Etiket: #hap.erler

  • görünen köyün kavalcıları 9. ayak- içeriksel tasnif

    fanzinimizin dokuzuncu nüshası olan yeni sayısında ki içeriksel tasnif:

    Röportajlar:

    Keny Arkana (?)
    K”st
    Kezzo
    Milis
    ayrıca ülkede çeviri ve hiphop üzerine fikir üreten üç arkadaşımızla, lirikal çeviri, hiphop üzerine basılı ya da online yayıncılık ve türkçe rap üzerine röportaj yapıcaz, o isimler:
    Cenk Durlu
    Altuğ Orgun
    Guerrilla Republik
    Keny röportajı gecikirse ya da çeviri çok gecikirse ya fanzin sarkacak ya da röportaj sonraki sayıya kalacak. iki yıldır haberleşmiyordum keny ile, bi son durumları öğrenip cümle aleme ileteyim dedim
    röportajlara ek olarak gelen reviewsler..
    brujeria
    gwar
    discharge
    keiji haino
    La Düsseldorf
    Reptilians From Andromeda
    xray spex
    sabac
    viro the virüs
    ve aşırı geniş kapsamlı bir wu tang clan dosyası, (tüm alt grupları ile birlikte)
    ayrıca fanzinde, punk, underground rap ve başka naneler hakkında bir dolu içerik de var..

    mesela
    – “varoş değil underground” gibi cahilce bir söyleme karşılık geniş bir makale
    – türkçe rap’in günümüze ve diss piyasasına, geçmişten gelerek tarihsel örneklemelerle dokundurma, geçmişe de dokundurma

    not, fanzini tek başıma yapıyorum son iki sayıdır, o yüzden bir buçuk yıl iki yılda bir çıkmakta, musikili fanzinimiz, malesef eskisi gibi bir ekip/tayfa yoktur CSNS Yayımları‘nda çok çok uzun zamandır..
    şu fanzini tek başına hazırlarken zorlandığım kadar hiçbir fanzin de zorlanmadım. ama periyot beş yılda bir de olsa çıkacak işte ben ölene dek.. : )
    içerik göndermek isteyen olursa gönderebilir ancak yayın formatımıza uyarsa basarık.. yayın formatı nedir? Girdo’nun hoşuna giden her şeydir..
    Girdo haber merkezi” huşu içinde sundu
  • u.a.e.w 7: Geriye Dönüşler 1 part 2

    u.a.e.w 7: Geriye Dönüşler 1 part 2
    on güne basaram..
  • yeni zine: tükürük

    tek sayılık bir hamle. “Öfkeli Alabalık” alt başlığı ile.. eylül sonu basarım..
    sahife :2 (la música puede cambiar el mundo)

  • yeni yayın: genital panik

    sipariş: https://subyayin.com/yayin/genitalpanik/

    sasha grey’in kokain çeker gibi bir sehpadan sperm çekerken neredeyse ağlayacak duruma geldiğini görmediniz mi? gülüyordu ama. ve bir röportaj veriyordu. ben izledim. hayır giyinik vaziyetteydi. gülüyordu ve arada filminden kısa bir skeç devreye girdi. sperm çekiyordu orada çırılçıp-lak bir şekilde. aletim kıpırdamadı ve içim bir hoş olmadı. çünkü artık o kadar fazla saçma sapan videoda rol aldım ki artık bunları izlediğimde hiçbir şekilde erekte olamıyorum. ama bu dijital sperm çukurunun diğer tarafında, ekranın önünde dalgasını sıvazlayan dallamanın hayatındaki bir şeyleri yoluna koyabilmesi için ya da iyice kontrolden çıkıp sapıtabilmesi için benim spermime, amy’nin kıçına, sasha ’nın vajinasına, madison’nun tokatlanmasına, kayden’nın saksosuna ihtiyacı var. ama bu dallamadan daha da önemli olan, bu sanal rahimde hepimizin genetik materyallerinden meydana gelmiş sadece dalga ve vajinada oluşan dijital bir cenin var. ve o her geçen gün yapısını daha da fazla komp-leksleştirerek ağ ile birleşiyor. bir film ya da dizi sitesinde alttan ya da yandan fırlayıp veya yüzlerce kez yeni pornog-rafik spamlar açıp iletişime geçmeye çalışıyor. ve ben iste-sem veya istemesemde spermimle, penisimle ve çekilen tüm bu videolar ile sayısal veriler olarak onu besleyeceğim. bundan kaçamam.

    10×15 cm booklet
    limited edition
    20 sayfa




  • ağustos eylül planlamatasyon

    AĞUSTOS ayı içinde yayınlanacak fanzinler:
    Zebelliyat #30 (s02e06)
    ?! #10 (full el yapımı kolaj özel sayı) (zine-up)
    araklamasyon mirante #3: renk körü bukalemun
    U.A.E.W #7: geriye dönüşler 1 part 2 (zine-up)
    Miguel Piñero seçki şiirler
    Grotesk Günlükler – owurtesk #1 (zine-up)
    fuckbook #3
    !Y6 broşür ver. #10
    italyan fanzin mafyası #1 (newsletter)
    EYLÜL/EKİM
    Görünen köyün kavalcıları #9 (röportaj cevapları gecikirse sarkar, erken gelirse erken basılır)
    disszine #2: AYAĞIM
    kağıttan duvarlar
    içerik göndermek için: izmiryer6distro@gmail.com
    tüm yayınlarımızın listesi: http://unthatow.blogspot.com/p/fanzinlerim.html
    not: zine-up, fankit uydurmasına göndermedir, personel zine, perzine, kişisel fanzin bknz: https://en.wikipedia.org/wiki/Perzine
    not2: nisan’da basılacağı duyurulan yayınlar ağustos’a sarktı çünkü hayat şartları oyun kartlarımızı karmıyor abi ki basak dağıtak, anca…
    Esçümento haber merkezi huşu içinde sundu…
  • yeni zine duyuru

    öfke’ye dair:
    (üzerine ekleleyebileceği olan varsa iletsin, mini zine yaparım bundan kolajlarla, tam konu üzerinde çalışırken denk gelmesi de iyi oldu..
    “bizi birbirimizden alıkoyan her şeyden alacağımız var!
    ne yani, yok mu?!
    başkası ne hissediyor, ondan dinlemedikçe bilemem; ama ben, eskiden benden üzüntü yontan hemen her şeye karşı artık öfke duyuyorum ve minnettarım (artık)öfkeme. üzerimden yapayalnızca-çâresiz umut etmenin o naif sersemliğini alıp, nispeten sağaltan kudretinden suâl olunmaz o yıkıp yeniden yapıcı öfkenin azâmeti ile taçlandırıp beni, hiç olmazsa talepkâr olmaktaki haklılığımı bana iade etmekle, bir vakit kederle mil çektiğim gözlerimi bu kez taptâze açabilmeme vesîle olduğu için.
    bizim, birbirimizden alıkonulmaya tahammülümüz kalmadı.
    kaç kişiyiz bilmiyorum ama, sayımızdan azâde olduğumuzun idrâkindeyim.
    yerinde ağır taşların altına kendimizi koyup, sokulup düşlerimizin koyuna, bizi üsteleyen taşlarla helalleşiyoruz.
    sonrası sorulacak!” Tuğba Karaduman
    ardından farklı zırvalarımdan pasajlar…
    “öfkene sadık ol”
    “ve hiçbir zaman önemsemeyen
    hangi tarafta olduğunu
    elim sende oynayan
    dünyanın kuralı bu diyen
    uyanık olmak zorundasın diyen
    kurnaz olmak zorundasın diyen
    takma, boş ver, onlarla uğraşılmaz diyen
    öfkesini daima
    kendilerinden güçsüzlere kusan düzineler
    sert bir duvara çarpınca
    arkasını dönen hemen
    zorlamayan hayatı
    hedefleri olmayan
    inancı olmayan
    düş gücü olmayan
    sürüyle adam”
    “şiir var hala
    sihir de olmalı öyleyse
    buralarda bir yerlerde olacak
    bir hayal görüp
    kendini iyi hissetmen için
    biliyorsun diyecek sana
    geri alacağını biliyorsun
    kaybettiğin her şeyi
    senden çalınan her şeyi
    linç edilen her şeyi
    ruhunu korumaya devam et
    kelimelerini korumaya devam et
    öfkene sadık ol
    acına sadık ol
    ve bekle sadece
    ölmeden bekle
    zamanı gelecek
    kendini kandırma diyenler
    aptal olduğunu düşünenler
    düş dünyasında gezdiğini söyleyenler
    kapatıldıkları kafeste
    sirklerine devam edebilirler”
    “içindeki öfkene sadık kalmak dışında hiçbir planın yoktur. plan geliştirmezsin. kalan son fişlerini sürmüşsündür masaya. “ya hep ya hiçten” öte bir durumdur bu. “ya hiç, ya ben” dersin, içinden. kağıtlar karılır, dağıtılır, ve eline bile bakmadan, rölans demeden, kavın çok çok çok altında bir miktarla dahil edildiğin masada, ganyota göz koyup, rest dersin.”
    “…ve bu noktada, hissedebilen veya hiçbir hissi olmadığı halde, yani cansız olduğu halde, size bir şeyler hissettirebilen bir şeyi, bir şekilde kaybetmek, ölüm veya başka bir şey, kaybetmek, acı demektir. ve acı, öfkeye dönüşebilen bir şeydir. ve acınızın öfkeye dönüştüğü noktada, jiletinizi kendinize tutuyorsanız, bu gerçekten, sizin, çok hassas bir insan olduğunuz anlamına gelebilir. kendinizi, yaşanan her şeyden, suçlu bile olmasanız, suçlu hissediyorsanız, bu sizin, çok hassas bir ruha sahip olduğunuz anlamına gelir. o yüzden, “dünyaya huzursuz olduğum için suçlu hissettiğimi söyle” der 2pac. ve o yüzden, tepemizde gezinip vır vır konuşan ve hayatımızın içine eden insanlar, bize “sakin olun” derler. “sakin olun, kemerleri biraz daha sıkalım, her şey düzelecek”. ne zaman düzelecek amına koyayım?”
    “çünkü artık, öfkeye dönüşen acıdan, içimde, kendime hasar verebileceğim bir parçam kalmadı benim”
    “bu noktada, o yok olan şeyi yok eden veya yok olmasına neden olan şeylere karşı öfke duyuyorsunuz. ve size yardımcı olabilecek hiç kimse yok. çünkü yargı sistemindeki görevli insanlar işini yapmıyor. çünkü yardım kuruluşları söylediklerini yapmıyor. çünkü bir şeyleri korumak adına kurulan dernekler söylediklerini yapmıyor. yalnızsınız. yapayalnız. dünyaya karşı ben. “me against the world”. ve sonra hakkınızı aradığınız için suçlanıyor ya da aptal yerine konuyorsunuz.”
    “acı çek ama öfkelenme. sakin ol. her şey olacağına varır yavrum. hiçbir şey değişmez. sisteme adapte olup yaşamın tadını, sana ayrılan sürede, tadabileceğin kadar tatmaya çalış. söylenen bu bize. o halde siz, bunu yapmaya devam edin. ben yapmıyorum. ben müzik dinliyorum. hepsi bu. arada bir zırvalıyorum bir de. ve öleceğim. ve herkes ölücek. ama ölmeden önce, acıyla karışık öfke sotemi, sos haline getirip, birilerinin başından aşağı dökmekten başka bir şey istemiyorum. sonra da “özür dilerim, kazayla oldu” diyeceğim. hani üzerinize yanlışlıkla elindeki tepsiyi deviren bir garson gibi. ya da üzerime bilerek devirdikleri bir sürü saçmalıktan sonra özür dileyip farkında olmadıklarını söyleyen ve hala farkına varmamış olan… lala lala la. burada kesiyorum…”
    “hiç bir şey değişmez… değişmeyecek. ve yunanistan’da, alex’in katledilişi sonucu patlak veren isyanlar gibi isyanların tekrarları arasındaki periyot kısalıp, tehlikeli bir virüs gibi her yere yayılana kadar da, öfkemiz dinmeyecek.”
    “bir kez daha. burada. öfkemizi kendimize yöneltmememiz gerektiğini vurgulamak istiyorum. intihar etmeyin. acıdan da gebermeyin. bekleyin ve öfkeniz açığa çıktığında, sakinleşmeden, yapmanız gerekeni yapın.”
    “acımızı öfkeye dönüştürmemiz gerekiyor, insanları rahatsız eden yazılar yazmamız gerekiyor, insanları rahatsız eden resimler, insanları rahatsız eden müzikler…. insanları rahatsız eden dedikodular üretelim, suni yalanlarına karşılık abartalım onların gerçek yüzlerini, çünkü gerçeği yumuşatmaya ve katlanılabilir kılmaya çalışıyorlar, karşımızda bir düşman da yok üstelik, en büyük düşmanımız kendimiziz, kendimize düşman olup bu hayatı hak ettiğimizi düşünmemiz için ortaya hak etmek diye bir kavram çıkardılar, hak etmeyi eğitiminiz ve zeka düzeyinizle eşlenik kıldılar, ne kadar çok çalışırsanız o kadar çok kazanacaktınız, tembellik ayıplanan bir şey oldu, yan gelip yatmak hor görülüyor, peki o halde ne yapmamız gerekiyor? “
    “ve anti-deprasanlarla sinirimizi yatıştırmalarına izin vermeden yeterince ağlayarak yapmalıyız bunu, çünkü acı’nın son noktada öfkeye dönüşmesi muhtemeldir daima, ve sen o anda kendini tüm bu yaşananlardan dolayı suçlu hissediyorsan öfkeni kendine yansıtıp intihar edebilirsin, suçlu bir bilinç üretmek ve insanın kendi ‘kendi’sini suçlu hissettirtmek, sistemin en büyük kozlarından biri çünkü… intihar yerine isyan etmemizden korkuyorlar çünkü, kendimizin farkına varıp, kendimize değer verip, bize dayattıkları tüm değer yargılarını, kutsal olarak önümüze sunulan herşeyi linç etmemizden korkuyorlar. bu yüzden kutsal olan her öğretiyi dokunulmaz kılıyorlar, yasalarlar veya örf ve adetlerle, bir şekilde normalleştirilen fedakarlık kavramı, peki ama ne için hayatlarımızdan fedakarlık yapacağız? daha ne kadar fedakar olmalıyız? ölene dek sürecekse, feda edilmiş olmayacak mıyız? şunu unutmayın, fedakarlık süresi uzarsa, feda edilmiş olursun. birilerinin daha rahat yaşaması için fedai olarak mı yaşamamız gerekiyor? her şeyi, tüm arzu ve istekleri, adaleti ve refahı öldükten sonrasına mı bırakacağız? peki ya yoksa öyle bir şey?”
  • arabölge ve türbülans

    “arabölge” isimli übersonic depresif fanzinim bir hafta içinde sınırlı sayıda basılıyor.. ankara istanbul semalarında görüştüğüm arkadaşlara ve izmirdeki dostlara elden teslim ile dağıtılacak..

  • kitaplarım

    ilk yedi kitabımın pdf’si, ilk ikisi basıldı, üçüncüsü mayıs ayında basılıyor, yılda bir tane basıyorum işte, ya tutarsa..
    indirilip basılabilir olan orjinal pdfler: https://yadi.sk/d/HZa0I0m23T8HEA
    online okunabilir versiyonlar: https://issuu.com/girdapzackunthatow
    not: ilk sekizi hazırdır. 9 10 11 şu aralar aynı anda yazılmaktadır..
  • yeni roman yolda..

    upon zack adlı pek bi süperkahramanlı, cinayetli minayetli, seri katilli, şirin mi şirin romanım, doğuzuncu kitabım olabilir, araya başka meseleler girmezse, belki de on olur, yazılır efendim, geriye dönüşler adlı ilk kitabıma 10 yılımızı verdik, bu da bi beş yıl alır götürür bizden. her neyse, arada yazdıkça, flashbackli flashforwardlı, zamansal algıda belli bir güzergah izlemeyip kısa öykülerle hayalperestliğimi naklettikçe, paylaşırım ordan burdan.. polisiye değil ama, katili belli polisiye mi olur, merak da uyandırmıyor, okuyana bir vaati de yok, bir şey de vermiyor.. pek yakında, azar azar..
  • imza günüm var efenim..

    20 mayıs cuma günü, tiryaki kedi’de imza günüm vardır efenim. detaylar şu adreste:

    https://www.facebook.com/events/982392558480974/