabaları durdurarak. ki ben zaten yürüyüp geçiyordum beklemeden (buca heykel tarafı, işlek bir cadde – hastane dönüşü bunalmışım zaten ki genelde ben arabaları sallamam, arkadaşlarımın azarından da fenalık geldi bu konuda) 

    polis 2: “Caddenin karşısında yürüyordum. 17. Cadde ve Broadway. Polis memurları beni kaldırımda durdurdu ve kimliğimi sordu. İsmim konusunda beni terlettiler. Memurlar ‘Yerini öğrenmelisin’ dediler. Beni kırmızı ışıkta geçmekle suçluyorlardı.

    Beni neden böyle küçük bir suçla suçladıkları konusunda söyleniyor ve tartışıyordum. Ben de bağırmaya devam ettim, bana cezamı vermelerini ve işime devam etmeme izin vermelerini istedim. Sonra bir de baktım ki yüzüm betona gömülmüş, elim kelepçeli, yüzüm kan içinde ve tutuklanmaya direnmekten hapse giriyorum.” 1991-tupac amaru shakur

    dediğim gibi ben bugün zaten karşıya geçiyordum ve kendi kurallarını çiğneyen trafik polisinin kendisi idi, olabilir de.. bana iyilik mi yaptı? bu da olabilir.. ki ben zaten araba maraba sallamam geçerim. geçiyordum da.. benim başımda ilgilim olan bir mercii yok, kırk bin kere dediğim gibi, fanzinlerimde çok daha sert metinler kolajlar var, rahatsız olan kendisinin ilgilisi olarak kabullendiği merciisine şikayet edebilir.. 

    bugünkü mevzuya dönersek; hayatım boyu polislerden bekçilerden zabıtalardan güvenliklerden kısaca “üniFORMALİTE’lilerden kişisel olarak üstelik defalarca gördüğüm muameleri düşününce, bugün başıma gelen telafi etmez yaşadıklarımı, yaşadıklarımızı, yaşattıklarını. sadece bu ülkede değil, dünya çapında, o kurum bağlayasıca kurumların.. ki istifa etmeleri dışında hiçbir şey telafi etmez açıkçası.. istifa etmeleri de hemen telafi etmez.. bi sorgulamak düşünmek izlemek anlamak gerekir sonraki süreçlerini yaşantılarını vs.. 

    bugüne kadar düştüğüm karakollarda yaşadıklarım, iki farklı eski sevgilimi karakola çektinlerindeki yaşattıkları.. (birinde ben sonradan haberdar olup ağzımda sigara ile sorgusuz sualsız dalmıştım içeri kapıdaki zarbolara danışmadan, diğerinde sevgilimi alırlarken kavga edip kendimi de onla beraber aldırmıştım, başka alınmalar da var zaten, çocukluğumun ve ilk gençlik yıllarımın geçtiği kuruçayda çingene mahallesinde yunusların çingene arkadaşlarıma yaptıkları.. say say bitmez gerçi) 

    ha bak afyonda esat abime yaptıkları geldi aklıma da şimdi. daha düşünsem çok çıkar.. 

    ülkede ve bütün dünyada yaptıkları..öldürdükleri, sakat bıraktıkları insanlar.. bir kurum kötü ise, içindeki bazılarını kahramanlaştırıp “ama” diye aklayamazsınız.. behzat diye bir kahraman yaratıp dramatikleştirip, romantikleştiremezsiniz.. 

    bu konuda geçmişte uzun upuzun yazdım. tekrar etmicem. pac’ın ve benim kırmızı ışık maceramı anlatayım derken laf uzadı. üniforma fantezisi güvenliklerde de zabıtalarda da askerlerde de var.. suni bir güç elde edip kendini üstün görme kompleksinin ötesinde, sakatlanmış bir zihniyete yol açıyor bu fantezi. 

    kısaca, şiddeti tekelinde bulundurma hakkı olan devletin meşru şiddet güçlerinden birinin içinde masum kalamazsınız. iyi bir anne baba kardeş arkadaş dost olabilirsiniz ama o üniforma içinde emir kulusunuzdur, müslümansanız da şirk koşuyorsunuzdur. ve tekrar söylemem gerekirse, defalarca ve defalarca, “kul” kelimesi “köle” anlamına gelir ve “osmanlı torunuyuz” diyen şahısların, kendi dedelerini dedelerinin dedelerinin dedelerini osmanlı hanedanı ve padişahlar, kulu olarak kabul ediyordu, osmanlı tebaası, osmanlı hanedanı ve dolayısıyla padişahın kulu yani kölesidir.. kendilerini de allah’ın yer yüzündeki gölgesi olarak görürlerdi. topkapı sarayında bu arap alfabesi ile hala yazar.

     e tabii böyle bir gelenekten gelince, yeni padişamızın her emrini, kulu olarak uygulayanlardan birine “sen allahın kulu değil emir kulusun” diye bağırınca kışın izban alsancak girişinde, devreleri kısa süre yanmış, bi yasağı çiğnemişti..

    oluyo öyle şeyler, çok da şaapmamak, çizgiyi bozup, romantik hezeyanlara gebe kalmamak lazım.

    net tavır. fuck ortayol! 

    ACAB!! all states are killer

    ama elbet bir gün onların içlerinden de bir kısmı rüzgar dönüp, terse akan dip akıntı yüzeyi ele geçirip suyun akış yönünü değiştirince, taraf değiştirecek.. o ayrı mesela, bu yazının konusu değil. 

    peace love révolte rabia

    girdo zackEVA undatoe

    5 6 25 11 39

    her metne sabit dipnot: kelime hatalarından, eksik veya fazla yazılmış harflerden sanchez sorumludur. redaktörüm olur kendisi. gözden kaçırdığı bir şeyler mutlaka vardır. kendisi ile spam@unthatow.xyz adresi üzerinden e-posta yolu ile temas kurabilirsiniz. ancak tdk’yı kılavuz edinenlerin imla hassasiyetleri ve diğer edePiyasal karın ağrılarınız için başvurabileceğiniz bir ilgili mercii yok. aslına bakarsanız benim başımda ilgilim olan bir mercii de yok, Allah ya da diğer adı ile Tao dışında. 14 yaşımdan beri katıldığım edePiyat oyunlarında aldığım ödülleri satarak geçimimi sağladığım yönündeki iftiralara itibar ediniz ama.. hadi çav belladonna!

    ..

  • analemma

    çizginizin dışındayım!  

    ateistler içinde tao ile allah’ı sentezleyen tutarsız biriyim. müslümanlar içinde katli vacip bir zındık. sistemin değişmesi gerektiğini düşünenler içinde, oy vermeyen bir hainim. oy vermeyi red eden anarşistler içinde, ürettikleri ve çabası ve kurmaya çalıştığı oluşum ciddiye alınmayan bir fasülye. hayatı boyunca tek bir fabrikada civata sıkmayıp işçi haklarını teoride savunarak sokakta bile olmayanları, prim günüm ve pratiğim ezer geçerken; işçi olduğum dönemde fabrikalarda hiçbir iş arkadaşımla ortak bir mücadele içinde olamayıp patronların şeflerin amirlerin gözüne batan uyumsuz bir aylak oldum. psikolojik olarak bir arızası olmayanlardan, “onca şey içtim senin yaşadığın kafaya eremedim” cümlesini duruma özenerek kurduklarını duyarken; ölene kadar sanrılarını halüsinasyonlarını gelgit akıllarını ruh hallerini dengede tutmak için giderek ağırlaşan ilaçlar kullanmak zorunda kalıp tıp dünyasının her şeyini sorgulamadan doğru görenlerce, doktoru ve psikiyatriyi red edip, sorunu çözdüğünü sanan komplo teorisyeni bir zır cahilim. şair yazar çevirmen falan olan en yakın dostlarımın bile kaale almadığı, yazar olarak görülmeyenim; hayatında okuduğu kitap beşi geçmeyenlerce, tek bir harfimi dahi görmeden el üstünde tutulup yaptığı şeye gereksiz bir saygı gösterisinde bulunulan abartı. 

    o yüzden sayısı bir elin parmağını geçmeyen dost ve hala iletişimimi sürdürdüğüm beş on insan istisna, yok kimse rehberimde ve hayatımda. ve bundan sonra olması da -imkansız olmasa da- zor artık. görüş açımı bulandıran sis bombalarını dağıtmanın kestirme yoluydu bu.

    kendimi, kendi kendime azaltmaya mecbur hissettiğim ve bunu gerçekleştirdiğim için, ve başka bir çıkar yol bulamadığımdan dolayı, herkesten özür diler herkese teşekkür ederim. 

    çok matah bir şey de değilim.. bu dünyada görünmez olmayı ve sessizce kendi halinde takılmayı daha çok severim.. ama tevazu örneği olarak da sayılmasın da bu durum.. yeri geldiğinde, sözümü kulağınıza çakmayı da bildim. 

    çizdiğiniz hiçbir doğru çemberine ait değilim.. yanılıyor da olabilirim. bırakın da, yan yatmış bir sekizin ikiye bölünmüş parçasından biri olarak sıfırlandığımı bilip, diğer sıfırım ile bir gün yan yana gelerek sonsuzluk işaretine varıp tekilleşeceğimizin düşünde eriyeyim.. 

    23 04 30 03 23 

    * başlık: Analemma, Astronomide bir gök cisminin (genellikle Güneş’in) bir başka gök cisminden (genellikle Dünya’dan) gözlendiği zaman, gökküre üzerinde günün belli bir anındaki ortalama konumuna göre yıl içerisindeki hareketini gösteren eğridir. Bir analemma fotoğrafı, yıl içerisinde farklı günlerde hep aynı saatte (yaz saati uygulamasını da hesaba katarak) Güneş’in fotoğrafını çekerek elde edilebilir. Dünya’nın Güneş çevresindeki yörüngesinin eğikliği ve elipsliği yüzünden, bu durumda 8’e benzeyen bir şekil elde edilir.  (kaynak: wiki)

    her metne sabit dipnot: kelime hatalarından, eksik veya fazla yazılmış harflerden sanchez sorumludur. redaktörüm olur kendisi. gözden kaçırdığı bir şeyler mutlaka vardır. kendisi ile spam@unthatow.xyz adresi üzerinden e-posta yolu ile temas kurabilirsiniz. ancak tdk’yı kılavuz edinenlerin imla hassasiyetleri ve diğer edePiyasal karın ağrılarınız için başvurabileceğiniz bir ilgili mercii yok. aslına bakarsanız benim başımda ilgilim olan bir mercii de yok, Allah ya da diğer adı ile Tao dışında. 14 yaşımdan beri katıldığım edePiyat oyunlarında aldığım ödülleri satarak geçimimi sağladığım yönündeki iftiralara itibar ediniz ama.. hadi çav belladonna!

    ..

  • the midnight-fight / the victory of mental force

    yalnızdım, ve bu konuda ne yapabileceğime dair herhangi bir fikrim yoktu. bir şeyler yazıyor, ama bunları kime okutabileceğimi bilmiyordum. çevremde babam dışında herhangi bir şey okuyan yoktu ve babam ise kitap değil de daha çok at yarışı bülteni ve çalıştığı kahveden eve gelirken getirdiği müşterilerden kalma gazeteleri okurdu. yazdıklarımı ona okutma cesaretini, çok ama çok uzun yıllar sonra bulacaktım. onun bu dünyayı terk edişine bir parmağın boğumlarının sayısını geçmeyen yıllar kala.. 

    yazan bir insanın, ya da bir yazarın, yazmak üzerine zırvalaması, kolaya kaçmaktır. ve benim genellikle en çok yaptığım şeyin bu olduğu söylenir. hem yazmak üzerine çok fazla zırvaladığım hem de hayatın bütünü içinde kolaya kaçtığım. oysa yazmak üzerine zırvalarken yanında bir çok şeyden de bahsettiğim, gözden kaçırıldığı gibi, hemen hemen her konuda kolaya kaçtığım da, -örneğin gazete ve dergilerden kestiğim kelimeleri yapıştırırken özensiz oluşum gibi- işin gerçeğinin ve buz dağının altındaki desibelin eksi kaç saniye olduğu bilinmeden yapılmış bir yorum olur. 

    o halde devam edelim. devam edebilecek miyiz? deneyelim. denemeye değer. bundan eminim. ki oysa yazdığım zırvaları aynı harf ve noktalama işaretleri ile, on yüz bin milyon kuyruğu olan biri kendi adına paylaşmış olsa, çok büyük anlamlar atfedilir ve haddinden çok değer görebilirdi. ve on yüz bin milyon vericisi olanların ürettiği herhangi bir atraksiyonu, noktasına harfine kağıdına kapağına karışmadan kendim bassaydım, bugüne kadar ürettiğim herhangi bir işten farklı bir etki-tepki mekanizması işlemezdi. bunun, içeriğe değil isme bakarak hüküm verenler ırkı -insan ırkı- oluşumuzla çok ilgisi var ve yüz bin sene önce de bu böyleydi belki. 

    kısaca, bu durum için kendim dışında kimseyi suçlamıyorum. içinde bulunduğumuz çağ ve bu çağın gerektirdiği söylenilen iletişim ve illetizm teknolojilerinin yarattığı unsurlar dahil. örneğin kullandığınız kelimelere göre bir algoritma oluşturan arama motorları ve o algoritmaları kandırma yöntemine göre kaleme alınmış metinlerin şansı es geçmesi yok sayması ve öne çıkması gibi.. ya da sosyal medya denilen başka bir yayılma geğirme gerilme ve aynalaşma merkezinde sahne alırken, hedefi belinden vurmak için gereken etiket reklam bilgisi, şu bu o ben siz onlar yayılmacılığı… hatta daha da önemli olan, görsel veya işitsel yayınların albeniciliğini es geçip, harflerden siyah beyaz ve soyut resimler yapmayı sürdürüşüm gibi.. 

    üstelik bir kaç kez dile getirdiğim gibi, giderek de soyutluk alegori metafor seviyesi artarken bu resimlerimin, -resimlerimi sizin kendi zihninizde oluşturmanız gerekiyor bu arada, hayal gücünüze göre, harflerimin üzerinden dikkatlice ilerken- oluşum periyotları arasındaki fark da açılıyor.. 

    ama en başa döndüğümü dile getirmek zorundayım. hikayenin en başına.. 

    yalnızım, ve bu konuda ne yapabileceğime dair herhangi bir fikrim yok. bir şeyler yazıyor ama bunları kime okutabileceğimi bilmiyorum. eskiden de bilmiyordum. sonra bir şey oldu, ben sokak edebiyatı sitesini 2000 yılında açtıktan ortalama dört beş sene sonra birileri geldi. hem okuyan hem yazan birileri. zaman ilerledi, ve 2009 ortası bu gelenler bir sihirbazlık gösterisi gibi aniden ortadan kaybolup kendimle beraber, iki sene sonra yenileri ile beraber tekrar ortaya çıktı. 2014 ortası tekrar kaybolup 2016 başı yenileri ile beraber tekrar geldi. sonra 2018 başı tekrar kayboldu ve bu kaybolup görünür olma sekanslarına ben de dahildim. sadece artık olan şu ki;

    sıkıldım. sıkıldım ve yoruldum. yoruldum ve sıkıldım. bu iç içe geçen döngüden. üstelik, bu sarmal, dışa doğru değil, içe doğru evriliyor. döngü, içe merkeze kendine doğru akmakta. bir nevi girdap. ama kendi dışında hiçbir şeyin kapsama alanına giremeyecek kadar manyetik gücü tükenmiş durumda. sadece kendi gibi, bu anlamda çekim gücü tükenmiş, yine bir parmağın boğumunu geçmeyen istisnalar hariç. 

    o halde ne yapalım? o halde diğerlerini siktir edelim abi demiş bu arkadaş. başarılı bir şekilde etmiş de. etmiş etmiş etmiş, ve en son bir ay kadar önce, elde kalan kartlarının uzun çok uzun zamandır, kimisini 20 yıldır kimisini 10 yıldır elinde beklettiği ve belkide bu yüzden aşınarak, masadaki amaçları bizden zıt rakiplere göz kırpar hale geldiğini açık eden kartları da; pas demek yerine, yerine yeni bir kart çekmeden eksik kağıtla oyuna devam edeceğini bildiği halde, elinden çıkarmaya karar vermiş.. 

    bu ne demek? bu şu demek.. bariz bir şekilde taraf seçilmesi gereken konularda dahi yanında durmayanları hatta amacı kendimizden zıt olan karşı tarafa, fosforlu göz farı gibi rol kesenleri hayatından kovmak demek. son bir ayda, elde kalan bu kartları sıra sana gelmeden ve yerine bir şey çekmeden yere atmak demek. insanın dostlarına bir poker masasındaki elindeki kartlar üzerinden bir tanım yapması saçma gelebilir size, bence gayet anlamlı. çünkü bir oyun oynamıyorum ben, verdiğim mücadele masadaki diğer oyuncularla değil, ganyota göz dikip rest denmiş bir kararlılıkla, temsil edilmek isterim. ve bunu da ifade edişimin üzerinden asırlar geçti. 

    aslında her şeyin üzerinden asırlar geçti güzelim. hatta asılların bile üzerinden geçtiler, kafalarını gökyüzüne bir an bile çevirmeden üstelik. o halde üzerinden değil altından geçmiş olmalılar, ezerek üzerlerindeki gökyüzünü ve içinde barındığı ‘asıl’ dediğim her şeyi. çünkü burada bir şeyi görmeden üzerine basıp geçmekten bahsederken fark ederseniz, ‘kafalarını gökyüzüne bir an bile çevirmeden’ diye ekliyorum. bunu açıkladım, pek sık yaptığım bir şey değildir oysa satır aralarımın açıklamasını yapmak, yoksa beş sayfada anlattığımı iki yüz sayfaya sığdırmam gerekir ve bu durumda burada ganyot kelimesinin geçtiği kısım örneği, bir sistem eleştirisi olarak 20 sayfayı kaplar. 

    anladığını bildiğim bir kaç insan var. yeterli. anlayanların anlamayanlara anlatmasını istemek gibi, bir kibir de barındırmıyorum üstelik. artık daha kapalı daha içe dönük ve daha karanlık yazıyorum sadece. ve eskiden yazdığım zırvaları okuyan sonra okumayı da hepten bırakıp iletişimi de kesen bazı eskiler ve eksilenler, dönüp şu an okusa, 2003’de aldığım eleştiriye benzer bir saçma eleştiri alırdım. “eskisi gibi yazmıyorsun” olabilirdi bu ki, 2003’deki eleştiri soru işareti ünlemin ilk sayısını allayıp pullayan, distroyu beraber kurduğum kinli tenekenin, aynı işin ikinci sayısına “bu mu senin yeraltı anlayışın, bu mu edebiyat, bu mu o bu mu şu, küfürden başka bir şey yok” gibi gayet kendinden beklenecek şekilde tutarsız bir linç girişimiydi. 

    tekrar başa dönelim mi? olur. neden olmasın. yazı benim, laptop benim, parmak benim, elektrik ve yazı gıdası olan sigara çay kahve benim. dön baba.. dön-elim

    yalnızım, ve bu konuda ne yapabileceğime dair herhangi bir fikir edinmek istemiyorum.. bir şeyler yazıyor, ama bunları kime okutabilirim diye düşünmüyorum.  çevremde artık babam da yok. çok da uzak olmayan bir vadede annemin de olmayacağını hissedebiliyorum. neyseki yılın hangi ayı, ayın hangi haftası, haftanın hangi günü veya günün hangi saati olursa olsun, aramak istersem, arayabileceğim beşi bulmasa da sayısı, canlı var. kendilerine canlı dedim, insan diyerek hakaret etmek istemediğim için. sorun şu ki, biri hariç hiçbiri ile aynı şehirde yaşamıyorum. eskiden bu sayı, ikisi hariç idi. o biri de bazen olmuyor kentimde. ben de bazen kendimde olmuyorum gerçi, son beş yıldır ölü oluşum ya da son 11 gündür, fişi çekilmiş buzdolabı gibi bir zihin ile kalışım gibi. ve az önceki ‘ben de’ kelimesinin kendinden önceki cümlelerden sonra gelip, türkçede bir anlam bozukluğuna yol açtığını biliyor musunuz? türkçeyi bilmeden bozmuyorum örtmenim, türkçeyi bozmuyorum, harf devrimi ve sonrasındaki uydurmalar ile ırzına geçilip öldürülmüş bir dili kullanıyorum zaten ben. hayatım boyunca osmanlıcı olmadığım gibi, mustafa kemal’den de nefret ederim. ruslar japonlar çinliler, alfabeleri farklı diye çağdan geri kalmadı da üstelik! 

    dünyada insan demeyi hakaret olarak görebileceğim bir çok varlık var elbet, bir kısmını şahsen tanıyorum da. çoğu ileyse de henüz tanışmadık sadece, yollarımız kesişmedi ve belki de asla temas etmeyeceğiz. sadece sayılarının arttığını biliyor, görüyorum -inanıyorum demedim. tanrı konusundaki cevabıma benzedi bu:

    “tanrıya inanıyor musun girdo?”

    “hayır!”

    “ateistsin o halde”

    “tanrı’yı biliyor, görüyor, hissediyorum” 

    bu görmenin şahsen olduğu zannına kapılanlar beni bir tımarhaneye kapatmak isteyebilirler, bu kelimedeki ‘tımar’ kısmının somut halini, veya herhangi bir ilacın ne gibi fiziksel ve psikolojik reaksiyonlar doğurduğunu şahsen deneyimlemeden üstelik. sırf bu yüzden sanrı ve paranoya konusuna söven bir insanı, üzerine basa basa bir insanı, tamamen hayatımdan çıkardım geçenlerde. insanların hangi şartlar altında neler ile mücadele ettiğini bilmeden onları yok sayamazsınız.. 

    insana gelirsek, kuranda insan yerden yere vurulur. Allah’ın bildiği bir şey var demekki.. tıpkı rpg türü oyunlardaki gibi, bu yaradılışın, belli seviyeleri vardır; -evrimden bahsetmiyorum- ve insan oluş bu seviyelerin ilkidir. tıpkı rpg oyunlarındaki başlangıç seviyesi gibi. herkese aynı zorluk seviyesi gelmese de ve bu anlamda bir eşitlikten söz edemeksek de, emin olun bir denklik vardır. tekrar etmiş olucam ama, kümeler konusundaki eşit ve denk kümeler meselesi bu sözünü ettiğim nane. ve büyürken bir karektere de -rpg oyunlarındaki gibi- bürünüp ilerliyorsunuz işte. sadece ben kazanmaya ve masadan yüklü bir miktar ile kalkıp, oyundaki diğerlerinin alın terini cebime atmayı değil, ganyotu istiyorum.. o yüzden yola kimle çıktığım, yani ortak olarak gördüğüm, birbirimizin elindeki kartlar olduğumuz dostların kim olduğu önemliydi. o yüzden ban yedi son beş yıl içinde, özellikle son beş ayda giderek artan bir hızda, odamdan telefonumdan ekranımdan gözümden kulağımdan dilimden nefretimden öfkemden sevgimden saygımdan, birileri.. 

    2.

    yaldızdı. ve bu konuda çok şey yapması gerekti. rap yapıyor, ama bunları kime dinletebileceğini bilmiyordu. yetiştirme yurtları ve koruyucu ailelerde geçti yaşamı. daha çok sokakta. yıldızlardan geliyordu ve yayınladığı son işin adı “eve gitmek istiyorum” idi. ganyotu patlatıp yakacağımıza dair inancımın güç kaynağıydı. yaşam destek ünitemdi. kardeşimdi. kuzenimdi. hiçbir cinsellik içermeyen bir tür aşk ile bağlı olduğum uzaktan sevgilimdi. eşimdi. eşiğimdi. yaldızdı. 

    sonra yıldız oldu. yıldız olmaya karar vermedi. bunu istemedi bile. bundan rahatsızlık duydu. kaçtı. her şeyi ile ve bütünüyle. tamamen. her şeyden. o, evine gitmek istiyordu, geldiği yere, yıldızlara. ve başka bir şarkısında da dediği gibi, gelecekten geliyordu. yıldızlardan geliyor ve evine gitmek istiyordu. ve buna çok az kaldığını kendisi de benim gibi, ve bir çok başka varlık gibi, biliyordu.. 

    3. 

    yalnızdık. ve bunu pek sorun etmedik. herkes yalnızdı. sadece bunun farkında olanlar ve olmayanlar vardı. farkında olmak, zihninizdeki duvarların yıkılmasına neden oluyordu, acı verici bir deneyim ile. sonra, bizim yalnız olduğunun farkında olanlarla, hiçbir şeyi endike etme çabası gütmeden, dünyanın değişeceğini bilerek, görerek, buna göre yaşayarak, ve değişim sürecindeki, yani dip akıntının ana akıntının yönünü değiştirme gücünü bulacak çokluğa erişeceği ana kadar, bu değişim sürecindeki etki gücümüzün yani tuz miktarımızın bize kazandıracağı ünvan ve övgü ile ilgilenmeden, yaşamımıza devam ederdik. aynı masada oturduğumuz ve ruhumuzu açtığımız insanlar, bir ameliyata girip bizi değiştirmeye kalkarsa da, kıçlarının altındaki sandalyeyi çekip, dev bir ayna ile kaplı duvarla çarpışacakları güne kadar, oyunumuzda fasülyeden sayılmalarını tercih ederdik..  

    4.

    yalnızdı. özlemiştim. sadece sarılıp uyumak istiyordum, ona, öncesinde gözlerimdeki yaş bitip artık kan akacak dereceye varana kadar ağlayarak.. ulaşsam dahi, buna izin vereceğine dair bir umudum yoktu. ama sesi, kulaklığımdan zihnime, bir kardeşinden gelen öfke umut aşk ve devrimin yıldızlı nöronlarını ulaştırırcasına, ertesi güne sağ çıkmamı sağlıyordu.

    5. 

    yalnızdım. herkes gibi. ve bu konuda bir şey yapmam gerekmiyordu. yazmaya devam etmek dışında. elbet biri duyardı. benim de başkalarını duyduğum gibi. kulaktan kulağa oyunu gibi. kriptosu alıcısı olmayanlar dışında çözülemeyip, diğerlerine anlamsız ve tutarsız ve ‘akıl dışı’, yani ‘delice’ gelen ama aslen bir parola olan söz öbeği gibi. 

    kapaktan sonraki ilk sayfasında “orada kimse var mı?” diye sorduğum bir yayınım vardı, 20 yıl önce bastığım. artık bunu sormanın bir öneminin olmadını biliyorum. asıl söylenmesi gereken şuydu:

    ben buradayım. 

    olmaya da devam edicem.

    eve dönene değin. 

    yıldızlardan geldiğimizin, bilincinde olarak.. 

    dünya bir toz ve gaz bulutuymuş derler. ekleyelim; insan da, var olmadan önce bir balçık idi. süresi dolup tekrar toprak olduktan sonra, ölümsüz olarak dirilmek üzere, yer küreye indirildi. seninle beraber indirilenleri ve buna vesile kılınanları dost edinme, denilerek. 

    yalnız değiliz!

    // 23 04 28 03 28

    * başlık eloy’un dawn adlı albümünden bir şarkısının ismidir. 

    her metne sabit dipnot: kelime hatalarından, eksik veya fazla yazılmış harflerden sanchez sorumludur. redaktörüm olur kendisi. gözden kaçırdığı bir şeyler mutlaka vardır. kendisi ile spam@unthatow.xyz adresi üzerinden e-posta yolu ile temas kurabilirsiniz. ancak tdk’yı kılavuz edinenlerin imla hassasiyetleri ve diğer edePiyasal karın ağrılarınız için başvurabileceğiniz bir ilgili mercii yok. aslına bakarsanız benim başımda ilgilim olan bir mercii de yok, Allah ya da diğer adı ile Tao dışında. 14 yaşımdan beri katıldığım edePiyat oyunlarında aldığım ödülleri satarak geçimimi sağladığım yönündeki iftiralara itibar ediniz ama.. hadi çav belladonna!

    ..

  • sizinle aramdaki 26 fark

    sen insanlara ev yapımı şarap satıyorsun
    ben kağıda sarılı bilgi ve umut
    sen ölüm ve uyuşma biçimlerini desteklerken
    ben ev yapımı ölümsüzlük*

    vicdani redçi bir antimilitaristsin sözüm ona sen
    ben tepemizdekiler ve hayatımızı felç eden herkes ile
    kazma kürek kasatura
    gerekirse termodinamik bomba kullanıp
    savaş vermenin peşindeyim

    sen mücadeleye direniş adı verir savunmaya geçersin
    bense kaleyi dahi boş bırakıp
    kaybedecek hiçbir şeyimizin olmadığının bilincinde
    tam saha hücüm etmek istiyorum
    saldır!

    dilini ve sanal aktivitelerini
    insanları fişleyip etiketleyip
    bu eylemine ifşa deyip
    fan girl takımına linç ettirmek için
    militaristçe kullanırken
    gerçek failleri es geçersin sen
    bense o sahte hedeflerin
    ve sistemin kuklalarının
    üzerime fırlattığı okları
    çıkarmak için bile
    zaman harcamıyorum

    o yüzden eski dostum
    yollarımız birbirine
    simetrik bile değil
    dikey dahi değil
    ki çarpışalım bir gün
    herhangi kavşakta

    sen otostop çekip
    kendini taşıyacak bir yük ararken
    ben yolun kenarında
    kaldırımda
    elimi bile kaldırmadan
    yanıma oturup yoldan çıkacak
    insan bekliyorum

    ve lütfen
    tüm bu şeyleri ve daha fazlasını
    yüzüne söyleyemeyeceğimi
    bir kez daha düşünme
    yüz ifademden ve gözlerimden
    anlayamadığın beni
    kelimelerim sana
    naklederse
    tüm sahte pasifistliğin
    şiddet kullanan birine dönüşmenle
    ve senin deyiminle
    "ifşa" olur!

    bu şiir
    kendim ve
    ruhuma eşlenik düzeyde savrulan
    yıldız tozları için

    sizin için bile
    değil

    09 04 23 11 22
    zackEVA!

    *ev yapımı ölümsüz kısmı çağrı sinci ve servet azimli’nin bir şarkısından araklanmıştır: “ev yapımı ölümsüzlük” şarkının adı..

    her metne sabit dipnot: kelime hatalarından, eksik veya fazla yazılmış harflerden sanchez sorumludur. redaktörüm olur kendisi. gözden kaçırdığı bir şeyler mutlaka vardır. kendisi ile spam@unthatow.xyz adresi üzerinden e-posta yolu ile temas kurabilirsiniz. ancak tdk’yı kılavuz edinenlerin imla hassasiyetleri ve diğer edePiyasal karın ağrılarınız için başvurabileceğiniz bir ilgili mercii yok. aslına bakarsanız benim başımda ilgilim olan bir mercii de yok, Allah ya da diğer adı ile Tao dışında. 14 yaşımdan beri katıldığım edePiyat oyunlarında aldığım ödülleri satarak geçimimi sağladığım yönündeki iftiralara itibar ediniz ama.. hadi çav belladonna!

    ..

  • bu cennette bayılmıcam

    radyo anonsu ve şarkısı

    içkiyi azaltalı epey epey azaltalı (15 tane kırmızı tuborg ya da üç litre şaraptan bir iki biraya, haftada en az beş günden iki üç ayda bir periyoduna.) çok olmuştu. epey bir çok.. sonunda alkolü bıraktım da diyebilirim. rahatlıkla..

    ancak tütüne ise daha sıkı abanıyorum artık ve gelmeyen olmayan geçmiş olan gençliğimin her sabahında olağan hale gelen gün içinde kendini tekrar eden öksürük krizlerim geri geldi..

    2002’den beri de temizim..

    ölmem. anlaşmam var.. 2056 yılı 8 ağustos’ta ölücem kalp krizinden ölücem.. telaşa mahal yok..

    gece evimin dibi merkezi olan deprem oldu.. tek bir an korku gelmedi kendim için.. dediğim gibi.. anlaşmam var, ne göçük altında kalır ne de ölürüm.. şaka mı? 1 nisan’a üç gün var daha.. peace..

    Constantine – Varoşlardan Ezgiler https://youtu.be/vhHjqUp-F94

    her metne sabit dipnot: kelime hatalarından, eksik veya fazla yazılmış harflerden sanchez sorumludur. redaktörüm olur kendisi. gözden kaçırdığı bir şeyler mutlaka vardır. kendisi ile spam@unthatow.xyz adresi üzerinden e-posta yolu ile temas kurabilirsiniz. ancak tdk’yı kılavuz edinenlerin imla hassasiyetleri ve diğer edePiyasal karın ağrılarınız için başvurabileceğiniz bir ilgili mercii yok. aslına bakarsanız benim başımda ilgilim olan bir mercii de yok, Allah ya da diğer adı ile Tao dışında. 14 yaşımdan beri katıldığım edePiyat oyunlarında aldığım ödülleri satarak geçimimi sağladığım yönündeki iftiralara itibar ediniz ama.. hadi çav belladonna!

    ..

  • ayın kızı

    şimdi sen
    nerde olduğunu bilmediğim bir boşlukta
    durmaktasın

    nerde olduğunu bilmediğim değilsin sen
    sen daima kulaklığımdan benimle
    konuşan bir gerçek
    realitik sanrılarımdan öte
    en yakın dostum kadar varsın
    günümde ve gecede

    hangi yıldız bize göz kırpıyor aynı anda
    bize derken tüm insanlığa
    ve daima bahsettiğin gibi hangi yolu gösteriyor
    yıldızlar bize daima
    düşünüp dururken zamanlar boyu bunu
    hayatlar boyu
    hayatların içinden geçtim
    kimse geçmese de benim içimden
    o derece derine inme cesareti gösteremese de kimse
    boşluğuma bakıp düşmekten korkup kaçıp giderek
    koşarak
    kaçarken daima
    kendi inlerine
    sen daima sol cebimde taşıdığım çakmak
    gölgelerden kaçtığım mağaram

    geçmişi yakmama engel olan ateştin her koşulda
    geleceği yanlış başıma inşa etme olasılığım yüksek olsa da
    ilk tuğlayı atan
    ilk harcı karan
    yol gösteren öğreten dindiren
    dinlendiren
    dillendiren
    kalbimin üzerindeki görünmeyen atar damardın
    düşersen kanarım

    yıllar akıp geçti
    akıp geçti ve kulaklığımdan beynime
    nüfuz eden varlığın
    beynimden gözlerime akarak
    ne kadar yok olmaksak da fizik alemde yan yana
    zihnimden gözlerime akarak
    en güçlü hayaletim oluverdin bir anda

    üstelik
    üstelik gerçek dünyada da karşılığı olan
    yani aslında kurgu karakter olmayan bir hayalet

    kaçmak için değildi asla sana sığınışım
    sesine müziğine duruşuna varlığına sana
    bu derece aşık olan benin
    tüm dünyanın azameti ile üzerime her gelişinde
    çaresizlik içinde devrimci düşlere dalıp
    gerçeğe aks ettirebilmek içindi değişim fırtınasını
    sana tekrar tekrar dönüşüm kulaklıktan
    dışarıya kulağımı kapatıp

    gebe bırakmak için geçmişin kadim mirasına şu anı
    atalarımızın öğretilerini çocuklara aktarabilmek ve
    birer tohum ekebilmek için güneşin sekiz dakika öncesine
    zaman makinemdin benim
    benim bilmediğim anlamadığım bir dilde krokisini çizen
    gerçek hakikatin

    şimdi sen
    nerde olduğunu bilmediğim bir boşlukta
    durmaktasın

    aynı boşluğu taşıyor olduğumuzun bilincinde
    burada
    kendinde ve kendi halinde
    boşluğa ve sana sadık kalarak
    bir şeylerin değişmesini beklemeyenleri sollayıp ölümü göze alıp
    hangi şeritte olduğumu
    veya karşıdan gelenin
    yani gelecekten
    gelenin
    geleceklerin
    geleceğin
    ne kadar büyük bir karanlıkla çullanacağını bile bile üzerime
    üzerimize
    üstüne tüm dünyanın
    son sürat sürüyorum ruhumu ona karşı
    kesilirse kesilsin bilek
    akarsa aksın ruhum içinden
    sıkıyorsa denesin beni öldürmeyi yaşam
    öyle bir sert kaya ki senin yıldız tozundan olma tözün
    bendeki karanlığın gözlerimi almasına engel oldu ışığı

    karşıdan gelen olsun her ne olursa
    ve her ne kötücül hedefi olursa olsun
    çarpışma anında daima
    var çıkıp sen ben biz dostlar ve canlılık
    sağ çıkarak
    yeni bir nebula oluşturucak
    sana doğru çekilen
    gerçeğin ve bizi dünyayı insanlığı
    kurtabilecek sevginin
    tohumunu sunacak
    her karanlıkla çarpışmamız

    bir ayın kızı daha
    birçok ayın kızını daha
    birçok güneşin oğlunu da
    hayata ve kendine döndüren insanları
    tohumları saçacak saçtı saçıyor saç…

    her bir an ve an be an gerçekleşen
    sabit olan zamanın içinden
    geçen varlıklarımızın
    varlıklarımızla
    bütünleştiği her an
    boşluklar büyüyecek

    ve o boşluklarımızı doldurmak yerine
    içine bakıp düşmekten korkanlardan uzaklaşıp
    birbirimizin ve kendimizin
    ruhunu dekore edip onarıp onore edip yıldızlar ekip
    yeniden, eskinin çok eskinin geçmişin modern zamanlarına
    geriye dönüşü
    hazırlayacak..

    17 03 23 00 18

    her metne sabit dipnot: kelime hatalarından, eksik veya fazla yazılmış harflerden sanchez sorumludur. redaktörüm olur kendisi. gözden kaçırdığı bir şeyler mutlaka vardır. kendisi ile spam@unthatow.xyz adresi üzerinden e-posta yolu ile temas kurabilirsiniz. ancak tdk’yı kılavuz edinenlerin imla hassasiyetleri ve diğer edePiyasal karın ağrılarınız için başvurabileceğiniz bir ilgili mercii yok. aslına bakarsanız benim başımda ilgilim olan bir mercii de yok, Allah ya da diğer adı ile Tao dışında. 14 yaşımdan beri katıldığım edePiyat oyunlarında aldığım ödülleri satarak geçimimi sağladığım yönündeki iftiralara itibar ediniz ama.. hadi çav belladonna!

    ..

  • gece üç beş nöbeti

    bana uykunu düzene sok diyorsunuz sayın doktorlarım, siz dünyanın 24/7 olan dur durak bilmeyen soluksuz üretme ve tüketme odaklı çalışma saatlerini düzene sokun. hayatım boyunca vardiyalı çalıştım. şimdi benden düzenli uyuyup sizler gibi gündüz yaşamamı beklemeyin. bazen gecedir hayatım bazen gündüz bazen akşamüstü gelirim kendime. ama daima ay ve güneş’in dansına amade, yıldızlarla sarmaş dolaş, bulutlarla arkadaş, ister bembeyaz pamuk gibi olsun onlar isterse koyu gri ve patlamaya hazır bir öfke halinde..

    işe gidip uyudum. eve gelip uyandım. gece gündüz akşam. bir noktada dur denmeliydi. dedim. biyolojik saatimin dengesini daha fazla linç ettirmemeliydim. ve işte şimdi burada, tam olarak iki saat uyumuş ve geceyi çıkarmaya hazır halde on dakka sonra gene uyuyabilirim belli olmaz deme özgürlüğünde, kendime satıyorum saatlerinizin tik taklarını.. özgürlük, ramak kala beni hapsetmelerine, kaçtım sana parmaklıklarından zamanın icad ettikleri akrep ve yelkon’un zil sesi ile böğrüme sapladıkları oklarından.

    burdayım.. şimdilik. şimdi. andayım. ŞUA’nın.. bilincinde. zen’e beş kala, genlerinizden ve hemen gellerinizden arınarak sistematik hapishanenizin..

    16 03 23 22 36

    her metne sabit dipnot: kelime hatalarından, eksik veya fazla yazılmış harflerden sanchez sorumludur. redaktörüm olur kendisi. gözden kaçırdığı bir şeyler mutlaka vardır. kendisi ile spam@unthatow.xyz adresi üzerinden e-posta yolu ile temas kurabilirsiniz. ancak tdk’yı kılavuz edinenlerin imla hassasiyetleri ve diğer edePiyasal karın ağrılarınız için başvurabileceğiniz bir ilgili mercii yok. aslına bakarsanız benim başımda ilgilim olan bir mercii de yok, Allah ya da diğer adı ile Tao dışında. 14 yaşımdan beri katıldığım edePiyat oyunlarında aldığım ödülleri satarak geçimimi sağladığım yönündeki iftiralara itibar ediniz ama.. hadi çav belladonna!

    ..

  • x eşittir hem 2 hem de eksi iki ise x’in karesidir soru

    insanları, onların size kendi hakkında anlattığı şeylerden tanıyamazsınız. bilinçli olarak anlatmadığı, es geçtiği şeyleri görmeye başladığınızda, tanımaya da başlarsınız ki benim açımdan kimse kimseyi yüzde yüz olarak tanıyamaz, anlayamaz. hissetmeye inanırım ben ve bunun için de kelimelere gerek yoktur, heba edilmiş anlamlar bütününe..

    işte tam da bu yüzden, yazdıklarımdan etkilenip kapıma gelirseniz, “seni tanıdım, anladım, hissettim” gayesi taşıyarak, bir duvara tosladığınızda, sorumlusu ben olmam. yeni bir insanla tanışmak, yeni birini tanımak, yeni bir dost edinmek, yeni herhangi başka insan, gereksiz benim açımdan.. elde kalanlar yeterli; onlar da, hayatımdan silinenleri hesaba katarsak, beşi geçmez ne yazıkki.. işte tam da bu yüzden, yazılanlar ve yaşanılanlar hayatın farklı iki boyutudur. her ikisinde de ben yine ben olsam da; senin beni o küçük telefon ekranından dışarı taşırıp bir çay ocağında çay içerken verdiğin “hayal ettiğim gibi değilmişsin” tepkin, senin koşullanmandan ve kafanda kurduğun bir imgenin ben olamayışımdan ibarettir. yanlış kurmuşsundur ve sana yanlış kurdurtan ben değilimdir ve bunun da sonuna kadar arkasında dururum. ürettiğim yazdığım yaptığım ve kendi varlığımın yani her şeyin virgülüne kadar arkasındayım, tek hece dahi eksilmeden eklemeden. ben benim ve arkamdan konuşulanların arkamda kalmasını yeğlerim.

    gözlerine bakarken arkasında belirsizlik gördüğüm kimseyle de dost olamıyorum. zaten her şeyim geleceğe dair olasılıklar silsilesi ve belirsizlik bütünü iken, yeni bir hiç bilinmeyenli denklemi -çok bilinmeyenli demedim ve seçil gene azarladı aptal kelime oyunlarımı saçma matematik formüllerim ile angaje ettiğimi yineleyerek, ama devam edicem üzerine basa basa, hayatımda hiç bilinmeyenli denklemlere de denklemlerinizi çözecek sabra ve tahammüle de ihtiyacım yok. sizden de beni anlamanız kabullenmeniz veya tahammül etmeniz konusunda bir beklenti içerisinde değilim..

    şey, pardon, bakar mısınız, biraz sessizlik alabilir miyim, şekersiz içiyorum evet.. yok hayır yalnızlık katılmasın. o var zaten.. şikayetçi değilim, reçeteli kullanıyorum yalnızlığı..

    do you under starlit me?

    13 03 23 14 34

    her metne sabit dipnot: kelime hatalarından, eksik veya fazla yazılmış harflerden sanchez sorumludur. redaktörüm olur kendisi. gözden kaçırdığı bir şeyler mutlaka vardır. kendisi ile spam@unthatow.xyz adresi üzerinden e-posta yolu ile temas kurabilirsiniz. ancak tdk’yı kılavuz edinenlerin imla hassasiyetleri ve diğer edePiyasal karın ağrılarınız için başvurabileceğiniz bir ilgili mercii yok. aslına bakarsanız benim başımda ilgilim olan bir mercii de yok, Allah ya da diğer adı ile Tao dışında. 14 yaşımdan beri katıldığım edePiyat oyunlarında aldığım ödülleri satarak geçimimi sağladığım yönündeki iftiralara itibar ediniz ama.. hadi çav belladonna!

    ..

  • basınç

    1.

    odamdayım.. akşamüstü. müzik açmak istersem kulaklıkla dinlemek zorundayım. veya sesini kendim bile duyamayacak kadar kısmalı. bitişik odada, annem ve tam olarak günü gününe 8 yıl 10 aydır bu dünyada var olmayan babamdan sonraki en değerli insan olan yeğenim uyuyor. bütün gün uyuyor zaten. şöyle demek daha doğru olacak; bütün gündüz.. kendisinden, yani yeğenimden sadece dört yaş küçük olduğu halde, bu durumu anlattığımda, “bırak yaşasın hayatını, genç o daha” diyebilen bir dostum var. geceleri sabaha kadar orda burda sürtmesine karışmışım da sanki bugüne kadar, bırakacakmışım.. bıraktım ben her şeyi zaten.. hemen hemen her şeyi.. kendim dahil.. beş yeğenimden bahsi geçen vampir canım ve annem hariç.. her şey de beni bıraksaydı keşke.. kadın drakula yeğen ve annem dahil.. 

    gündüz genellikle kulaklık takmam gerekir, gece ise komşular vardır. olmasalardı bile komşular, bulunur getirilirdi varlığımdan rahatsız olunabilecek bir şeyleri olan birileri.. satın alınılırdı. yoktan yaratılırdı. halüsinasyonetik olmasına rağmen bir hayli realitik varlıklar peydahlanırdı. üç harfliler yedi rakamlılar dokuz bilinmeyenliler.. ne bileyim işte.. bir şeyler olurdu yani.. 

    hani hiç olmadı, gayet olağan dışı bir tümseği görüp düşmeyeceğin ve böylece arkandan gelen karanlığa toslamayacağın esnada telefonunun ekranı yanar, bir mesajla senin de amına konurdu, bir kez de o kırıcı oluverirdi. ki sanki cemil cümle olmamış gibi hayatıma giren bugüne kadar, daha geçen hafta yine bir iftiraya maruz kalmamışım gibi. o iftiranın ucu bucağı gök kuşağı halesi şeklinde, şekilden şekile, yani kulaktan kulağa yayılarak, sözüm ona kendini benim dostum sayanlarca bana işittirilmemiş gibi.. yani geçmişte yıllarca yıllarca ve yıllarce olduğu gibi. 

    dostum dediğin insanları savunmak sana mı kalmış canım. hata etmişsin bugüne kadar, dostların hakkında arkalarından sümkürünlerin hemen o an burnunu kıracak cümleler kurmakla, laf taşımak yerine. yapman gereken, efendi efendi dinleyip bugüne kadar sana yaptıkları gibi üj bej ucubemetrenin, hemen burnunu silip kelimelerin, daha kurumadan mendil, vıcık vıcıklığı yok olmadan, yetiştirmekti, dostlarına.. 

    siktirin gidin bundan sonra kimler benim hakkımda size dert yanıyorsa, onlar ile ilişki kurun. 

    “ve hiçbir arkadaşının

    hakkımda ne düşündüğünü bilmek istemiyorum

    arkamdan konuşulanların

    arkamda kalmasını yeğlerim” by zackEVA – 2007

    10 03 23 17 54

    2.

    birine ve daha da özelinde bana “takma” demeniz, benim bir şeyleri hala takabildiğimi düşünebiliyor olduğunuzu ele verir bana. ama takamıyorum.. keşke takabilsem. keşke eskisi gibi bir şeyleri umursayabilsem. umarsamaz değilim.. hiç olmadım. sadece, artık, umursayamazım. sayılmaz olduğum için olabilir bu, insanlık topluluğunda çocukluğumdan beri fasulyeden sayılmamdan dolayı. e bare bir pamuğa ekseydim kendimi, akan kanlarımı silmek yerine her yere düşüşümde. daha çok işime yarardım.. 

    işime yaramıyorum evet. bakın burada büyük bir risk analizi var; kendim, kendi işime yaramıyorum. işe yaramaz değilim. “işin ne  lan senin” diye sorulmalı o yüzden “sen ne işe yararsın” yerine, bana. çünkü aslen, geçmişte, taksitli borç faizimi ödeyebilmek aşkına para kazanma işlerinde, fabrikalarda heba ettiğim, ve bu dünyadaki herhangi bir sembolik birim ile asla geri ödenemeyecek olan nakitlerim -saatin tik takları ile dairesel ve orantısal olarak bölünmüş kıtalar- esnasında, bir tür multifonksiyonel elemandım. kimilerinin libido emzirme aracı.. kimilerinin okey masasında dördüncü. kimilerinin kendini yalnız hissetmeme kotası.. bir anne ve bir babanın yaşama kaynağının beşte biri. belki anne olanı için beşte beşi de olabilmiş olabilirim, baba bu dünyadan sessiz sedasız tatavasız ve patavatlı bir şekilde çekip gidince, kendi odasında. şu an bulunduğum odada. 

    odamdayım demiştim. babamın eski odasındayım aslında.. odadayım. 

    işime yaramıyorum.. mide asitimi gübre niyetine kullanarak ürettiğim nane ve limonlar da sizin işinize yaramıyor.. o halde bu bahsi kapatalım..

    daha önce de söyledim. bir acı tiyatrosu değil bu. acı çekmiyorum çünkü. çekemiyorum.. acı çekmeyi engelleyen haplarınız var. o halde biraz mutluluk? mutluluğu gözetleyen devriyeleriniz var..

    var

    varsın

    varsınız

    varlar

    çok varlar

    yok

    yokum

    yokuş

    yolum

    azım

    azalıyorum

    azalmakta

    giderek

    bugüne kadar alınan 

    mesafe

    3.

    girdap topu tut. zack ip atla. yeniden öğrenmeyelim okuma ve yazma. yani aslında inat ile öğrenmemek için mücadele etmeliydim daha o yaşta. şimdi aklım olsa. şimdi ki zamanım olsa.. boş bir kurmaca.. böylece hayatımda, gerçekten köklü bir değişikliğe gitmiş olabilirdim nigga. yoo.. hayır. bu yanlış iliklenen örgünün ilk ilmeği okul değil. daha da öncesiydi aslında. 

    inatla ve inatla ve inatla ve inatla, konuşmayı ve konuştuklarınızı anlamayı öğrenmemeliydim.. böylece, sağ çıkabilirdim, kendini yok etme planlarımdan. çıkabilirdim dedim evet, sanki gerçekleştirmiş gibi, -gerçekleştirebilirmiş demedim- kendini yok etme seansını tamamlamış gibi, -tamamlayabilirmiş gibi demedim- hayır hayır hayır, gelecekten geldi o cümle bu zamana.. ve gelecekte okuyacaklar, veya şu an okuyup gelecekte tekrar okuyabilecekler için kuruldu. 

    böylece sağ çıkabilirdim. böylece var çıkabilirdim. gelecekte. kendini paylama ve dışındaki olan biten her şeyi ve herkesi affetme dakikalarımda.. var çıkabilirdim.. kendini aklama ve başkalarını haşlamaya da dönmezdi üstelik süreç tersine evrilerek.. 

    konuşmayı bile bilmiyorsunuz ki, kimin ne için hangi amaçla ve niye bir değeri olsun hayatınızda, içgüdüsel bir şekilde gelen duygu ve hayatta kalma ve tad alma adına sergilenen iradeniz dışında, neyiniz olabilir, neyin izi kalabilir ruhunuzda.. 

    hadi kelimeleri yok edelim.. 

    4.

    bu da burada bitti ve evet girdap artık yazamıyor. “kıssadan hisseli harikalar kumanyası” adlı mini öyküleri dışında. çünkü artık hazır sigara alıcak parası da bir sigara saranı da yok. çünkü her eli arap kağıdına gittiğinde akış ve kozmosun derinlerinden gelen frekansın kulağına fısıldama hızı kesiliyor. yani bahaneler bahaneler bahaneler..

    alıcılarımın ayarları ile oynamayacağım. sigaraya daha sıkı abanacak, ve bir gün, müziği özgürce ve son kez köklediğim bir ormanda; tıpkı can dostumun, dört ay önce kaldığımız başka bir dostumuzun evinde -o da benim gibi aile evinde idam mahkumu gibi bir ruhla yaşadığı için- rahatlığa ve ferahlığa ve ev özgürlüğüne erişip, içten derinlerden gelen, öfke ile karışık bir huzurla “oh be” dediği gibi, o “oh be” anına özdeş bir hissiyatla, öleceğim.. 

    canınızı sıktıysam özür dilemem. okumasaydınız. sıkılabilecek bir can taşımayalı on yıl kadar oluyor ben. o halde ölmem de ha? ne dersiniz? susarsınız.. bilirim.. su satsam harf yerine daha çok kazanırdım tanrınızı satayım.. 

    benim değil umrumda ben

    lütfen

    olmayın umrunda siz de benim

    böyle iyi

    ha bu arada.. gelecekte, olursa bilinç sahibi robotlar, ve biterse enerjileri, kendi dijital döngülerini devam ettirmek de kendi ellerinde değil ise henüz; şarja takılırken, kendilerinden bu eylemi gerçekleştirip onları hayata döndürmek için izin alınmalı. 

    11 03 23 05 14

    her metne sabit dipnot: kelime hatalarından, eksik veya fazla yazılmış harflerden sanchez sorumludur. redaktörüm olur kendisi. gözden kaçırdığı bir şeyler mutlaka vardır. kendisi ile spam@unthatow.xyz adresi üzerinden e-posta yolu ile temas kurabilirsiniz. ancak tdk’yı kılavuz edinenlerin imla hassasiyetleri ve diğer edePiyasal karın ağrılarınız için başvurabileceğiniz bir ilgili mercii yok. aslına bakarsanız benim başımda ilgilim olan bir mercii de yok, Allah ya da diğer adı ile Tao dışında. 14 yaşımdan beri katıldığım edePiyat oyunlarında aldığım ödülleri satarak geçimimi sağladığım yönündeki iftiralara itibar ediniz ama.. hadi çav belladonna!

    ..