Etiket: şiir değil bu

  • sasha grey

    dün
    gece işteydim
    evdeyim
    şimdi
    içiyorum
    kendi
    halimde
    bir
    konserin içinde tek başına zihnim
    gözlerim
    kapalı
    özel
    bir konser
    tek
    kişilik
    aynı
    özel defileler gibi
    zihnimin
    içinden geçip giden hayat
    gerçek
    değil, evet
    ama
    gerçek olamayacak her şey dahil menüme
    kuzeylere
    gidiş mesela
    ya
    da sasha grey ile bir gece
    seks
    değil, hayır
    sadece
    kokain çekip, müzik dinlemek belki
    ve
    konuşmadan beklemek öylece
    yanında
    sasha
    içine
    aldığı onlarca adamın anısı ile
    senin
    yanında dinlendiğini düşünüyor
    dinlendiğini
    -her üç anlamda da-
    otuzunda
    mesela
    ve
    bir film için yaşlanmış artık
    bir
    porno yıldızı
    otuzunda
    ve emekli edilmiş
    yanında
    oturuyor
    az
    önce birkaç çizik tüketmişiz
    ve
    müzik dinliyoruz
    ve
    dönüp bana
    “sence
    en iyi sahnem hangisiydi” diye soruyor
    “bilmiyorum
    güzelim” diyorum
    “hiçbir
    filmini izlemedim senin
    bir
    röportajını okudum sadece
    ve
    birkaç fotoğraf
    kayık
    gözlerine baktım
    yüz
    ifadene
    hepsi
    bu kadar”
    otuzuna
    gelmiş sasha
    ben
    otuz altımdayım o sırada
    gözlerimi
    açıyor
    sigaramı
    tazeliyor
    ve
    bir bira daha açıp
    tekrar
    düşe dalıyorum
    sabahın
    yedisindeyiz
    işten
    geldim az önce
    ve
    birazdan uyuyacağım

    7
    ağustos 2008
  • bazen düş kurmak gerekir

    bazen
    kendini
    nedenini
    bilmesen de
    huzurlu
    ve
    her
    şey yolundaymış gibi hissedersin
    huzur
    pek uğramaz ama sana
    ve
    bir şeylerin yolunda gitmesinden öte
    ters
    bile gitmiyordur işler
    hiçbir
    yere gitmiyordur
    yerinde
    sayıyordur
    zaman
    akmıyordur
    çakılıp
    kalmışsındır
    her
    geçen gün
    bir
    öncekinin aynı iken
    tüm
    felâketler
    ardı
    ardına gelir
    otobüs
    için bile para bulamazken
    evden
    çıkamazken
    gidebileceğin
    en uzak nokta
    yürümeye
    gücünün yeteceği en uzak nokta iken
    ve
    dahası dostlarım
    fatura
    nedeni ile kesilen
    telefon
    su
    ve
    elektrikle
    oturmuş konuşurken
    sigara
    sarmaya çalışırsın
    -tütünün
    vardır hiç olmazsa-
    daha
    sonra
    çakmağı
    bulur
    sigarayı
    yakar ve
    camdan
    dışarı bakarsın
    günlerdir
    süren yağmur
    günlerdir
    süren soğuk
    günlerdir
    süren cehennem
    günlerdir
    süren şikayetler
    yaya
    gelen postacılar
    faturaları
    kapının altından iterken
    yaya
    gidilen iş görüşmelerinden
    kapı
    dışarı edilirsin
    yine
    de başını kaldırmaya gücün yeter
    günlerdir
    açmayan gri gökyüzü
    şekil
    değiştirmiş
    güneş
    doğmuştur nihayet
    tekrar
    olması
    gerektiği yerde
    olması
    gerektiği şekilde
    parlıyordur
    sana
    sana
    parladığını düşünürsün
    her
    şeyin senin için olduğunu
    özel
    olduğunu
    özel
    bir hayat sürdüğünü
    yazar
    hayatı
    yazar
    sıkıntısı
    tanrı’nın
    bazı
    insanlara
    yazar
    olmaları için enjekte ettiği
    hüznün
    şırıngası
    kendini
    kandırıyorsundur oysa
    ama
    buna ihtiyacın vardır
    kendini
    kandırmaya
    boka
    battığını düşünmektense
    bokun
    içinde hazine bulacağına
    ki
    önemi yoktur hazinenin
    ya
    da başka birilerinin
    seni
    bir hazine olarak görmesinin
    elektriğin
    önemi yoktur
    suyun
    önemi yoktur
    telefonun
    önemi yoktur
    bakkala
    gider
    rica
    edip
    para
    vermeden gazeteyi kurcalamak için
    ilânlara
    bakarsın ayaküstü
    birkaç
    adres not edip
    gazeteyi
    yerine koyar
    ve
    en yakın mesafeden
    başlarsın
    dolaşmaya
    ertesi
    gün
    daha
    kötü hissedeceğini biliyorsundur

    aramak
    yokuş
    aşağı koşmaktır

    bulmak ise
    30
    gün bir duvara tırmanıp
    her
    maaş günü o duvardan atlamak
    yere
    çakılmak
    ve
    baştan başlamak
    bıkmışsındır
    ama artık
    umursamıyorsundur
    çözmek
    istemiyorsundur hiçbir meseleyi
    üzerinde
    adresler yazan kâğıdı
    bakkaldan
    dönerken çöpe atar
    “sikmişim”
    dersin güneşe doğru
    “bugün
    tatil yapacağım”
    evet
    evet
    işsiz
    insanların
    kendilerine
    verdikleri
    ufak
    kafa tatilleri

    aramadan geçirdiğin
    ufak
    tatlı kaçamaklar
    ve
    “her şey iyileşecek zack” dersin kendine
    bir
    kadın kapıdan içeri girip
    odanı
    ve kafanı toplamana yardım edecek
    ve
    yatağa girdiğinde
    orada
    olacak daima
    “yazabildin
    mi bir şeyler” diyecek
    “beşinci
    roman da bitmek üzere” diyeceksin O’na
    ve
    mutfakta bir şeyleri deviren kedilerinizden birine
    bir
    küfür savurup
    uykuya
    dalacaksın
    yaş
    kırk beş
    15
    mayıs 2008

  • eski güzel günler

    adamın
    biri geliyor
    ve
    yazdıklarımı beğendiğini söylüyor
    eyvallah
    diyorum
    değişik
    bir tarzım varmış
    ve
    kendisi de yazıyormuş
    ona
    da eyvallah diyorum, herkes yazıyor, yazabilir
    ve
    esasen
    bir
    kum torbasının ne kadar tarzı varsa
    benim
    de o kadar olabilir demek geliyor içimden
    demiyorum
    susuyorum
    konuşmaya
    istekli değilim
    sıkılıyorum
    gerginim
    sarhoşum
    ve
    sorular devam ediyor
    ardı
    arkası kesilmeden
    her
    soruya sadece cevap verip
    aynı
    soru kipini
    “ya
    sen” diyerek geri iade etmiyorum
    anlamalı
    diye düşünüyorum
    konuşmak
    istemediğimi
    en
    azından bugün
    ya
    da
    sadece
    beleş bira için bulunduğumu burada,
    oysa
    bu
    durumu
    daha da kötüleştirmekten başka bir işe yaramıyor
    nerde
    oturuyorsun
    çalışıyor
    musun
    hangi
    okula gidiyorsun
    kimleri
    okursun
    hangi
    filmleri seviyorsun
    gerçek
    adın ne
    hebele
    hübele
    kendimi
    bir röportaj veriyormuş gibi hissediyorum
    ki
    vermişliğimde var daha önce
    birkaç
    fanzin, birkaç dergi, ot ve bok
    ki
    sıkıcı
    ki
    gereksiz
    ki
    üzerinde iyice araştırılma yapılması gereken bir mesele bu
    ve
    ben üzerinde iyice araştırılması gereken bir ürün değilim
    ve
    bekliyorum
    ve
    zaman öldürmek için sorulara cevap verirken
    yalanlar
    uyduruyorum arada bir
    kendime
    önemli bir yazar süsü veriyorum
    şaşalı
    klas
    ve
    aynı anda
    ve
    aynı odada
    bir
    hatun gözlerini bana dikmiş
    bir
    dahi olduğumu sezinliyor
    geceyi
    benimle geçirmeye hazır
    geceyi
    kendimle bile geçirmeye hazır hissetmiyorum oysa
    bir
    an önce sızıp
    sabahın
    köründe baş ağrısı ile uyanınca da
    bu
    lanet yerden çıkıp gitmek istiyorum
    senaryo
    tekrar ediyor
    bu
    kez
    eve
    yeni gelen başka bir tip
    aynı
    soruları soruyor
    onların
    misafiriyim
    karşı
    koyamıyorum
    hiçbir
    şeye karşı koyamıyorum
    üzerime
    akın eden sinekler ordusu
    biri
    şifonu çekmeli diye düşünüyorum
    lağıma
    gönderilmem için
    ve
    karşımdaki hatuna arada bir bakıp
    bana
    baktığını gördükçe
    ilham
    alıyorum
    daha
    çok yalan söylüyorum böylece
    daha
    havalı
    ve
    daha çok boka sarması için her şeyin
    ve
    daima bir uyum sorunu peşimde
    birazdan
    iki tip evine gidecek
    diğer
    iki hatun bana şurada uyuyabilirsin diyecek
    biri
    gece yanıma gelecek
    ben
    gidip birkaç bira daha almamız gerek diyicem
    para
    verecekler
    ruh
    verecekler
    sihir
    verecekler
    ve
    hayatta kalma şansımızın giderek azaldığı bir günde
    öksürükten
    boğularak, bir sigara daha alıcam onlardan
    derin
    bir müzik bilgim olduğunu düşünecekler
    harikulade
    boklar zırvalayıp
    hiçbir
    şeyi umursamayan
    bir
    süperman olduğumu düşünecekler
    içlerinden
    biri bana aşık olacak
    içlerinden
    biri ona karşı koyamayacak
    ve
    her şey
    sihrin
    bozulup
    ilginin
    azaldığı
    ve
    tüm balonların patladığı
    o
    ölüm anına kadar
    devam
    edecek
    hepsi
    bu
    sonrası
    tekrar
    aynı
    senaryo
    klişe
    baştan
    savma
    tutarsız
    ve
    şimdi
    o
    günden bu güne geçen
    dört
    koca yılı düşününce
    üzerine
    bu kadar uzun bir şiiri feda edebileceğim
    o
    kadar da önemli olmayan
    sıradan,
    kasvetli, kapalı, salak günlerimden
    kaç
    tane kaldı diye düşünüyorum
    yanlış
    atlar
    yanlış
    maçlar
    ve
    yanlış hatunlar
    anafikir
    bu
    nokta
    14.mart.2008

  • iş yeri düşleri

    insanlar
    sorup duruyor
    neden
    hiç konuşmuyorsun diye
    neden
    hep susup kalıyorsun
    tepkisizsin
    her şeye karşı
    durgunsun
    ve
    donuk
    güler
    gibi yapıyorsun daima diyor
    ama
    ben anlıyorum
    aslında
    hiçte komik gelmediğini sana
    söylediklerimiz
    ya da
    olayların
    işleyiş tarzının
    ve
    çok ender gördüm senin
    içten
    bir şekilde gülümseyişini
    ve
    ters giden her şeye karşı
    nasıl
    da çıkmaya çalıştığını
    düştüğün
    o lanet bok çukurundan
    boş
    ver diyorum ona
    düşünmeyeceğiz
    düşünmek
    zorunda değiliz
    alışmak
    gerek
    tek
    zorunluluğumuz bu diyorum
    alışmak
    değişmeyecek
    çünkü
    asla
    değişmedi
    bi
    gram bile değişmedi
    ademden
    beri değişmedi
    içmek
    gerek
    ölene
    dek
    ve
    dolduruyoruz bardakları yeniden
    bira
    votka
    ve
    sabaha karşı
    o
    sızmışken
    ben
    içmeye devam ediyorum
    ve
    sonra
    hastane
    üç
    ya da
    dördüncü
    olmalı bu
    ama
    her
    neyse
    bu
    kadarı yeterli
    işime
    dönmeliyim
    boktan
    işime
    yazarak
    zaman kaybediyorum

    12 mayıs 2007
  • veresiye yaşam

    ve
    bir sigaranın muhabbetini yapan adamlarla
    muhatap
    olmamayı öğrendim
    ve
    otlakçılar ile sülüklerle
    ve
    orospularla
    orospu
    ruhlularla
    kadın
    ya da erkek fark etmez
    hepimizin
    ruhunda var biraz orospuluk
    bir
    ruhumuz varsa tabi
    ve
    kimsenin göremediği kurşun yaralarımız
    kurşuna
    dizdiler boktan ruhumu
    hayatım
    boyunca
    kurtar
    beni amanda…
    hey,
    sana yaslanabilir miyim?
    gözümü
    kapatarak
    tamamen
    ve
    düşmeyi sorun etmeyeceğinden emin olabilir miyim?
    ve
    parasızlığı
    ve
    çok parayı da
    olduğu
    takdirde
    geleceğe
    saklamadan harcamayı
    aynı
    hayatımı harcadığım gibi
    ruhumu
    vücudumu
    ama
    biraz daha var hâlâ içimde
    ruh..
    ruh,
    hüzün ve kahkaha..
    hey,
    hadi bu gece de içelim
    yarın
    gece de
    ondan
    sonrakisinde de
    ve
    daha sonrakisinde de
    son
    on senedir yaptığım gibi yani
    ve
    bir on sene daha devam buna
    hatta
    yirmi
    otuz
    kırk
    burnumdan
    kan geldi dün
    kusuyorum
    arada bir
    alkol
    alınca burnum akıyor
    ve
    ot alınca da
    sürekli
    bir öksürük krizi
    gece
    gündüz
    akciğer
    ağrıları
    mide
    ağrıları
    uykusuzluk
    iştahsızlık
    hey
    hey bi saniye
    şikayet
    etmiyorum
    rahatsız
    değilim bu durumdan
    içmeye
    ve yaşamaya devam edeceğimi
    söylemek
    istemiştim sadece
    ve
    ölmeyeceğimi
    her
    şey ne kadar kötüye giderse gitsin
    ya
    da iyiye
    ha
    bu arada
    sınırsız
    bonkör ve
    bir
    gram bile cimri olanlardan uzak durun
    benden
    de..
    her
    ne kadar ben, ne cimri ne de sınırsız bonkör olmasam da
    sürekli
    gizli kalan bir şeyler var çünkü içimde
    olmalı
    yüzde
    doksanımı öykülerimde kemirtmiş olsam da size
    sınırsız
    bonkör değilim
    bir
    gram cimri de
    ve
    orospu da değilim
    ve
    şair de
    ve
    yazar da
    ve
    bunların ilk üçünü bana yakıştırmanıza ses çıkarmıyorum ama
    son
    ikisi epey can sıkıcı dostlar
    bana
    yakıştırmanız da
    kendilerini
    öyle zannedenler de
    ve
    çok fazla bir şey beklemiyorum bu hayattan
    ufak
    bir ev
    aptal
    bir iş
    ve
    ruhuma denk bir hatun
    geriye
    kalan her ne varsa
    dünya
    üzerinde
    sizin
    olabilir
    tüm
    eski sevgililerim de dahil buna
    sikmişim
    iyi yaşamayı
    26
    kasım 2006 – ardeşen/koğuş

  • benim çöplüğüm

    “bizi öyle bir
    sikmişler ki” demişti
    o ufak dükkana
    sıkışıp kaldığımız
    ve kimsenin
    hiç bir şey satın
    almadığı
    zamanlardan birinde
    sisteme, gidişata
    ya da işlerin yürüyüş
    şekline
    ve bizim bir türlü
    yürütemeyişimize
    kızarken
    hep ters köşeye
    yatırılışımıza
    haklıydı
    çok pis sikmişlerdi
    bizi
    kanatlarımızı ve
    kuyruğumuzu kesip
    bir kümese
    kapatmışlardı
    ayar olmamızı
    bekliyorlardı
    ama farklıydık bir
    şekilde
    en azından ben
    öyleydim
    okumak istemiyordum
    çalışmak
    istemiyordum
    evlenmek
    istemiyordum
    yayınlanmak
    istemiyordum
    çok para
    istemiyordum
    parasızlığa tahammül
    edemiyordum
    ve tahammül
    edemiyordum aynalara
    aptal bir surat
    3 haftalık sakal
    ve ne yapması
    gerektiğini bilmeyen
    ve dahası hiç bir
    şey yapmak istemeyen
    bir adam
    sadece
    müzik
    alkol
    ben
    ve beni
    diğerlerinden koruyacak
    dört duvarım olmalı
    sonra
    birden
    O geldi
    ben hayatımı
    hiç bi getirisi
    olmayan
    aptal şeylerle
    tüketmiştim
    ve hiç bir çıkış
    yolum kalmamıştı
    giderek daha çok
    yaklaşıyordum bir hiç olmaya
    ve uzaktım işte
    900 kilometre
    bi tek o gece
    kendimi tamamen
    bıraktım
    ruhumu
    bedenimi
    ve daha başka ne
    varsa insanda olan
    her şey olabilirdi
    ölebilirdik bile
    O isteseydi yapardık
    ya da
    daha ileri
    gidebilirdik
    hiç çıkmayabilirdik
    o odadan
    ve dört duvar
    yeterdi bana
    ama izin vermezlerdi
    baskı altındaydım
    karnı acıkacaktı
    üşüyecekti
    ya da faturalar
    bir şekilde
    sıçacaktı ağzımıza
    ve sabah
    bir çift gözle aynı
    anda uyanıp
    tebessüm etmek
    ve dudaklar
    ve bir daha asla
    hiç bir şey
    o derece mucizevi
    ve harikulade
    olamayacak
    tekrar başa döndüm
    burada oturmuş
    düşünüyorum
    ve evet galiba
    tekrar istemiyorum
    umut etmek bana göre
    değil
    iyi bir şeyler
    beklemek de
    burada oturup
    içkimi yudumlamak ve
    duvarlarımı izlemek dışında
    yapabileceğim pek
    bir şey yok
    dışarıda
    diğer ne varsa
    sizin olabilir
    ama bu 9 metrekare bana ait
    şimdi izninizle
    uyuyacağım

    15.09.2006
  • tıkanıklık

    öyküler
    geliyor
    öyküler
    gidiyor
    geçenlerde
    bir roman bile geldi
    çaldı
    kapıyı
    yerimden
    kalkamayacak kadar kötü hissediyordum kendimi
    çaldı
    çaldı çaldı
    zorladı,
    açmaya çalıştı
    bir
    kaç sayfa sonra durdu
    olmuyordu
    olmayacaktı
    zorlamanın
    anlamı yoktu
    hiç
    bir şeyin anlamı yoktu
    ve
    şiirlerim boktandı
    ve
    ben boktandım
    ve
    hayat boktantı
    ama
    boşver
    bir
    bira aç
    ve
    yazamamaya başla
    hayatta
    kal be adam
    ne
    intiharı?
    2
    cümle yazıp tıkanıyordum
    ama
    önemi yoktu hiç bir şeyin
    öyküler
    geliyordu
    öyküler
    gidiyordu
    ve
    evet
    yazamıyordum
    okuyamıyordum
    yemek
    yiyemiyordum
    tıraş
    olamıyordum
    yürüyemiyordum
    hareket
    edemeyecek kadar sıkıştı ruhum içimde
    ya
    da
    bir
    şeyler alıp götürdü bende bir şey
    ve
    bir kez daha
    işimi
    bitirmeyi tasarlarken
    bir
    şişe şarap
    müzik
    ve
    bu şiir yetişiyor imdadıma

    15.eylül.2006
  • kadınlar

    genellikle
    fanzin isteme bahanesi ile yaklaşırlar yanıma
    çok
    azı
    açık
    açık
    seni
    merak ediyorum der
    tanışmak
    istemiştim
    ah
    evet tabii derim
    neden
    olmasın
    tanışalım
    aşk
    ister bazıları
    bazıları
    seks
    her
    ikisini de istemiyorumdur oysa
    tanışmak
    bile istemiyorumdur
    kendimi
    kapattığımı söylerim onlara
    aşk
    yok
    seks
    yok
    ısrarcı
    olanları vardır
    olmayanları
    da
    ve
    baştan çıkartabilirler insanı
    çok
    çabuk
    biraz
    alkol
    biraz
    vücut gösterisi
    bir
    sigara içelim
    umarsız
    davranırım çoğu zaman
    ve
    bir taktik meselesi de değildir bu
    ama
    severim kadınları
    ruh
    ve ilham verirler bana
    ve
    biraz daha yaşama şansı
    yine
    de uzak durmaya çalışırım
    tehlikeden
    tuzakları
    vardır onların
    ve
    siz farkına varmadan
    bir
    anda
    kapılır
    gidersiniz
    ve
    çıkamazsınız işin içinden
    her
    şeyinizi alabilirler
    etinizi
    kemiğinizi
    ve
    ruhunuzu
    hiç
    bir şey bırakmazlar geriye
    ve
    çekip giderler
    daima
    27.şubat.2006

  • son dakika golüne kadar dindar

    sabahtan
    akşama kadar
    beth’in
    o hüzünlü sesini dinleyip
    oynadığım
    kuponun
    ters
    gelmemesini umut ettim
    hayır
    tanrım
    lütfen
    bu
    kez olmaz
    paraya
    ihtiyacım var
    bir
    ara annem geldi
    “bugün
    kadir gecesi”
    “evet”
    dedim, “duydum, öyleymiş”
    “5
    saat var iftara
    ve
    nasıl olsa hiç bir şey yemiyorsun
    bare
    bir niyet et de
    oruç
    tut bugün”
    “ederim”
    dedim
    ve
    niyet ettim
    kabul
    ederse
    ki
    etmese de
    onun
    bileceği iş bu
    ve
    ezan okundu
    ve
    bir kupon daha hazırladım ben
    iyi
    gidiyordu
    son
    dakika golüne kadar
    hey
    tanrım dedim
    senin
    için oruç tutuyorum
    cennet
    umurumda bile değil benim
    yak
    beni
    öldür
    mahvet
    bak
    diğerlerine
    onların
    tek istediği cennet
    sen
    siklerinde bile değilsin
    nasıl
    kanabilirsin buna?
    ve
    bir kupon daha hazırladım çarçabuk
    ve
    üçüncü kez son dakikada kaybettim
    yirmialtı
    milyon
    çünkü
    bahisçiler sürekli
    kazanacakları
    takdirde alacakları
    ikramiyeyi
    kaybettiklerini düşünürler
    işte
    bu yüzden ben
    her
    gün
    milyarlar
    kaybediyorum
    bir
    bira açtım sonra
    oysa
    tek istediğim
    doğru
    tahminlerdi
    cennet
    değil

    31mayıs2005
  • yaşam ve akciğerlerim

    saçmaydı
    bastan sona
    komple bir şekilde
    düzülmüş gibi
    hissediyordum kendimi
    çıkamıyordum bir türlü
    son bulmasını
    istiyordum
    herhangi bir son
    ama ölmene bile izin
    yoktu
    ne saçma bir hayat
    diye düşündüm
    sigaramdan bir duman
    alıp
    yoluma devam ettim
    ciğerlerim
    üçüncü kez patlarsa
    ölebilirdim
    ama sorun değildi
    yaşıyor da sayılmazdım
    zaten
    bir aşağı bir yukarı
    bir ileri bir geri

    12.mayıs.2005